1. YAZARLAR

  2. Sedat Doğan

  3. Kürdistan Hakikati ve Yeni Nesil İslamcılar
Sedat Doğan

Sedat Doğan

Hekib - Heybe
Yazarın Tüm Yazıları >

Kürdistan Hakikati ve Yeni Nesil İslamcılar

A+A-

     Hayatın devinimi her şeyi değiştirir. Bu nedenle değişmeyen tek şey değişimin kendisidir, demişler.Bu devinim öyle bir şey ki, dün en kesin hükümlerle red ve inkâr ettiğin, yok saydığın bazı hakikatler, bu gün seni çepe çevre sararak kabule zorluyor. Ve sen istesen de istemesen de o hakikati kabul etmek zorunda kalıyorsun.

     Kürdistan hakikati de böylesi bir hakikattir. Kürtler,ortadoğulu Müslüman kavimler arasında nüfus ve toprak bakımından üçüncü büyük kavimdir. Kürdistan adlı meşruiyetini tarihten alan kadim,mümbit kaynaklara sahip geniş bir vatanları var. Fakat etraflarını saran müslüman kavimler onlara, bırakalım Müslümanca bir muameleyi insanca bir yaşamı bile çok görüyorlar.

     50 milyonluk bir nüfusa sahip bir milletin topraklarını beş altı parçaya bölüştürüyorlar. Bu millet Topraklarının hiç bir zenginliğinden faydalanamıyor. Din, dil, Tarih,kültür ve edebiyatlarını öğrenemiyor,yaşayamıyorlar… Kısacası insanı insan yapan hiçbir değer ve sembolü yaşamlarına katamıyorlar. Dahası nerede ise insan türünden sayılmıyorlar. Dünyada bu bu zulmün benzer bir örneği yoktur. Bu nevişahsına münhasır,sadece kendisine benzeyen bir örnektir. Ve birileri kalkıp, Allah’ın dürüst bir adalet ve merhameti önceleyen kitabını, adalet üzere inşa olmuş dinini,bazı hastalıklı ırki takıntıları adına alet ederek, Kürtlere yapılan bütün bu zulümleri son derece normal olarak görebiliyor. En acısı da bu zulüme din kardeşliği bile diyebiliyorlar.

     Osmanlı bütün tartışmalı yönlerine rağmen şu veya bu şekilde islam coğrafyasının hamiliğini üstlenmişti. Ancak ondan zorla türettirilen Türkiye Devleti olgusu, zorun gücüyle islam coğrafyasına giydirilmeye çalışılan bir deli gömleği olarak tamamıyla bir batı projesi idi. Bu coğrafyanın kol kanatları kırılarak, umuda dair bütün filizleri kökten kesilerek, batının arzularına göre şekillenmiş bir model olarak İslam coğrafyasına dayatıldı. Bu coğrafyanın kadim değerleri dinamitlenerek,koca bir imparatorluktan, batının zoru ve kurnazlıklarıyla, batıya hizmetle mükellef minyatür bir marul bahçesi olarak kurdurulmuştu. Temelsiz kuru iddialarda bulunmuyoruz. Çünkü bu projenin tarihi ve ortaya koyduğu pratiği hiçbir kuşkuya yer bırakmadan her şeyi kendiliğinden açıklıyor. Tarihi bir vakıa olarak var olan Kürdistanın parçalarının birleştirilip bağımsızlığını ilan etmesi ise bütünüyle silah ve zorun gücüyle engelleniyor. Evet kürdistan,bu toprakların kadim pek çok hakikatinin imhası ve inkârı yanında, yukarıda da vurgulanmıştı,50 milyonluk bir nüfusu olan bir milleti, kendi vatanlarında mazlum ve mahrum bir hale sokarak, Allah’ın her insan ve millet gibi kendilerine de verdiği bütün meşru haklarının gaspına, sayıları milyonlara varan mazlumlarının katline, milyonlarca kıyım, sürgün, açlık, sefalete rağmen. Dersim, Agıri, Zilan, 33 Kurşun,Halepçe, Enfal katliamları son 30 yılda 50.000’den fazla insanın katline ve en son Roboski katliamına rağmen, en büyük âlim, şeyh ve önderlerinin idam veya kurşunlarla infazları ve sonu gelmez sürgünlerine rağmen silah ve zorun gücüyle kurulması engelleniyor. İşte sözünü ettiğimiz iki durum arasındaki temel fark bu kadar nettir. Bütün bu anlatımlardan sözü, bu zulüm ve katliamları sadece türkler ve islamcılar yaptı,noktasına getirmek gibi bir art niyet taşımıyoruz. Bunu türkiyede en çok türk ırkıçılığının bekçliğini yapan kemalizm,komşu arap ülkeleri olan ırakta nasyonal baasçılık versiyonları,en son saddam,Suriyede Hafız esad,ve oğlu beşar esad.Şii İran da şahlık rejimi,günümüzde ise sözüm ona adı islam cumhuriyeti olan katı şii teokrasisi yapıyor.Ve herkes kendi parçasında zulümlerine tam gaz devam ediyor.

