1. YAZARLAR

  2. Azad SERHILDAN

  3. Kürdistan'da İslami Bir Partinin Gerekliliği
Azad SERHILDAN

Azad SERHILDAN

Azad SERHILDAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Kürdistan'da İslami Bir Partinin Gerekliliği

A+A-

Türkiye’de yapılan her genel ve yerel seçimden sonra, Kürdistanlı İslamcıların ruhlarının en kuytu yerinde, bir parti özlemiyle yanıp tutuştuğunu hissetmişimdir. Hem dini, hem de milli kimliklerini temsil edecek nitelikte bir partinin bulunmayışı, kendilerini nötr halde bırakarak, temsil edilme haklarını ortadan kaldırmıştır. İhtiyaca binaen zihinlerde kurgulanan parti olgusunun, pratiğe aktarılması halinde nasıl bir zeminde yol alacağı ve gelişim sürecinde karşılaşacağı zorlukları bertaraf etme başarısının ne oranda olacağı, üzerinde özenle durulması gereken asli durumlar olarak karşımızda durmaktadır.  

Türkiye'nin sömürgesi altında bulunan Kürdistan parçasında, yirminci yüzyılın son çeyreğinde başlayıp günümüze kadar gelen iki temsiliyet kategorisinden söz edebiliriz. Bunlardan biri, sağcı-muhafazakâr çizgiyi temsil eden milliyetçi kanat, diğeri ise, Marksist Leninist ideolojiyle örülü doktrini benimseyen sol yapı. Dini argümanlarla beraber statükonun ana esaslarına vurgu, yapma sağcı-muhafazakâr tarafın muhtevasını ortaya koyarken; Kürt etnisitesini merkezine alıp kurulu düzenin üzerine inşa edildiği temel birimleri değiştirme de, sol paradigmanın içeriğini teşkil etmektedir. Kürt halkının bir kısmı, başta dini duyarlılığı olmak üzere, devletle olan çeşitli siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel ilişkilerinden ötürü sistemin sağ merkezli ana partisine yanaşırken; diğer bir kısmı Kürt hukukunu müdafaa etmek için, sol kökenli partiyle bağ kurmaktadırlar. İlk kısımdakiler, meşruluklarını daha çok din üzerinden kurgulayıp karşı tarafı dinsizlikle suçlarken; ikinci kısımdakiler meşruluklarını Kürtlük üzerinden kurgulayıp karşı tarafı hainlikle suçlamaktadır. Bu iki kesim dışında üçüncü bir kesim daha vardır ki, bunlar ne sistemin ana sağ merkezli partisini, ne de Kürtlük zemini üzerinde siyasetini belirleyen sol bünyeli partiyi benimsemektedirler. Sistemin muhafazakâr-devletçi partisini, dini pragmatist hedeflerine kurban ettikleri ve Kürt ile Kürdistan hukukunu ıskaladıkları için desteklemezken; Kürt orijinli partiyi de dini yaşam alanına karşı kullandıkları söylemler ve uyguladıkları icraatler yüzünden desteklememektedirler. Her ne kadar bu anlayışı temsil edenlerin bir kısmı mecburiyetlerinden ötürü seçim sürecinde iki taraftan birini tercih edip vicdanlarıyla derin bir muhasebeye girişirken, çok daha büyük bir kısmı sandığa gitmeyerek muhalefetini açıkça ortaya koymaktadır.Fakat, bu kesimin her iki kolu da bunun bir çözüm olmadığını artık yavaş yavaş anlamaktadırlar. İşte, tam bu noktada, temsiliyet haklarının olmayışına binaen, kendilerini özellikle seçim sürecinde yalnız hisseden ve Kürdistan'da ciddi bir potansiyeli barındıran bu kesim partileşirse, nasıl bir teorik ve pratik zeminde yol alacağını belirlemek gerekir.

Kürdistan'da İslami bir partinin oluşumuna sıcak bakan dindarlar bulunduğu gibi, sıcak bakmayan dindarlar da bulunmaktadır. Böyle bir partinin oluşumuna sıcak bakmayan dindarları da kendi arasında iki kısma ayırabiliriz. Bunların bir kısmı, devletin sağ merkezli ılıman partisini kendileri için yeterli görürken, diğer bir kısmı oluşacak olan partinin Kürdistan'daki Kürt siyasal hareketini geriletip Kürt ulusunu parçalayacağı tezinden hareket etmektedir. Gerekçeleri farklı olsa da, bu her iki kesim sonuç itibariyle Kürdistan'da etkin olan iki partiye endekslenip edilgen olma vasıflarını devam ettirme taraftarıdırlar. Dini merkezlerine alan bu her iki kesimin de, siyasal duruşlarının dini-bütünlük noktasında ciddi problemleri içerdiğe göze çarpmaktadır. Sağcı-muhafazakâr partiye eklemlenmeye çalışanların, bu parti geleneğinin temel ilkesi olan, "Tek devlet, tek millet, tek bayrak!" sloganından rahatsızlık duymayacak kadar milli benliklerine yabancılaşmaları, önlerindeki en büyük sorundur. Bununla beraber, bu gelenekten gelen iktidar partilerinin uluslararası arenada, Müslümanlar tarafından şer güçler olarak tabir edilen devletlerle dirsek bağı kurup, onların işgal ettiği İslam topraklarına kolluk kuvvetleri göndermesi, diğer bir problem olarak karşımızda durmaktadır. Marksist-Leninist gelenekten gelip seküler çizgiye doğru evrim geçirme aşamasında olan Kürt orijinli partiye eklemlenmeye çalışanların ise, meseleye sadece ulusal bütünlük gözlüğüyle yaklaşmaları büyük bir handikaptır. Çünkü sol kökenli olan bu yapı, toplumu tüm veçheleriyle dönüştürme üzerine inşa edilmiş umumi bir harekettir. Bununla beraber bu geleneği temsil edenlerin güçlü oldukları yerlerde muhalifleri, her ne kadar bu muhalifler Kürt ve Kürdistan hukukuna vurgu yapsalar da, sindirme politikası, üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken manidar bir durumdur. İşte, tüm bu analizler İslami bir parti oluşumuna sempatiyle yaklaşan Kürdistanlı dindarların teorik bazda ellerini güçlendirmektedir. Oluşacak olan partinin, çıkış gerekçesinin Kürdistan'daki etkin iki gücün eksiklikleri üzerinde temellendirilmesi, sağlam bir zeminde yol alındığını ortaya koyacaktır.

