1. YAZARLAR

  2. Yaşar ÖZKAN

  3. Küresel Çağda Biz Müslümanların Düşüncesi (Paradigması)
Yaşar ÖZKAN

Yaşar ÖZKAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Küresel Çağda Biz Müslümanların Düşüncesi (Paradigması)

A+A-

 

Son beş asırdır batı değişim ve dönüşümünü ilk önce paradigma değişikliğine giderek gerçekleştirdi. İnsanın manevi ve ruh yönünü inkar ederek, mekanik hale getirdi. 

Büyük ve küçük ne kadar yapısı varsa ona göre değiştirip, dönüştürdü. Sosyal bilim ve felsefe alanında yaptıkları köklü değişiklerle yeni bir medeniyet, dünya tasavvuru geliştirdiler. Aslında yeni olmayan ancak geçmiş tarihlerindeki dinle maskelenmiş düşünceyi daha sistematik bir davranışa ve harekete dönüştürerek tamamen seküler hale getirdiler. Başta ekonomi alanında geĺişip, teknolojiyi araçsallaştırarak, küresel pazara hakim oldular. 

Çağımıza gelene kadar baktık ki dinden sekülerliğe, düşünceden felsefeye, ekonomiden siyasal yapıya, kültürden sanata, fizikten meta fiziğe, sosyal bilimlerden tarih ve coğrafyaya, edebiyattan etik ve estetiğe dünyevi hayattaki tüm köşe başları çoktan ele geçirilmiş. Biz doğu toplumları, özelde Müslümanlar, batının yapıp etmelerini bir maç izler gibi seyreder hale geldik, bu da yetmezmiş gibi bize ait geçmiş tarihimizde hiç bir medeniyet tasavvuru yaratamama gibi ezik  davranışlar sergilemeye başladık.Tahkik düşünce geleneğimizi unutup, her şeyi taklit edip cevap verilmesi gereken soru ve sorunlarımızı halının altına süpürdük. 

İnsanlığın kaybolduğu, batının zaman ve mekanı bile araçsallaştırdığı, şimdi ve yakın gelecekte insanı mekanik-robota dönüştüreceği (kısmen dönüstürmüş durumda) çağımızda Müslümanlar, dünyaya ve insanlığa aktif ve proaktif bir düşünce (paradigma) tekrar sunabilirler mi? 

Takliten uzak Tahkiki bir Paradigma

Çoğumuzun kabul ettiği gibi biz insanlar mateforik bir biçimde bu küresel dünyada nefes alamaz durumdayız. Son 250 yılın önceki binlerce yıldan daha hızlı değiştiği, son 25 yılın ise önceki 250 yıldan daha hızlı değiştiği   bir zaman tünelinden geçiyoruz. Din adamlarının ve sosyal bilimcilerimizin şikayet ettiği, deistleşen ve ateistleşen genç neslimizin duygu dünyalarına neden bir türlü ulaşamıyoruz sorusunu da tahkiki düşünce geleneğimizde bulabiliriz. Tabi ki çağın ruhunu ıskalamadan. Peki çağın ruhunu nasıl yakalayabiliriz?

Bu soruya, Kur'an-nın ve Peygamberimizin yaşayan sünnetini ve yine Kur’an da verili pro-aktif düşunceyi (paradigmayı) araştırın tahkik eden, din dilini, Kur’an retoriğini zamanımıza taşıyacak müfessirler, alimler aydınlar vereceklerdir. Ancak batının bize sunduğu konforlu, Jean Bouardilardın dediği simülatif, hiper gerçeklikten, yanılsamalardan kendimizi ve neslimizi kurtaracak çabayı göstermedikçe, o verili Kur'an düşüncesini (paradigmasını) çağımıza taşıyamayacağız malaasef. 

Ama ben her şeye rağmen Allah'ın ümitvarolunuz düsturundan hareketle, insanların, özellikle gençlerin duygu dünyasına hitap edecek, tekrar devrimci öze dönüş ruhunu yakalayacak, her şeyden önemlisi Müslüman toplumlarında bu evrensel din-düşünce dilini nevzuhur edecek, dünyamızı ve ahiretimizi kurtaracak, geçmişte olduğu gibi yüzlerce kahraman alim-abid-ariflerin çıkacağına yürekten inanıyorum. 

Şunu unutmamak gerekiyor, biz batının teknolojisini taklit ederek onlara yetişemeyiz, bu yaraya sadece geçici bir merhem olur. Rabbimizin işaret ettiği ilkelerden hareketle, kirletilmiş, iğdiş edilmiş, pas tutmuş zihnimizi ve kalbimizi bu eğreti düzenin çöplüğünden kurtararak yaradılışın ve her şeyin sahibine teslim etmemiz gerek.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum