1. YAZARLAR

  2. Ahmet Meroğlu

  3. Kürt Anneleri ve Çocukları
Ahmet Meroğlu

Ahmet Meroğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Kürt Anneleri ve Çocukları

A+A-

     Bu ülkede Kürt annesi olmak kadar “talihsiz” bir durum yoktur. Zira Kürt annesi demek, acının bir diğer adı demektir. Kürt annelerin yüzlerindeki o kavisli ve o iç içe geçmiş derin çizgiler, adeta yaşadıkları travmaların, kederlerin, çilelerin ve acıların derinliğinin kanıtıdır duruyor yüzlerinde öylece. Hele her birinin o kederli ve o masum bakışlarının ardında, göz bebeklerinin ortasında ezilmişlik ve yoksulluk, nasıl da hüzün yansıtan bir çaresizliğin resmine dönüşmüş…

     Kürt annelerin göz bebeklerinde ve yüzlerinde hüznün, dramın, çilenin, çaresizliğin, dışlanmışlığın, ezilmişliğin, tükenmişliğin izleri ve resmi, nasıl olmasın ki... Zira birçoğunun evlat acısı gibi tarifsiz bir acısı var yüreğinde.

     Nitekim kiminin minik serçesi, ya dağda ya cezaevindedir. Dahası ve en acısı, devletin yasal mermisi ile failli meçhuldür, birçoğunun minik serçesi. Hatta bazı Kürt annelerin, bir yavrusu dağda, bir yavrusu cezaevinde, bir yavrusu faili meçhul ve bir yavrusunun da askerde olma paradoksu ve gerçeği var. Hele eşleri, kardeşleri ve yakınlarının da faili meçhul olma realitesi, Kürt annelerin nasıl bir “cehennem azabını” yaşadıklarını, ziyadesiyle izah etmeye kâfidir.

     Gel gör ki; Kürt annelerin, 90’lı yıllarda evladı, yavrucağı dağa çıkanların, devlet aklına göre, “terörist” anneleriydi, PKK’ ye göre de kahramanların anneleriydi…

     Oysa onlar, sadece ve sadece yürekleri, evlatları için yanan anneler di.

     Zira 90’lı yıllarda devlet, oğlu dağa çıkan anne- babaları hatta aynı soy ismi taşıyan bütün bir aileyi bile, kendine hedef dolayısıyla düşman beleyip her türlü zulmü, işkenceyi ve psikolojik baskıyı reva görürdü. Dahası, devlet aklının temel gayesi, büsbütün bir aileyi, her şeyden “mahrum” bırakıp “mağdur” etmekti. İşte bütün bunlar, Kürt annelerin, evlat acılarını yüreklerinin en dehlizlerine atıp derin bir sessizliğe gömülmekti.

     Evet, dün “terörist” annesi olarak görürüp kendilerine zulmü meşru gören devlet aklı, bu gün Kürt annelerini, yavrusu dağa “ kaçırılan” anneler olarak lanse edip destek sunmaktadır. Aynı şekilde dün evladı dağa çıkarılan/çıkan Kürt anneleri için kahramanların anneleri diyen PKK/BDP, bugün Diyarbakır Belediyesi önünde bir umutla annelik duygusunun doğası gereği, evladı dağa çıkarılan Kürt annelerin toplanıp: “biz evlatlarımızı istiyoruz” taleplerine ve çığlıklarına karşı, şaşırdıkları gibi tahammül de etmemektedirler.

     Nitekim Diyarbakır Belediyesi zabıtaları, henüz evlatları dağa çıkarılan Kürt annelerin, Diyarbakır Belediyesi önünde kurdukları çadırları, kaldırdıklarına hepimiz tanıklık ettik.

