1. YAZARLAR

  2. M. Latif YILDIZ

  3. Kürd'ün Kürd'e Kumpası
M. Latif YILDIZ

M. Latif YILDIZ

sorgu / yuksekovahaber
Yazarın Tüm Yazıları >

Kürd'ün Kürd'e Kumpası

A+A-

    Dindar Kürdler 1990 tuzak ve de kumpasına bir daha düşmezler sanıyordum. Yanılmışım Kürdlere bir değil bin musibette çare değilmiş. Nedeni HÜDA-PAR’ın el Kaide ve el Nursa’ya desteği ile başlayan gerginlik Batman’da düğünde cinayete varınca anladım. Kürd coğrafyasında oluşan Kürd’ün Kürd’ü provoke edeceği komplo o gün belirmişti.

    Kürdlere kurulacak tuzak üzerine 2013 tarihinde; 22 Temmuz’da “Suriye, Kürdler ve Tahammül”,  25 Ağustos’ta “Dindar Kürtler”, 29 Ağustos’ta “Dindar Kürdler Makalem Üzerine”, 9 Eylül’de “Kürdlere Büyük Oyun”, 3 Kasım’da “Barzani ve Rojava” tam 5 makale yazarak endişemi dilimin döndüğü, kalemim oynadığı kadar anlatmaya, yazmaya çalışmışım.

    Bilgisayarın başına geçtiğimde onca yazdıklarımın çare olmadığını gördüm. Çünkü “Lice’de gerginlik: 16 yaralı” haberi düştü. Türk TV’leri “Lice’de HÜDA-PAR ile BDP savaşı” diye sevinç çığlığı atıyorlardı. Kürdlerin kavgasını “savaş” diye vermekten zevk alan, göbek atan, el ovuşturan birilerin ekmeğine Dindar Kürdüm diyen Hüda-Par yağ sürüyordu.

    Peki, Lice’de ne olmuştu? Lice’de Üyesi olmayan Hüda-Par seçim propagandası çalışması için 3-5 adamı ile Lice’ye gitmiş. Çarşıda bildiri dağıtmak için girdikleri her dükkanda “Teşekkür ederiz, biz BTP’liyiz” karşılığını almışlardı. BDP ilçe binası önüne geldiklerinde bu sefer Partililere vermek istemişler. Çünkü gelenler Liceli değil ve kimseyi tanımıyorlar. Bildirileri almayanlara bu sefer “ Allahın partisini kabul etmiyorsunuz da din düşmanı BDP’yi mi kabul ediyorsunuz” diyerek hakaret edip laf attıklarında başlayan gerginlik kavgaya dönüşmüş. Hüda-Par’lilar araba bagajlarında taşıdıkları bıçak, kasatura, sopa ve taşlar ile halka saldırınca olaylar büyümüş.

    Kavga daha fazla büyüsün ve istenmeyen sonuçlar doğurmasın diye BDP’nin ilçe başkanı ve Belediye başkanı grubu iknaya çalışarak olayları önlediler. Güvenlik Kuvvetleri de Hüda- Par’lıları ilçenin dışına çıkarınca şimdilik olaylar durulmuş gibi görünüyor. Kaymakam suçlayarak “Partinin ilçe binası ve seçim bürosu yok, bize de haber vermeden gelmişler” dedi.

    Demokratik Toplum Kongresi olaylardan sonra yazılı açıklama dikkat çekiciydi. DTP “Demokratik ve meşru zeminde her siyasi partinin seçim çalışması yürütme hakkı vardır. Ancak satırlarla, sopalarla, bıçaklar ile seçim çalışması yapıldığı hiçbir yerde görülmemiştir. Dicle’de Hüda-Par tarafından kirli, provokatif bir saldırı gerçekleştirildi. Kürd halkına, demokrasiye, toplumsal barışa yönelik bir saldırıdır” dedi.

    Kürdlerin kahır ekseriyetini düşündüren Kürdlerin tarih boyu birilerine “kurşun asker” olma hastalığıdır. Hüda- Par öncüleri “Hizbullah” adıyla 90’lı yıllarda bir grup Kürd JİTEM çatısı altında çeteleşerek başta Batman ve diğer Kürd şehirlerinde farklı düşünen Kürdleri enselerinden vurarak, domuz bağı ile cinayetler işlediler. Binlerce Kürd’ün kanına girdiler. PKK, öğrenci, öğretmen, esnaf, siyasetçi, sade vatandaş demediler. Kürd’ü insanlık dışı işkenceler ile acımadan “din” adına öldürdüler. Bunlar halkın bilinç altında silinmiş değil.

    Yine yakın zamanda (2013 yılında) Mısır’da Selefiler ile kurulan ilişkiler. Suriye’de “cihat” adı altında Rojava Kürdlerine karşı el Kaide ve kolu el Nusra’nın Müslüman Kürd halkına saldırırken Hüda-Par’ın radikal çeteleri desteklemesi zihinlerde tazeliğini koruyor.

