1. YAZARLAR

  2. Altan TAN

  3. Kürtler ve boykot
Altan TAN

Altan TAN

Altan TAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Kürtler ve boykot

A+A-

Görmüş geçirmiş, tecrübe sahibi büyükler yağmurlu, şimşekli, fırtınalı havalarda “elinizden geldiği kadar dışarı çıkmamaya bakın, akıllı olun” derler.

“Sel kalktığı zaman öküzü de camuşu da alır götürür” sözü boşuna söylenmemiş.

Aklına, fikrine itibar ettiğim ağabeylerim, her şeyin toz duman içinde savrulduğu bu referandum sürecinde içimden geçen her şeyi paldır küldür söylemememi, mümkünse biraz “uykuya” yatmamı tavsiye ettiler.

Allah onlardan razı olsun!

Bir şeyler biliyorlar ki söylüyorlar. Büyük sözü dinlemeyenin akibeti hayr olmaz.

Ancak referanduma birkaç gün kala İslami çevrelerin en fazla tartıştıkları konu üzerinde biraz durmak istiyorum.

Malumunuz PKK ve BDP boykot kararı aldı.

Niye aldı?

Nasıl aldı?

Bu kararda kimler etkili oldu?

Perde arkasında dönen esas oyunlar ne?

Bu konulara girmeyeceğim.

İstanbul’da çocukluk, gençlik yıllarından beri birlikte olduğum İslami gruplardaki aydın ve kanaat önderi arkadaşlarım, “sosyalist-Marksist PKK ve BDP’nin boykotu neyse de beş vakit namazında niyazında Müslüman Kürtlerin önemli bir bölümü neden boykota katılıyor?”

“PKK’yi tanımıyorlar mı?”

“PKK ile aynı safa düşmüş olmuyorlar mı?”

“Bu durum onları rahatsız etmiyor mu?”

“Bu nasıl bir iş?” diye soruyorlar.

Merak ediyorlar, anlayamıyorlar.

Sizlere yorumsuz olarak bir sohbeti aktarmak istiyorum.

Bildiğiniz gibi geçen hafta bir grup yazar, akademisyen ve kanaat önderi ile birlikte İstanbul’da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’le görüştük.

İstanbul’a hareket etmeden birkaç saat önce Diyarbakır’da bir kafede İslami çevrelerden yıllardır tanıştığımız arkadaşlarla görüş alışverişinde bulunmak üzere yan yana geldik.

Cumhurbaşkanı’na iletmemiz gerekenleri uzun uzadıya konuştuk.

Tabii olarak referandum konusuna da girildi ve arkadaşların tamamı referandumda “evet” oyu vereceklerini söylediler.

Laf döndü dolaştı Ahmet Taşgetiren’in PKK’yi Pol Pot yönetimine benzeten yazısına geldi.

Taşgetiren’in PKK ile ilgili eleştirilerine özünde çok büyük bir karşı çıkış olmadı, ancak Taşgetiren’in Kürt sorununun çözümü noktasında sürekli olarak PKK eleştirisinde bulunduğu ama Kürtlerin meşru haklarının verilmesi noktasında net bir duruş sergilemediği eleştirildi ve bir soru ortaya atıldı:

İslami çevreler bu referandumun çok hayati olduğunu, her türlü reform ve anayasa değişikliğine karşı koyan Anayasa Mahkemesi ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun mevcut yapıları değişmeden bu sistemin değişmesinin, Kemalizmin tasfiye edilmesinin mümkün olmadığını söylüyorlar.

“Peki, Anayasa Mahkemesinin 17 üyesi ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun tüm üyeleri Ahmet Taşgetiren ve Hasan Karakaya gibi kişilerden oluşsa Kürtlerin ana dille eğitim hakları verilecek mi?”

“Buna inanıyor musunuz?” sorusuna sohbettekilerden biri hariç tamamı “hayır” cevabını verdi.

Tam bu esnada aralarında Özgün Duruş yazarlarının da bulunduğu bir grup arkadaş İstanbul’dan beni hal hatır sormak için aradı ve Fatih’te bir çay hanede sohbet etmekte olduklarını söyledi.

Diyarbakır’daki sohbeti ve yaptığımız anketi onlara da anlattım ve aynı soruyu kendi aralarında da oylayarak bizi tekrar aramalarını söyledim.

Birkaç dakika sonra tekrar arayarak soruya bir kişi hariç İstanbul’dakilerin tamamının da ‘hayır’ cevabını verdiğini söylediler.

Soruyu “Anayasa Mahkemesi ve HSYK’nın tüm üyeleri Cemil Çiçek, Abdülkadir Aksu, Vahit Erdem, Vecdi Gönül, Kürşat Tüzmen gibi kişilerden oluşursa ne diyorsunuz” diye tekrarladığımızda Diyarbakır’da “hayır” demeyen tek kişi de “hayır” dedi.

Ağabeylerim haklı.

Sapla samanın birbirine karıştığı, ortalığın toz duman içinde kaldığı zamanlarda ‘akıllı’ olmak

Lazım!

Ramazan Bayramınız mübarek olsun!

Selam ve sevgiler.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.