1. YAZARLAR

  2. Ali BAYRAMOĞLU

  3. Kürtçe meselesi: Küçük devrim, büyük değişim…
Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Kürtçe meselesi: Küçük devrim, büyük değişim…

A+A-

2008'i 2009'a bağlayan günlere kan ve vahşet hakim oldu.

İsrail'in Gazze'de yaptığı saldırı, silah ve dışlayıcı, hatta ırkçı siyasetten fışkıran vahşet, çocuk, kadın, sivil ölümlerine siyasi merkezlerin duyarsızlığı bir kez daha medeniyet ve vicdan istikametinde insanoğlunun ne denli az ve ağır yol aldığını gösterdi.

Hayatımızı ideolojiler, keskin tavırlar, keskin aidiyetler yönlendirince, korku, talep, siyaset bunlar etrafında ortaya çıkınca, can almak ne denli "kolay"sa, sorun çözmek, hakkaniyetli olmak o denli "zor" belli ki…

Kendi ülkenizi düşünün…

Dün kimilerinin yanlış sanarak uğruna can vermeye, can almaya hazır olduğu, hainlik, bölücülük olarak gördüğü kimi durumlar, bugün çocuklarının sarıldığı, ülke sorunlarını çözen, ülkeye yol açan değerler haline gelebiliyor…

Kürt sorunu, Ermeni özrü, din politikaları, başörtüsü, bu, bir çok konuda hep böyle olacaktır…

2009'un ilk günleri, bu açıdan ışığa işaret etti.

TRT Şeş, yani devlet televizyonunda Kürtçe bir kanalın yayın hayatına başlaması, bunca can almış, teröre, şiddete, faili meçhul cinayetlere yol açmış bir sorunun çözümü konusunda hem bir girişim oldu hem alınan yola bir işaret…

Çok değil bundan 5-6 yıl önce Kürtçe konuşmak sorun, Kürtçe türkü dinlemek suçtu.

Kürtçe dil öğrenme, ana dilde yayın, eğitim hakkı istemek bölücü ve terörist faaliyet sayılır, kovuşturmayla sonuçlanırdı.

Biraz daha geriye 15-20 yıl öncesine gidildiğinde "Kürt" demek, Kürtlerin varlığından söz etmek dahi suçtu, hakkınızda davalar açılırdı.

Kürtçe dil ve eğitim yasağı Kürt sorununun siyasileşmesinde, aidiyet duygusunun milliyetçi duygularla kesişmesinde en önemli araçlardan birisini oluşturdu yıllarca

O zaman karşımızda devasa bir değişim var demektir...

Demek ki bu ülke değişiyor, değişebiliyor.

Demek ki, her yasak bölücü, yıpratıcı toplumsal mağlubiyetlere işaret ediyor.

TRT Şeş, resmi görüşün varlığını yıllarca "inkar" ettiği bir etnik grubu, Kürtleri kültürel olarak görmeye başlamasının, varlıklarını "ikrar" etmesinin ifadesidir.

Aslında ikrardan da öte bir durum bulunmaktadır…

TV Şeş'le birlikte Kürtlere yönelik bir düzenleme, bir hizmet söz konusudur…

Nasıl bir değişime işaret eder, tüm bunlar?

Sıralayalım:

1. Cumhuriyetin kuruluşundan 1990'lara devletin değişmezi olan "Türkleştirme politikaları"nın anlamsızlığı kabul edilmiş, Türk siyasal sistemi "Kürtlerin Türkleşmeyeceklerini tescil' etmiştir.

2. Bu durum ve TV Şeş çok-kültürlü bir toplumun varlığının da teyididir. Bu ise, en azından siyasi algı açısından Türkiye'deki vatandaşlık anlayışı ve kavramında bir sıçrama yaşanması anlamına gelmektedir.

3. Dil sorunu, siyasetten karşıt aktörlerin de, yandaş aktörlerin de elindeki bir unsur ya da silah olmaktan çıkmaya yüz tutmuştur. Bu gelişmenin siyasi normalleşme süreci açısından önemi inkar edilemez.

4. Malum, Türkiye bir süredir, AB süreci çerçevesinde temel hak ve özgürlükler alanının genişlemesiyle birlikte Türk ve Kürtlerin yeniden karşılaşmasını yaşıyor. Bu karşılaşma bir yandan her karşılaşmanın içerdiği çatışmayı ve milliyetçi tepkileri barındırıyor, öte yandan her gün bir tabu kırarak yeni bir senteze doğru yol alınmasına, yeni bir tanışmaya imkan veriyor. Kürtçe bir devlet kanalının varlığı bu karşılamanın olumlu bir sonucu olduğu kadar, bundan böyle bu karşılamayı yönetecek olumlu bir veridir.

Velhasıl, küçük bir devrimi yaşadı ve yaşıyor Türkiye…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.