1. YAZARLAR

  2. Yavuz Yılmaz

  3. KÜRT SORUNU ÜZERİNE GEÇMİŞ VE BUGÜNE DAYALI GÖZLEMLER
Yavuz Yılmaz

Yavuz Yılmaz

Analiz
Yazarın Tüm Yazıları >

KÜRT SORUNU ÜZERİNE GEÇMİŞ VE BUGÜNE DAYALI GÖZLEMLER

A+A-

 

 

“PKK ve PYD gibi terör örgütlerinin etkisizleştirilmesine karşı duran Kürt milliyetçilerinin tezi şu olmalı: " PKK ve PYD= Kürt. Bu eşitleme kökten yanlıştır. Terörü normalleştirmektir.”

 

“Türk ve Kürt düşmanlığı yapanlara gelince, onlar bu toprakları kuran mafyadan nasiplenmemiş olanlardır. DHKP-C' ye karşı durduğunda Türk, İŞİD'e karşı durduğunda İslam, PKK ve PYD 'ye karşı durduğunda Kürt düşmanı olmuyorum. Ben terör örgütlerine karşıyım. DHKP-C ile Türkleri, İŞİD ile Müslümanları, PKK ve PYD ile Kürtleri belirleyen varsa onlara hukuk ve adalet adına söylenecek söz yok.”

 

“Kuşkusuz sivillerin korunmasını devletten bekleriz. PYD zaten terör örgütüdür. Ondan sivilleri öldürmemesini talep edemeyiz. PYD, siviller üzerinden her tür manipülasyon yapabilir, canlı kalkan olarak da kullanabilir. Hendek eylemlerinde

“Terör örgütlerini açık bir dille eleştirmeyen, eylemlerini kınamayan kişilerin hak,hukuk ve demokrasi söylemlerini tutarlı bulmuyorum. Onlar Eric Hoffer'in deyimiyle birer kesin inançlıdır. Kendi düşüncelerinden asla kuşku duymazlar, kendilerini yenilemezler.”

 

“Teröre karşı duran bir zihin, terörü eleştirirken İŞİD, el- KAİDE, BAKO- HARAM, PKK, DHKP-C, PYD gibi tüm terör örgütlerine eşit mesafede durmalıdır. Bunlardan bazılarını terör örgütü görüp diğerlerini görmüyorsa o en azından bazılarına sempati duymaktadır. Dahası onun düşüncesi militancadır. O teröre ve şiddete değil, başkasının terör ve şiddetine karşıdır.”

 

“Terör örgütleriyle o terör örgütlerinin içinden çıktığı etnik ve dini yapıları ayırmak gerekir. PKK ve PYD, DHKP-C veya İŞİD terörünü eleştirirken Kürtleri, Türkleri, Arapları veya İslam'ı eleştiriyor değiliz. Hiçbir millet lanetli ve terörist değildir çünkü. Lanetlenmesi gereken terörü bir siyasal araç olarak kullanan örgütlerdir.”

 

“Terörü destekleyen bir militanın diliyle ortak bir noktaya varamazsınız. Çünkü o, olaya toptancı bakar. Kendine dönük eleştiri yapmaz. Hiçbir şey onu kendi hatasıyla yüzleşmeye götürmez.”

 

“Bir terör örgütüne sempati besleyen için elbette o bir terör örgütü değildir. Kurtuluş mücadelesi veren veya dünyayı zulümden kurtaracak bir yapıdır.”

 

“Bir örgütün faaliyetine terör örgütü tanımlamasını yapmak, yaptığı eylemlerle ve amacının meşruluğu ile ortaya çıkar. Bir militan elbette DHKP-C yi terör örgütü olarak görmez.”

 

“Eleştiri yaparken doğru ve meşru bir yerde durmak gerekir. DHKP-C, PKK, PYD ve FETÖ unsurlarının demokrasi, hukuk ve adaletten söz etmesi tutarlı ve ahlaki değil. İfadeler ve bazı eleştiriler doğru olsa da anlamlı değil. Çünkü kendileri bu kavramların yakınında hiç durmuyorlar. Terörü bir siyasal araç olarak kabul etmiş bir örgütün hak, hukuk ve insan haklarından söz etmesi samimi değil. İnsan haklar ve hukuk eleştirilerini erdemli insanlar yapmalıdır.”

 

"Savaş PKK/ PYD'e değil, Kürtlere karşı veriliyor". Kürt milliyetçileri, PKK sempatizanları, ve büyük ölçüde o eksendeki politik söyleme yakın duran marjinal İslamcı- Kürtçü gruplar büyük ölçüde böyle düşünüyor. Bu kesimin propagandası büyük ölçüde örgütün isteği doğrultusunda sekileniyor. Ana tema sivillere katliam. PKK/PYD ekseni üzerinden yürüyerek, sivillere katliam yapılıyor tezi anlamlı gözükmüyor. Bu örgütler zaten yıllardır sivil katliam yapıyorlar. Hendek olayında da sivil halkı kalkan olarak kullandıklarını biliyoruz.”

 

            “Medyaya ve onun artık bir kolu olan sanal aleme baktığımızda Afrin 'e düzenlenen Askeri harekatın destekçileri ve karşıtları şaşırtmıyor. İç politika ta pozisyon ne ise Afrin harekatı karşısındaki de o. Bu taraftar psikolojisinin dışına çıkanlar da var kuşkusuz. Savaş, Türkiye ile PKK/ PYD arasında. Bir anlamda Hendek eylemlerinin uzantısıdır. Sonuçlarını kimin hangi tercihinde hata yaptığını ileri de göreceğiz. Ancak kamuoyundan büyük destek gören harekatın karşısında yer olmanın veya taraftar olmanın sonuçları ve 2019'a etkisinin olacağı açık.”

 

“2019 seçimlerinde Kürt oyları nereye akacak?
1- Kürt oyları tarihin hiçbir döneminde tümüyle bir kanala akmamıştır.

2- Diğer toplumlarda olduğu gibi Kürtler arasında da değişik ideolojik tutumlar vardır.

3- Kürt referandumu ve Ak Parti- MHP yakınlaşmasının oyları etkileyeceği muhakkak. Ama bunun çok radikal bir değişim oluşturması zor görülüyor.

4- Asıl sosyolojik etken su: Muhafazakar- dindar Kürtlerin Ak Parti dışında akabileceği bir kanal var mıdır?

5- HDP ideolojik tutumu ve Hendek gibi Kürtleri sorgulamaya götüren etkenler dolayısıyla, Hüda- Par ise hala geçmişinden duyulan kaygı ve korkuları izole etmede ve çekim merkezi olmakta yeterli başarıyı sağlayamadığı görülüyor.

6- Yapılan anketler HDP ve Hüda -Par ekseninde anlamlı bir artışın yaşanmadığını gösteriyor.

Bakalım ne olacak?”

 

HDP yöneticileriyle halkın inançları arasındaki kültürel uyumsuzluk belirleyici bir parametre. Kürt milliyetçileri bu farkı bilerek ıskalıyor. Sonra da kim hakiki Kürt kim devşirme Kürt gibi sosyolojik zeminde hiçbir karşılığı olmayan kavramlar üretiyorlar.”

 

"HDP, siyasal genleri dolayısıyla, Türkiye'nin dindar muhafazakar katmanlarıyla anlamlı bir diyaloga girmesi mümkün değil. Partinin bazı temsilcilerinin ideolojik konumları, kullandıkları dil, Türkiye tasavvurları muhafazakar bakiye ile diyalog kuracak dilden mahrum. “

 

"Sadece muhalif olduğu gerekçesiyle bir düşünceyi ve siyasal hareketi desteklememek gerekir. Bir muhalif düşünceyi desteklemek için var olandan daha iyi daha ileri bir hedef göstermesi gerekir. Sol ve Marksist akımlar, PKK ve İŞİD türü İslamcı hareketler var olandan daha geri bir noktaya çağırıyor. Bu yüzden onları desteklememek gerekir. Bu hareketlerin muhalif olduğu ise tartışılamaz. Kuşkusuz salt muhaliflik desteklenecek bir olgu değildir. Neye ve kime muhalif olduğu, neyi değiştirip yerine neyi getirmek istediği çok daha önemlidir.
Öyle ki çoğu muhalif hareketlerin devletten çok daha otoriter bir zihinsel yapıya sahip oldukları açıktır.”

 

“Hasip Kaplan" Demirtaş'ın yerine sakın bir Türk göz dikmesin, Sırrı filmini çekip gitsin" demiş. Doğrusu bunun altını nasıl doldurduğunu bilmiyorum. Bizim halimizden ancak biz anlarız psikolojisi de, Türk solunun Kürt solunu sarmalayıp etkisizleştirmesi endişesi de olabilir. “

 

" HDP temsilcisi mecliste "Biz" dedi ve devam etti: " Deniz Gezmiş 'in temsil ettiği anti- emperyalist sol gelenekten geliyoruz." Hiç kuşku yok ki, sorunun tam da kökenine işaret etti. Belki de HDP'nin açmazıdır bu geleneğe sahip çıkmak.”

