1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Kürdün yaşam savaşı
Kürdün yaşam savaşı

Kürdün yaşam savaşı

A+A-

Sabah daha gün ağarmadan el arabalarına koyulan yorganlar, kafeslerde taşınan keklikler ve lastik ayakkabılarla “Fındık Treni’ne” doğru yol alanlar... Çoluk çocuk düşüyorlar Sakarya’nın, Giresun’un, Bolu’nun yoluna. Hepsinin derdi “Ekmek Parası.”
Gündeliği 15-20 YTL’den çalıştıkları tarlalarda kimi zaman şehre girmelerine izin vermeyen valiyle, kimi zaman pis içme suyuyla kimi zaman da sivrisineklerle mücadele ediyorlar. Bütün olumsuzluklara rağmen umutlarını bir fındık kabuğuna sığdıracak kadar mütevazi, bir fındık kabuğuna sığdıracak kadar çileliler...

BİNBİR GÜÇLÜK • Fındık işçileri gittikleri her şehirde kimlik kontrolleri yapılarak şehre sokuluyor ya da sokulmuyor. Ordu’da geçmiş yıllarda çalışmak için günlerce şehrin dışında bekletildiler. Bu sene aynı manzaralar şimdiden başladı bile. Ordu Valiliği konaklayacakları yerlere şimdiden çevik kuvvet polislerini dikti. Jandarma çadır kurmalarına izin vermedi. Onlar da bir yatak, bir yorgan ne getirdilerse alıp geri döndüler.
Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman ve daha pek çok Kürt illerinden binlerce fındık işçisinin ilk duraklarından biri Sakarya oldu. Sakarya dışında, günde 15-20 YTL kazanmak için  Düzce, Ordu ve Giresun’a da gidiyorlar. Devlet karayollarında yaşanan kazaları önlemek için “Fındık Treni’ni” hizmete soktu. Sadece fındık işçilerini taşıyan ‘Fındık treni’ ilk yolcularını alarak istasyonlara doğru ilerledi. Diyarbakır’dan hareket eden ilk kafile Sakarya Arifiye Tren Garı’na doğru yol aldı. Saat 10:00 sularında tren garına gelen çoluk çocuk yüzlerce fındık işçisi burada vagonlardaki eşyalarını boşalttı. İşçilerin bir kısmı araçlarla fındık toplayacakları yerlere götürülürken bir kısmı da garda sabahladı. Beş çocuğuyla birlikte çalışmak için Diyarbakır’dan Sakarya’ya gelen İbrahim Kaya (60), yolculuğun çok zor geçtiğini söyledi. Çoğu kişinin iki  gün boyunca ayakta yolculuk ettiğini bir koltukta iki kişinin oturmak zorunda kaldığını anlatan Kaya, “Fındık toplamak için her yıl geliyoruz. 12 çocuğum var. Gelinlerle birlikte 15 kişiye bakıyorum. Ekmek parası için yola düştük” diyor. İşini kaybettiği için fındık toplamaya gidenlerin hali ise daha zor. Mehmet Demir de bunlardan biri. Demir “Daha önce toptancılık yapıyordum. Ancak şu an 15 YTL için Adapazarı’na gidiyorum. Başbakan ekonominin iyiye gittiğini söylüyor. Peki bu Başbakan buradaki manzarayı görmüyor mu? Neden bu bölgeye fabrika kurulmuyor? Şimdi burada fabrika olsaydı bu insanların ne işi vardı Adapazarı’nda? Çocuklarımızın başına bir şey gelirse bunun sorumlusu kim olacak? Hükümetin bu bölgeyle ilgilenmesi gerekir” diyor. Ahmet Kapan adlı çiftçi ise, “Türkiye bu görüntülerle mi Avrupa Birliği’ne üye olacak. Ben böyle bir üyelik istemiyorum. Kendi insanını sömüren bir devlet AB’yi hak etmiyor” dedi.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.