     Türkiye’de ise son 10 yıldır kendini bazan muhfazakar,bazan müslüman,bazan da islamcı olarak gören ama özde kendini türk devletinin bekasına adamış ve bu uğurda herşeyi dini argümanlarla meşrulaştırarak gözden çıkarmaya teşne bir iktidar var.

     Hakikatın özünü ıskalayan,içi boşaltılmış dini bir söylemle avami çizgideki kürt halk yığınlarının kafasını sürekli karıştırmaya çalışıyor.Ama bereket avam, sözüm ona aydın geçinen kürtlerden daha sağlam bir duruş sergiliyor.Hakikate daha yakın duruyor.Çünkü avamın iktidarlardan meşru hak taleplerinden başka bir ikbal ve beklentileri yok.Bunun için de iktidara yaranmaları gerekmiyor.Ama sözde aydınlar küçük bir kapı kulu mevkisi için her eylerini gözden çıkarabilecek bir görüntü sergiliyorlar maalesef.

     Ve ne yazık ki Akp’nin kürtler için sunduğu dini söylemde kürdün asli hakikat ve taleplerini teslim eden ve onlara saygıyı esas alan bir yaklaşım sergilemiyor.Dinin özüne uygun dürüst bir güven vermiyor geniş yığınlara...Kürdün dilini,kültürünü,değerlerini yaşamasına,kendini kendi kimliğiyle yaşama hakkına ne saygı duyuyor,ne de zemin hazırlıyor.

     Sürekli günü ve zevahiri kurtarma politikalarıyla herkesi oyalamayı temel bir politika halınde sürdüryor.Bir uçtan diğerine savrularak kesinlikle geleceğe dair bir umut vermiyor.

     Evet düne göre devlet paradigmal bir değişiklik içine girmiş görünüyor.Eskisi gibi vandal bir şekilde kürtleri öldürüp yer yurtlarını başlarına yıkmıyor.Ama bunu kürtleri sevdiği veya onların haklarına saygı duyduğu için değil,kendi geleceğini tehlikede gördüğü için,bekasını sağlama almak için yapıyor.Dün demir yumruk ve kurşunlarla kürtler ezilip hizaya gitirilmeye çalışılıyordu.

     Bu gün ise politik ayak oyunları,yumuşak geçişli asimilasyonlar,kiralık politik kürt aktörlerin yardımıyla bu mazlum halkı,Allahın kendilerine vermiş olduğu meşru haklarından mahrum bırakarak kendi gerçekliğinden kopartılmaya çalışılıyor.Yani kürtler için batı yakasında yine değişen bir şey yok.

     Fakat dün kürtler bir zulme maruz kaldıklarında bunu faşist,gavur veya kafir türkler,arap veya farslar yapıyorlar.Müslümanlar bunu yapmaz.Adalet ve merhamet dini olan dinimiz buna izin vermez. Dolayısıyla müslümanlar bunu yapmazlar diye avunuyorlardı.Ama son yıllarda islamcı iktidarların da benzer adaletsizlik,zulüm ve katilamları üretiyor olmaları, dine temiz bir duyguyla bakan bu dindar ve mazlum halkı önü alınamaz infiallere sürüklüyor.Bunun faturasını ise islama değil bu iktidarın uygulayıcıları olan aktörlerin samimi olmayan islamcılıklarına kesiyor.Ve islamcılığı da en az faşizm ve kemalizm kadar kirli ve günahkar bir ideoloji olarak algılamak zorunda kalıyor.

     Oysa Akp içinden çıktığı halk katmanı itibariyle kürtlerle birebir benzeşen bir kaderi hpaylaşıyor.Her iki katman da bu sistemin egemenleri tarafından adeta zenci ilan edilerek her türlü ezilmişliğe mahkum edilmişlerdi.Bu rejim kurulduğundan bu yana hep itilip kakılmış,her türlü meşru hakları ellerinden alınmışlardı.Akp kadroları inançlarından dolayı ötekileştirilmişlerdi.Kürtler ise hem inançları hem milli kimliklerinden dolayı bir imha’ya maruz bırakılmıştı.

     Eğer Akp’nin ana kadroları gerçekten de inançlarında samimi olsalardı.Kendilerine göre iki defa ezilmiş kürt kardeşlerine yüreklerini açarlardı.Kendileri neyi yaşıyor idi iseler,kürt kardeşlerini de ona kavuştururlardı.Böylece bir taşla üç kuş vurmuş olurlardı.Birincisi sağlam bir müteffik kazanırdı.ikincisi kürtlerin yürek ve güvenini kazanmış olurdu.Üçüncüsü ise islamcı söylemleri dürüst bir pratiğe dökülmüş olurdu.Ama 12 yıllık iktidar sürüncemesine baktığımızda ne yazıkki bu ögelerin dişe dokunmaz kırık dökük izleri var ortada.Onlar da hiçbir derde deva olamıyorlar.Tam tersine işi iyice sarpa sardırıyor.Akp bazen gizli bazan da açık bir ajanda ile kendini bütünüyle türk milliyetçiliğine amade kılmış.Am bunu yaparken de adam gibi bir milliyetçilik yaparak yapmıyor.Dini kavramların içine milliyetçiliği enjekte ederek, tertemiz dini kavramları kirleterek yapıyor.Yaptıkları Bedduacı xocanınkinden aşağı kalmıyor.Xoca Hz,peygamberi külüstür bir kamyonete bindirerek jitemci katillerin yardımına koşturuyor. Onlar da kürsülere çıkıp bas bas bağırıyorlar.Tek dil,bayrak,devlet…..Tek.tek.tek diye,türkiyenin tekçiliğini kutsallaştırıyor. Almanyada Türklerin türkçesini analarının sütü kadar helal yapıyorlar.Türkiyeye,kürdistana geliyorlar kürtlerin anadilleri olan kürtçe,gariban çilekeş namuslu kürt anaların sütleri kadar bile helal olamıyor.”Yok böyle bir hak falan…”diye kestirip atıyorlar.Bunun gibi binlerce abuk sabuk örnek sırlanabilir.Ama kısa kesiyoruz… İnsanda ahlak yoksa hiç olmazsa biraz Allah korkusu olur.Bu kainatı yaratan o yüce Allah bile tek dil,tek devlet,tek bayrak demezken siz hangi hakla Allahın adını ağzınıza alarak bukadar tekçi bir anlayışı yan yana getiriyorsunuz? Bari bunları yaparken Allahın adını anmayın.O zaman insanlar, sizlere,nasıl olsa milliyetçilik yapıyorlar diye, daha ahlaklı bir gözle bakabilirler…

     Bu nedenle kendilerini samimi birer müslüman olarak gören islamcılar bir an önce, kendilerini islamın özüyle çelişen, sadece şekli ve isimi bazı makyajları olan faşizan temelli(Bu faşizan temellik hangi ırka dayanıyorsa dayansın hiç fark etmez…) iktidarların hegemonyasından, ifsad edici etkisinden uzaklaşıtırarak hakikati olduğu gibi kabule yöneltmeliler.

     Bu hakikatlerin en can yakıcı olanı ise günümüzde kürdistan hakikatidir.Çünkü günümüz müslümanları kürdistan hakikatini içselleştirip kabullenmedikleri müddetçe ortadoğuda olsun,dünyada olsun insanlara ne temiz bir adaletten ne de dürüst bir dindarlıktan söz edemezler.Etseler bile kimseyi inandıramazlar.Ve herkes şunu çok iyi bellesinki, bu coğrafyada Kürdistan Hakikatı insanca bir kabul görmediği müddetçe,bu topraklara,barış,kardeşlik gibi masal ve hikayeler asla ve asla bir karşılık bulmayacaktır.

     Onun için bu bağlamda yeni nesil islamcılar gerçekten de temiz müslümanlar olarak anılmak istiyorlarsa bu asırda hem kendileri hem bütün mazlumlar için yapacakları en büyük hayır ve ibadet kürdistan hakikatinin önünden bir an önce çekilmeleri olacak!...Bu hem onlar için hem kürdistan hakikati için pek çok açıdan büyük hayır kapılarının açılmasına yol açacak.Çünkü hakikat hiçbir engel tanımaz. Tıpkı, Ateş,su,güneş ve rüzgarın engel tanımadığı gibi. Derin uykularından daha yeni uyanmış bazı İslamcı arkadaşlarımız; Türk, kürd… Fark etmez, Türkiye'nin kuruluşundan bu yana üretmiş olduğu kötülükler üzerinden Kürdistan hakikatine karşı çıkıyorlar.Açıkça karşı çıkmasalar da mırın kırın edip çalıyı dolanıyorlar.Bu dostlarımız, eğer davalarında gerçekten de samimi ve iyi niyetli iseler, şu gerçeği görmeliler. Bir hakikati sahiplenme adına başka bir hakikat katl edilemez. Buna rağmen hiç kimsenin endişesi olmasın. Kürtler Kudüs Fatihi Selahattinlerin torunlarıdır. Ahmedê Xani, Melayê Ceziri, Şeyhsaidlerin, Seyyid Rızaların, Molla saidi kürdilerin, Molla mustafa Barzaniların rahle-i tedrisatlarından geçmişler. Allahın dinine kolay kolay sırt çevirmeyecekler. Birileri gibi azgınlaşmayacaklar. Çünkü kendileri çok fazla düşürüldükleri için düşenin halinden çok iyi anlıyorlar. Bu nedenle hakkın ve adaletin yeryüzüne yeniden yayılmasının hem temsilcisi hem de kalesi olacaklar…

     Yaşadıkları bunca zülme rağmen zalimleşmeyecekler. Başka insan ve kavimlerin meşru haklarının gaspına göz dikmeyecekler. Birilerinin çok sevdikleri devletlerine karışmayacaklar. Sadece onu meşru sınırlara davet edecek.Onurlu bir gelecek için bütün müslüman devletleri bir blok veya cephe olmaya davet edecekler.

     Buna dahi tahammülü olmayan bir İslamcının değil Müslümanlığını önce insanlığını tartışmaya açmak gerekir,diye düşünüyorum…İtirazı olan dostlarımıza gönül kapımız açık.İnsani çerçevede eleştiri hakları bakidir…


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.