 

            “Kürtlerin Kudüs tepkilerini anlayamamak için Kürt sosyolojik zemininden habersiz olmak gerekir. Kürt siyasal örgütleri( Sol-ulusalcı- milliyetçi) bu tepkileri anladıkça sağlıklı bir siyasal analiz imkanına sahip.
Her modernleşme hamlesinde olduğu gibi, Kürt modernleşmesinin yürüten sol ulusalcılar (HDP/ PKK) kendilerini diğerlerinden ayırmak istiyor.
Bundan dolayı Kudüs’e ilgisiz kalmaları anlaşılabilir.”

 

“Her toplumda olduğu gibi Kürt toplumu içinde de farklı ideolojik ve kültürel katmanlar vardır. Görünen o ki, bu toplumsal katmanların Kürtlerin geleceği hakkındaki projesi birbirinden farklıdır. Bunun tarihsel açıdan doğal olduğunu söylemek gerekir. Türkiye Cumhuriyeti kurulurken de aynı tarihsel süreç yaşanmıştır. İmparatorluğun kurtulması için çok sayıda fikir akımı ortaya çıkmıştı. Kurtuluş Savaşı sırasında anlaşmazlıkları bir kenara bırakarak ortaya çıkan birliktelik, savaş kazanılıp nasıl bir rejim oluşturulması gerektiği konusunda hesaplaşmaya dönüşmüştü. Sorun şu ki, Kürtler bu birlikteliği sağlama ve farklı toplumsal grupları bir araya getirme konusunda önemli sorunlarla karşı karşıyalar. Bunun neden böyle olduğu üzerinde düşünmek gerekir. Bu da bizi kaçınılmaz olarak Kürt siyasal aklının nasıl çalıştığı sorununa götürecektir."

            " Kült üreten terör yapılarının özeĺikleri.

1-Kült yapılarına insanlar manevi anlam arayışı ve üst bir otoriteye duydukları ihtiyaçla katıldılar.

2-Kült liderleri aile bağlılığını zayıflatır.

3-Elemanlar dışarıdaki gerçeklikten uzaklaşsın diye sorgusuz sualsiz itaat sağlanır.

4-Kült liderlerinin hayatlarının bir dönemi karanlıktır.

5-Üyeler kimliksizleştirilir.

6- Öğretiyi sorgulamak şeytani kabul edilir.

7- Egoyu sıfırlarlar.

Kemal Sayar’dan özet (Ölümden Önce Bir Hayat Var)

PKK'dan FETÖ' ya tüm terör örgütlerinin temel özellikleri.

 

 

 

“İdeolog ve sosyolog arasındaki fark, ideologun duygularına, sosyologun gerçeklere angaje olmasıdır. İdeolog olması gerekeni sosyolog olanı temel alır. İdeolog duygusal, sosyolog realisttir. Kürtlerin sosyologu az, ideologu ise çok fazla.”

 

“Türk ve Kürt verili bir etnik duruma işaret ederken, Türk ve Kürt milliyetçiliği inşa edilmiş bir ideolojinin adına işaret eder.
İslam’ı anlamda millet ise aynı inanç topluluğuna işaret eder. Bunun için biz Türkler İbrahim milletindeniz mesela, diğer Müslüman topluluklar gibi. Oysa İbrahim Peygamber Türk değildi. Farklı etnisitelere ait olmak millet olmanın önünde engel değildir. Diğer İslami kavramlara olduğu gibi millet kavramına da semantik bir müdahale yapılarak sekülerleştirildi. Bize ait olmayan kavramlarla tanım yapmak veya bize ait kavramların içeriğini boşaltarak tanımlamak ne yazık ki, enigmaya yol açtı. Bundan dolayı Ziya Gökalp ile Mehmet Akif veya Said Nursi millet derken aynı şeyi anlamıyordu.”

 

            “Bir konuda kendisi gibi düşünmeyen herkesi çıkarcı, menfaatçi, satılmış, hain diye yaralamak klasik örgüt söylemidir. Demokrasilerde aslolan farklı düşüncedir; örgütlerde ise aslolan farklı yaklaşımları ihanet ve satılmışlık olarak değerlendirmektir. PKK'dan İŞİD' e oradan FETÖ ve DHKP - C' ye kadar bütün terör örgütlerinde farklı düşünce yoktur; yok edilmesi gereken bir ihanet vardır.”

 

“12 Eylül, PKK gibi yapıları üretme darbesi idi. İnsanlara dışkı yedirecek kadar canavarlaşıp adileşen bir gladyo darbesi...”

 

“Ne Yasin Börü'yü ne de ekmeğini kazanmak için Samsun’da çalışan bir Kurt isçiyi katletmek savunulabilir. Bir kesim Yasin Börü'yü, diğer kesim Samsun’daki olayı görmezden geliyor. Kürt milliyetçileri Yasin Börü'yü görmezden gelme ve PKK katliamların karşı sessiz kalmak konusunda bir hayli sakıncalı bir geçmişe sahip. Bunun için eşitlik talepleri hiç masum ve gerçekçi değil. Daha bugün PKK bir işadamını katletti. Bu çevrelerde bu vandalca eylemi kınayan tek bir isme bile rastlamadım. Bize düşen ikisini yapanları da lanetlemektir. PKK vandalizmini lanetlemeyenlerin utanmaları gerekir.

            “PKK terörizmini savunduğumuz, eylemlere kılıf aradığınız, PKK'yı Kürtlerin meşru temsilcisi olarak görüp, sessiz kaldığınız sürece hiç bir eleştirinizin inandırıcılığı yoktur. Teröre arka çıkarak, sessiz kalarak, onaylayarak hiçbir meşru hak savunulamaz.

 

            “7 Haziran seçimlerin de HDP' in aldığı % 13'luk oy oranı değişik değerlendirmeler yol açtı. Kürt milliyetçilerinin bir kısmı Anadolu sosyolojisinin dayandığı dinamikleri ihmal ederek, büyük ölçüde de anlayamayarak, bu oy oranının daha da yükseleceğini savundular. Oysa aradan kısa bir süre geçtikten sonra yapılan 1 Kasım seçimlerin de bu oy oranının altına düştü.
Burada iki faktörü ihmal ettiler.

1-HEP ye verilen oyların bir kısmı kerhen verilen oylardı. Kendilerinden çok harici faktörlerin etkisiyle şekillenmişti.

2- Çok daha önemlisi ezici çoğunluğu Müslüman- Şafi - Nakşibendi siyasal akla yaslanan Kürt seçmeni ile HDP' in laik- modernleşmeci - sol- sosyalist siyasal akıl ile ilişkisi kalıcı bir sosyolojik zemine oturamazdı.
HDP' in Kurban bayramı afişlerinde kullanılan seküler dil üzerinden başlayan tartışmanın altında da HDP ideolojisi ile Kürt halkının siyasal aklını oluşturan dinamikler arasındaki uyumsuzluk yatıyordu. Kürt milliyetçileri ve HDP' ye yaslanan İslamcılar bununla yüzleşecekleri yerde, sorumlu olarak Türk İslamcıları görerek kendilerini eleştiriden uzak tuttular. Şimdi ise Türkiye sosyolojisinin tamamen, dünya sosyolojisinin ise büyük ölçüde ihmal ederek modası geçmiş bir siyasal dille konuşuyorlar. Kürt Islarcılığın en az Türk İslamcılığı kadar sorunlu olduğu gerçeğini unutuyorlar.”

 

“Irak ve Suriye'de yeni denklem kurulacak. Kuşkusuz bu denklemde yara almadan çıkmak için geleceği iyi okumak gerekiyor. "Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğü " tezi artık iflas etmiştir. Çünkü mevcut sorunlar bu yapı içinde çözülemiyor; dahası mevcut statüko sorunların kaynağı. Peki neden mevcut statükoda ısrar edilip, farklı çözümler aranmıyor? İşte bu sorunun tam göbeğinde Kürtlerin devlet kurma ihtimali var. Bu konu çeşitli çevrelerce kötü senaryo olarak görülüyor. Adeta Kürtler devlet kuracağını bölgedeki kaos ve vahşet devam etsin diyenler var. Bu sorun artık ahlak sorunudur.

 

“Malazgirt ovasından kalan tarihsel ders, Anadolu ya gelen Türklerin burayı yurt edinme sürecinde Kürtlerle birlikte omuz omuza aynı safta düşmana karşı savaştıkları gerçeğidir. Bu gerçek Anadolu'da başlayan sürecin en temel tarih felsefesi gerçeğidir.”

