1. YAZARLAR

  2. Azad SERHILDAN

  3. Kürdistan Gençliği Nerede Duruyor?
Azad SERHILDAN

Azad SERHILDAN

Azad SERHILDAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Kürdistan Gençliği Nerede Duruyor?

A+A-

Yirminci yüzyılın sonlarına kadar feodal kültürün etkisini iyice hissettirdiği Kürt toplumunda, bu kültüre ait motiflerle bezenmiş bir Kürt profili söz konusuydu. Kürdistan’ı aralarında bölüştüren modern ulus devletlerin bu yüzyılın sonlarına doğru bir yandan eğitim-öğretim yoluyla, öte yandan kitle iletişim araçlarıyla birlikte nüfuz alanlarını Kürdistan’ın en ücra köşelerine kadar kaydırmaları, batılı tarzda modern bir Kürt profilini ortaya çıkarmıştır. Bununla beraber özellikle yirminci yüzyılın son çeyreğinde örgütlü hale gelen Kürt ulusal özgürlük hareketlerinin de batı kaynaklı sol mantaliteden beslenmeleri, modern Kürt profilinin şekillenmesine ciddi manada katkı sağlamıştır. Çift taraflı yapılan bu modernizasyon projesi, Kürdistan gençleri hakkında kuşbakışı da olsa bize önemli ipuçları sağlamaktadır.

Kürdistan hariç, Ortadoğu coğrafyasını istimlak altına alan devletler hep beyaz ırk olarak kendilerini niteleyip üstün tutan Avrupa devletleri ve Amerika olmuştur. Dinsel açıdan Yahudi İsrail dışında diğerleri Hıristiyanlığın Katolik ya da Protestan mezheplerine mensupturlar. Onun içindir ki sömürülen bu tür topraklarda sömürüye karşı halkın direnç mekanizmasını, bazı kısa zaman dilimleri hariç tutulursa, hep İslam’ı kendine referans alan örgütler olmuştur. Dini bazda verilen bu mücadele bir yandan İslam’ın hakimiyetini tesis etmeye dönükken, öte yandan zulme maruz kalan halkın başta toprak hakkı olmak üzere her türlü maddi ve manevi değerlerini savunmaya dönük bir girişimdir. Bu topraklarda halkın ekseriyetle İslam’ı bir yaşam tarzı olarak benimsemeleri, İslami hareketlerin filizlenip güçlenmesine uygun zemini hazırlamıştır. Cezayir ve Filistin’de İslami hareketler, her ne kadar ulusal kurtuluş mücadelesine batı kaynaklı bir ideoloji olan Sosyalizmi kendine referans alan örgütlerden sonra başlamışlarsa da, kısa sürede onları geride bırakmış ve sömürülen Müslüman halkların yegâne kurtarıcısı konumuna yükselmişlerdir. Elbette, İslami hareketlerin ulusun kurtuluşunda bayraktarlığı ellerine geçirmeleri, toplumun diğer katmanlarında olduğu gibi gençlik katmanında da onlara kayışı gerçekleştirmiştir. Fakat Kürdistan coğrafyasına baktığımızda, trajik bir sahne ile karşı karşıya kalırız. Kürdistan’ı parçalara ayıran, Kürt halkına her türlü zulmü reva gören kendilerini İslam’a nisbet eden devletler olmuştur. İran, Türkiye, Suriye ve Irak batılı sömürgeci devletlerinde desteğini alarak sadece kendi sınırlarını muhafaza etmekle kalmayıp, geniş Kürdistan coğrafyasını da kendi aralarında bölüştürerek sömürüye açık bir alan haline getirmişlerdir. Bu durum, Kürt ulusal kurtuluş mücadelesinin İslamcılar eliyle yürütülmesinin önüne büyük bir set çekmiştir. Sömüren ve sömürülenin aynı dini inancı paylaşmaları, gerçekten Kürt dindarları için büyük çaplı dramatik bir tabloyu andırmıştır. Bu makus talih, Kürdistan ulusal kurtuluş mücadelesinin her dört parçada da sol zihniyetli hareketlerin öncülüğünde gerçekleşmesine yol açmıştır. Diğer işgal edilen topraklar gibi, Kürdistan’da da halkın büyük çoğunluğu, kendilerini müdafaa eden bu hareketlere meyletmiştir. Fıtri olan bu yönelme, ister istemez gençlere de sirayet etmiş ve o hareketlere sempati ile yaklaşan önemli bir gençlik kesimi oluşmuştur.

Dindar Kürt halkının kendilerine önderlik eden sol zihniyetli hareketlere tevessül etmesinin sebebi ideolojik değil, ulusaldır. Kürt gençleri de bu hareketlere Kürt ve Kürdistan hukukuna yapmış oldukları vurgu sebebiyle yakın bir ilgi göstermektedir. İyi niyet sonucu gösterilen bu ilgi, süreç içinde Kürdistanlı gençlerin dini inanç noktasında zayıflık göstermelerine neden olmuştur. Bu gençlerin bırakın şeriat davasını gütmesi, normal ibadetlerini yapma noktasında bile üşendiklerini ve tamamıyla seküler yaşam tarzına adapte olduklarını görmekteyiz. Dünya nimetlerinden olabildiğince istifa etmeye çalışan bu gençler, eğlence ve zevk adına dini sınırları çiğnemekten bir beis görmezler. Din dışı zehirli ideolojik fikirlerle beslenen Kürt gençliği, halkın geleneksel sosyal dokusuyla uyuşmakta da ciddi problemlerle karşılaşmaktadırlar. Kürt kültürünün moralite açısından en önemli yapı taşı olan dinin hafife alınıp umursanmaması ve ona aykırı söylemlerde ve davranışlarda bulunulması halkın ekseriyeti ile bu gençler arasında yer yer ciddi sürtüşmelere yol açmaktadır. Bunu yakinen hisseden gençler, direkt din üzerinden bu saldırının kendilerine zarar getireceğinin farkında olarak, dolaylı yoldan din eleştirisi yapmaya devam ederler. Özellikle sömürgeci düzenlerin dini anlayışlarını temsil eden bireyler ve cemaatler üzerinden olumsuz eleştirilerini dillendirerek, halktaki kuvvetli dini anlayışı pasifize etmeye çalışırlar. Onlar, işgalci kuvvetlerin din anlayışlarını eleştirerek olumlu bir girişimde bulunmaktadırlar ilk görünümde. Fakat kendilerinin dini bir temsiliyeti olmamaları ve dinin vecibelerini yerine getirmemeleri onların ikiyüzlü bir politikayla hareket ettiklerinin en büyük göstergesidir. Halkının dini anlayışıyla problemli olan bu gençler, özellikle Kürdistan’ın kırsal alanlarında takiye yapma ihtiyacı hissetmektedirler. Yoksa bu tür yerlerde ciddi sorunlarla karşı karşıya kalacaklarının farkındadırlar. Dini ritüellerden bazılarını yapma zorunluluğu, onların teori ve fiiliyat çelişkisini yaşamalarına sebep olarak kimlik krizine duçar olmalarına yol açar. Bu durum, var olan ile var olması gereken arasındaki ince ayarın sürekli kayma ihtimalini vücuda getirerek tereddüt içinde olan bir gençliğin izdüşümünü ortaya çıkarır.