Kürdistan'ı merkezine alacak İslam'i bir partinin tabanını çoğunlukla Kürtler teşkil edecektir. Her ne kadar sağ fraksiyonlu siyasetin günümüzdeki teşekkül biçimi olan Ak parti ile sürekli kapatılıp açılmasından ötürü isim değişikliğine maruz kaln BDP'nin kitlesini yanına çekme, en büyük emel olarak ortaya çıkacaksa da, bu yeni oluşabilecek partinin asıl kitlesi, AKP ile BDP arasında sıkışıp kalan muhafazakâr değerlerle örülü Kürt kesimi olacaktır. Kullanılacak söylemlerin dini ve milli içerikli olması, bu partinin Kürt halkı nezdinde ilk etapta iyimser bir havanın oluşmasını sağlayacaktır. Dini argümanlar ve Kürt dini-tarihi kahramanlarıyla edebi ozanlarına sık sık atıfta bulunulması, bu partinin halk nezdinde yıllardır beklenen bir teorik özlemi yatıştıracağına inanıyorum. Elbette, sadece propagandanın nazari dayanaklarıyla halkın ilgisi yeterince cezbedilemez. Bununla beraber, fiiliyata yönelik olarak, sosyal alandaki hak-hukuk mücadelesi ile ekonomik bazdaki halkın yoksulluk dramına dönük ne tür somut adımların atılacağına dair çözüm yollarının üretilmesi gerekir. Seçimlere girmeden önce üretilip pratiğe aktarılması gerekir bu çözüm yollarının. Böylece halkta, bu partiyle bir şeyler yapılabileceğine dair umutlar yeşerecektir.Hem teorik hem de pratik yönde yapılacak böyle bir propagandanın, örgütlü bir şekilde sistemleştirilip yaşam sahasına aktarılması gerekir. Bunun için öncelikle, Kürdistan'ın illerinde, ilçelerinde ve köylerinde istatistikler tutulup verilerin toplanması gerekir. Kürt halkının oluşacak böyle bir partiye ne kadar ihtiyacı olduğu, bu istatistikler sonucunda az çok ortaya çıkacaktır. İstatistikleri yapacak kişilerin, güncel Kürtçeyi çok iyi konuşmaları ve halkla sıcak bir diyalog kurabilecek bireylerden seçilmesine özen gösterilmelidir. Daha sonra toplanan veriler, merkezi bir yer belirlenerek biraraya getirilir. Bu merkezde, Kürdistan'ın hangi şehrinde böyle bir parti oluşumuna sıcak bakıldığı, hangi şehrinde buna soğuk bakıldığı ortaya konulur. En sonda da tüm sonuçların aritmetik ortalaması yapılarak genel bir sonuca ulaşılır. Böylece kalkış noktası itibariyle ne kadar bir potansiyele sahip olunduğu anlaşılacak ve ona göre izlenilmesi gereken yollar belirlenecektir. 

Kürt milli değerlerini dini ibarelerle bütünleştirecek bir parti, başta Türk orijinli Türkiye partileri olmak üzere, Kürt orijinli BDP'yi de ciddi manada rahatsız edecektir. Kürtlerin AK parti yerine bu partiye vereceği destek, sistemle olan bağlarını iyice zayıflatıp ülkenin bölünme endişesini arttıracağından, Türk orijinli partiler nazarında tehlike boyutu çok yüksek olan bir parti hüviyetine bürünecektir. BDP ise, Kürtler üzerinde tek söz söyleme hakkını yitireceğinden, doğası gereği böyle bir partinin oluşumunu hoş karşılamayacaktır. Halbûki bu parti,ulusal bağımsızlık mücadelesinin başarıya ulaşmasında olmazsa olmaz iki ayaktan birini temsil etmektedir. Eğer BDP kendi menfaatını değil de, Kürt halkının menfaatını düşünüyorsa, bu partinin oluşumunu olumlu karşılamalıdır. Böyle bir parti vücut bulmadığı sürece de, Kürdistan'ın özgürlüğünün mümkün olmayacağını anlayabilmelidir. Bu partinin kendi karşıtlığı üzerine inşa edilmediğini; bilakis Kürtlerin ve Kürdistan'ın esaretten kurtarılması adına ortaya çıktığını görebilmeli ve ona göre bu partiyle çatışma yollarını değil de, uzlaşma yollarını araması gerektiğini fark edebilmelidir. İdeolojik farklılıklara rağmen, oluşacak İslami parti ile BDP'nin ortak paydası, Kürt kimliği ve Kürdistan toprağı olmalıdır. Yalnız Kürdistan'ın özerk, federatif ya da bağımsız bir statüye kavuştuktan sonra, İslami bir partinin oluşması gerektiğini iddia edenler bulunmaktadır. Bunlar, iddialarına gerekçe olarak, oluşacak bu partinin BDP'nin kemik kitlesi dışında kalan sempatizanlarını kendi yanına çekeceğini; bunun da ulusal parçalanmışlıkla sonuçlanacak bir iç savaşı doğuracağını belirtmektedirler. Fakat, burada bu şekilde düşünenlerin unuttukları bir şey vardır: Bir kere oluşacak bu parti, BDP karşıtlığı üzerine değil, sistem karşıtlığı üzerine inşa edilecektir. Bununla beraber, böyle bir partinin Kürtlere bir statü tanındıktan sonra kurulması gerektiğini iddia edenler, hem Kürt ulusal mücadelesinin başarıya ulaşmasının ömrünü uzatacaklar, hem de oluşacak İslami partinin paravan parti özelliği taşımasına neden olacaklardır. Çünkü Kürtlere siyasal bir statü tanındıktan sonra vücut bulacak İslami bir parti, bu mücadelenin içinde yer almadığı için herhangi bir hak talebinde bulunsa bile, pek kayda alınmayacaktır. Mesela, Filistin'de sol mantaliteyle şekillenen El-Fetih hareketi, Filistin'in bağımsızlığını ilan ettikten sonra HAMAS ortaya çıkıp hak talep etseydi, ne El-Fetih'ten olumlu bir yanıt alacaktı, ne de halktan. Bunun farkında olan Filistinli Müslümanlar, tam zamanında müdahalede bulunarak Hamas'ı ortaya çıkarıp Filistin ulusal kurtuluş mücadelesine ortak edebilmişlerdir. Bu durum, ulusal bağımsızlık savaşının yürütüldüğü her yerde genel-geçer bir özelliktir. Bunun içindir ki, Kürdistanlı İslamcılar fazla vakit kaybetmeden, Kürdistan ulusal kurtuluş mücadelesine ortak olabilmelidirler.

