1. YAZARLAR

  2. Sedat Doğan

  3. Kürd ve Kürdistan Sorunu'nun Çözümünün Şifresi Nedir?
Sedat Doğan

Sedat Doğan

Hekib - Heybe
Yazarın Tüm Yazıları >

Kürd ve Kürdistan Sorunu'nun Çözümünün Şifresi Nedir?

A+A-

 

Konuya girmeden önce sorunun cevabını verelim. Kürd sorununun çözümünün şifresi samimiyettir. Evet, bu sorunun çözümünün ana şifresi taşları yerli yerine koymasını bilen bir samimiyettir. Ardından hayata ve olgulara nesnel yaklaşabilen, başkalarının yaşadığı ızdırabı geniş açılı bir empati yaparak kendisi yaşamış gibi duyarlılık geliştirebilen bir vicdandır. Ve, bütün bunları doğru bir çözüm için formüle edebilen bir akıldır.

Çünkü bu topraklarda yaşayan-ablaklar ve ne pahasına olursa olsun hak babından kimseye zırnık koklatmayan içleri kin, nefret ve fesatla dolu-ekâbir muhterisler hariç-hemen herkes artık bu sorunun hem sebeplerini hem de çözüm yolunu da biliyor diye, iyimser yanımızla olaya bakacağız.

Kürdistan coğrafyasında son yüz yıldan bu yana çok yakıcı bir şekilde can almaya devam ede gelen ve hangi yıkımlara neden olduğunu hepimizin üç aşağı beş yukarı bildiği malum sorun son günlerde yine çok konuşulur oldu.

Şimdi birileri son yüzyıldır bu coğrafyada yapmış olduğu her türlü barbarlığın, vahşi bir şekilde bebek çocuk, yaşlı hasta kadın demeden, yüzbinleri, belki de milyonları bulan insan (doğrusu Kürt) kıyımının, Kürtlerin en temel insani hak taleplerinin gasplarını içeren olayın adını Kürt sorunu koyarak bu işin içinden sıyrılma uyanıklığını gösteriyor. Biz de tatlı su sazanları misali hemen atlamışız bu tanımlamaya. Oysa bu tanımlama ne insani, ne ahlaki ne de vicdani açıdan yerine oturan bir tanımlama değildir.

Olayın adını bu şekil, yani “Kürt sorunu” olarak koyanlar,eğer azbuçuk bir vicdanları varsa ellerini o vicdanlarına koyarak şöyle bir çetele tutsunlar.

Kürtler tarih sahnesinde ilk görünümlerinden bu güne kadar çok vahşi bir şekilde Türkiye’de bebek çocuk, yaşlı hasta kadın demeden, şu kadar Türk, Arap topraklarında şu kadar Arap,fars topraklarında şu kadar fars insanı katlettiler.Şu kadar köylerini boşalttılar.Şu rakam tutarında bir talan,yağma yaptılar.Arazi bağ bahçelerini yaktılar.Atıl bıraktırdılar.Şu kadar insanı zorunlu bir göçe maruz bıraktırıp açlık ve sefalete mahkum ettiler.Şu kadar insanı eften püften bahanelerle zindanlarda çürüttüler.Şu kadar Türk, Arap ve fars çocuğunu analarının kucağından alarak asimile ettiler. Onları ebeveynleriyle, büyükleriyle anadillerini konuşamaz hale getirdiler. İnsanları öyle bir asimile ettilerki, o insanlar kendilerini ana dilleri olan Türkçe, Arapça veya farsça ile ifade edemez, savunamaz, basit bir dilekçe yazamaz hale getirdiler.

Eğer elimizde böylesi küçücük bir örnek dahi varsa biz bu hadiseye Kürt sorunu diyebiliriz… Ama eğer elimizde buna dair en ufak bir iz veya alamet yoksa ve buna rağmen biz yaşanan trajediye hala Kürt sorunu diyorsak o zaman en iyimser bir tahminle bizim olayları doğru tanımlayamama gibi bir sorunumuz var demektir.

Bu şuna benziyor. Bir koyun sürüsüne dört-beş azgın kurdun daldığını ve koyunların çoğunu telef ettiğini varsayalım. Biz bu olaya koyunların kendilerini telef ettirme sorunu mu diyeceğiz? Çobanın sürüye sahip çıkmama sorunu mu, yoksa azgın kurtların masum sürülere vahşi bir saldırganlıkla saldırma sorunu mu diyeceğiz?

Kürtlere yapılanları mağrur ve zalim bir devlet kibrine sahip olanlar hariç, sağır sultanlar bile duyup bildikleri için burada kuru tekrarlara girmeyeceğiz. Sadece şu haberle yetineceğiz:

“İngiltere “Kürt soykırımını tanıdı.

İngiltere parlamentosu, ırak'ta Saddam Hüseyin döneminde kürtlere yönelik gerçekleştirilen Enfal katliamını soykırım olarak tanıdı.

Irak’ta Saddam Hüseyin yönetimi döneminde Kürtler’e yönelik gerçekleştirilen Enfal katliamıyla ilgili karar, İngiliz parlamentosunda oy birliğiyle alındı.Kararda, 1988 yılında Baas yönetimi tarafından Kürtleri hedef alan katliamda 200 bine yakın kişinin öldürüldüğü ve bunun bir soykırım olduğu belirtildi.

BBCTürkçe'nin haberine göre; Federal Kürdistan Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani bir açıklama yaparak kararı memnuniyetle karşıladığını söyledi.Daha önce İsveç ve Norveç de Irak’taki katliamı soykırım olarak tanımıştı.Irak'ta Saddam Hüseyin'in iktidarda bulunduğu Baas yönetimi, 23 Şubat 1988’de Süleymaniye’den başlayıp 6 Eylül 1988’de Zaho’da sona erdirdiği Enfal askeri operasyonunda 200 binden fazla Kürdü katletti.”(01 Mart 2013 -ilke Haber)

Şimdi bütün bu verileri bir araya getirdiğimizde bu soruna kürt sorunu demek hakikaten yerine oturmayan vicdansız bir tanımlama olmuş olur.Çünkü bütün bu olayların hepsine baktığımızda kürtlerin faili olduğu tek bir olay yok.Onlar hep mefûl durumda kalmışlar.

Bu nedenle biz soruna kürt sorunu yerine kürdistanın parçalanması ya da Kürtlere yapılan insanlık dışı muameleler sorunu dersek, sanırım çok daha adil ve yerinde bir tanımlama yapmış oluruz.Daha önceki yazılarımızda da yaptığmız gibi bu sorunun en doğru tanımı galiba şudur:

“Ortadoğu’da Kürdistan Sorunu veya Türk, Arap ve Farsların eşit haklarla hakkaniyet ve adalet çerçevesinde Kürtlerle birlikte ya da onlarla komşu olarak yaşamayı isteyip istememe Sorunu. Kürtleri kendi eşitleri olarak görerek algılayıp algılamama sorunu”dur.

Bu sorunu illa ve ancak ben çözerim veya çözeceğim diyenler şu temel noktalarda samimi olurlarsa hem gerçekten de sorun çözülmüş olur.Hem de doğru söylediklerini ispatlamış olurlar.

1-En başta kendileri, bütün insanların olduğu gibi, Kürtlerin de en temel bir insani hakları olan Anadillerini beşikten mezara kadar, yaşamlarının her katman ve kademesinde kullanmalarına, ammasız ve ancaksız bir şekilde hazırmıdırlar?

2-Kürdistan Coğrafyası’nın gasp edilmiş kürtçe isimlendirilme hakkını iadeye yürekleri el veriyor mu?

3-Bu güne kadar kürtlere yönelik yaptıkları insanlık dışı uygulama ve suçlar için samimi bir özre hazırlar mı?

4-Kürd ve Kürdistan coğrafyasında yol açtıkları maddi ve manevi yıkımın tedavisi için makul bir bütçeleri var mı?.Bu bütçeyi harcayabilicek bir yürek ve iradeye sahipler mi?

5-Kürtlerin kendi geleceklerine dair barışçıl yol, yöntem ve iradelerine, buna ayrılma hakları dahildir, saygı duyacaklar mı?

Sözü fazla uzatmak, dallandırıp budaklandırmak çözüme hizmet etmiyor.Tam tersine zihinleri dumura uğratıyor.

Çözüm umudu, çözüm için yola çıktıklarını söyleyenlerin bu beş soruya verecekleri samimi cevaplarda gizli.

Eğer cevapları evet ise hep birlikte umutlanabiliriz.

Değilse yine gönlüm hazan doldu.Kapladı her yanı soğuk rüzgarlar.Soldu gönlümün bahara şavkıyan gülleri, demekten başka bir şey gelmez insanın aklına.Zira her hayal kırıklığı acı ölümlere gebe kalır merhametsiz şehirlerin acı bir yoksulluk hıçkıran getolarında.Sessizlik senfonisini fısıldayan ovaların tenha bir sahipsizlik haykıran kırlarında.

Bu nedenle yersiz umutlara kapılmanın faturasını ödemekten bizar olmuş artık bu topraklar.

Bütün dua ve umudumuz odurki rahmet güneşinin bu mazlum coğrafyayı kucaklayıp bu zivanadan çıkarmasıdır.Bunu istemeyenlerin el ve dillerini kısıp ayaklarını bağlamasıdır.Umarım haksızlık etmiyoruzdur.Çünkü herkesin aydınlığa ihtiyacı vardır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.