    İran ile kurulan paralel ilişkiler sonucu Batman’da geçen hafta Peygamber Sevdalıları ve Kur’an Nesli Platformu’nun düzenlediği diploma töreninde genç kızların giydiği kıyafet Kürdleri tedirgin etti. Çünkü söz konusu kıyafet Kürdler İslam dinine girdikleri günden  (Hz. Ömer (r.a) döneminde Peygamber‘in (s.a.v.) vefatından (7 yıl) sonra yani 639 yılında İslam ordularının Bizans ve Sasani ordularını yenilgiye uğratması ile Kürtler çok az bir kısmı dışında İslam dinini kabul ettiler.) beri Kürd kadınları 1375 yıldır Müslümanlık inancına ve emrine uygun kara çarşaf yerine çok farklı örtüler ile örtünürler.

    Batman’da medyaya yansıyan sadece gözlerin göründüğü siyah örtü Arap ve İran’ın İslam öncesinden ve İslamiyet sonrasına yansıyan geleneksel örtü hiçbir dönemde Kürd halkı tarafından benimsenmedi. Gençlik yıllarımda (1960 -1970) Şeyh ve bazı Mellelerin baskıları sonucu “çarşaf” denilen örtünme yapılan bütün baskı ve telkinlere rağmen benimsenmedi.

    Konumuza dönecek olursam, Kürd halkı kavganın niçin yapıldığını anlamaz. Kürdün Kürd ile derdi olmamalı diye düşünür. Egemenlerin yüz yıllardır süren zulmü karşısında Türk, Arap, Acem ile yeterince kavga ettiler. Bu yüzden, ölüm, işkence ve cezaevlerinde ağır bedeller ödediler. Şimdi bir birleri ile kavga etmenin zamanı değil. Birlik,beraberlik yerine inancı ön plana çıkartarak farklı partiler üzerinde (Hüda-Par gibi) görev üstlenmek Kürd sorunu çözmez, aksine zalimlere, militaristlere; MHP, CHP ve AKP’ye fırsat verir.

    Gündemde Kürd kimliği gibi hayati bir konu çözülmemişken; eşitlik, özgürlük, kendi kendini yönetme konularında yasal, anayasal haklar alınmamışken, küçük parçalara bölünerek militarist egemenlere yem olmanın ne zamanı, ne yeri, ne manası ne de bir getirisi vardır.

    Bölge’de yasal ve anayasal haklar elde edilene kadar tek yumruk ve tek çatı altında siyasi mücadele vermezsek piyon oluruz. Bugün için küçük partilere ayrılmak kolay lokma olmak demektir. Siyasi olarak aidiyeti kabul edilmeden hiçbir başarı elde etmemek demektir. Egemenlerin yüz yıllardır “böl, parçala yönet” politikalarına alet olmak, destek vermek demektir. Kürd karşıtı unsurları sevindirmek, Kürd halkını arkadan hançerlemek demektir.

    Farklı partiler kuranlar evlerinde rahatlar mı? Hayır. Ya sokakta, camide, mescitte? Kendi mezhebinizle (Şafii) ibadet bile yapamıyorsanız. Bölünmüş hangi partilerle hakkınızı elde etmeyi düşünüyorsunuz? Başkalarının sevinmemesi için herkes üzerine düşeni yapmalı.

    Hüda-Par ilk kez girdiği seçimlerde mutlak çok oy almalıyım hırsı ile kardeş kavgasını başlatmamalı. Parti yöneticileri koltuk, unvan, isim ve rant sevdasına kapılmış ise, taraftarları bu tuzağı, bu komployu, bu kumpası görmeli ve onay vermemeli.

    Kavgada bir birinizi dövmüş oluyorsunuz. Arzunuz için kapı komşunuz, akraba ve arkadaşlarınıza zarar vermiş oluyorsunuz. Yorulan ve tükenen, zayıf düşen siz; sevinen, gülen ve parsayı kapan ise başkaları oluyor. Niye, niçin, neden bunu yapıyorsunuz?

    Tamam, herkesin siyaset yapma hakkı var. Ama ne zaman? Kürd halkı yasal, Anayasal haklarına kavuştuğunda. Özgür ve eşit bir halk olduğunda. Yerelde, bölgesel özerk, federe ya da bir başka çözüm yolu tanındığında. 2-3 değil, 10, 15 parti kurarak yarışa katılın. Kimsenin kimseyi sorgulamadığı, kınamadığı bir yarışa, ama adam gibi bir yarışa girebilirsiniz.

    O zaman eleştiri olursa haksızlığı yapanın karşısına dikilmek, bizlerin insani, vicdani, ahlaki sorumluluğudur. Ama şimdi tek bir görevimiz olmalı. Yek vücut olarak Kürd halkının geleceğini garanti altına almanın zamanıdır. Yani Kürd halkının her bireyi “oyumu kendime vereceğim” şiarı ve bilinci içinde olmalıdır. Değilse egemenler Kürd kavgasına alkış tutar.


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum