1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Kürdistan adını kullanmaktan geri dönüş üzerine
Kürdistan adını kullanmaktan geri dönüş üzerine

Kürdistan adını kullanmaktan geri dönüş üzerine

A+A-

Seçim çalışmalarına başladığımız günlerde Kürdistan Federe Bölgesinden söz etmiş, tarihte, çok uzaklara gitmeden, yani Kürtlerin kurduğu devletleri anmadan, Diyarbakır’ın da içinde yer aldığı merkezi Ahlat olan Kürdistan eyaletinin 1847’de Osmanlı kanunnamesiyle tanındığını söylemiştim.

 

Ama Türkiye Cumhuriyeti, Kürtlerin de aktif desteği, katkıları ve çabaları ile kurulduktan ve kurumlarını oluşturduktan sonra Kürtler inkar ve Kürdistan ise yok sayılmaya başlandı. Tarihte örneği olmayan bir biçimde baskılara uğradı, dili yasaklandı, Kürtçe diye bir dil yok denildi.

 

Bunun üzerine gösterilen tepkiler ve yaşanan başkaldırılar gerekçe yapılarak Kürtler çoluk çocuk, yaşlı genç, kadın erkek denilmeden öldürüldüler ve sürgün edildiler. Bunca acı, sürgün, gözyaşı, kıyım ve baskılar, aynı zamanda, Türkiye’yi tüm alanlarda; ekonomik, sosyal ve demokratik yönlerden geri kalmış, baskıcı ve darbeler ülkesi konumuna düşürdü.

 

Şimdi dünya hızla değişiyor. Türkiye bundan nasibini alacak. Bu değişim ve dönüşüme ayak direten statükocu güçler tüm güçleriyle değişime karşı durmaya çalışıyorlar.

 

Bu değişim, Türkiye’de Kürt sorununun çözümü konusunda gerçekçi ve akılcı adımların atılmasını dayatıyor. Bu akılcı adımlar atılırsa, Kürt sorunu kendi kendini yönetecek bir yönetim modeli ile çözüm yoluna koyulursa, Türkiye hızla yaşanan değişimi yakalar ve bunun bir parçası haline gelir.

 

Bu çerçevede, Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Irak’ı ziyareti esnasında Irak Anayasasında da yer aldığı biçimiyle Kürdistan Federe Bölgesi ismini kullanması ve başbakanı Sayın Neçirvan Berzani ile görüşmesi olumluydu. Ancak Sayın Cumhurbaşkanı Türkiye’ye dönünce Kürdistan kavramını kullanmadığını açıklama gereğini duydu. Oysa kullanması doğaldı ve tutumu Türkiye’de Kürdistan adı için uygulana gelen yasak, red ve inkar politikasından kaynaklı anlayışı kırmaya katkı sağlayacaktı.

 

Biz bu gelişme karşısında, Sayın Cumhurbaşkanı Gül’ün, İran ziyareti esnasında, Kürt sorununda ‘iyi şeyler’ olacak yönündeki açıklaması için dile getirdiğimiz ‘iyi şeylerin’ altını doldurmak gerekir yönündeki istemleri hatırlatıyoruz. Ancak böylesi bir anlayış ve yönelim ile Kürt sorunu çözüm yoluna girebilir. Yoksa yapılan doğru açıklamalardan dönüş yapmak tavrı ‘iyi şeyler’ kavramının altının boş olduğunu tasdik eder.

 

Bu istemlere gelince; öncelikle, Yeni ve demokratik bir anayasa yapılarak, Kürtler’in kimliklerinin de tanınması ve anayasal güvenceye kavuşturulmasıdır. Kürtçenin resmi dil yapılmasıdır. İfade ve örgütlenme özgürlüğü tam bir güvenceye ulaştırılmalıdır. Siyasal af çıkarılmalıdır. Para militer örgütler dağıtılmalıdır. İşlenen tüm failli meçhul cinayetler açığa çıkarılmalıdır. Ergenekon Terör Örgütü davası kararlılıkla sürdürülmeli ve Jitem’in yaptıkları tümüyle açığa çıkarılmalı ve suç işleyenler yargıya hesabını vermeliler. Kürt köylüsünün zararları karşılanmalı ve tekrar köylerine dönerek üretime katılmaları sağlanmalıdır. Böylece çatışma ortamının da son bulacağı bir ortam yaratılmalıdır.

 

24.03.2009

HAK-PAR Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan Adayı 

Av. Hasan DAĞTEKİN

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.