1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. KÜRDLER: 'Anadil kırmızı çizgimizdir'
KÜRDLER: 'Anadil kırmızı çizgimizdir'

KÜRDLER: 'Anadil kırmızı çizgimizdir'

A+A-

ANKARA - Hak-Par, KADEP, Enstituya Kurdi, Nubahar gibi farklı Kürt kurumlarından, "Dil Kürtlerin vazgeçilmezi, kırmızı çizgisidir. Bu talep hepimizin ortak talebidir" açıklaması geldi.

Barış ve Demokrasi Partisi'nin kısa süre önce başlattığı en temel insan haklarından biri olan anadile ilişkin 'iki dil uygulaması', TSK'dan başlayarak, hükümete, MGK'ye, Cumhurbaşkanlığına kadar tüm devlet kurumlarını teyakkuza geçirirdi. Yine BDP'nin önerisi, Erdoğan'dan başlayarak, MGK'ye, oradan Cumhurbaşkanı Gül'e kadar "tek dil, tek millet" vurgusu ile karşılandı. Başbakan'ın öncülük ettiği "tekçi" söylemle birlikte MGK bildirisinde de Kürtlerin dil talebi "tahrik" olarak nitelendirilip, bunun "toplumda infial yaratabilecek" bir talep olduğu savunularak, devletin kırmızı çizgisi olarak yeniden "tek dil, tek millet" vurgusuna yer verildi. Bu tartışmadan sonra da, gözler Kürtlere çevrildi. Devletin bu tutumu karşısında Kürtlerin anadil konusundaki tutumu ne olacağı merak konusu oldu.

Bozyel: Kürtlerin değil devletin inkarcı tutumundan vazgeçmesi gerekiyor

BDP'nin anadil talebine destek veren HAK-PAR Genel Başkanı Bayram Bozyel, anadil talebinin Kürt halkının bütün taleplerinin omurgasını oluşturduğunu belirterek, "Anadili yok sayılan Kürtler için hiçbir çözüm gerçekçi olamaz ve karşılık bulamaz. Anadil bütün taleplerimiz için en önemli en başat ve en hayati olanıdır. Kürtleri bugünden yarına taşıyacak, onları var edecek temel enstrümandır" dedi. "Kürtlerin anadilinden vazgeçmesi mümkün değildir" diyen Bozyel, bu hakkın uluslararası sözleşmelerde de güvenceye alındığını hatırlatarak, "Bu talepten vazgeçmemizi kimse istememeli. Bu ahlaki değildir. Bu talepten vazgeçmek değil, bunun gerçekleştirmek için şartların oluşturulması gerekmektedir" diye konuştu. Bozyel, yapılan son açıklamalarında devletin Kürt halkına ve temel haklarına yönelik zihniyetini ortaya koyduğunu ifade ederek, "Devlet eski geleneksek politikanın işlemediğini gördüğünü söyleyebilirim. Yeni politikanın ne olması gerektiği konusunda devlet patinaj yapıyor. Bir kafa karışıklığı ve direnç içinde. Bir yandan eski politikanın çözüm olmadığı yönünde açıklamalar var, ama onu düzeltecek yeni politikalar konusunda hiçbir somut adım yok. Bu bir talihsizlik Türkiye için. Her şeye rağmen Kürt sorunun çözümü konusundaki süreç işleyecektir. Dün Kürtleri yok sayanlar, önemli bir noktaya geldiler. Bu mücadele ve dünyadaki koşullar devleti dönüştürecektir" ifadelerini kullandı. Bozyel, düşüncesi ve siyaseti ne olursa olsun anadilin Kürtler için temel bir talep haline geldiğinin altını çizerek, bu konuda zaten bir ortaklaşmanın Kürtler arasında olduğunu söyledi. Temel talepler konusunda yaşanan fiili birlikteliliğin bir programa kavuşturulmasını isteyen Bozyel, "Anadile gelince pratikte bir yürüyüş içindeyiz. Parti olarak iki yıl önce bütün yazılı ve sözlü açıklamalarımızı Kürtçe ve Türkçe yapıyoruz. Bugün BDP'nin yaptığını birkaç yıldır yapıyoruz. Anadili eğitim istiyorum talebiyle bir imza kampanyası başlatıldı. BDP ve çok sayıda Kürt kurumunu ortak yürütüyoruz" dedi.