 

“Kuzey Irak da Barzani'nin Kuracağı bir devlet ile Kürtler ne düşman olur ne de İslam’dan kopar. Kürtleri İslam’dan koparacak şey PKK'dan başka çarenin bırakılmamasıdır. Kürtleri PKK yı tek seçenek haline getirecek siyasetten uzaklaşmak gerekir. PKK, Kürtlere çok acı çektirdi. Yaptıklarından yapacaklarını tahmin etmek güç değil. Kürtleri PKK inançsızlığının kucağına itecek her tür eylemden uzak durmak gerekir. “

 

“Ulus devlet evrensel bir değer değil tarihsel bir kategoridir. Belli bir tarih döneminde doğmuş kavimleri etkilemiş, hala da etkilemeye devam etmektedir. Ulus devlet kurmuş devletler onu tahkim etmeye kuramamış devletler de kurmaya çalışıyor. Mutlaka bir devlet olsun tezi, devleti kimin, hangi ideoloji etrafında yöneteceği tezine göre anlam kazanıyor kuşkusuz.
Birde ne olursa olsun yeter ki bir devletimiz olsun tezi var. Her ulus için geçerli olduğu gibi Kürtler de devlet kurma hakkını din veya başka bir felsefi kökenle temellendiremez. Kürtler devlet kurma hakkını eşitlik tezi üzerinden temellendirebilir. Herkesin hakkı olan şey neden Kürtlere yasak düşüncesi son derece ahlakı bir itirazdır. Kuşkusuz biz de herkesin hakkı olan şeyin Kürtlerin de hakkı olduğunu savunmalıyız. Kürtlerin dışındaki güçlerin, Barzani'nin devletin ilk adımı olan referanduma karşı çıkmaları bir tarafa, ayni konuya PKK'nın da karşı çıkıyor olması ilginç. Yıllardır bağımsız Kürdistan diye Kürt gençlerini motive edip ölüme gönderen PKK, Kürtlerin önüne çıkan devlet olma fikrine neden karşı çıkar? Çünkü PKK tüm örgüt yapıları gibi,devlet olmak düşüncesine, benim ideolojik düşüncem etrafında olmazsa olmasın düşüncesine mağlup oluyor. Öyle ya, ilerici ve laik sosyalizm varken, Kürtler feodal bir dincinin eline mi bırakılacak. Kürtlerin geleceği sosyalizmde diyen bir örgütün karşı çıkmasını anlamak aslında hiç de zor değil. Örgüt iktidarı paylaşmaz.
Yıllar boyu muhalifleri, ajan, hain damgası katleden bir yapıdan ne beklenebilir ki. Kürtlerin devletine evet, PKK'nın terör siyasetine, ben olmazsam kimse olmasın, katliam ideolojisine, hukuk tanımaz idam kültürüne, tekilci ve otoriter siyasetine hayır. Çünkü PKK ideolojisinden ne demokrasi, ne hukuk, ne insan hakları ne de özgürlük çıkar.”

 

"Maçka'da katledilen çocuğun katilleri bellidir. Bu katilleri kınamaktan kaçınan bir kesim konuyu üst öğretilere giderek anlamlandırmaya çalışıyor.
Şöyle diyor örneğin "Çocuklar ölmesin". Bu haklı ve doğru söylem, olayı paranteze alarak hafifletmeye dönük bir işlev görüyor. Maçka'da katledilen çocuk için söylenmesi gereken "bu çocuğu katleden PKK vandallığına lanet olsun" demek yerine ahlaki ifadelere sığınarak geçiştirme faaliyeti bu. "

 

“Çözüm sürecini Ak Parti Kürtçülüğe evriliyor diye okumaması gibi, Ak Parti MHP birlikteliğini de Ak Parti milliyetçiliğe veriliyor diye okumamak gerekir. Ak Partinin üstüne oturduğu toplumsal zemin ve anlayış bu tür ideolojik kaymalara elverişli değildir. Bunlar bir sorunu çözmek icin ortaya çıkan politik birlikteliklerdir. Kuşkusuz bu tür birlikteliklerin taşıdığı riski de gözden uzak tutmamak gerekir. Ak Partinin Kürtçü veya Türkçü olması sosyolojik olarak genlerine aykırıdır.”

 

            “Ben siyasal iktidarın son on beş yılda başta Kürt sorunu ve devletin yapılanması konusunda devrim niteliğinde değişiklikler yaptığını düşünüyorum. Ama bu yaptıkları hataları görmeme engel değil. O noktalara da uyarı görevini yapıyoruz. Ancak pireyi baha ne edip yorgan yakma peşin de değiliz.
Ortaya çıkan yanlış ve hukuksuzlukları eleştirecek, doğrulardan desteğimizi sürdüreceğiz. Ne zamana kadar? İnsan hakları, hukuk devleti konularında bu toplumun değerleriyle uyumlu daha özgürlükçü bir siyasal anlayış çıkana kadar.

 

            “7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerini düşünün. 7 Haziranda halkın bir alternatif oluşmasa bile iktidara verdiği uyarıdan sonra 1 Kasımda tekrar neden onu iktidar yaptı. Çünkü muhalefetin ülkeyi yönetecek ufku olmadığına tanık oldu. İnsanları Ak Parti safında tutan bir neden de, muhalefetin özgürlük ve adalet konusunda ümit vermemelidir. Muhafazakar dindarlar ise iktidar değiştiğinde kazanımlarını tehdit altında olacağını düşünüyorlar.
28 Şubat uygulamaları hala canlı. Muhalefet edindikleri konusunda onlara garanti vermezse işleri zor.  Çünkü seçmen kitlesinin büyük paydası orada.”

 

"Sırrı Süreyya Önder, CHP'li Tunceli milletvekilinin eleştirisi üzerine, Öğretmeni vahşice katleden PKK'yı kınayan tek bir cümle söyleyemedi."
Şaşırttı mı hayır, Bu düşüncenin sanal alemdeki militanları da öğretmenin vahşi bir şekilde katledilmesini görmedi, göremedi. Sonrada sivil diktatörlük, insan hakları, demokrasi diye nutuk atıyorlar. PKK vahşetini eleştiremeyen, tavır koyamayan, onaylayan, sessiz kalan bir zihnin İŞİD karşıtlığı asla samimi değildir.”

 

            Kürt milliyetçileri öfkeli. Öfkelerini ana kaynağı kurmaca olarak tasarladıkları söylem içine Kürtleri sokmaya ikna denemelerinden kaynaklanıyor. Dönüp şu soruyla yüzleşmenin muhasebesini yapmıyorlar; "nerede hata yaptık?" . Onun yerine sürekli karşıdaki kötülük odağına suçu atarak kendilerini eleştirisizlik zırhına büründürüyorlar.”

 

            "Kürt milliyetçiliği, Kürt sorunu üzerindeki söylem üstünlüğünü kaybetmemek için başkalarının bu sorun üzerinde düşünmesini engellemeye çalışmaktadır. Bunu yapmasının temel nedeni hem söylem üzerindeki iktidarını sürdürmek, hem de onlarca yıldır insanları ölüme sürükleyen siyasetin sorumluluğundan kaçınmak içindir. Bunun için sorunu sürekli tek yönlü anlamak ve kuşkusuz sadece karşıdakini suçlayarak kendi söylemini meşrulaştırmak istemektedir."

 

Kuzey Irak bölgesinde şu an bir devletin sahip olduğu bütün özellikleri çok büyük ölçüde kullanan bir yönetim var zaten. Olacak olan de yaptı olanın kabul edilmesinden farklı değil. Kuzey Irak’ta kurulacak Kürdistan devletinin Türkiye’nin bütünlüğünü tehdit edeceği düşüncesine hiç katılmıyorum

 

            “Kürdistan devletinin Türkiye’nin çıkarlarına aykırı olduğu düşüncesine de katılmıyorum. Üstelik bu İkinci dünya savaşı sonrası unutulan iki haktan birinin ( Diğeri Filistin)devletleşmesi demektir. Ben Filistin devletine karşı olmadığım gibi Kürtlerin kuracağı devlete de kategorik olarak karşı değilim.”

 

“Barzani liderliğinde halkı Müslüman olan Kürtlerin kuracağı Kürdistan devletinin ikinci bir İsrail olacağı yönündeki düşünceyi hiç anlamlı ve tutarlı değildir. Üstelik bu tez Kürt kimliğine aykırıdır.”

 

 

            “Türkiye, Kürt sorunu konusunda terör örgütlerini muhatap almadan Kürt halkının onay vereceği bir ortam sağlayamazsa, bağımsızlık talebi de dahil diğer talepler ertelenebilir ancak ortadan kaldıramaz. Kuşkusuz bağımsızlık talebi bir amaç olarak ne yapılırsa yapılsın ortadan kaldırılamaz. Ancak halkın çoğunluğunun razı olacağı bir çözüm ayrılık taleplerini marjinalleştirecektir. Anadolu sosyolojisi içinde ayrılık talebi çok mümkün gözükmüyor.”

