1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Kürdler Kendi İradelerine Sahip Çıkmalı!
Kürdler Kendi İradelerine Sahip Çıkmalı!

Kürdler Kendi İradelerine Sahip Çıkmalı!

A+A-

Son günlerin en önemli tartışmalarından biri Hasan Cemal’in kandil röportajı oldu. Bunun yankıları sadece medyayla sınırlı kalmadı aynı zamanda siyasetin etkili isimleri de buna ilgi gösterdi. Cumhurbaşkanı Gül, bundan güç alarak Kürd sorununun çözümü için, “bu yılın kaçırılmaması gereken fırsat olduğunu” dile getirdi.

ABD de olaya ilgisiz kalmadı. Devlet Başkanı, Dışişleri Bakanı ve Genelkurmay düzeyinde görüşmeler gerçekleştirdi. Daha önce Kürdistan Federe Bölgesi yöneticileriyle girişilen temaslar da hesaba katılırsa Hasan Cemal’in,” herhangi birinin etkisi veya yönlendirmesiyle buraya gelmedim” türünden açıklamaları gerçekçi gözükmüyor.

İmralı eksenli siyasetin duayenleri, bu açıklamaları olumlamayla yetinmedi hatta DTP Genel başkanı Türk aracılığıyla, görüşme de gerçekleştirdi.

Elbette ki, siyaset yapmaya çalışan bir gücün doğan her fırsatı değerlendirme hakkı vardır. Kendi rakipleri arasındaki çatlaklardan yararlanma becerisini gösterebilmeli. Bunlar yapılırken rakiplerin gerçek durumları dikkate alınmalı. Onların yönelimleri okunabilmeli.

AKP Genel Başkanı 20005 tarihinde Amed’de Kürd sorununu “kendi sorunu” olarak kabul ettiğini ortaya koyduktan kısa bir süre sonra suskunluğa gömüldü. Aynı görüşleri Demirel de, “Kürd realitesini tanıyorum” demekten geri durmamıştı. Asena Çiller de“Bask Modeli“ örnek alınabilir demişti. Tüm liderler benzer sözleri kısa bir süre sonra yutmak zorunda kalmıştı. Bu açıklamalar yok sayılmıştı ve Kürdistan sorunu savaş makinesi TC ordusuna havale edilmişti.

Aslına bakılırsa Ordu dışında bu sorunda söz sahibi olan kurum yoktur. Çünkü bütün kurumlar göstermeliktir. Halkın iradesini temsil yeri olarak lanse edilen Meclis Ordu’dan izin almadan hiçbir yasayı geçirememektedir. Ergenekon ’un ek iddianamesinde Başbuğ, Erdoğan’ı kendi emirlerine uymayıp kafasına göre yasalar çıkarması konusundaki tutumunu azarlayarak hizaya çekmeye çalıştıklarının diyalogları mevcuttur.

AKP 2005 sürecinin devamı olarak Kürdlerin gerçek temsilciliğine soyunma manevraları geliştirdi. 27 Temmuz seçimlerinden sonra kendi politikalarının doğruluğuna inanarak Kürdleri yüz milletvekiliyle temsil ettiğini her fırsatta tekrarlayıp durdu. TRT ŞeŞ, Üniversitelerde Kürdoloji öğrenimi vb. açılımlarla bu sorunu çözebileceğini düşünmeye başladı. Bu “açılımlar” Genelkurmayın üniter devlet anlayışıyla uyumluluk içindeydi. Hatta tek millet, tek devlet, tek bayrak vb. sözlerle bu söylenenlere karşı çıkanları da ülkeden “çekip gitmeyle” tehdit etti.

Buna karşılık, İmralı cephesi taleplerinde gittikçe geri adım atmaya başladı. Amaç TC’nin hiçbir konuda açılıma yönelmediği ve onu siyaseten sıkıştırma fikri olmuş olsaydı, bu türden manevralar anlamlı olabilirdi. Ama durum hiç de öyle değil. On yıldır Kürd hareketinin ideolojik tasfiyesi gündemdedir. İleri sürülen talepler dönemsel evrimler geçirerek, üniter yapı içinde yerel yönetimlerde bazı kültürel haklarla sınırlanmaya kadar çekildi. Hatta işi daha da ileri götürerek anayasal vatandaşlığa kadar indiler. Ki, TC’nin genel argümanı şudur, hepimiz yasalar karşısında eşitiz, TC vatandaşlığı çatısı altında kardeşçe yaşıyoruz anlayışı amentüleridir.

 Taleplerin ortaklaştırıldığı noktanın mimarı İmralı sakini, yapması gereken görevi tamamlamış oldu. Sıra bunun Kürd halkına benimsetilmesine geldiği görülüyor. Elle tutulur tek talep tüm Kürdlere genel af çağrısıdır. Ki, TC buna sıcak bakmamaktadır. Kim kimi Af edecek kavramını bir tarafa bırakalım, yöneticilere “sürgün” yolu önerilirken diğerlerine de “pişmanlık yasası” dayatılıyor. Bunun için de “eve dönüş yasasının“ kapsamı üzerinde bile mutabık kalamıyorlar.

Evet, AKP’nin Kürd açılımı Genelkurmay açılımıdır. Bu da yerel düzeyde Kürd dilinin kullanılması, özel TV’ler üzerindeki yasakların kaldırılması ve yerel yönetimlerde Kürdçenin kullanılması ile üniversiteler de Kürdce öğrenime(eğitime değil) olanak verilmesidir.

Bu plan dağa çıkışı önlemenin formülü olarak savunuluyor. Böylece katılımlar olmadan diğerlerinin de teslim olma ve dağılıp gitmeden başka bir yolu kalmamaktadır anlayışına varmaya çalışmaktadırlar.

Hala bu süreci göremeyip, TC’nin çözüme yanaştığı anlayışını dillendirme tutumu Kürd halkını aldatmaktan başka bir anlama gelmemektedir. Kürdler için insani ve doğal olan Kendi Kaderlerini Kendilerinin istediği bir biçimde tayin etmesinin dışındaki çözümler dayatmacı bir tutumdur. Yüzyıldır uygulanan da budur ve sonuç ortada.

 11.05.09 - Salar Renkli - nasname.com

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.