1. HABERLER

  2. MAKALELER

  3. Kürdistan Topraklarında Mazlum Bir Şehid
Kürdistan Topraklarında Mazlum Bir Şehid

Kürdistan Topraklarında Mazlum Bir Şehid

A+A-

Molla İhsan Yeşilırmak

8 Şubat 1993 tarihinde Batmanda Şehadete kavuşan Molla İhsan Yeşilırmağı Rahmetle Yad ediyoruz..
080-001.jpg
                                    

Kürdistan toprakları, emperyalist kafir ve kuklacı rejimlerin tahakkümleri altına girdi gireli, nice acıklı anlar yaşamıştır. Mazlum Kürdistan toprakları ve onun mazlum halkı, devamlı zulümlere maruz kalmış, nice şehidler, nice yıkımlar ve sürgünlerle karşı karşıya kalmıştır. Tüm bunlarla birlikte insanımız gerek pasif gerekse aktif olarak, bu zulüm ve yıkımlara karşı, bir isyan göstermiştir. Sönen bir muma karşılık, onlarca yüzlerce, mum yanmıştır. Bazen bu mumlar birer meşaleye dönüşmüş, etraflarını uzun süre aydınlatmışlardır. Bu meşaleler belki söndürülmüştür, ama yerlerini daha aydınlatıcı meşaleler doldurmuştur. Rabbimizin inayetiyle bu meşaleler, Kürdistan’ın özgürlüğüne dek sürecektir inşaallah.

İslam tarihine bir göz atanlar, sahnede Ebu Zer’i Gıfari’nin hikayesini görürler. Ebu Zer Müslümanların en ağır işkencelere maruz kaldıkları bir dönemde, daha ilk zuhurunda tanışır İslam’la ve hemen akabinde müşerref olur. Ebu Zer önce yaşam şeklini tamamıyla İslamileştirir. Allah Rasülü’ne iman ettiğini de Beytül Haram’da ölesiye dayak yemekle ispatlar. Ebu Zer Allah Rasülü hayatta olduğu süre boyunca, tebliğ ve davete devam eder. Hiç bir zaman haksızlığa boyun eğmez. Karşı koyar, tek başına da olsa direnir. Rasülün vefatından sonra da, üzerine düşeni yapmakla beraber bir sessizlik içine girer. Ancak Hz. Osman döneminde baş gösteren bazı uygulamalara karşı, sesini yükseltmeye başlar. Tek başına da kalsa, hakk bildiğini söylemeye azmeder. Bu haklı itirazları sonucu boykot edildi, yalnız bırakılmaya çalışıldı. Sonunda ıssız bir çölde, garip bir insan olarak hayatı sona erdi. Dünyada hiç bir şeyi olmadığı bir halde, rabbi ile buluşmaya gitti.

Arabistan yarımadasında Ebu Zer, yaşamını bu şekilde hitama erdirirken, Kürdistan diyarında da tarihin tekerrürü niteliğinde Molla İhsan, yaşamını bu şekilde sürdürdü ve canını Allah yolunda kurban etti.

Şehid Molla İhsan ilahi dava ile tanıştı tanışalı, mütevazi bir yaşam sürdürdü. Kendinden önceki ilahi davanın temsilcileri gibi bir hayatı, örnek aldı. Bu dünyada her neyi varsa, ilahi dava uğruna harcadı. O hiç bir zaman mal, makam, servet peşinde koşmadı. Tek arzusu Allah’ın gerçek dini olan Muhammedî İslam’ın, Kürdistan topraklarında yaygınlaşmasıydı. O, her zaman İslam’ın gerçek yüzüyle görünmesine, Allah’ın dininin toplumda yaygınlaşmasına çalıştı. Günümüz yaşam şartlarında, özellikle de kapitalist düşüncenin hüküm sürdüğü bu toplumda, zengin olmanın yolları çok basit iken; O hiç bir zaman, böyle bir şeye tevessül etmedi. Ömrünün bir kısmını, Hakk uğruna, zindanlarda geçirdi. Her türlü zulme maruz kaldı. Zulme aldırmayarak, davasında daha aktif bir tavır sergiledi. Üzerine yüklenen ilahi sorumluluğu, büyük bir çalışmayla sürdürdü. Hem kendisi aydınlandı, hem etrafındakileri aydınlattı. Küfür güçlerinin kendisine reva gördüğü ağır işkencelerden, korkmadı ve yoluna daha bir aşkla, sabır ve iştiyakla devam etti. Muhammedî İslam’ın tanınması için, elinden gelen gayreti sarf etti. Bir dereceye kadar da başardı. Birçok insan O’nun aracılığıyla Muhammedî İslam’la tanıştı.

Hayatının bir döneminde küfrün işkence ve zulmüne maruz kalırken, bir döneminde de -özellikle şehadetinden önceki kısa dönem- kendi benliğinden olan dostlarının tavırlarına, tenkidlerine maruz kaldı. Yapılanlara karşı çıktığı için, dışlanması istendi, yalnız bırakılmak, boykot edilmek istendi. Sürülmeye, konuşmamaya davet edildi. Hayatını İslam için vakfetmiş bir insanın buna “eyvallah” demesi beklenemezdi elbette. Şehid Molla İhsan’da, inandığı gerçeklere uygun olarak, hareket etti. Boykotlara rağmen, hakk bildiklerini söyledi. Küfre karşı susmayan Şehid Molla İhsan, hiç bir haksızlığa boyun eğmedi, haksız yakıştırmaları eleştirdi, kardeşinden bile gelse, yersiz düşünceleri reddetti. Belki bir süre konuşmadı ama, tavırlarında bunu açıkça sergiledi. Ayrıca bölgede oluşan güçlere karşı da susmadı, daima hakkın safında yer aldı. Hakkın safında yer aldığı için de, hain ve kalleş eller tarafından şehadet mertebesine ulaştı.

Evet Molla İhsan bir mum gibi söndü. O söndü ama, yandığı süre içinde, etrafındakileri aydınlattı ve kendi yerine dikilmek üzere, yüzlerce ateş yaktı. Allah’ın izniyle bu mumlar daha bir aydınlatmayla, topluma kök salacaktır.

Şehidler gerçekten toplumun mumudur. Kendileri yanar, ama etraflarını aydınlatırlar. İnsanların karanlıklardan, aydınlıklara çıkmasına kılavuzluk ederler. Bu mumların erken bir vakitte sönmeleri, belki üzüntü verir ama; aydınlığın ışıltısı devam ettiği için, gurur vericidir.

...
 

Ya Rabb !

Canını senin yoluna kurban eden, bu insanımızın şehadetini kabul buyur. Toprağa düşen bu kanla, İslami kardeşliğimizin kaynamış kurşun gibi perçinlenmesine, dargın Müslümanlar arasındaki vahdet duygularının kabarmasına, şefkat, merhamet, sabır ve şecaatin artmasına vesile kıl.

Allah’ım !

Sen bizim ne zor günler geçirdiğimizi görüyorsun. Bize kendi katından öyle bir sabır ver ki; ümmetin üzerine çöreklenmiş olan, bu karanlıkları kaldıralım. Bu yüreği yaralı ümmetin üzerine, bir rahmet yağmuru bağışla. Ümmet üzerindeki, bu çekilmez ateşi söndürecek bir yağmur. Kendi evliya ve sevdiklerinin hakkı için. Ya Rabb’el Alemin            

Şehitler Albümünde

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
7 Yorum