 

 

            Terör örgütlerine tek bir söz söylemeden adalet talebi bana ahlakı gözükmüyor. İktidardan özgürlük, adalet, insan hakları talep ederken bu kavramların semtine uğramadığı bir terör örgütüne ses çıkarmayan zihni hiçbir şekilde dikkate almamak gerekir. Vahşi terörün gölgesine sığınmadan hak ve adalet talebini dillendirenleri ise dikkatle izlemek gerekir.
Hunharca adam katleden PKK, İŞİD, DHKP-C ve FETÖ' nun yayın organlarında yazıp sonra adalet dilemek tutarlı değildir.”

 

 

“Kürt milliyetçilerinin zihinsel sorununu okumak için çok değerli bir veri bu. İzlediğim kadarıyla bu olay karşısında suskunlar. Katlediyorlar, vandalca acımasızca saldırıyorlar. Bu olayı kınamak için tek bir cümle yazmıyorlar
Sonrada Türk İslamcılar şöyle, Ak Parti böyle diye olayı örtmek için her tür manipülasyonu yapıyorlar. Seni bitiren kendinsin. Görünürdeki insan halkları, özgürlük ve hukuk devleti talebin kişiliğinin katmanlarındaki canavarı engelleyemiyor.

 

            "Kürt sorununun asıl aktörü Kürt siyasal hareketidir. Sorunun yöneldiği durumdan öncelikle onlar sorumludur. Kürt milliyetçilerinin sürekli sorunu dış faktörlere atmaları, kendi içindeki zaafları öteleme gayretinden ibarettir.
Asıl büyük sorun Kürtlerin toplumsal zemini ile uyumsuz HDP/PKK siyasetinin Stanilist çizgisidir. Açık konuşmak gerekirse, demeçleri ne olursa olsun, HDP/PKK çizgisi Barzani'nin referandum kararından en çok rahatsız olan kesimdir. Bu gerçekle yüzleşmek yerine dış faktörlerin olaya nasıl baktığı üzerine yoğunlaşılıyor. "

 

            “Kürt sorunu konusunda önemli değişiklikler yapıldı. Kuşkusuz yapılacak çok şey var. Siyasal iktidar asimilasyon döneminin sona erdiği vurgusuyla Kürtlerden önemli destek görüyor. Kürt milliyetçileri ise hiçbir şeyin değişmediğini iddia ediyorlar. Ancak bu konuda Kürtlerin önemli bir kısmını ikna etmekte zorlanıyorlar. Kürt milliyetçilerinin önünde iki büyük sorun var. İlki modern dünyanın imkanlarının Kürt gençlerine etkisi, ikincisi savundukları ideolojinin özellikle dindar Kürtlerde endişe yaratması. Sanıldığının aksine Kürt sorununun önündeki en büyük engel Ak Parti ve Erdoğan değil, Kürt siyasal hareketinin tutarsız siyasetidir.”

 

Kürt milliyetçilerinin sürekli gündem de tutmaya çalıştıkları Erdoğan nefreti bu zaafı örtmeye yetmiyor.”

 

“Gerçek şu ki, insan hangi soyasal kampın ve ideolojik söylemin esiri ise, İslami söylemi de ona göre şekilleniyor. Sosyalist bir cenahta ise eşitlikçi, liberal kanatta ise çalışma ve kazanmanın fazileti, milliyetçi bir kanatta ise kültürel değerlerin ve etnik grupların Allah'ın ayetleri olduğu, bir terör örgütüne yakın bir siyasal harekete mensupsa İslam’ın eylemci yönünü emperyalizm ile mücadelesini öne çıkarıyor. Bu arada vahşi terör eylemlerine bile sessiz kalabiliyor. Aynı durum PKK, FETÖ VE İŞİD militanları için de geçerli.
İslam, başka siyasal projelerin öznesi haline geliyor. Tarih boyunca İslam’ı sadece devletler araçsallaştırmadı. Haricilerden, Haşhaşilerden beri çevre muhalefeti de büyük ölçüde araçsallaştırdı. Hatta çevrede yer alan bu örgütler yerleşik hukuk sistemine sahip olmadıkları için şiddete çok daha yatkın gruplar oldular.

 

“Kürt siyasal hareketinin öncülüğünü yapanların Kürt toplumsal zemininden farklı bir Kürt anlayışı olduğu açıktır. Burada çok sayıda soru öne çıkıyor;

1-Seküler Kürt siyasal hareketinin toplumda belli bir karşılık bulduğu açık. Hatta diğer Kürt hareketlerinin toplamından daha çoktur.

2- HDP/PKK dışında kalan siyasal akılda alternatif olabilecek bir oluşum imkanı var mı? Varsa neden başarılı olamıyor?

3- Toplumda seküler yapılar yaygın karşılık bilirken İslami yapılar neden bulamıyor?
4- İslami yapılar ve hareketler gerçeklikten kopuk mu?

5- Huda- par ve Azadi gibi oluşumlar neden anlamlı bir karşılık bulmuyor?
6- Kabul edelim ki, Kürt bölgesindeki bütün hareketler büyük ölçüde PKK ve HDP 'nin terk ettiği siyasal retoriği tekrarlıyor. Bu durumda farklı bir söylem ödeyemedikleri için mi karşılık bulmuyorlar?

7- Kürtler arasında birleştirici bir ideolojik tutum neden oluşmuyor?
8- İslami Kürt oluşumlarının kapsamlı bir birleştirici ideoloji oluşturabilecek kapasiteleri var mı?

Görüldüğü gibi sorun derin ve slogan atarak çözümlenmesi mümkün değil. Derinlemesine düşünmek gerekiyor.

 

“Hem siyasal parti kurarak demokratik mücadeleye katılmak hem de silahlı mücadeleyi temel mücadele biçimi olarak belirleyen bir örgütü desteklemek, eylemleri karşısında sessiz kalmak açık bir çelişkiyi ortaya koyar. Silahlı mücadelenin temel argümanı demokratik siyasetin işleyişinin tamamen imkansız hale geldiği durumlarda anlam kazanır.
Türkiye de bütün eksiklerine karşın demokratik siyasetin kuralları işlemektedir. Zaten bir parti kurarak mücadeleye katılmışsanız, demokrasi dışı mücadele biçimlerini reddettiniz demektir. Kürt siyasal hareketinin en temel açmazı demokratik mücadele ile silahlı mücadeleyi bir arada yürütme çabasıdır. Bu ise siyasal aktörlere karşı güvensizliği doğurmaktadır. HDP’nin PKK ile ilgisi yoktur tezi ise gerçeklik anlamında hiçbir doğruluk değeri yoktur. Bir de örgüt ile parti arasında güç mücadelesi olursa, elinde silah olanın kaybetme ihtimali zayıftır. Bu durumda HDP’nin " türlü şiddete karşıyız " argümanı aslında meşru güvenlik güçlerinin operasyonlarıyla terör örgütünün eylemlerini aynı düzlemde görmeyi amaçlamaktadır.

 

“Bir daha vurgulayalım, artık devletsiz, patronsuz, ağasız, ‘karısız’, ‘kocasız’ bir dünyayı düşünmenin zamanıdır. Devletsiz yönetim, patronsuz, ağasız bir ekonomik yaşam, ‘karısız’, ‘kocasız’ özgür eş yaşam gerçekleştirilebilir. Artık egemenlerin bu konuda yarattıkları ideolojik egemenlikleri yıkmak, özgür düşünmek, bu temelde neolitik toplumdan bugüne var olan demokratik uygarlığı demokratik topluma dayandırarak yeniden güncelleştirmenin zamanıdır.” (Mustafa Karasu/PKK üst düzey yöneticisi.) Bu sorun tüm sorunlardan daha önemli değil mi?

 

            "Genel kavramlarla konuşmayı çok seviyoruz. Oysa sosyolojide genel kavramların toplumsal zeminde fazla bir karşılıkları yok. Örneğin Türk ve Kürt halkı diye türdeş topluluklar yoktur. Her iki kavramın içinde bir araya gelemeyecek kadar onlarca birbirinden uzak dünya görüşü, dini anlayış ve ideoloji vardır. İnsanlar genellikle Türkler ve Kürtler derken sanıyorum, kendisi gibi anlayışta olanları genelliyor ve bu yanlış üzerinden analiz yapıyor. Bu tür genelleştirilmiş ulus kavramlarının zihinsel bir inşa olduğunu, toplumsal zeminde anlamlı bir birlik oluşturmadığını görmek gerekir. Teoride Kürtler ve Türkler diye tanımladığımız alan aşağıya inildikçe yerini Türk ve Kürt Sünni,Türk ve Kürt Alevi, Türk ve Kürt sosyalist, Türk ve Kürt muhafazakar, Türk ve Kürt İslamcı,Türk ve Kürt liberal gibi onlarca iç içe geçmiş tanımlamalara bırakır. Türk Sünninin Türk Alevi ile farklılığı ve sosyal mesafesi mesela bir Kürt Sünni için yoktur.

 

            “Analiz yaparken toplumda anlamlı bir karşılığı olmayan kimlikler üzerinden yapılan tanımlamalar ve iç içe geçmiş kimlikleri görmeme doğu ve sağlıklı analiz yapmayı engelliyor."

