1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü
Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü

Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü

A+A-

DTP Siirt milletvekili Osman Özçelik, önceki gün, İstanbul ve Dicle üniversitelerinde “Kürt Dili Ve Edebiyatı Bölümü” kurulmasını öngören kanun teklifini TBMM Başkanlığı'na sundu.

Teklifin sunulduğu gün Öğretmenler Günü idi. Özçelik, teklifini sunmak için bu günü özellikle mi bekledi bilmiyorum; ama eğer öyle ise yerinde bir seçim yapmış doğrusu.

Neden? Şunun için tabii ki:

Kürtçe öğreniminin bugün olmaz ise yarın, yarın olmaz ise öbür gün bir biçimde ilk ve orta öğretim okullarımızın müfredatına dahil edileceğini söylemek artık abartılı bir öngörü olmadığına göre, artık kapıya dayanmış olan bu sürece ilişkin resmi yapılanmaya yönelik ilk girişimin Öğretmenler Günü'nde gerçekleştirilmiş olması yerinde ve anlamlı bir seçimdir doğrusu.

“Akıllı bir devlet”in böyle işlemesi gerekir. Toplumun kapıya dayanmış ihtiyaçlarını belirleyecek ve bunlar için gerekli hazırlıkları önceden yapacaksınız...

Diyelim ki Milli Eğitim Bakanlığı, 1, 2, 3 bilemediniz 5 yıl sonra, yeni bir yasaya ya da bir yönetmelik değişikliğine dayanarak Kürtçe öğretimini “pilot bölgeler”deki ilköğretim okullarından başlamak üzere müfredatına dahil ediverdi.

İyi güzel ama bu öğretimi verecek öğretmenler nerede?

Bu sorun Kürtçe bilen okur-yazarlarla halledilemeyeceğine göre, elinizde Kürtçe Dili ve Edebiyatı gibi bir bölümden diplomalı öğretmen adayları olması gerekecek.

Öngörü dediğim böyle bir şey. 5 yıl sonrasında açılması muhtemel kadroların nasıl doldurulacağını bugünden öngörmeye çalışmak. Osman Özçelik'in kanun teklifi yarın kanunlaşsa bile, söz konusu bölümlerin kurulması, çalışması, mezun vermesi en az 7-8 yıl alacaktır.

Ayrıca takdir edersiniz ki, üniversitelerdeki söz konusu bölümlerin öğretim kadrosunun nasıl oluşturulacağı meselesi de üzerinde şimdiden düşünülmesi gereken apayrı ve yine çetin bir konudur.

Bunları söylüyorum, çünkü birkaç yıl önce Kürtçe'de dahil olmak üzere “dil kursları” serbest bırakıldığında, konu bir Çerkez platformunda tartışılmış ve mevcut yönetmeliklere göre bu kurslarda görev alacak öğreticilerin “öğretmen” statüsünde olması gerektiği ironik biçimde dile getirilmişti. “İronik biçimde” diyorum, çünkü üniversitelerinde Çince ve Macarca dili ve edebiyatı öğretimi bile (verilmesi iyi tabi ki) verilen ülkede Çerkezce öğrenimi alınan tek bir bölüm yoktu. Dolayısıyla yönetmeliğin bu alanda sertifikalı öğretmeni şart koşması bayağı matraktı doğrusu...

Demek ki, hiç değilse yakın gelecekte neler olabileceğini, ne gibi yeni ihtiyaçlar çıkabileceğini bugünden öngörülmesi ve ona göre hazırlıklara başlanması gerekiyor.. “Köy kurucusu” seçer gibi öğretmen seçmek mümkün olmadığına göre, Özçelik'in kanun teklifinin mutlaka desteklenmesi ve kanuna dönüştürülmesi gerekiyor.

Görüyorsunuz bu ve benzer konular “ateşli nutuklar”la tartışılacak nitelikte değil. Heyecan, duygusallık, öfke vs kaldırmayan, akılcı yöntemlerin işe katılmasını gerektiren sahici konular bunlar.

kürşat bumin/yenişafak

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.