Elçi: Kürtçe kırmızı çizgimizdir

KADEP Genel Başkanı Şerafettin Elçi de, yaşanan bunca şeyden sonra devletin, "Kürtçeyi kabul etmiyorum" demesinin "saçma sapan" olduğunu belirterek, "Ben Kürtlerin anadilini kabul etmiyorum, bunu ayrılıkçı buluyorum demenin şu aşamada hiçbir geçerliliği meşruiyeti yoktur" ifadelerini kullandı. Kürtlerin Türkçe'nin resmi dil olmasıyla hiçbir probleminin olmadığına işaret eden Elçi, "Ama Türkçe'nin resmi dil olması başka dillerin kullanılmamasına engel teşkil etmez. Uluslararası hukukun tanıdığı temel bir insan hakkıdır bu. Bu hakkı tanımamak, sadece Kürtlere karşı değil, uluslararası hukuka karşı da bir suçtur" dedi. Kürtlerin dil talebinden vazgeçmesi ya da bunu yumuşatmasının mümkün olmadığını belirten Elçi, "Çünkü bu talep Kürtlerin temel talebidir ve kırmızı çizgisidir. Bu Kürtlerin genelinin meselesidir, sadece bir örgütün bir grubun isteği değildir. Kürtlerin vazgeçemeyeceği genel talebidir. Haklı ve meşru talebidir. Barış içinde yaşanmak isteniyorsa bu talebe hiçbir itiraz olmaması gerekiyor. Eski görüşte ısrar sadece çözümsüzlükte ısrar anlamına geliyor. Kürtlerin bu konuda geri adım atması mümkün değildir. Anadil Kürtler için var olma meselesidir" dedi.

Tan: Kürtler bu talebi hayata geçirebilecek güçtedir

İstanbul Kürt Enstitüsü Başkanı Sami Tan ise, Kürtlerin Kürtçe konusundaki hassasiyetlerine ve nedenlerine dikkat çekerek, son günlerde yapılan açıklamaların da devlet politikasında bir değişik olmadığının göstergesi olduğu ifade etti. Kürtlerin dil talebinin "devlet olma" talebi olarak görüldüğünü belirten Tan, "Bu mantık 19 ve 20. yüz yılda geçerliydi ama bugün bu mantığın bir geçerliliği yoktur. Dil eşittir devlet demek değildir. Bu mantıkla sorunları çözmek mümkün değil. Devletin geldiği nokta Kürtler var, ama hakları yok noktasıdır. Bireysel hakları var diyor. Ama dilin kendisi kolektif bir haktır" değerlendirmesinde bulundu. Kürtlerin dil talebini, "Kürtler pazarlığın çıtasını yükseltiyorlar" şeklinde tanımlanmasına tepki gösteren ve "bu bir pazarlık konusu değildir" diyen Tan, "Bence tam tersi doğrudur. Egemen sistem Kürtlerin isteklerini minimize etmeye çalışıyor. Seçmeli ders olabilir gibi bir tartışma içindeler. Bizim açımızda seçmeli ders söz konusu değil. Resmi eğitim dili olmasını, kamusal alanda kullanılmasını istiyoruz. Ana okulundan üniversiteye kadar Kürtçe eğitim istiyoruz" dedi. Kürtlerin bu talep etrafındaki ortaklaşmasına da dikkat çeken Tan, şunları ifade etti: "Bu bir varlık yokluk sorunudur. Kişiliğini ve kültürel kimliğini koruyabilmenin başka yolu yok. Sadece evde özel yaşamda dilin kullanılmasıyla yaşaması mümkün değil. Bu dilin yaşamaması kimliğin yok olması anlamına gelir. Bu var olma mücadelesidir bundan vazgeçmek demek, varlığından vazgeçme demektir. Bu bir kırmızı çizgi beyaz çizgi meselesi değil. Atılan adımlar açısından pratik adımlar önemli. Bu konuda hem Demokratik Kürt kurumlarının attığı adımlar önemli hem de halka bu yönde ciddi bir talep ve katılım var. Bunun daha örgütlü ve sistemli hale gelmesi gerekiyor. Bu kurumlaşmaların yaratılması gerekiyor. Türkiye'deki bütün gelişmeler göstermiştir ki, önce fiili durum gerçekleşmiştir sonra yasal çerçeveye kavuşmuştur. Bu işi kendi başımızı da yapabileceğimizi göstermemiz gerekiyor. Olası bir eğitim durumunda bunun alt yapısı, potansiyel olarak var, bugün işte kısa bir eğitimle Kürtçe ders verecek binlerce öğretmen var. Materyaller var tecrübe ve deneyimler var. Kürdistan deneyimi, Mahmur deneyimi bizim yıllardır uyguladığımız deneyimler var. Bu konuda bütün Kürt kurumlarının ortaklaşması gerekir."

Jiyan: Birlik ve beraberlik için Kürtlere hürmet göstermen gerekir

Nubahar Dergisi Yazarlarından Muhammed Jiyan ise, dil konusunda yapılan çalışmaların doğru olduğunu ve desteklenmesi gerektiğini belirterek, BDP'nin çalışmalarına destek verdi. Devletin bu konudaki tutumunu da eleştiren ve "Bu açıklamalar ve söylemler statükocu zihniyetin değişmediğini gösteriyor" diyen Jiyan, "Kürtleri ve Kürt dilini inkar etme ruhu kendisini her alanda koruyor" dedi. Son günlerde yeniden ifade edilen "tek devlet, tek di, tek millet" söylemini eleştiren ve bunun inkar zihniyetinin devamı olduğuna işaret eden Jiyan, "Ama eğer bundan birlik bütünlük kast ediliyorsa bunun içinde karşıdakine hürmet göstermen ve onun varlığını kabul etmen gerekiyor. Karşındakine hürmet göstermez ve onu kabul etmezsen birlik ve beraberlik mümkün olmaz" dedi.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.