     Bütün bunlar paradoks gibi görünse de esasında kör topal de olsa yürüyen barış süreci ile Türkiye’de koşulların azıcık iyileşmesi, adeta her şeyi tersine daha doğrusu, her şeyi “aslına” dönüştürmüş durumda. Zira Kürt anneleri, nihayet annelik duygusunun doğası gereği, doğal tepkilerini, yansıtabilecek evreye gelebildiler. Ve zinhar bu tepkilere, bu pencereden bakılmalıdır.

     Düşünün, dünyanın en korkak hayvanı tavuktur. Normal zamanlarda tavuklara “kışt” dediniz mi, korkudan bulundukları yerden hemen uzaklaşmak için kanatlanmaya bile yeltenirler. İşte bu denli korkak olan tavuklar, civcivlerini dolayısıyla yavrucaklarını korumak söz konusu olunca adeta aslana dönüştüklerine hepimiz tanıklık etmişizdir.

     İşte devlet, özellikle 30 yıl boyunca Kürt annelerin, evlatlarının acısını, bırakın haykırmalarına, dışa vurmalarına bile fırsat vermedi. Yani bir tavuğun bile gösterdiği annelik refleksini, Kürt kadınlarına tanımayan despotik, zalim ve dehşet verici bir durumdan, bir yapıdan, bir zihniyetten dolayısıyla bir devletten söz ediyorum.

     Kısacası, dünyanın en korkak hayvanları bile yavrularına karışıldığı zaman gösterdikleri cesareti, Kürt anneleri, evlatları için gösteremedikleri korkunç bir süreçten söz ediyorum.

     Esasında bu durum, yaşanılan ve var olan zulmün derinliğini ve vahametini göstermektedir.

     Sonuç olarak devlet/hükümet, hali hazırda yüzlerce Kürt çocuğunu ceza evlerinde tutuyorsa ve birçok Kürt çocuğu, devletin yasal mermisi ile hayatını yitirmişse ve cezaevlerinde çocuklara yönelik tecavüz iddiaları varken hükümetin, çıkıp çocuk edebiyatı yapması zinhar inandırıcı değildir.

     Dolayısıyla ne hükümet, Kürt annelerin yaşadığı bunca gamdan, bunca dertten ve mağduriyetten sonra ve hele sırf Diyarbakır Belediyesi önünde Kürt anneleri toplandılar diye çıkıp destek sunarak, samimi olduğunu iddia edebilir; ne de PKK, dağa çıkardıkları çocuklar için bir takım gerekçeler göstererek çocukların dağa çıkmalarını meşru gösterebilir…

     Hem unutulmasın ki, onlar çocuk… Ve çocuk denilince, dünyadaki bütün çocuklar için akla ne geliyorsa, Kürt çocukları içinde aynı şey akla gelmeli ve aynı şey anlaşılmalıdır.

     Ayrıca barış sürecinin olduğu bu son zamanlarda bütün yaşanılanlar, barış ruhuna, barış karakterine, barış ahlakına ve barış hassasiyetine ziyadesiyle aykırıdır. Bir taraf kalekol yapımını hızlandıracak, bir taraf da hâlâ Kürt çocuklarının dağa çıkmalarını kabul edecek… Bu, tarafların eksiklerini tamamlaması, dolayısıyla bir savaş hazırlığı manasına gelir. İşte bu durum, samimiyetsizliğin göstergesidir.

     Evet beyler, hiç şüphesiz Kürt annelerin bütün yakarışları, çığlıkları, ağıtları ve haykırışları evlat acısından gelmektedir. Kürt annelerin bu çaresizliklerine kulak tıkamak; sorumsuzluktur ve vicdansızlıktır. Dolayısıyla bu ülkede koşullar ne olursa olsun PKK, Kürt çocuklarını anne-babalarına göndermelidir. Ve tabiî ki hükümet de, kalekol yapımını hızlandırmak yerine, barış sürecinin gerekliliklerini yerine getirerek Kürt çocuklarının dağa çıkmalarını ve cezaevlerine düşmelerini zinhar önlemelidir.

     Ve en önemlisi Kürt anneleri, ne olursa olsun artık ağlatılmamalıdır.


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.