Kurulacak olan partinin kendini halkına yeterince tanıtabilmesi için, öncelikler güçlü bir medya ayağına sahip olması gerekir. Şu anki Türkiye ve Kürdistan koşullarında istenilen tipte bir medya söz konusu değildir. Bunun içindir ki, kendi propagandalarını yapacak özellikte, bir gazetenin ve televizyonun açılması olmazsa olmaz icraatlerden biri olmalıdır. İllerde ve ilçelerde kurulacak olan parti meclislerine mensup olanların düzenleyecekleri konferanslar ve seminerler ise, sadece bilinç düzeyi belli bir aşamaya gelenleri ilgilendireceği için etki alanı kısıtlı kalacaktır. Bu darlığı aşmanın yolu da, hitabeti kuvvetli olan parti üyelerinin, başta kahvehaneler olmak üzere mahallelerde ve köylerde halkla bire bir görüşmeler yapmasıdır. Elbette, tüm bunlar için, yeterli derecede sermaye gereklidir. Dini ve milli duyarlılığı yüksek olan sermayedar Kürtlerden temin edilecek kaynak, partileşmenin önemli ayaklarından biri olan finans sorununu ortadan kaldıracaktır. Hiç şüphe yoktur ki, partinin ivmesini arttıracak esas güç, gençlerden teşekkül edecek olan güçtür. Gençlere partinin esas yapısı hakkında biraz malumatla beraber, birkaç tane sloganik sözün ezberlettirilmesi yeterli olacaktır. Onları, partinin kompleks yapısı hakkında hiçbir şekilde bilgilendirmemek gerekir. Aksi taktirde, heyecanlarının en üst düzeyde olduğu dönemde, fikir bombardımanına maruz kalmaları onları iş yapamaz hale getirir. Bununla beraber geleneksel Kürt değerleriyle İslami motifleri birleştirecek bestelerin çıkarılması ve kaliteli bir müzik eşliğinde seçim süreci boyunca çalınması, Kürt halkının ruhsal med-cezirlerini ortaya çıkaracaktır. Hiç şüphesiz ki, halkı yönlendirme ve harekete geçirmede en etkili sanat dalıdır müzik. Ayrıca yapılacak mitinglerde, Kürt ulusunun dini ve milli şahsiyetlerine sık sık vurgu yapmakla beraber, onların posterlerini miting meydanlarında sallandırma halktaki heyecanın en üst düzeye çıkmasını sağlayacaktır. Arkalarında bu tarihi kimlikli şahsiyetlerin manevi gücünü hissedecek kitlede böylece ciddi bir güven oluşacaktır. Meydana gelecek bu güvenle beraber, emin adımlarla ileriye doğru yürümeye başlayacaktır bu halk.

Kürdistan'ın dinamik güçleri olan cemaat, vakıf ve dernekler ile parti arasında nasıl bir ilişkinin olması gerektiği mevzusu dikkate alınması gereken hususi bir alandır. Cemaat ile parti doğaları gereği birbirlerinden farklı iki ayrı örgütlenme biçimidir. Varoluş gerekçeleri ve bu varoluşlarına anlam kazandıracak motiflerin farklı tonda olmaları, bu farklılığın somut görüngüleridir. Bunun dışında ilk bakışta fark edilmeyen, ayrıntılarda gizli kalan soyut nitelikli karakteristik ayrımlar da mevcuttur. Bu ayrımlar, özellikle bunlara mensup bireylerin karakterlerini belirleyen ana müdahiller olarak karşımıza çıkmaktadır. Dini ve milli içerikli bir parti ile başta cemaat olmak üzere diğer dini kuruluşlar arasındaki çetrefilli soruna çözüm olarak şöyle bir yol gösterilebilir: Kürdistan merkezli tüm dini yapılanmalardan temsilciler seçilerek, bir üst çatı oluşturulmalıdır. Meydana gelecek bu umumi yapının işlevi, oluşabilecek böyle bir partiyi denetleme olmalıdır. Partinin iki ana kırmızı çizgisi konumunda olacak dini ve milli hassasiyetlerin ayrıntılarını da bu üst çatı konumundaki yapı belirlemelidir. Yalnız, İslami camiaların tabanlarını partinin içine çekip, onun içinde aktif şekilde çalışmalarını önlemeleri gerekir. Çünkü dini yapılanmaların temel amacı, toplumu ıslah etmekken, partinin temel amacı, iktidarı ele geçirmektir. Parti de, cemaatlerin tabanlarına asla göz dikmemelidir. Onun asıl tabanını, muhafazakâr Kürt kitlesi oluşturmalıdır. Kürdistan koşullarında, cemaat ile parti arasında böyle bir ilişki tarzı geliştirilebilirse, her iki tarafın da hayrına olacaktır. Aksi taktirde, Kürt İslamcıları sadece cemaatle yol alınması gerektiği, parti oluşumunun kendi öz değerlerini tahrip edeceğini iddia ederlerse, çok dar bir çerçevede faaliyetlerini sürdürmek zorunda kalacaklarını bilmelidirler. Tevhid içerikli düşüncenin Kürdistan'ın en ücra köşelerine kadar yayılması için, parti olmazsa olmazlardan biridir. Manevi değerlerle yetişmiş bireylerden teşekkül edecek üst çatı konumundaki yapının, parti mekanizmasını sürekli kontrol altında tutması, Kürt İslamcılarında bir umut kıvılcımını tutuşturabilmelidir. Burdan hareket ederek, oluşacak bir partinin faydalı olup olmayacağı üzerinde İslamcıların, bir kez daha düşünüp karar almasında yarar vardır.

Kürdistan'da İslami bir partinin kurulması, ihtiyaca binaen ortaya çıkan bir görüştür. Benim gibi nice Kürt İslamcısının da, böyle bir oluşumun gerekliliğine inandığını düşünüyorum. Sonradan yine "geç kaldık!" deyip pişmanlık belirtileri göstermemek için acil adımların atılması gerekir. Müdahale edilmesi gereken durumlarda arkasını dönüp müdahil olamayan Kürt İslamcılarının, bir kez daha aynı hataya düşmemesi gerekir. 

Önceki ve Sonraki Yazılar