1. YAZARLAR

  2. Yaşar ÖZKAN

  3. KURTULUŞ MANİFESTOSU “MEM Û ZÎN”VE ÊHMEDÊ XANÎ 3
Yaşar ÖZKAN

Yaşar ÖZKAN

Yazarın Tüm Yazıları >

KURTULUŞ MANİFESTOSU “MEM Û ZÎN”VE ÊHMEDÊ XANÎ 3

A+A-


 

Xanî’nin şaheseri olan Mem û Zîn’e geçmeden önce, diğer eserlerini de tanımakta yarar var sanırım.

 

1-Mem û Zîn

2-Nûbîhara Biçûkan

3-Eqîdeya Îmané

4-Eqîdeya Îslamé

5-Divan I

6-Divan II

7-Qevlé Hespé Reş

8-Sîseban

9-Erdé Xuda

10-Xanî’nin Fıkıh,Mantık ve Dil ile ilgili kayıp eseri

Xani’nin Erdé Xuda eseri coğrafya ve astronomi ile ilgili eseridir. Bu eser sonradan ortadan kaybolmuştur. Siseban adlı eseri, miladi 1702 yılında yazılmıştır. Kitap 40 bölüm ve 1635 mısradır. Qevlé Reş adlı eser 29 bölüm ve 1171 mısradır. Eqîdeya İmané ve Eqîdeya İslamé (İman risalesi ve İslam Risalesi)eserleri İman ve İslam şartlarından bahseder.

Nûbihara Biçûkan (Çocukların Yeni Baharı)

Kürd dilinin ilk Kürdçe-Arapça sözlüğü olan bu eserde 954 adet Arapça sözcük ve Kürdçe karşılığı vardır. Eser yaklaşık 220 beyitten oluşmuştur.

“Vek éxistin Ehmedé Xanî,

Navé ‘Nûbihara Biçûkan’ lê danî

Ehmedé Xani bu esere

‘Çocukların Yeni Baharı’ adını koydu.

Xanî 33 yaşında iken,1683 yılında bu eseri manzum sözlük olarak yazdı. Medreselerde, Arapçayı kolay bir şekilde öğrenmeleri için bu eseri Kürd çocuklarına armağan etmiş ve sonrasında ders kitabı olarak okutulmuştur. (Kürt Filozof Ehmedé Xanî:Abdullah Yaşin)

 

 

Ve Onlar Destanı “ Mem û Zîn’’

Mem û Zîn eserine geçmeden önce, bir şeye açıklık getirmekte fayda var. Bu destanını, Memé Alan destanından alıntı olduğunu söyleyenler var. Haliyle hikâyenin geçtiği yer ve başrol aktörleri aynı olunca böyle açıklamalar oluyor tabi. Evet, tasarımcı Xani, bu eseri yazmadan ve onu şiirsel bir kalıba döküp ebedileştirmeden önce “Memé Alan” hikayesi Kürdistan’da yaygındı. Memé Alan destanında baş aktör Mem’dir. Mem, Mağrib’li veya Yemenli bir kralın oğlu Arap soylu bir prenstir. Mağripten gelip Botan’daki Zin prensesi alıp götürecektir. Yani Memé Alan’da Mem safkan bir kürd değildir. Kürde prens, ancak ya Arap’tan, veya Pers’ten gelecektir. Aşağılık kompleksi, özgüvenini kaybetmiş hastalığı, bundan daha güzel nasıl ifade edilir? Zin gibi nazlının gönlünü ancak yabancı bir prens fethedebilir. O Kürd’e yakışmaz. Yahut güzellikler, zenginlikler Botan’da kalmamalı; Yemen’e Persepolis’e, Turan’a verilmeli!

Senarist Xani, bütün bu saçmalığa bir son vermiştir. Yazdığı “ Mem û Zin” şiirinde, tüm güzellikler. Zenginlikler, iyilikler Mem içindir. Bunun savaşını vermektedir. Mem ise Kürd halkıdır. İki destanda da aynı yerde geçmekte (Botan)her ikisinde de destan kahramanları (Mem, Tacdin, Beko, Zin, Sıti) aynıdır. Her ikisinde de aşklar (Mem ve Zin) mutlu sonla bitmez. (Üçüncü Öğretmen Xani: H.MEM) İşte Memé Alan’la ayrılış noktası bundan sonra başlar.

Daha önce belirtiğimiz gibi, dahi sosyolog Xani, bu eseri, kendisinin de açıkladığı aşk destanını bir bahane kılarak sosyolojik bir gerçekliğe taşır. Kürt halkının dramını, gerçeklerden hareketle, hikâye de geçen kahramanlarla telmihler. Bu isimleri bir enstrüman gibi kullanarak geleceğe fener tutar. Destanda geçen her bir fügüre sembolik değer atfeder. Şimdi bu sembolik isimleri ve atfettiği karşılıkları görelim.

Mem: Kürd halkı, Tacdin:otoriteli irade, Zin: hürriyet, Sıti: hukuk, Arif:Tacdin’in kardeşi ve danışmanı, Gurgin: Tacdin’in kardeşi, Çeko: Tacdin’nin kardeşi ve silahtar eli, Zeydin Bey: sarayda ki o günkü otorite, Bekir kısaltılmış adı Beko: kötülüğün simgesi, fitnenin başı, Heyzebun: başta saraydan hiç dışarı çıkmamış, halkına yabancı, iki nazeninin dadısı, dışarı çıktıktan sonra lokman hekim ve sonrasında Aristo gibi bir aydın oluverir.

Kitabın başyazısı, Allah’ın adı

Vallahi eksik kalır o, olmadan O’nun adı

Ey aşk güzelliğinin doğuş ufku olan

Gerçek aşkın ve yüzeysel aşkın sevgilisi olan

Aşk yazısının levhası senin adındır

Aşk kaleminin nakışı senin adındır

Xani, her şeyde olduğu gibi, eserine de Allah’ın adıyla başlamaktadır. O’na methiyeler dizer.”O, tüm evreni,kainatı aşk ve sevgi ile yaratmış ise, bizde Onun adını, aşkını, kalemle nakışlamamız gerekmez mi?”der.

Mumsun sen ama ne ışık türündensin ne de ateş

Apaçık oldoğun için, perdelenmiş güneşsin güneş

Evren tılsımının içinde hazinesin sen

İnsan adında görünen definesin sen

Şu evren, şu insan ve görünen şu varlıklar

Şu olanaklı senden gayri var olan varlıklar.

“Birbirlerine aşık olanların güzelliklerin ilk özdeği Allah’tır. Çünkü tüm kimyanın elementlerinde, oluşumlarında, sonuçlarında hep O vardır. Bütün bunlar seninle anlamlıdır. Bilinen, bilinmeyen, ve görülen, görülmeyen alemde baş aktör insandır, der. Xani, bu metafizik ve aşk felsefesinde,Kindi,Farabi, İbni Sina, İbni Rüşt, İbni Bace, Sühreverdi, Hacı Bektaş ve Mevlana’nın ve işrak ekolünün bir nevi takipçisidir.

Xani, bu derin anlamlı girişten sonra yeryüzü tiyatrosunun, Botan-Cizir sahnesinde ilk perdeyi açar. Onlar destanı da olan “Mem û Zîn”eserinin perdesini açmadan önce, o bölgede yaşayan Kürtlerin sosyal-siyasal, ekonomik, kültürel durumlarını, coğrafyasını, gelenek ve göreneklerini, folklorik yapısını, Kürdlerin genel karakteristik yapısını ve özelliklerini tanıtır.

Değerli okuyucular, sizde bilirsiniz ki, Xani’nin bu muhteşem eserinin hepsini makaleye sığdırmam hem imkan dâhilinde değil, hem sığdırsam bile sizin böyle çok uzun bir makaleyi okumanız, sıkılmanıza neden olacaktır. Ben de böyle bir şeye sebep olmak istemem. Doğrusu. benim yapmak istediğim, insanların merakını böyle bir şahesere celbetmek, anladığım kadarıyla ana temayı vurgulayarak dikkatleri üzerine çekmek, ve en önemlisi de “Mem û Zîn”in bir aşk destanından ziyade, Ehmedé Xani’nin, bir halkın dramatik durumunu ve geleceğe yönelik nasıl bir yol haritasının ortaya koyduğunu, elimden geldiğince anlamalarını sağlamaktır.

Kısaca özetlemek gerekirse; hikâyede geçen sarayda yaşayan aktörlerden Zeydin Bey, kız kardeşleri Zîn (hürriyet), Sıtî (hukuk), onların dadısı Heyzebun, sarayın kapı nöbetçisi ve ara sıra, Bey’e akıl veren fitneci Bekir (Beko)dir. Bu kızkardeşler, saray ve çevresinden hiç çıkmazlar. Saraydan çıkmadıkları gibi, şehirde yaşayan halkı da tanımazlar. Biri altın sarısı saçlı uzun boylu (Zin), diğeri esmer olan (Sıti), güzellikleri ile nam salmış, iyice serpilmiş nazeninlerdir. Sıti veZin, güzellik bakımından ikiz gibidirler. Tıpkı adalet ve hürriyet gibi.

 

Xanî baba, dahiyane tasarımıyla, Mem’i tanıtırken babasına meşhur Zaloğlu Rüstem’in adını verir, Tacdin’nin babasına da, Makedonyalı Büyük İskender’den kalan adı koyar. Mem (halk)’le küçüklükten büyüyene kadar, sürekli beraber olan Tacdin (otoriteli irade),öz kardeşten bile daha çok birbirlerini seven candan arkadaşlardır. Xani, soylu bir gençlik yetiştirip yönlendirmek kurgusundadır. Halka(Mem) bir baş gerekiyordu. Öncü olacak bu kişilikte birçok meziyeti barındırmalıdır. Böyle bir kişilikte eskiden beri alışagelmiş hastalıklı olmamalıdır.

İsmi Tacdin olmalı. Taç, otoritenin belgesi, din ise inançlı olmanın ifadesidir. O tacı öndere, halkın geleceği, ümitli kuşaklar takmalıdır. Tacın gücü, inancın korunmasındadır.

Tacdin, otoritesini tek başına kuramaz. Onun için divanı oluşturacak kurumları gerekir. Kurumlardan biri bilim merkezli olup, müşavirlik yapacak Arif’tir. Diğer sembolik kurum olan, Tacdin’nin kardeşi Çek(silah)-Çekdar (silahşör) anlamlı Çeko’dur ve Çeko Tacdin’nin korumasıdır. Xani, tezinin gerçekleşmesi için, yöneten ile yönetilen aynı sevinci, gamı ve ideali taşımalıdır. Halk(Memo), kurumlar (Arif ve Çeko), baş ve irade(Tacdin) gibi algılanmalı. Bir vücudun bedeni ve kolları olmalıdır. Ama bunlara sağlıklı bir baş olmalıdır, sağlıklı bir baş olmadan görünürde böyle bir beden ve kollar işlevini yerine getiremezler. Bu unsurlar uyum içinde hür hedefe yürümeli, birbirlerini gönülden sevmelidirler. Tıpkı Leyla ile Mecnun, Vamık ile Azra gibi ölümsüz bir aşk ile birbirlerine bağlanmaları gerekir.

Usta edebiyatçı ve şair Xani, bir newruz günü, halktan herkesin iştirak ettiği panayır zamanında, Mem ile Zin’e, Tacdin ile Sıti’ye kılık değiştirterek birbirine aşık ettirirken bayıltır. Eve geldiklerinde neye uğradıklarını şaşıran bu nadide güzeller, olayı dadıları olan Hey-zebun’a anlatır. Bu arada aşkın büyüsüne kapılan şaşkın Mem ile Tacdin aşk hastalığına yakalanır. Aşık oldukları kimseyi tanımayan Mem ve Tacdin gibi Zin ve Sıti de karşıt cinslerini tanımamışlardır. Dadı, nazeninlerinin yalvarmalarına dayanamayarak, ilk defa sarayın dışına çıkarak bu aşıkların kim olduğunu araştırmaya başlar ve halkın arasına karışır. Yolda giderken bir ihtiyar ak saçlı bilge birine danışır. O da yanına sağlık malzemesini ve ilaçlarını alarak lokman hekim kılığına girmesini öğütler. Aslında burada akıl veren yaşlı bilge Ehmedé Xani’dir. Lokman hekim kılığında olan dadı, hastalanan aşıklara ulaşır ve onları tanıdıkça çok sever, sevdikçe aydınlanır. Artık o, aydın Aristo kimliğine bürünerek aşıkları bir araya getirerek, evlendirmeye çalışır. Tacdin(otorite-irade) ile Sıti(hukuk)yi evlenerek hukuklu iradeye dönüşürler. Mem’e (Kürd halkı) gelince, Xani onun cesur, yürekli, cengaver olduğunu, ancak çok saf olup hemen oyuna geldiğini, Sıti’ye (hürrüyet) kavuşması için, saflıktan, hamlıktan çıkıp yanıp-pişerek bedel ödemesi gerektirdiğinden böyle bir izdivaca izin vermez. Ancak; gelecekte böyle bir baş, kol ve gövde kurumlarını oluştururlarsa, Mem(halk) ile Zin’i (hürriyet) kavuşturarak demokratik, adaletli bir hukuki iradeye dönüşecekleri müjdesini verir.

 

Kısaca, bilge Xani, kendisinin dediği gibi, Hipokrat eczanesinden reçeteyi alır, tabiri caizse Mem’in eline tutuşturur. Çağdaşı olan Mem’ler, Xani’nin verdiği bu reçeteyi iyi okuyamadılar ve anlamadılar. Maalesef o zamanki beyler birlik ve dirlik içinde olamadıkları için, aydın görünümlü kişilerde lüzumsuz eğlencelerle vakit geçirerek, halkı bir türlü hürriyete kavuşturamamıştır. Ancak Ehmedé Xani,hiçbir zaman ümidini, gelecek Mem’zalardan bir an olsun kesmemiştir. Kesmiş olsaydı eğer, bu muntazam şaheseri kaleme almazdı. Bir gün, bu reçeteyi, yani inancını kaybetmeyen, insanı ve erdemi merkeze alan, ilim ve bilimden ayrılmayan, fizik ve metafiziği birleştiren, dinle barışık, sanat, edebiyat, etik ve estetiği eksenine alan memzaların ve içlerinde aydın filozof liderlerin olacağını, özgüvenini kazanmış kişilikli bir toplumun önderlerini takip edeceğini, mutlaka usta önsezisi ile hissetmiştir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.