 

            “Barzani önderliğinde kurulacak bir Kürt devletinin hem bölge ,hem de özellikle Türkiye için çok yararlı olacağını düşünenlerdenim. Bu hem terör örgütlerinin Kürt halkı üzerindeki baskısını azaltacak hem de Türkiye'ye çok güvenilir bir müttefik kazandıracaktır. Kaldı ki, Şu an Kuzey Irak'ta fiilen kurulan Kürdistan'ın ticari faaliyetleri büyük ölçüde Türkiye üzerinden olmaktadır.
Bunu bir tehdit olarak değil, büyük bir imkan olarak görmek gerekir.
Barzani önderliğinde kurulacak bir Kürt devleti hem bölgedeki Kürtlerin devletsizliği sorununu ortadan kaldıracak, hem de ütopik terör örgütlerinin Kürt nüfusunu giderek bir hayal uğruna tüketmelerinin önüne geçecektir.
Barzani'nin halk oylaması çıkışı siyasal açıdan çok meşru bir taleptir. Bu tutum Türklerin de Kürtlerin de lehinedir. Referandum sonrası bu konuda Türkiye'nin de içinde olacağı iyi gelişmelere gebedir. "

 

            “Barış sürecindeki arayış da, terörle mücadele de sonuna dek haklıdır. Barış süreci devletin başka bir yol denemeye açık olduğunu gösterir. Kuşkusuz sürecin sona ermesinde bazı siyasi karalar sorunlu olabilir. PKK ve sivil uzantısı ise kibir ve kötülükten başka hiçbir olumlu adım atmadı. Sürecin sona ermesi hendek gibi akıl ve ahlak dışı bir siyaseti dayatanların boyunlarındadır.

 

            Cemil Bayık'ın Şengal ile ilgili analizlerini sosyolojik anlamda iyi okumak gerekir. Milliyetçiliğin temel tezi,her tür ideolojinin üzerinde ulus bilincini koymak ve onun etrafında kümelenmek üzerinedir. Oysa bu çoğunlukla bir gerçeğe tekabül etmez. Yani her farklı ideolojik grubun Kürtlerle ilgili farklı bir gelecek tasarımı var. Bu durum Türkler içinde geçerlidir. Yani bir sosyalistin, bir İslamcının,bir muhafazakarın, bir milliyetçinin Türkiye tasarımı aynı değil. Bu durum Kürtler için de geçerli. Değişik ideolojilerin ortak bir gelecek tasarımı olamaz. Devlet sahibi olunsun ya da olunmasın bu mücadele devam edecektir. "

 

“Tartışmalardan anladığım Kürt İslamcıların ve Kürt milliyetçilerinin tezleri büyük ölçüde duygusal, sloganik ve militanca. Kuşkusuz var olan koşullar içinde sağduyulu düşünenler de var. Siyasal sorunlar ergen tepkileriyle analiz edilmez.”
 

“Bütün ulus devletlerin kuruluş sürecine dış güçler müdahil olmuştur. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş belgesi de Lozan'dadır.
Lozan'da masanın etrafında kimler vardı? Türkiye'nin kuruluşunda müdahil olanların Kürt devletinin kuruluşunda da müdahil olması mümkündür.
Yani diğer ulus devletlerin kuruluş sürecinden farklı bir şey yok. Süreci sadece Kürtlere özgü görmek yanıltıcıdır. Kürtler ulus devlet kurma sürecine biraz geç katıldılar hepsi bu. Sürece karşı çıkmanın anlamı yok.
Milliyetçilik ve ulus devleti sorguluyorsanız, bu konudan en son sorumlu tutacağınız Kürtlerdir. Ulus devlet ve milliyetçilik ümmeti bölüyorsa bunu Kürtlerden önce ulus devlet kuranlar yapmıştır. Soruna doğru yerden bakmak gerekir.”


            “Kürt milliyetçileri her zamanki gibi yine başladılar dışlayıcı,ötekileştirici propagandaya. Neymiş, Kürtlerden Anayasa değişikliğine evet diyenler hain, yalaka, Kürtlük bilincinden yoksunmuş. Kürtlük bilinci onların tekelindeymiş gibi davranıyorlar. Kürt olmak için Kürt ana babadan doğmak, Kürtçe konuşmak yetmiyor. Mutlaka onların siyasal tepkilerini vermek, onların paradigmalarından bakmak gerekiyor hayata. Birde demokrat ve özgürlükçü olduklarını söylemezler mi? Bu kadar dışlayıcı, bu kadar sevgisiz, bu kadar öfkeli tavırdan saygı beklenir mi? Faşizmin bu tavırdan öte bir tanımı var mı?”

 

"PKK, diktatörlük eleştirisi üzerinden hayır kampanyası yürütüyormuş.
Sanki kendisi son derece demokratik, halkın iradesine saygı duyan bir sivil toplum örgütü. Kendine karşı olanları, bu tutumlarından vazgeçirmek için baskın ve katliam yapan, adam kaçıran, silahı bir araç olarak kullanan ve kurulduğundan beri aynı kişi tarafından yönetilen, diktatörlüğün bütün özelliklerini taşıyan örgüt diktatörlük eleştirisi yapıyor.
İnsan zekasına bu kadar hakaret edilir”

 

“Karşıt fikirlere açık olmamak sadece iktidarı destekleyenler için değil bütün toplum kesimleri için sorundur. Türk ve Kürt siyasal davranışı arasında zerrece fark yok bu konuda. Hatta iktidar olanlar muhalif olanlardan daha demokrat. Örgütsel yapılar farklılıklara, siyasal partilerden çok daha kapalıdır. Bu bakımdan siyasal partiler Cemaatlerden ve örgütlerden çok daha kuşatıcı bir dile sahiptir. Kürt sorunu konusunda kendilerinden farklı düşünenlere kapıyı tümden kapatan selamı sabahı kesen onlarca Kürt aydını tanıyorum. Kürt milliyetçilerinin diyalog kurmanın tek mümkün yolu onların dilinden konuşmaktır. Farklı bir şey dillendirdiğinde dışlanırsın. Örgütsel milliyetçi-kurtuluşçu - mesihçi yapıların ortak özelliğidir bu.Binlerce yılı aşkın bir arada yaşayan iki toplumun davranışlarını keskin çizgilerle ayırmak kolay değil. Türk ve Kürtlerin siyasal aklı yüzde doksan benzer parametrelerden oluşur. Yüzde onu ise farklılaşmayı erdem haline getiren Türk ve Kürt milliyetçilerinin davranış kodudur. Onlar ortak özellikleri görmeyip farklılıkları kutsarlar. Bundan dolayı İslam kardeşliği ve ümmet kavramlarını kategorik olarak dışlarlar. Farklı kültürel unsurlara ise dört elle sarılırlar. İktidar çevrelerini karşıt fikirlere karşı hoşgörüsüz olmakla suçlayanların büyük bölümü çok daha dışlayıcı olan cemaat, örgüt ve milliyetçilik gibi ötekileştirici bir paradigma sığınıyorlar.
Özgürlük isteyenlerin iktidardan çok daha totaliter bir dile sahip olması çok daha büyük sorundur.”

 

            “PKK, FETÖ, İŞİD kuşkusuz Ortadoğu'da çıkarı olan emperyal güçler tarafından desteklenip kullanılıyor. Bu doğru bir belirlemedir.
Ancak hesaplaşmamız gereken daha büyük ve öncelikli bir soru var:
"Neden bu topraklar PKK, FETÖ ve İŞİD'e üreyebileceği ve gelişebileceği bir zemin sunuyor?" Sorun içeridedir.”

 

            “Türk ve Kürt milliyetçiliği dahil, bütün milliyetçilikler, sosyalizm ve İslamcılık genel anlamda kendi ideolojilerini başkalarının kötülüğü üzerine inşa ederler. Oysa Aziz Kur'an toplumların, kişilerin başına gelenlerin kendi elleriyle kazanımlarından dolayı olduğunu savunur. Kuşkusuz Kur'an'a göre sorumluluk içeriden dışarıya temellendirilir.”

 

"Kürtler hızla modernleşiyor. Kürt sorunu üzerine düşünen herkes bunu gözden kaçırmamalıdır. Modernleşme bireyselleşmeyi doğuruyor. Bireyselleşen insanların kurtuluşçu totaliter ideolojiler peşinde motive etmek zordur."

 

            “Kürt aydınlarının önemli bir bölümü hala özeleştiri yapmıyor. PKK/HDP siyasal çizgisinin hatalarını görmezden gelmek ya da önemsizleştirmek için sürekli dış güçleri(Türk solu, Türk İslamcılığı) Öne çıkararak eleştiri yapıyorlar. Unuttukları şey şu: "Başkalarının hataları , bizim hatalarımızı örtmeye yetmez."

 

            "PKK yanlısı militanların ve kendilerini Kürdistani olarak niteleyen kesimlerin siyasal aklının Barzani ve Türkiye ilişkilerini anlamaları, anlamlandırmaları mümkün değil. Çünkü siyasal akılları bu toprakların değerlerine göre çalışmıyor. Birleşmeye değil, ayrılıkları derinleştirmeye çalışıyorlar. Onun için Barzani'yi anlamaları mümkün değil. Barzani'nin PKK ve YPG' den çok Türkiye'ye yakın olduğunu görmezden geliyorlar. Siyasal gerçeklere uygun düşmeyen ideolojik anlayışların olayları doğru değerlendirme imkanı da kalmıyor. Ne yapıyorlar? Türk İslamcılarını suçlamaya devam ediyorlar. Zannediyorlar ki, başkalarının hataları kendi haklılıklarını ortaya koyacak. Kendilerini Türklerden bu kadar farklılaştırmalarının gerçekçi olmadığını, Kürtlerin niçin Batı illerine doğru demografik bir hareket içinde olduklarını analiz edemiyorlar. "

 

"Sürekli olarak Türklerin uluslararası alanda olumsuz duruma düşmesinden zevk duyan Kürt milliyetçileri, başkalarından kendi tezlerini desteklemesini bekliyor. Anadolu'nun mayasını anlayacak ve değerlendirecek sosyolojik kapasiteleri sınırlı. Tüm sermayelerini iki toplumun ayrışmasına adamışlar. Terör derken sadece İŞİD'i anlıyorlar. PKK terörünü özenle görmezden geliyorlar ve dahası meşrulaştırmak için göbekleri çatlıyor. Kendileri PKK terörünü desteklerken, İŞİD'i benzer nedenlerle destekleyenleri suçluyorlar. Olayları kendilerinden farklı yorumlayanları suçlayıp aşağılamaya çalışıyorlar."

 

"Kendini Kürdistani olarak tanımlayanların bir kısmının Musul operasyonu ile ilgili yorumlarını okuyunca, bu grubun siyasal aklının ve olayları açıklama tarzının ne kadar sorunlu bir zihinsel arka plana yaslandığını görülecektir. Bu grup kendi iç sorunlarıyla hesaplaşıp çözümlemeye çalışacağı yerde, karşılaştığı her sorunu Türk İslamcılığı üzerinden anlamlandırmaya çalışıyorlar. Peki, nereye varıyorlar. Hayatta hiçbir karşılığı olmayan ütopik bir söyleme."

 

"Barış isteyecek, barışı sürekli savunacağız. Ancak bu bizi PKK'nın terör eylemlerine kaşı durmaktan alıkoymayacak. Barışı savunacak, ancak dünyanın en alçak eylem biçimi olan, hedefsiz bombalı tuzaklamayı asla kabul etmeyeceğiz. Barışı savunacağız, ancak terör örgütünü meşrulaştıracak bir retorikten uzak duracağız. Terörü ve terör örgütünü koşulsuz reddetmeden yapılan barış çağrıları anlamlı değildir."

 

"PKK sosyolojik olarak, başlangıçta Büyük Kürdistan projesiyle ortaya çıkan,zamanla görüşlerinde değişiklikler meydana gelen, ideolojik olarak sol,sosyalist ve Stalinist bir jargondan hareket eden, modernleşmeci,laik, ulusalcı bir düşünsel arka plana yaslanan; temel amacı olan Büyük Kürdistan projesinde konjonktürel nedenlerle,özerklik,federasyon,öz yönetim gibi değişiklikler yapan; amacına ulaşmak için silahı ve tabi terörü bir araç olarak kullanan; bunun için çeşitli uluslararası işbirlikleri kuran; sivil ve silahlı güçleri olan; savunduğu ideoloji dolayısıyla dindar Kürtlerle başından beri sorun yaşayan bir silahlı örgüttür."

 

“Kürt nüfusunun Kürtlerin yaşadığı bölgelerden daha çok, Türkiye'nin Batı illerinde yaşaması sorunu başka bir boyuta taşıyor. Savunulan çözüm toplumsal zeminde kabul edilebilir olmalı. Kürt milliyetçilerinin en büyük sorunu zihinlerinde taşıdıkları projeye Kürtleri ikna edememeleridir. Bu yüzden saldırgan ve agresifler. Kendisi gibi düşünmeyen herkesi aşağılayıp mahkum etmeye çalışıyorlar."

 

“Hüda- Par ve PKK sempatizanları veya örgütleri birbirlerine tahammül edemiyor dahası katletmeye gidiyorsa, tarafların yürüttüğü hak arayışı meşru, inandırıcı olma amacını kaybeder"

 

"Devleti her eleştireni Türk düşmanı; PKK-HDP eksenini her eleştireni de Kürt düşmanı olarak görmek aynı madalyonun iki yüzüdür. Militan sadece karşıdakini eleştirir, hakikat arayıcısı ise hem kendinin içinde bulunduğu grubu hem de dış faktörleri eleştirir. Devlet zarar görür diye devleti, Kürt hareketine zarar verir diye PKK-HDP çizgisini eleştirmekten kaçınan zihin kendi grubuna zarar veriyor. Militan kendi grubunu sürekli ve ne pahasına olursa olsun savunur, eleştirileri görmezden gelir, hatta ihanetle suçlar. Ak Partiye oy veren Kürtleri satılmış, hain olarak suçlayan veya PKK-HDP çizgisini destekleyen herkesi hatta bütün Kürtleri vatan haini olarak suçlayan zihin istediği kadar demokrat olduğunu söylerse söylesin bir şey fark etmez. O,kendisi gibi düşünmeyeni hain ve satılmış sayan bir otoriter, başkalarının görüşlerine değer vermeyen bir militan, farklı görüşlere tahammül edemeyen bir faşisttir."

 

“Kürt solu ve Kürt milliyetçilerin ikna etmek zorunda oldukları Türkler değil, Kürt halkıdır. Ak Partiye oy verenleri satılmış Kürt Olarak algılayan birinin, olayların sosyolojik analizini yapması mümkün değil. Ona nasıl düşünmesi gerektiği söylenir, o da harfiyen yerine getirir.”

 

“Siyasal veya toplumsal hareketlerde en kötü şey uğruna savaştığın mücadele ettiğin toplum tarafından yeterince desteklenmemendir. Türk ve Kürt milliyetçilerinin kaderi budur. Kullandıkları dil kendi toplumları için bile ayrıştırıcı. Herkes kendi ölümüne ağlıyor. Oradan ne insanlık ne de İslam çıkar. Şiddet karşısında taraf tuttukça, kendi grubumuzun şiddetini görmeyip karşınızdakini sürekli gündem yaptıkça bir yere yaramayacağız. Faili meçhulleri sorgulayan siyasal akıl, PKK eksenli faili meçhulleri de sorgulamalıdır. Çünkü biri diğerine meşruiyet kazandırmaz. İdeolojik zihin karşıdakini katil ve zalim, kendi cinayetlerini de provakasyon olarak niteler.”

 

“Faşist bir zihin içinde bulunduğu yapının her eylemini koşulsuz savunur. Devlete ve PKK'ya eleştirel bakanları ciddiye almak gerekir. Diğerlerinin görüşlerini de bir kesin inançlı nasıl düşünür çerçevesinde yorumlamak gerekir. Ne yazık ki, devlete karşı özgürlük mücadelesi yaptığını savunan çok sayıda örgüt, cemaat ve yurtsever yapılar daha büyük bir totaliterizme kendini mahkum ediyor. En küçük eleştiriyi bile ihanet kabul ediyorlar ve infaz mekanizması ortaya çıkıyor. Devlet hukuktan ayrılıp örgüt mantığı ile davrandığında infaz mekanizması islemeye başlıyor. Devletten demokratik ve adil davranmasını beklemek hakkımız var. Örgütleri denetleme hakkımız yok. Onların yaptıkları bizzat doğru çünkü .”

 

“Etnik alarak farklı insan grupları vardır dünyada. Ulus ve ulus kimliği ise modernleşme projesinin ürettiği kimliklerdir. Türkler ve Kürtler gerçektir; Türkçülük ve Kürtçülük ya da Türk ve Kürt ulusalcılığı hayali cemaatlerdir.”

 

 

"PKK ideolojisi, siyaset biçimi ve uygulamalarının yarattığı şiddet, Ak Parti eleştirileri ile gölgelenemeyecek kadar büyük bir gerçekliktir. PKK'lılar eleştirdikleri faşizmi gölgeleyecek kadar faşizmin esiri bir yapının savunucusu durumundadır. Bu durumda her iki tarafa eleştirel yaklaşanların ideoloji tuzağın düşmekten kurtulma imkanları vardır. Gel gör ki, örgütler özgür birey değil militan isterler. Her halükarda örgütü savunacak ve her halükarda karşıyı suçlayacak. Ak Partinin de militanları var PKK'nın da. Unutmayın militan savunur ve suçlar.

 

 

“PKK ile mücadelede söylenen "mevzuat dışına çıkma" anlayışının eleştirilmesi kadar doğal bir durum yok. Devlet mevzuatın içinde kaldığı için devlettir. Mevzuat konusuna bu kadar girmişken devam edelim . PKK mevzuatın neresinde? PKK yapı olarak tümden mevzuat dışı değil mi? Mevzuat eleştirileri haklı kuşkusuz. Sanırım mevzuatın içinde kalınması isteniyor.
Ama önerdiğiniz mevzuat PKK’nın dağıtılmasını öneriyor.
Mevzuat sorunlu ise iktidarı mevzuata çağırmak çözüm mü?
Yoksa mevzuatın iyi iktidarın kötü olduğunu mu düşünüyoruz.
Yoksa hem mevzuatın hem de iktidarın kötü olduğunu mu düşünüyoruz.
O zaman iktidarı mevzuata çağırmanın anlamı nedir?”

 

“PKK Kürtlerin yaşadığı her bölgeyi Sur'a çevirme amacında. Oysa, çatışma devam ettikçe HDP’nin bu çevrelerin beklentilerinin aksine halk desteğini bir miktar daha kaybedeceğini düşünmek gerekir.
Unutmayalım %13 oy tepe noktası idi ve barış sürecinin yarattığı ortamın sonucuydu. Birileri sivil alanda HDP’nin daha fazla güçlenip öne geçmesini istemedi. Zemini çatışma ortamına çekti ve bir kaç ayda HDP oylarını eritti.
Kuşkusuz iktidar PKK’nın kendini çağırdığı tuzağa düşmemeli. Çatışma dışındaki önerilere açık olmalıdır. PKK/HDP çizgisi şunu unutmamalı. Çatışmalardan PKK yı sorumlu tutanların oranı, giderek artıyor. Nitekim 1 Kasım seçimlerinde yalın gerçek ortaya çıkmıştır.”

 

"Kürt sitelerinin bazılarında en aşırı Türkçülere rahmet okutacak bir faşizm söylemi var."

 

            "Devletin uygulamaları eleştiriye açıktır. Peki ya PKK'nın yaptıkları ne olacak? Onları da Milliyetçi Kürt entelektüelleri tartışmanın dışına taşımak için sadece devlet üzerinden ötekileştirici bir söylem üretiyor. Devlet politikalarını her gün eleştiriye çağıran ve bunun üzerinden Türk İslamcıları eleştiren zihnin aynı parametreler üzerinden bir tane PKK eleştirisi yoksa, hak, adalet kavramları boşuna. Sadece işgal polemiği üzerinden propaganda gerçeği örtmeyen yetmiyor.”

 

            “PKK mevcut yapısıyla devlet ile kıyaslanmayacak ölçüde çok daha otoriter bir siyaset üretmektedir. Bunu mazur görmek, devlet üzerinden yapılan tüm eleştirileri niteliksiz bir propagandaya dönüştürüyor. Havuz medyasını suçlarken en az onun kadar taraflı ve yalan haber üreten PKK yandaşı yayın organlarının faaliyetlerini görmemek, görememek, hatta bunu kasten yapmak söylenenin etkisini iyice azaltıyor. İslamcıları Kemalist olarak suçlarken Kemalizm’in ürettiği en büyük yapı olan PKK ile arasındaki benzerlikleri görememek aynı ideolojik körlükten besleniyor. Çünkü yanılan sadece karşıdadır.”

 

“Kürt milliyetçiliğin yükselişinin doğurduğu sorunlar üzerinde düşünürken, Anadolu toprağında Türk milliyetçiliğinin doğurduğu sorunları görmezden gelemeyiz. Türk milliyetçiliği Anadolu irfanına, İslam’ın temel değerlerine, Anadolu çoğulculuğuna aykırı; homojen bire toplum yaratmayı amaçlayan dışlayıcı bir ideolojidir. Bu ideolojinin Kürt milliyetçiliğinin yükselişine uygun bir zemin hazırladığını bilmek gerekir.

 

“Kürtlerin 1960'lı yıllardan sonra iç ve dış göçünün asıl nedeni ekonomiktir. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş yıllarında Kürtleri tehdit olarak görmüştür. Buna dönük bir göç politikası uygulanmıştır kuşkusuz. Ama 1960 ‘lardan sonra göç ekonomiktir. Bu sosyolojik gerçeği kabul etmek gerekir. İstanbul'daki üç milyon Kürt zorunlu göçle izah edilemez.
Kürt milliyetçiliğinin önündeki en büyük zorluk İstanbul ve büyük şehirlerdeki modernleşmenin nimetlerinden yaralanan Kürtlerdir.”

 

 

            "Kürt milliyetçi aydınlarında Kürt bölgelerine yapılacak ekonomik yatırımları küçümseme gayreti var. Kuşkusuz ayırımcılığı amaç edindiğiniz de yürütülen her politikayı olumsuz görürsünüz. Sanıyorum onları en çok rahatsız eden Kürtlerin entegrasyonu ve bunun getirdiği rahatsızlık. Bunun için kendisi gibi düşünmeyen, kendi politik çözümlerine karşı çıkan Kürtleri acımasızca eleştiriyor ve suçluyorlar. Kendi düşüncelerinin insan ürünü zamana dayanıksız ve yanılgıya açık olduğunu unutuyorlar. Tüm demokratik görünümlerinin altında farklı düşüncelere saygı göstermeyen bir totaliter zihin yapısı var."

 

“PKK/HDP çizgisinin ana sorunu ezen ezilen sorununu dert edinmesi değil. Sahip oldukları ideolojik şablonun tarih ve kültürel zeminde karşılıksız kalmasıdır. Bu temel gerçekle yüzleşecekleri yerde. Artık modası geçmiş sol-sosyalist analizlere sığınarak, tarih ve toplumsal karşılığı olmayan sol bir dilde ısrar etmeleridir.”

 

“Terör öğütleri arasında kategorik ayırım yapan zihniyeler birbirine benzer. Kabul edelim ki, militan zihinler kendi örgütünün yaptığı eylemi terör eylemi olarak görmez. Bu PKK ve İŞİD militanı açısından fark etmez. İkisi de militan, ikisi de ideolojik paradigmalarının esiridir. Her biri terörist olarak karşıdakini suçlar. Oysa bir PKK'lı militanın İŞİD'i, bir İŞİD militanın PKK'yı terörist görüp kendini eş geçmesi aynı ikiyüzlülüğün yansımasıdır.
Hakikatte ikisi de ilkesel olarak teröre karşı değillerdir. Karşısındakini suçlarken hiçbir sosyolojik analize ihtiyaç duymayan militan zihin kendisine yöneldiğinde sosyolojik analizlere sığınarak vahşi ve vandalist eylemlere sessiz kalır. Kürt milliyetçilerinin durumu budur.”

 

“PKK'ya silah bırakma çağrısı yapmadan yapılacak barış çağrılarının rasyonel ve ahlaki karşılığı yoktur. Barışın ön koşulu: Koşulsuz silah bırakma. Bu yapılmadan yapılan barış çağrılarının PKK ideolojisini meşrulaştırmaktan başka bir anlamı yoktur.”

 

 

“Kürt sorunu konusunda sadece devlet şiddeti üzerinden yapılan analizler anlamını yitirmiştir. PKK şiddet uygulamada kimseyle yarışmayacak kadar öndedir. Kendi halkını ve umutlarını acımasızca toprağa gömen bir mücadele türünün başarısı mümkün değildir. PKK çevreleri ise karşı tarafı suçlayan analizler (örgüt diliyle çözümlemeler )yapıyorlar.

 

“Kürt hareketinin başarısızlığı dış sebeplerde değil iç sebeplerdedir. Doğru analiz başkalarının zalimliği üzerinden değil kendi duruşunun haklılığı üzerinden temellendirilir. Kürt hareketi amacı, hedefi ve yöntemi bakımından oldukça sorunludur. Bununla hesaplaşmak yerine devlet odaklı analizlere devam ediyorlar. Bizim ne yaptığımız başkalarının ne yaptığından daha önemli ve belirleyicidir”

 

“Türkiye de devlet faşizmin karşı olduğunu savunan İslamcı ve sol örgütlerin ürettiği korku ve faşizm devleti gölgede bırakacak düzeyde. Kusura bakmayın ben Hizbullah, PKK ve DHK-C gibi örgütlerin infaz ve şiddet kültürü yerine eksikleri de olsa devleti tercih ederim. Devletin hatalarına baskısına muhalefet etmek daha sorunlu bir şiddet ve infaz kültürünü savunmayı gerektirmez. Devlete muhalefet eden hukuk devleti, adalet ve demokrasiyi savunursa tutarlıdır. Devleti hukuk devleti haline getirmek için mücadele edenlere ise destek vermek gerekir.”

 

“PKK Katliamların ses çıkarmayanlalar başkalarına insan hakları dersi veriyor. Tutarlı olan her türlü zulme karşı çıkmaktır. Devlet eleştirisi serbest PKK katliamları ise gündem dışı tutulmaya çalışılıyor. Devleti eleştiriyorsan, aynı sertlikte PKK şiddetini de eleştireceksin. Yoksa derdin zulme karşı çıkmak değil, zulmü siyasallaştırarak araçsallaştırmaktır.”

 

"Kürt İslami düşüncesi üzerine yaptığım yorumlar, özelikle Kürt entelektüel arkadaşlar tarafından bir kısmı da duygusal yorumlar yapıldı. Konuyu Kürtlerin mahrumiyeti üzerinden temellendirdiler. Kuşkusuz bunun anlaşılabilir sebepleri var. Ama kabul edelim Kürt İslamcıları,sadece devlet mahrumiyeti üzerinden savunma yapabilirler ve bu konuda haklıdırlar.
Bunun dışında Kürt İslami düzeyi İslam dünyasında en yetersiz birikimi olan düzeylerden biridir. Said Nursi ve Şeyh Said gibi öne çıkan düşünürler İslam düşüncesi bakımından son derece yetersizdir. Şeyh Said son derece literal bir okumaya sahip, Said Nursi ise daha sorunludur. Kürt entelektüel arkadaşların önemsediği ve savunduğu Kürt İslam’ı ne yazık ki, Kürtler arasında birliği sağlayabilecek entelektüel bir düzeye sahip değildir. Bu haliyle Kürt düşüncesi bir Şeriati, bir Cabiri, bir İzzetbegoviç çıkarma konusunda İslam dünyasının en yetersiz coğrafyalarından biridir. Bu haliyle Kürt İslam’ı şiddet üretme potansiyeli daha fazladır. Hizbullah deneyimi ve İŞİD'e katılan Kürt gençlerinin çokluğu bir sorun alanı olarak düşünülmelidir. Mazlumiyet ve mahrumiyet üzerinden giden anlayış ise Kürtlerin ve Filistinlilerin devlet sahibi olmamasına haklı bir itiraz olarak görülmelidir kuşkusuz. İnşallah gelecek verimli olur."

 

Kürt entelektüellerinin sorunları.

1-Kürt sorununun önemli bir bölümü Kürt siyasal aklının yetersizliğinden kaynaklanıyor.
2- Sosyalist hareketler Kürt tarihine yabancı.

3- Kürt İslami anlayışı da diğer İslam coğrafyası gibi sorunlu.

4- Kürtlerin tarihi ve kültürel kaynakları ile İslami sol ideoloji arasındaki uzaklık. Kürt entelektüellerindeki idealleştirilen ve yüceltilen Ezidi vurgusu bile Kürt dindarları yaraladığı gerçeği.

5-Oluşturulmaya çalışılan milliyetçi tarih okuması ile İslami tarih okumasının uzaklığı.
6- Modernleşmenin getirdiği konfor ve rahat yaşamın çekiciliği”

 

“Kürt hareketinde hataların varsa başarısızlıkların kökeni kendi hataları yüzündendir. Kürt hareketinin siyasal temsilcilerinin anlayışı ile Kürt muhafazakar dindarların anlayışları arasında kapanmaz bir fark var. Kürt elitleri bunu iki yolla aşmaya çalıştılar:

1-Kürt halkını modernleştirmek böylece kararlarında dinin etkisini azaltmak(Kürt solu)

2-Kürdistanilik ideali altında üst bir kimlik oluşturarak var olan çatışmayı aşmaya çalışma(Azadi Hareketi)

Bu girişimlerin başarısızlığı anlaşılabilir sebeplere dayanıyor. Daha derin analizlere ihtiyaç var. Geçici siyasal birlikteliklerin sağlıklı sonuçlar duramayacağını bilmek gerekir. Bu sorunlar arasında ne yapıyor Kürt eliti:
"Seni başkan yaptırmayacağız" ve anlamsız saray siyasetine sıkıştırıyor Kürt siyasetini. Bilmiyor ki düşünmek için slogan yetmez. Sorunları göremeyecek kadar duygusal olduğundan 1Kasımda alınan sonucu göremiyor. Bu sonucu doğuran faktörün 7Haziran olduğunu bile analiz edemiyor. 7 Haziranın HDP sempatisine değil, bölgedeki Ak Parti karşıtlığına dayandığını göremiyor. 7 Haziran sonrası ise Kürt seçmeninin bir bölümü HDP’nin gizlenemez başarısızlığını gözlemledi. Kürt aydını hala büyük oranda modası geçmiş sol-sosyalist bir dilde ısrar ediyor.”

 

"Çözüm süreci denenmesi gereken bir süreçti. Sürekli güvenlik önlemleri dışında bir seçenek denenmiyor eleştirisi ve baskısıyla karşılaşan iktidar, barış sürecini başlatarak bu eleştiriyi önemli ölçüde bitirdi. İkincisi süreçte PKK yandaşları ne kadar siyasal iktidarı suçlarsa suçlasın barış süreci boyunca sürekli savaş için yığınak yapmıştır. Hatta iktidar PKK ile işbirliği yapıyor şeklindeki muhalefet baskısına karşın, süreç boyunca oldukça müsamahakar davranmıştır. Ne yazık ki, PKK çeşitli provokatif eylem ve açıklamalarla sürecin bitirilmesinde iktidardan çok daha fazla rol oynamıştır.”

 

“Kürtler ve Türkler arasında mutabakatı sağlayacak dini hassasiyeti olan insanlardır. Ne yazık kı her iki tarafın dindarları, üstelik birbirlerini suçlayarak birbirlerinden kopuyorlar. Diyalog kurmak, uyarıcı olmak yerine İslam’ın temel değerleri olan kardeşlik ve umut kavramlarını acımasızca eleştiriyorlar. Sadece karşı tarafı suçluyor, İslam’ı küçümseyen söylemle milliyetçiliklere meşruiyet kazandırmaya çalışıyorlar. Bir partiyi desteklemekle kalmıyor, bütünüyle ona angaje oluyorlar. İslam bile Türk ve Kürtler arasında derinleşen soruna çözüm üretemiyor. Kürtlerin durumu ise çok daha vahim. Hem sorunlarıyla uğraşıyor, hem de bu sorunu çözeceklerini iddia edenlerin kendi inanç ve değerlerine uzaklığı ile baş etmeye çalışıyor.”

 

“Şimdi farklı etnik,kültürel ve dini grupların bir arada yaşamasının pratiği olan Medine Vesikası' nı gündemleştirmenin ,yeni toplumsal mutabakat sözleşmesi peşinde koşmanın tam zamanı.”

 

"HDP'nin temel sorunu inandırıcılığı konusunda müthiş bir şüphe duyulmasıdır. Şiddete karşı barış söylemi,a ncak şiddete karşı mesafe koymakla mümkün. Hem PKK'nın şiddet eylemlerini görmezden gelme, dahası savunma, hem de barış söyleminin aynı eksende tutarlı bir söylem üretmesi mümkün değildir.”

 

“HDP artık Kürt sorununun çözümsüzlüğün beslenen bir yapı olmaya başladı. Seçim başarıları da MHP gibi konjonktürel olmaya aday.
Kendi halkının inanç ve değerleriyle sorunlu bir ideolojinin dar kalıplarından hala sıyrılmaya kadroların işi hiç kolay değildir. Halkı yanına çekebilmenin on şartı mücadele ettiğin güçten daha adil olmadır. Yoksa iş sanal alemin naylon Kürt aydınlarının içi boş, toplumsal zeminde hiç bir karşılığı olmayan entelektüel gevezeliklerine kalır.”

 

“Acaba Kürtler de Türklerle birlikte, Kürtler içinde seküler bir cemaat oluşturmuş PKK ya karşı bir sivil eylem gerçekleştirme imkanı olabilir mi? Bir Kürt dost, acaba Türkiye’nin her yönünden insanlar bir araya gelip Kandil' e doğru silahsız bir sivil yürüyüşe başlasa güzel bir sonuç doğurmak mı diye bir öneri yaptı. Doğrusu Kürt sorunu konusunda da benzer bir tutum takılabilir. muhafazakar kitleyi dini bir motivasyonla militanlaştıran cemaatin yaptığının benzerini ,  Marksist retorik ile militanlar yaratan PKK yapmaktadır.”

 

“PKK yandaşı Kürt milliyetçilerinin ve bazı Kürt İslami yapılanmaların darbe karşısında söyledikleri ve aldıkları tavrın özeti şu: Biz darbeyi eleştirmek için bir şey yapmıyoruz, yapmayacağız. Bu tavrın bizim sorunlarımıza sizde sahip çıkmayın demekten başka bir anlamı yok. Darbeye karşı aldıkları tavrı meşrulaştırmak için kullandıkları retoriğini hiçbir ahlâkı alt yapısı yok. “

 

Kürt sorunu üzerine çok daha önemli ve belirleyici olduğuna inandığımız iç sebepleri analiz ettik. Doğrusu sosyal olaylarda belirleyici olan iç faktörlerdir. Kuşkusuz dış faktörleri de ihmal etmemek gerekir. ancak dış faktörler etkileyicidir.
 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.