1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. 'Kürt töresi' değil Türk Devleti'nin 'Kürt katliamı' : 47 ölü
'Kürt töresi' değil Türk Devleti'nin 'Kürt katliamı' : 47 ölü

'Kürt töresi' değil Türk Devleti'nin 'Kürt katliamı' : 47 ölü

A+A-

TC Köy Korucuları'nın gerçekleştirdiği katliama ilişkin DTP Eşbaşkanı Emine Ayna, "Mardin Mazıdağı ilçesi Bilge Köyü’ndeki katliamın devlet eliyle yürürlüğe konulan Kürtü Kürt’te kırdırma politikasının bir sonucudur. Olay her ne kadar aile içi çatışma olarak yansıtılsa da bizzat devlet eliyle yürürlüğe konulan Kürt’ü Kürt’e kırdırma politikasının bir sonucudur. Olay, ölme ve öldürme üzerine kurulu olan ve aynı zamanda devlet tarafından cinayet şebekesine dönüştürülen koruculuk sisteminin geldiği noktaya işaret etmektedir. Mardin’deki olay her ne kadar aile içi çatışma olarak yansıtılsa da bizzat devlet eliyle yürürlüğe konulan Kürt’ü Kürt’e kırdırma politikasının bir sonucudur. Gerçekleştirilen katliam, eline devletin silahını alan, arkasında devletin gücünü hisseden korucuların kendi ailelerini bile acımasızca ortadan kaldırabileceğini, aynı zamanda bu güçlerin daha başka neler yapabileceğini de açıkça göstermektedir. Devlet suç işleyen korucuları, PKK’ye karşı savaştığı gerekçesiyle kollamış, arkalarını sıvazlamıştır. İşte arkasında bu gücü hisseden korucular dünkü katliamı gerçekleştirmiştir.''

 

Cumhurbaşkanı ve Başbakanı başta olmak üzere TC yetkililerinin, TC İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir birim olan Köy Koruculuğu'na bağlı görevlilerin gerçekleştirdiği katliamı, 'Töre cinayeti' olarak Kürt geleneğine yükleme  çabalarına ise DTP Grup Başkanvekili ve Diyarbakır milletvekili Selahattin Demirtaş, saldırının töre cinayeti olarak tanımlanamayacağını söyledi.


Töre değil Türk Devleti'nin Kürt katliamı !

Demirtaş, şöyle konuştu: "Doğrusu bu olayı basit bir töre cinayeti olarak değerlendirmek, bunun üzerinden tartışmak tatmin edici değildir. Çirkin bir töre anlayışı olarak tanımladığımız kan davasının bile kendi içinde tırnak içinde bir hukuku ahlakı vardır. Ancak bu katliam bu töre anlayışını çok çok aşan çok ciddi bir insanlık dramına dönüşmüş durumda. Bu olayda sorgulanması gereken şeylerden bizce en önemlisi de devletin koruculuk sisteminin nasıl bir toplumsal zarar yarattığı, toplumsal dokuya nasıl zarar verdiğinin ortaya çıkarılmasının tartışılmasıdır. Zanlılar gözaltında, bu şekilde bilgiler veriliyor. Kim olduklarını bilmiyoruz. Ama ek gelen bilgiler zanlıların da korucu olduğudur. Devlet silahlarıyla, devletin vermiş olduğu bombalarla kurşunlarla korucular kendi akrabalarına yönelik bu katliamı geçekleştirmiştir. Yani bunun basit bir töre cinayeti, kıskançlık, intikam olayı olarak tanımlamak bu toplumsal sorunu şu anda varmış olduğu merhaleyi açıklamak yetersiz olacaktır. Burada hepimize ciddi sorumluluklar düşüyor. Her şeyden önce devlet bu koruculuk sisteminin toplum dokuya verdiği zararı gözeterek kesinlikle koruculuk sistemini tasfiyesi konusunda derhal hazırlıklara başlamalıdır. Bu trajedi vesilesiyle Türkiye'de ve bölgemizde benzer husumetlerin bir an önce barışla sonuçlanmasını, aileler arasında barışın gerçekleşmesi için çağrı yapılması gerekir. Olay soruşturma aşamasında. Olayda ihmaller var mı? Bunların soruşturulması gerekiyor. Biz de bu vesileyle konuyu Meclis'e taşıyacağız. Görgü tanıklarından aldığımız bilgiler, olay sırasında jandarmaya (Şeyhan Jandarma Karakolu) telefon açıldığı, ancak 15 dakika uzaklıktaki karakoldan 2 saat sonra olay yerine varıldığı şeklindedir."

 beroj.com

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.