Kürdistanlı aileler, artık çocuklarının bedeni yoran fiziki işlerde çalışmalarını istememektedir. Bunun yerine zihni ön plana çıkaran eğitim-öğretim alanına yönelmelerine ön ayak olmaktadırlar. Kürdistan’ın en ücra köylerinde bile, çocuklarının okuması için her türlü olanağı devreye sokan aile sayısı gittikçe artmaktadır. Özelikle şehir merkezlerinde yatılı okulların gittikçe artması, kalacak yer sorunu olan gençlerin bu ihtiyacını büyük ölçüde karşılamaktadır. Okumaya dönük oluşan bu çaba, beraberinde birçok zihni meseleyi tahlil edip sorgulama anlayışını da vücuda getirir. Daha önceleri yaşadıkları küçük mekânlarda, medyanın tek taraflı enformasyon dağıtımıyla zihinleri şekillenen genç kesim, okuma sayesinde farklı düşüncelerle karşı karşıya kalarak bir iç muhasebeye girişme mecburiyetine duçar olur. Özelikle liseli gençler ders dışı politik meselelere yüzeysel de olsa ilgi duymaktadırlar. Bu ilgi güncellik üzerine kurulu bir ilgidir. Şu anda Kürdistan’da güncellik bazında Kürt hak ve hukukuna vurgu yapan hangi tarafsa, Kürt gençlerinin oraya kayma ihtimali çok güçlüdür. Çünkü yok edilen bir kimliği müdafaa eden, bir nevi gençliğin de kimliğini müdafaa ediyor demektir. Zihni meşguliyetin daha bir üst düzeyde olduğu üniversite Kürt gençliğinin bilhassa bu yöne kanalize olmaları, aslında normal bir sürecin gerektirdikleridir. Bunun aksi olarak, Kürt ve Kürdistan varlığını kendi egemenlikleri için tehlikeli gören egemen düzenlerin aktörleri, ne yaparlarsa yapsınlar gittikçe güçlerini yitireceklerdir. Çünkü özüne düşmanlık yapan kuvvetlerin destekçiliğini yapmak, insan fıtratına aykırı bir durumdur. Kürdistan’ın dört parçasındaki Kürt ulusal kurtuluş hareketlerinin gittikçe daha da güçlenmeleri, okuma ve bilinç düzeyi yükselen gençlik sayesinde mümkün olmaktadır. Bundan dolayıdır ki, Kürt ve Kürdistan hukukunu savunmayan herhangi bir yapı, kısa bir zaman içinde bu coğrafyadaki etkinliğini yitirecek ve edilgen bir yapıya dönüşecektir. İdeolojisi ne olursa olsun Kürdistani çizgiye vurgu yapan ve bu savaşımı sırtlayan bir hareket gençliğin cazibe merkezi haline gelecek ve onları peşinden sürükleyecektir. Şüphesiz ki tabiatın kanunu nasıl doğallık içerisinde işliyorsa, toplumun kanunu da o şekilde işleyecektir.

Bin dört yüz yıla yakın bir süredir İslami hamur ile yoğrulmuş Kürdistan coğrafyası, her ne kadar son yüzyıl dış ve iç seküler zihniyet tarafından şekillendirilmeye çalışılsa da, halen dini kültürün en muharrik güç olduğu şüphe götürmez bir gerçektir bu halkın zihninde. Dini kültürden uzak Kürt ulusal kurtuluş hareketlerinin bu halkın büyük çoğunluğunun gönlünü fethedememesinin en büyük sebebi, hiç şüphesiz ki, din dışı bir yaklaşıma sahip olmalarıdır. Bu durum, ister istemez dini atmosfer ile bütünleşmiş bir Kürt gençliğini ortaya çıkarmıştır. Özellikle cemaatler ve medreseler başta olmak üzere din endeksli diğer odaklar, böyle bir gençliğin vücut bulması için yoğun bir çalışma yürütmektedirler. Bu çalışma, daha ilköğretim sıralarında başlayıp, oradan ortaöğretim ve üniversiteye kadar uzanan geniş bir yelpazede boy göstermektedir. Böylece Kürdistan’da dünyevi zihniyetli bir gençliğin karşısına uhrevi motiflerle bezenmiş bir gençlik çıkmıştır. Yalnız ortaya çıkan dindar gençlik kendi içinde beslendikleri kaynaklar itibariyle farklı öbekleşmelere ayrılmıştır. Ali Şeriati, Seyid Kutub, Mevdudi başta olmak üzere siyasal İslam’ın savunuculuğunu yapan alim ve aydınların kitaplarıyla beslenen gençlik Radikal İslam, büyük Kürt alimi ve mütefekkiri Said-i Nursi’nin “Risale-i Nur” adlı Kuran tefsiri ile yetişen gençlik Nurculuk, Nakşibendilik, Süleymancılık, Kadirilik gibi sufi yapılanmaların öğretileriyle şekillenen gençlik ise Tarikat ehli ya da Tasavvufçuluk olarak adlandırılmıştır. Bunlardan Nurculuk ve Tasavvufçuluk dinin politik dünya görüşü ile pek alakadar olmadıkları için, seküler Kürt ulusal hareketleri nezdinde pek kayda alınmaz. Zaten bu tür dini yapılanmalar, uhrevi alanı dışarsayan zihniyetle çatışmayı göze alacak mücadeleci kimlikten yoksundurlar. Daha çok dinin kültürel yönü ile ibadete dönük tarafıyla meşgul olmaktadırlar. Ama Radikal İslam olarak adlandırılan tevhidi dünya görüşü ile hayata bakan Kürt gençliği, seküler Kürt gençliği için her zaman potansiyel düşman olarak kabul edilmiştir, edilmektedir de. Politik taleplerle örülü olan bu dindar Kürt gençliği, beslendikleri kaynaklar itibariyle dini dünya görüşünden uzak Kürt gençliğiyle egemenlik noktasında rahatlıkla boy ölçüşebilecek yeterliliği bünyesinde barındırmaktadır. Çünkü yetişim tarzı ve istemleri noktasında, dünyacı Kürt ulusal hareketleriyle paralellik arz eden birçok ortak tarafı vardır bu gençliğin.

Uluslararası konjonktürel durum, sol zihniyetten beslenip milliliğe doğru evrim geçirme aşamasında olan Kürt ulusal hareketleri için uygun zemine sahiptir. Milli düşünce ve duyguların dünya çapında etkinliği, Fransız İhtilali ile başlayıp günümüze kadar devam etmiştir. Ne zaman ki, bu ihtilal gibi tüm dünyaya şekil verecek düzeyde bir devrim gerçekleşse, işte o zaman milli hassasiyetler aksiyonerliğini yitirecektir. Fakat şu anki süreç ulusal devlet ve milli fikriyat etrafında şekillenmektedir. Böyle bir devlet modeli ve düşünce tarzı, hemen hemen tüm dünyada evrensel sol ve İslami hareketler tarafından kendi renklerini vermek şartıyla içselleştirilmiştir. Dünyanın hangi ülkesine giderseniz gidin, bağımsızlık mücadelesi veren tüm yapılanmalar az çok milliyetçi bakış tarzına sahiptirler. Uluslararası hak talep etmenin meşru bir dayanağa oturması için bu elzem bir durumdur. Fakat Kürdistan merkezli İslami hareketler, ulusal bir devlet modeline ve milli kültürün temel parçaları olan toprak, dil, bayrak gibi unsurlara hep şüphe içinde bakmışlar ve onlardan uzak durmaya çalışmışlardır. Bu durum, onların beynelmilel sistem işleyişine ayak uyduramamalarını beraberinde getirmiştir. Hâlbuki sol zihniyetli Kürt hareketleri bu hususta çok başarılı olmuşlar; hem ideolojik düşünce sistematiklerini muhafaza etmişler, hem de milli yönü ön plana çıkarmakla özellikle yeni nesi üzerinde tesirlerini arttırmışlardır. Bilhassa Kürdistan’dan Türkiye’ye bedeni bir işte çalışmak ya da okul okumak amacıyla giden Kürt gençleri, genellikle birer militan olarak Kürdistan’a dönmektedirler. Türkiye şehirlerinde ötekileştirilen Kürt gençliği “ben” olma bilincine kavuşmakta ve varlığını ispatlama yollarına gitmektedir. Hiçbir düşünce alt yapısı olmadığı halde, salt dışlanma politikası nedeniyle milli bir bilince kavuşan bu gençler, korunak olarak sadece seküler dünya görüşüne sahip sol kökenli hareketleri görmekte ve onların kucağına atılmaktadır. Etki-tepki şeklinde gerçekleşen bu durum, hiçbir şekilde anormal karşılanmamalıdır. Eğer bu gençliğin milli hislerini hem söylem hem de pratik noktada doyuracak İslami nitelikli bir hareket olsaydı, bu gençlerin büyük bir kısmı oraya kanalize olacaktı. Çünkü böyle bir harekette, Kürt kültürünün en önemli parçası konumunda olan ve halen Kürt kimliğinin asli belirleyici unsuru olan din söz konusu olacaktı. Bugüne kadar bu konuda gösterilen gevşeklik, Kürt dindarlarına pahalıya mal oldu. Fakat son süreç, Kürt dindarlarına dünyanın politik meselelerini daha iyi okuma olanağı sundu ve özlerine elle tutulur şekilde sahip çıkıp müdafaa etme bilinci verdi. İlerleyen süreçte bu gelişimden yeterli derecede istifade etme imkânına kavuşacaklarını ummaktayım Kürt İslamcılarının.

Modern dünya düzeninin yeryüzü sathında ortaya çıkardığı genç profili, her türlü ideolojik ve fiziki çatışmalara karşın önemli bir bölmeyi teşkil etmektedir. Bu genç profili, siyasi mevzulardan bihaber olmakla birlikte bunlarla pek de alakadar olmak istemeyen, dünyanın nimetlerinden yeterli oranda istifade etmeye çalışan, konforlu, lüks bir hayatın peşinde koşan, benmerkezci bir tip özelliği taşımaktadır. Kürdistan’da da gençliğin önemli bir kısmı, bu kategoriye dâhildir. Kürdistan’da tarihi süreç içinde yaşanan her türlü insanlık dramına ve halen süregelen işgale karşın vurdumduymaz bir kişilik sıfatına maruf gençlerin varlığı, trajikomik bir sahneyi andırmaktadır adeta. Kapitalist dünya düzeninin insanın cinsi duygularını tahrik eden her türlü görsel ve işitsel yayınına ağırlık vermesi, böyle bir gençliğin oluşmasında çok etkili olmuştur. Bunula beraber, arabesk kültürünün yeni versiyonu olan rap kültürünün cazibe merkezi haline getirilmesi, bireysel şiddet içerikli kabadayılık türünden dizilerin gösterimi politikadan uzak niteliksiz, başıboş bir gençliğin vücut bulmasında tesirli olmuştur. Sanal alemin getirmiş olduğu sevgi içerikli kız erkek muhabbetlerinin yaygınlaşması da siyaset dışı gençliğin oluşmasında bir başka önemli etkendir. Tüm bu gayr-i ahlaki vasıflarla bezenen Kürt gençliği, hedefsiz bir şekilde günübirlik yaşamlarını idame ettirirler. Onları siyasi alana çekmek çok güç olsa da, imkânsız değildir elbette. Aslında bu kategorideki gençlik, politikadan tamamıyla uzak değildir. Zaten hiçbir insan ne kadar siyaset dışı bir kişiliğe sahip olsa da, bir şekilde siyasetin etki alanına girme mecburiyetinde kalmaktadır. Yalnız onların yüzeysel de olsa ara sıra politikayla meşgul olmaları, istemeleri dışında gerçekleşen bir durumdur. Bu gençliğin başıboşluktan kurtulup belli bir hedef doğrultusunda yönlendirilmesi, şüphesiz ki Kürdistan gençliğinin kalitesini arttıracaktır. Yapıları ve yaşantıları gereği siyasi sorumluluk almaktan uzak duran bu gençliğe, varoluşlarını anlamlandırma noktasında uğraş alanlarına giren durumların nahoşluğu anlatılıp onları alçalttığı sık sık dillendirilirse, istenilen düzey sağlanamasa da, belli bir kıvama gelinmeleri sağlanılacaktır kanımca.

Kürdistan gençliği, sömürülen bir toprak parçasında yaşadığından ötürü siyasi yoğunluğu yakından hissetmektedir. İdeolojik kamplaşmanın yol açtığı halkın sözcüsü olma çabası da, bu yoğunluğu arttırmaktadır. Bununla beraber tüketim kültürü üzerine kurulu yeni dünya düzeninin varlığı, siyasi sorumluluktan uzak başıboş, kendi halinde bir Kürt gençliğini meydana getirmiştir. Tüm bu farklılıklar bir bütün olarak Kürt gençliğinin panoraması özelliğine sahiptir.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar