1. YAZARLAR

  2. Cevdet IŞIK

  3. KURBANIN DA BİR RUHU VARDIR
Cevdet IŞIK

Cevdet IŞIK

Yazarın Tüm Yazıları >

KURBANIN DA BİR RUHU VARDIR

A+A-

 

İslami anlamda bir inşa ve imar işlevine sahip kavramlar, aslında İslam’ın varoluşunu temin eden sütunlara benzerler. Bu kavramlardan bir tanesini, yılda bir defa bayram olarak idrak ettiğimiz “kurban” oluşturmaktadır.

 

Öncelikle şunu belirtmemiz gerekir ki, bütün modern ve postmodern zamanların etkisiyle, Müslümanları var kılan kavramlar birer kadavraya dönüşmüştür. Bunun için de Müslümanlar ruhlarını yitirmiş ve canlılıklarını kaybetmişlerdir. Nitekim Müslümanlar olarak bizim, tarihsel anlamda söyleyecek herhangi bir sözümüzün olmaması, ne yazık ki bu ruhunu yitirmişlikle ilgili bir durumdur. Bunu, aktüel anlamda oluşan gündemlere baktığımızda da görmekteyiz. Yani bizim oluşturduğumuz gündemler olmadığı için, başkalarının oluşturduğu gündemler karşısında, pasif ve etkilenen bir konuma mahkûm olmaktayız. Onun için bizler aktif ve etkileyen değil, pasif ve etkilenen elemanlara benzemekteyiz.

“Kurban” kavramı, içi tümüyle boşaltılmış bir kavram durumuna getirilmiştir. Bugün bilinç düzeyinde kurban kavramının karşılığı, mideyi doldurmak suretiyle bedensel bir hazzı gerçekleştirmeye yönelik bir eylemlilik hali olarak anlaşılmaktadır. Burada bedensel bir ihtiyaçtan söz etmiyorum. Bedensel, fiziksel, biyolojik ihtiyaçları karşılamak, varoluş için gereklidir. Ama burada başka bir şeyden söz ediyorum. İhtiyaç babında kabul ettiğimiz her ne varsa, onları bizler tespit etmiyoruz. Onları, teknolojik imkânlarla zihnimizin, bilincimizin maruz kaldığı bombardımanlar neticesinde kabul ediyoruz. Modern, seküler, liberal zihniyetlerin oluşturduğu tahrifatlar karşısında akılları başlarından gitmiş şaşkın bir topluluk durumuna gelmişiz. En büyük tahrifat zihinsel tahrifat olduğu için, hazza ulaşmaya, hazzı gerçekleştirmeye yönelik bütün uğraşlar, muhakkak karşılanması gereken ihtiyaçlar haline geliyor.

Kurban da diğer Kur’ani kavramlar gibi, anlamından soyutlanmış ve ruhsuz bir hale gelmiştir. Bizler biliyoruz ki, kesilen kurbanların ne kanları ve ne de etleri Allah’a ulaşmaz. Burada Allah’a ulaşanın, müminlerin sahip oldukları ihlâs ve takva olduğunu unutmamak gerekir. Tabi bu iki kavramın da içleri boşaltılmıştır. Ama yine de şu açıklamayla yetinelim: Dini Allah’a has kılmak ve sorumluluğun farkında olmak. Yani bütün yapıp etmeleri, eylemleri, fiilleri gerçekleştirirken Allah’ın hoşnutluğunu dikkate almak ve bu manada haddimizi bilmek. Aslında bütün bir hayat için bu ölçü, takip edilmesi gereken şaşmaz bir ölçü olmalıdır.

Kurban ibadetinde, en dikkat çekici tarafı, Allah’a yakınlaşma oluşturmaktadır. Allah’ın bize, bizden daha yakın olduğunu Kur’an bildirmektedir. Öyle ise burada bir sorunun var olduğunu ve bu var olan sorunun ne anlama geldiğini dikkate almamız gerekmektedir. Öncelikle buradaki sorunun insanın kendisinden kaynaklandığını görmemiz gerekir. İnsanın bakışını değiştirmesi gerekir. Bunu da İlahi Vahyin belirlediği sınırlar içinde kalarak gerçekleştirmelidir. Yani fiziksel bir mesafenin değil, düşünsel, ruhsal, zihinsel bir mesafeyi dikkate almak gerekir. Bu durum bizi anlam ile karşı karşıya getirmektedir. Doğru anlamlar, doğru adımlar demektir. Her ne yapılmakta ise, yapılanın anlamına uygun yapılmalıdır. Şu sonucu belirtmeden geçmeyeyim: Doğru anlamlarla alınan mesafe, hak ve hakikatle arkadaş yapar. Hak ve hakikat ile birlikte olanın aşmayacağı herhangi bir engel yoktur.

Kurbanın da bir ruhunun olması, kurbanın nasıl bir anlamının olduğu ile ilgili bir durumdur. Allah’a yakınlaşmak, Allah’ın insandan razı olması demektir. Bu manada her Müslümanın yapması gereken en önemli ve öncelikli görevi, İbrahim gibi baltasını almak ve neticesi ne olursa olsun bütün putları kırmak olmalıdır. Burada şuna dikkat edilmelidir: Putları kırmak için önce İbrahim olmak gerekir. İbrahim demek aklını kullanan demektir. İbrahim demek eleştirel bir akılla, arayış içinde olmak demektir. İbrahim demek, tevhid uğruna ateşe girmeye razı olmak demektir. İbrahim olunmadan putları kırmak mümkün değildir. Günümüzün putlarının, zihnimize taht kurmuş olan kavramlardan oluştuğunu da unutmamak gerekir.

Kurbanın da bir ruhu vardır. Bu ruha tevhid ruhu diyoruz. Tevhidi kuşanan kimselerin civarına, şirkin hiçbir çeşidi yaklaşamaz. İşte kurban etmek demek, şirkin her türlüsünden beri olmak demektir. Şirkin her türlüsünden beri olanlar, kurban kesebilir, kurban olabilir, kurbiyet sağlayabilir. Allah’ım! Sana kurban olayım derken, kendini boğazlaman değil, kendini Allah’ın sınırlarıyla bağlaman ve böylece yakınlaşman demektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.