1. YAZARLAR

  2. Ahmet Meroğlu

  3. Kürtler'in Şeytan'laştırılması
Ahmet Meroğlu

Ahmet Meroğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Kürtler'in Şeytan'laştırılması

A+A-

  

21. yüzyılda maalesef hâlâ Kürt, Kürdistan ve Kürtler’le ilgili bişeyleri duyunca tahammülsüzlükten, kinden ve öfkeden “gözleri fal taşı gibi” dışarı fırlayan insanlar var.

Bu durum hem devlet, hem de kendisini maalesef dindar veya demokrat ve liberal olarak tanımlayan birçok zevatın refleksidir.

Maalesef İslamcılar, Kürtlere İslam kardeşliğinin edebiyatını, demokrat, liberal ve Kemalist aydınlar ise tarihsel kardeşliğinin felsefesini yapmaktan öteye geçemiyorlar.

Ayrıca dindar görünümlülerin esas amaçları, Kürtleri devletin milli çizgisine çekrmektir. Aydın görünümlülerin amacı ise, Kürtlerin temel haklarına kavuşmalarından çok, seküler bir yaşam tarzını empoze etmektir

Durum böyle olunca mazlum ve mağdur Kürtler, sözde dindarlarla sözde aydınlar arasında sıkışarak adeta bir ikircik cehennemi yaşamaktadırlar.

Ulusalcı ve milliyetçi cenah ise, hâlâ Kürtler’i sistematik olarak şeytanlaştırmaya en etkili argümanlarla devam etmektedirler.  Hem de bunu, Türkiye’nin yararınaymış gibi büyük bir enerji ve kararlıkla yapmaktalar.

Dolayısıyla herkes kendi Kürd’ünü inşa/oluşturma peşinde olunca, bırakın Kürtler’in temel haklarını elde etmeleri, Kürtler’in payına sadece ve sadece “ölüm” düşmekte.

Kürtler’in şeytanlaştırılması, özellikle cumhuriyetin kurulması ile tıpkı, çocuklara: “Bak rahat durmasan sana iğne yaparız” şeklindeki telkinlerle nasıl ki henüz küçük yaşta bir çocuğa iğnenin şifa özelliği olmasına rağmen, iğnenin çok kötü ve korkunç olduğunu bilinçaltına inşa ediliyorsa, resmi ideoloji de, Türk kamuoyu bilinçaltına Kürtlerin “öcü” olduğunu yerleştirmiş.

İşte devlet eli ile inşa edilen bu Kürt karşıtlığı algı, Kürtler’in meşru kazanımlarını ve temel haklarını devlete, hep bir “tehdit” ve “tehlike” olarak görmektedir.

Dahası bırakın ülke sınırları içinde, dünyanın neresinde olursa olsun, Kürtler’in lehine olumlu bir durum zuhur ettiğinde, bu mezkûr algı anında reaksiyon göstermektedir.

Nitekim bu durum, dün Irak Kürdistan’ı, bugün ise Rojava için böyle olduğu aşikârdır.

Hatta 90 yıllık cumhuriyete bakıldığında bu durum, çok daha net anlaşılmaktadır.

Esasında Kürt sorunu çözümünün önündeki en büyük psikolojik bariyer de, Türk kamuoyunun bilinçaltına, Kürtlerin öcüleştirilmesinin perçinleştirilmesi yatmaktadır.

İronik ve paradoks olan da devletin, Kürtler’e “kardeşlik” retoriği ile sadece “düşmanlık” yapmasıdır. Dahası Kürtler’i, Türk halkının kafasında karalamış, öcüleştirmiş, şeytanlaştırmış ve nefret ettirilmiş.

Hatta devleti kim yönnetiyse,  o bilindik Kürt karşıtlığı telkinlerle, bilinçaltına kazılan o Kürt alerjisini, devletin kadim Kürt politikası ile buluşturarak, Kürtler’i ezmekten ve Kürtler’e zulüm etmekten kendilerini maalesef alıkoyamadılar.

İşte böylesi bir algının inşa edildiği bir ülkede, Kürtler’in hakları gelip devletin ve Türk kamuoyunun Kürt algısına çarpıp duruyor.

Dolayısıyla devletin, Kürtler’i karşına alması, devlet için en “kolay” olandır. Yani Kürtler’le barış değil, savaş en bilindik, en meşru ve en makbul olandır.

Bugünlerde Kürtler’e yaşatılanlar da tam da budur.

İşte bu yüzden Kürt-Türk gençlerinin ölümü çok doğal görülüyor.

Oysa birlik ve beraberlik içerisinde birlikte eşitçe yaşamanın şartlarını her şeye rağmen inşa etmek mümkündür.

Esasında bu durum, adeta o daha küçük yaşta iken iğne ile korkutulan insanların ruh halini yansıtıyor.

Yani nasıl ki, zamanında kafasında iğne, öcüleştirilmiş insanlar, iğnenin şifa özelliği olduğu halde iğneye karşı çıkıyorlarsa, Kürtler’in temel haklarını elde etmeleri de, Türkiye’nin birlik ve beraberliğine katkı sunacağından emin olsalar dahi maalesef karşı çıkarlar.

Yani anlayacağınız, bu denli bir körlük ve irrasyonellik sözkonusu.

İşte devlet, bu patolojik ruh halinden dolayısıyla Kürt fobisinden kurtulmadıkça Kürtler’e hakkaniyetli yaklaşması maalesef mümkün görülmemektedir.

Acı olan da, devletin bu Kürt fobisi, Kürt ve Türklere ölümden, gözyaşından ve acıdan başka hiçbir şey getirmemesidir.

***

Öte yandan Kürtler’in şeytanlaştırıldığı bir ülkede hatta dünyada, dahası binbir çeşit gruba ayrılmış ya da dönüştürülmüş Kürtler’in, birbirlerinin ideolojik çizgilerini öne sürerek birbirlerini hainlikle ve düşmanlıkla itham ederek, birbirlerine kin gütmeleri ayrıca bir kahredici durumdur. Hiçbir sebep, Kürtler’in birbirleri ile uğraşmasını gerektirmemelidir. Tam aksine bütün Kürt grupları, Kürtdistan’i değerler paydasında birleşip, Kürtler’in kazanımları için aynı söylemleri ve aynı vurguları yapmaları, Kürtler için en doğrusudur.

Evet, Kürtler’in öcü olmadığı, dolayısıyla temel hakları, dünyadaki bütün halkların hakları gibi insani ve İslam’i olduğu idrak edilmesi dileğiyle…

 


 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum