1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. KUR'AN NESLİ PLATFORMU PANELİ YAPILDI
KUR'AN NESLİ PLATFORMU PANELİ YAPILDI

KUR'AN NESLİ PLATFORMU PANELİ YAPILDI

A+A-

Özgür-Der Ümraniye Şubesi'nin aylık paneller serisinde yer alan panele yoğun ilgi gösterildi. Panele Özgün İrade Dergisi editörü Ramazan Kayan, Kalem-Der'den araştırmacı-yazar Ahmet Kalkan, İLKAV Başkanı Mehmet Pamakve Haksöz Dergisi yazarlarından Hamza Türkmen de konuşmacı olarak katıldılar.

Panelin oturum başkanlığını da yapan Hamza Türkmen, Kur'an Nesli kavramının Seyyid Kutub'u idama götüren en önemli konulardan birisi olduğunu belirtti ve Kutub'un takipçilerinin bu ideali yeterince kavrayıp ve sosyalleştirme konusunda adım atamadıklarını söyledi.

Kur'an Nesli kavramını ve tasarımının dışında ayrıca Asım'ın Nesli, Diriliş Nesli, Büyük Doğu Nesli vb. de bulunduğunu hatırlatan Türkmen, mezkûr kavramın bunlarla mukayesesinin de yapılmasının gerektiğini belirterek " bu kavram ciddi bir durum değerlendirmesi ve stratejik bir önermeyi içeriyor " dedi.Bu konunun ümmeti yeniden inşa etme özlemini duyan, kitleleri ıslaha çalışan ve bu faaliyetlerini projelendirme gereği duyan İslami etkinlikler açısından ifade ettiği anlam ve değere eğilmemiz gerektiğini söyledi. "Kur'an Nesli söyleminde ittifak etmeye ve amaçlarına doğru akmaya çalışan insanları gerçekten 30-35 yıllık sürecimizin yanlışlarını tekrarlamadan, istişari şura temelinde kavileştirebilecek bir yeterliliğimiz var mı" sorusunu soran Türkmen, bu akşam burada Kur'an Neslinin inşası hedefine yönelen kesimler arasında Kur'an Nesli Platformu oluşturulabilir misorusunu tartışacaklarını ama öncelikle bu konuyu öncelemek ve gündemleştirmek erken bir kalkış mı, yoksaolay daha mayalanmalı, değerlendirilmeli ve tartışılmalı mı sorusunu cevaplamamız gerektiğini söyleyerek sözü ilk konuşmacı olan Ahmed kalkan'a verdi.

Sunumunu reel ve olması gereken/ideal boyutlarda gerçekleştiren Ahmed Kalkan, genel olarak düşünüldüğünde reel olarak bunun için gerekli bir ortamın oluşması ve daha çok aşamalardan geçilmesi gerektiğini söyledi. Gerçekçi olmak gerekirse hastalığa teşhisin doğru konulduğunu, insanımızın bireysel, toplumsal, siyasal olarak Kur'an'dan kopuşun bütün sıkıntılarını yaşamakta olduğunu ve dolayısıyla bütün sıkıntılarımızın Kur'an'dan kopmaktan kaynaklandığını ve çözümün de elbette ki ümmetin yeniden inşa edilip yapılandırılması hedefine yönelmiş örnek bir Kur'an Nesli olmaktan geçtiğini söyledi. Ancak yaşanan hastalığın doktor konumundaki kişi ve kesimlere de maalesef bulaştığını belirten Kalkan "uygun bir yöntem yoksa iyi niyetle yapılan işleri/tedaviyi de olumsuz hale getirir" diyerek usulî soruna dikkat çekti.

Platformun oluşması için her şeyden önce sabit değerler ve ilkelere sahip olunması gerektiğini söyleyen Kalkan, paltforma üye olacak cemaat ve kanaat önderlerinin de öncelikle tevhid ve Kur'an bilincine sahip şuurlu muvahidler olması gerektiğini söyledi. Bu bağlamda "Allah bir, kitap bir, peygamber bir" nutkunun ve birlik beraberlik vurgusunun tek başına yetmediğine dikkat çeken Kalkan, İslami duyarlılıklar taşıyan kişi, kesim ve kitleler arasında onlarca farklı Kur'an anlayışı ve Allah tasavurunun bulunduğu gerçeğini hatırlatarak cemaat sayısı kadar bir din anlayışı, usulî yaklaşım farklılığının bulunduğunu söyledi.

Cemaat ve kanaat önderleri arasındaki usulî sorun ve farklılıkların özelikle de şu hususlarda vaki olduğunu belirten Kalkan, mezkûr alanlarda ortak bir usule varmadan özlenen platformun da geniş kapsamlı olarak gerçekleşmesinin mümkün olamayacağını söyledi:

1-Kur'an tek kaynak mı, temel kaynak mı?

2-Kur'an'ı herkes anlayabilir mi?

1-Nasih-mensuh meselesi;

2-Hadise yaklaşım;

3-Tevilin anlamı, mecaz ve müteşabihin anlamı ve sınırı;

4-Hadis-i kutsi, vahy-i gayri metluv ve Halku'l Kur'an konusu;

5-Tasavufi-işari-batini yorumlar;

6-Klasik tefsirlerde hâkim olan İsrailiyat;

7-Kur'an-akaid ilişkisi; Kur'an dışı akaid eserleri ve algılarına nasıl bakılacağı;

8-Hadis külliyatına yaklaşım;

9-Mealcilik;

10-Modernist/tarihselci yaklaşımın Kur'an anlayışının nasıl değerlendirileceği;

11-Peygamber kıssaları ve mucizelerin gerçeklik boyutu tartışması;

12-Çağdaş/pozitivist bilim ışığında Kur'an tefsiri;

13-Devlet, siyaset yaklaşımları ve tağut algısı;

14-Kur'an'ın ölülere okunup okunamayacağı ve şifa niyetli okuması;

15-Kader tasavvuru;

16-Tarihsel birikime biçilen dokunulmazlık zırhı;

17-Tevhid akidesini tehdit eden tasavvufi literetüre yaklaşım vd.

Bütün bu konuların ve bu eksende yaşanan ciddi sapmaların Kur'an Nesli platformundan önce ilgili taraflarca kaynaklar bağlamında mutlaka tartışılıp ortak bir usulid-dinanlayışının oluşması gerektiğini belirten Kalkan, yanı sıra gelenekten kaynaklı sorunlarla birlikte özellikle de devletçi, düzenci, diyanetçi, ulusçu, ılıman İslam anlayışı gibi modernist yaklaşımlardan da bağımsızlaşıp tavır alınması gerektiğinin altını çizdi.

Cemaat ve kanaat önderlerinin büyük bir çoğunluğu arasında ortak bir Kur'an anlayışı ve tevhid algısından dasöz etmenin neredeyse mümkün olmadığını söyleyen Kalkan " kimileri öyle tanımlar yapıyor ki, kolay kolay bu tevhid tanımına giren bir muvahhid müslümanı bulmanız mümkün değil; kimine göre de öyle bir tevhid tanımı yapılıyor ki, İslam'a olandüşmanlığını her boyutta ibraz edenler bile Müslüman kabul edilerek kendilerine karşı hoşgörülü olmamıza çağrı yapabiliyor" dedi.

Bu reel durumu göz önünde bulundurduğumuzda İslami duyarlılıklar sahibi geniş kesimlerin tümünü kapsayacak homojen bir platform oluşturmanın mümkün olamayacağını belirten Kalkan, ama tevhidi kesimler arasında bu yönde sınırlı bir platformun oluşturulması ve genç oluşumların da kuşatılarak kitlelere dönük ıslah amaçlı çeşitli ortak organizasyonların gerçekleştirilmesi gerektiğini söyleyerek birinci turdaki konuşmasını tamamladı.

İkinci konuşmacı olarak söz alan Mehmet Pamak ise, ümmeti inşa etmenin akidevi bir sorumluluk ve bunun için Kur'an Nelinin inşasından hareket etmenin aynı oranda akidevi ve stratejik bir öncelik olarak algılanması gerektiğini söyleyerek başladığı konuşmasında şahitlik ödevi bağlamında Kur'an Nesli için en temel şartın Kur'an'ı hakkıyla okumak ve Kur'an'ı temel alan bir din anlayışıyla yeniden hakkı, insanı, hayatı, şahsiyeti, toplumu inşa etmeye yönelmek olduğunu söyledi. Bunun içinse ilk Kur'an Neslinin örnekliğinin önemini vurgulayan Pamak onların şirkten tevhide, cahiliyeden İslam'a doğru gerçekleştirdikleri hicret ve şirk sisteminden i'tizal edip ümmeti oluşturmak üzere cemaatleştiklerini belirtti ve bu örnekliğe ittiba etmemiz gerektiğini söyledi.

Geniş boyutta düşünüldüğünde ortak platform oluşturmanın şartlarının olmadığını belirten Pamak, ancak kendi özel şartlarımızda buna yönelmenin mümkün ve hatta acil bir durum olduğunu söyleyerek bunun Kur'an Nesline vurgu yapan, Kur'an'ı öne çıkaran, Kur'an'la yeniden inşadan bahseden kesimlerin, öbeklerin öncü kadrolarından oluşturulmasının gerektiğini söyledi. Bu tarz bir yönelimin kendi pratiğimizde karşılığının da kısmen bulunduğunu belirten Pamak, buna organize bir çehre kazandıracak platform girişiminin önemsiz ve işlevsiz bir açılım olmayacağını söyleyerek "Kur'an Neslinin inşa etmek bir teori değil bir pratik, yani doğal bir haldir. Kur'an eğitiminden geçen halkaların bütünleşmesini sağlamak temel bir gereklilik ve ertelenemez bir sorumluluktur" dedi.

Bu yaklaşımını ilk Neslin pratiğinden hareketle geniş bir değerlendirmeye tabi tutan Pamak, Mekke de, o ilk Neslin hayattan kopuk kadrolaşmaya gitmediğini, vahyi bildirimleri okuyarak ve bununla eş-zamnalı olarak toplumun içine taşıdığını, mesaj karşısında muhatap kitlenin tepkisini ölçtüğünü ve böylece toplumla iç içe bir inkılabı gerçekleştirdiğini ve bu yöntemin bize de modellik oluşturması gerektiğini söyledi.

Kur'an Nesli Platformu arayışının nasıllığı bağlamında Türkiye'deki pratiği de derli toplu bir değerlendirmeye tabi tutan Pamak, mevcut durumun yapısal boyuttaki zaaflarını tesbit etti ve grup kimliğini mutlaklaştırmayı en büyük zaaf olarak değerlendirdi. Buradan hareketle Platform arayışının bu yapısal boşluğu aşma ile de ilişkisinin bulunduğunu söyleyen Pamak, çeşitli il ve ilçelerde oluşan tevhidi çizgideki grupların, öbeklerin veya cemaatlerin böyle bir yapılanmaya gitmelerinin büyük bir ihtiyaç ve gereklilik olduğunu, yaşadığımız coğrafik şartlar ve genişliğini her ne kadar ayrı halkalanmaları zorunlu kılsa da gelinen aşamada üst bir yapılanmayı da zorunlu kıldığını ve bu halkaları artık Kur'an Nesli Platformu tarzında bütünleştirmek gerektiğini söyleyerek bu kuşatıcı yapının Müslüman kamuoyunca da büyük bir ihtiyaç olarak algılandığını ve oluşacak olan böylesi bir organizasyonun geniş kitlelerin mutlaka rağbetine mazhar olacağını ve bunun ayrıca yerleşik moral bozukluğu ve savrulmaları da asgariye çekmesinin muhtemel olacağını söyledi.

Işık evleri, Asımın Nesli vb. de değinen Pamak, bunların vahyi değil tarihsel birikimi referans aldığını ve bu yüzden İslami duyarlılıklar taşımakla birlikte ümmeti yeniden inşa etme yeterliliğini yansıtmadıklarını, Kur'an Neslinin ise sadece Kur'an'ı ve mütevatir sünneti belirleyici kılan, ahlakını, imanını, şahsiyetini vebir bütün olarak hayatını vahyin muhkem nasları uyarınca inşaya çalışan ve tüm tarihsel birikimi vahyi referanslara göre ayıklamayı önceleyen ve böylece ortaya çıkacak din anlayışına göre ümmeti yeniden yapılandırma hedefine yönelen birikimli ve adanmış kişi, oluşumlarla gerçekleştirilebileceğini söyledi.

Pamak, birinci tur konuşmasını şu sözlerle noktaladı: "Kendisini İslam'a nispet eden kitlelerin, kesimlerin yanlış din algısını ıslah edecek güzel ve ahlaklı bir örnekliğin yapısal planda ülke çapında ortaya konamaması önemli zaaflarımızdan birini oluşturuyor. Cılız ve yetersiz faaliyetlerle yahut itici ve ürkütücü yollarla halkla irtibata geçerken halktan ve sorunlarından kopuk entelektüel faaliyetlerin yetersizliği ve zaaflarını aşmamız gerekiyor. Halkın sorunlarına bildiri ve eylemler dışında da onlara temas ederek ve örneklik oluşturacak şekilde yanlarına giderek ilgilenmemiz gerekiyor. Merhamet ve adaletle, sıkıntılarını paylaşan ve sorunlarına ortak olan mütevazi, ahlaklı, emin ve sebatkâr bir örneklik oluşturmamız gerekiyor. Kitlelere onların dünya ve ahretleri için olunduğu, kendilerinden hiçbir karşılık beklemeden sadece Allah için hayırlarına çaba gösterildiği imajının oluşturulması gerekiyor. İnsanlarda " bunlar bizim iyiliğimizi istiyorlar, bunların bizden bir ücret beklentileri yok; tam tersine riski göze alıp bizim için çırpınan kimselerdir bunlar" güveninin oluşması gerekiyor. Halkın ifsad edilmekle birlikte bağlılık duyulan yanlış din anlayışının onları ıslah etmemiz için bir avantaj da olduğu bilinciyle onları kuşatmamız ve üslubumuzu buna göre ayarlamamız gerekiyor."

Üçüncü konuşmacı olarak söz alan Ramazan Kayan da "Ortada Kur'an varsa mutlaka Kur'an Nesli de olacaktır. Ya da Kur'an var oldukça Kur'an Nesli de var olacaktır. Kur'an Nesli ideali var oldukça da kendi iç sorunları olsa bile onu gerçekleştirmek için gerekli çaba ve gayretler gösterilecektir - gösterilmek mecburiyetindedir; bu, akidevi bir zorunluluktur" diyerek başladığı konuşmasına öncelikle "nasıl bir Kur'an"sorusunu sormamızın önemini belirterek konunun öznesi olan Kur'an tasavvurumuzun nasıl olması gerektiğini tahlil etti.

Kur'an Nesli öbekleri ve şahsiyetleri arasında çeşitli sorun ve farklılıkların bulunmasının da doğal görülmesi gerektiğini belirten Kayan asıl olanın temel sabitelerden bir konsensüse varmak olduğunu, nitekim ilk Nesil arasında da beşer olmaktanileri gelen sorunların ve anlaşmazlıklarınvaki olduğunu söyledi. Ve Kur'an Neslini inşa sürecine adım atanlarımızın da çeşitli sorun ve sıkıntılarının bulunduğunu ve bunların özlenen platform oluşturulmadan önce mutlaka muhasebe edilmesi gerektiğini söyleyerek bunlarışöyle sıraladı:

1- Ertelemeci anlayış: Anın sorumluluklarını ve vaciplerini göz ardı etme ve bunun süreç içerisinde içselleştirilip kanıksanır hale getirilmesi;

2- Kurtarıcı bekleme yanılgısı: Tevhidi bilince erdikten sonra vahyi şahitlik ve yeryüzüne halifelik misyonunun kendisini aşan bir şey olduğu söyleyenler. Bunun gerektirdiği sorumlulukları salt kanaat önderleri gibi birilerine havale…

3- Mükemmeliyetçi anlayış: Jendini avutmaya dönük "yapacaksak en güzelini, değilse hiçbir şeyi" telakkisi…

4- Parçacı yaklaşım: Anlayış ve hareket düzeyinde bütüncül olamama, parça doğruların zaman içerisinde oluşturduğu sürtüşme vd.

Bunların zihinsel donukluk, kafa karışıklığı, pasiflik, içe kapanma, savunmacılık ve edilgenliği getirdiğini ve dolayısıylaböyle bir zeminde Kur'an okumaları ve çalışmaları devam etse bile mevcut durumu aşmayı sağlayamayacağını söyleyen Kayan özne, öncü, özgür ve örnek şahsiyetler olmamızın ancak nefislerimizi, zihnimizi ve kalbimizi vahiyle arındırmamız ve bir bütün olarak hayatımızı Kur'an ile inşa etmekten geçtiğini ve Kur'an Nesli Platformu gibi sağlıklı oluşum ve birlikteliklerin de ancak bu gibi şahsiyet ve öbekler ile mümkün olabileceğini belirtti. İslami şahsiyet ve yapıların da ancak sorgulayıcı/eleştirel bir akıl, özverili bir yürek, zinde ve kavi bir irade ve berrak-dinamik bir zihin sayesinde fonksiyonel olabileceğini söyledi.

Net, pratik ve güçlü eylemler ile desteklenmediğinde söylemsel düzeyle sınırlı doğruların da kitlelerden rağbet göremeyeceğini ve bu olumsuzluğun maalesef vakıamızda yaşanmakta olduğunu belirten Kayan, haklı tespitlerimizi ve mesajlarımızı hayata taşıyıp güzel bir pratik inşa etmemizin yolunun ancak Kur'an Nesli öbekleri olmaktan ve bu öbeklerden örülü platform gibi üst istişari organizasyonlarla mümkün olabileceğini söyledi.

Birinci tur konuşmasının sonunda Kur'an Nesli Platformu oluşturulması sürecinde şu sorunların tespit edilerek muhasebe edilmesi gerektiğini söyledi:

1- İletişimsizlik: Bu gecikmiş bir platformdur. Çok daha önceden gündeme alıp üzerinde yoğunlaşmamız gerekiyordu.Tevhidi Müslümanlar arasındaki iletişimsizlik meselenin bu günlere kadar ertelenmesine sebep oldu.

2-Örgütsüzlük: Kendi aramızdaki örgütsüzlüğün neticesi olarak dağınık ve zamanla içe kapanarak kemikleşmeye/donuklaşmaya yüz tutan cemaatleşmeler; bu durum da çatışma ve birbirinden uzaklaştırmayı beraberinde getirdi.

Kayan, konuşmasını şu cümlelerle tamamladı "karşımızdaki şer güçlerin nesillerimize dönük ifsadının boyutlarını fark ettikten sonra hiçbir grubun yalnız başına bu zorlukların, bu şerrin, bu zulmün üstesinden gelemeyeceğini idrak etmiş olmak; bu birlikteliğe ihtiyaç duyulması önemli bir olumluluktur. Bunun projeye dönüştürülmesi lazımdır. Alt yapısının oluşturulup geliştirilerek sıkıntı ve boşlukların aşılması noktasında gerekli ve özverili çabalar üzerinde yoğunlaşmak gerekiyor".

Son konuşmacı olarak söz alan Hamza Türkmen ise ulusal sınırlar içerisindeki esaret ve bize dayatılmaya çalışılan cahili statüko karşısındaki konumumuza dönük tespitlerle başladığı konuşmasında Cumhuriyet kurulduğundan bu yana yaşadığımız coğrafyada en büyük çatışmanın ulusal kimlik ile İslami kimlik arasında gerçekleştiğini ve bunun sürmekte olduğunu söyleyerek bu imtihan zemininde bugünden yarına doğru sağlıklı bir gelecek tasavvuru ve mücadele hattı oluşturmamızın önemini belirtti.

Mevzu bahis süreçte Müslümanlar olarak yeniden diriliş ve var olma mücadelemizin de artı ve eksilerini tahlil eden Türkmen, her şeye rağmen gelinen aşamanın umut verici olduğunu ve bugün böyle bir gündemle burada buluşmamızın önemini vurguladı.

Coğrafyamızda oluşan ve hala da sürmekte olan sağcı/devletçi, milliyetçi/mukaddesatçı, gelenekçi/batınî vb. gibi anlayışlar ve ulusçu cahili düzenin kuşatmasına karşı kimlik düzeyinde bağımsızlaşmaya çalışan ve ameli planda da ıslahçı ve devrimci bir tutum geliştirmeye uğraşan Müslümanların harici baskıların yanı sıra dahili faktörlerden kaynaklı olarak da usulî yetersizlik ve yanlış önceliklere yöneldiklerini kaydeden Tükmen, gelinen aşamada ise Kur'an Neslinin İnşası ve Platformunun oluşturulmasının da ancak bu süreçte ayakta kalmış tecrübeli şahsiyetler ve kesimler, bu istikamete adım atan yeni nüveler arasındaki diyalog ve birlikteliğin öncelikle güçlendirilmesi yoluyla sağlanabileceğinin altını çizdi.

Konuşmasının devamında bu meyanda çeşitli açılımlarda bulunan ve konuyu yaşanan pratik düzlemde örnekleyen Türkmen çeşitli medeniyet perspektiflerini mukayese ederek Seyyid Kutub'un medeniyet ve hadaret kavramları arasında gözettiği ayrımın önemini vurguladı ve ekseninde Allah rızası bulunan ve vahyi umdelere göre şekillenen bir hadaret perspektifi edinip sosyalleştirmemiz gerektiğinin önemini belirtti. Kur'an Nesli projesinin yine bu bağlamda yönelinmesi ve sosyalleştirilmesi gereken bir gelecek tasarımı ve uygarlık perspektifi olarak da anlaşılması gerektiğini söyledi. Türkmen, Kur'an Nesli platformun; ancak usulu'd din anlayışında Kur'an'ın muhkem ölçüleriyle anlayış ve itikadını ölçülendirmiş, örnek alınacak ahlaki özelliklere sahip insanlar ve sosyal öbekler arasında kurulacak irtibatlar ve diyaloglar sonunda gerçekleşebileceğini belirtti.

Medine'mizi veya ümmeti yapısal planda yeniden inşa etmek için Mekke'deki Rasul ve arkadaşlarıyla inşa edilen öncü süreci fikri ve siyasi boyutuyla mutlaka muhasebe etmemiz gerektiğinin önemini belirten Türkmen, Mekke döneminde ortaya konan ferdi, sosyal ve yapısal şahitliği tahlil ederek kendi Mekkî şartlarımızı okurken de bu örnekliğe ittiba etmemiz gerekir dedi.

Yaşadığımız bölgesel ve küresel şartlarda kendimizi ve toplumu vahyi nasslar doğrultusunda ıslah edip ümmeti yeniden inşa etmenin elbette kolay bir şey olmadığını da belirten Türkmen, ama zora talip olmamızın da bir sorumluluk olduğunu belirterek hayatın içinde, ferdi ve yapısal planda her türlü fikri ve ameli rüczdan arınma çabasını süreklileştirme ve inkılabı öncelikle nefislerimizde gerçekleştirmenin önemini vurguladı.

Kur'an Nesli Platformu oluşturma noktasında da dikkat etmemiz gereken olguların bulunduğunu belirten Türkmen, bunlardan da ciddi ve tutarlı bir perspektif, bütüncül bir vahyi tefekkür ve Kur'an temelli ölçülü bir yaklaşıma sahip olmanın önemi üzerinde durarak Platformu oluşturacak olan kişi ve tarafların bu vasıflara sahip olmasının önemini belirtti. Usulud-din konusunda fikri alanda sağlanacak tutarlılığın sosyal planda sahih bir şahitliği beraberinde getireceğini ve bunların mutlaka eş-zamanlı gelişmesinin gerektiğini belirten Türkmen konuşmasını "Kur'an Neslini inşa etmek entelektüel bir gevezelik, bir beyin fırtınası değildir! İbadî bir görevdir bu konuştuğumuz konu. Kutub'un deyimiyle bir kelam-felsefe tartışması da değildir. Sahih bir kimlik ister, tutarlı bir perspektif, inanç ve adanmışlığı gerektirir" diyerek tamamladı.

Dinleyicilerden gelen soruların da yanıtlandığı ve konuşmacıların 10. dakika söz aldığı ikinci turda ise Kur'an Neslini inşa etme idealinin ve bu sürece katılanlarla reel bir Kur'an Nesli Platformu oluşturmanın nedeni ve nasıllığı konuşuldu; konuşmacılar buna döngk önümüzdeki süreçte üzerine yoğunlaşılması gereken tespit ve önerilerde bulundular. Bu meyanda katılımcıların Platform çerçevesine dönük olarak yaptıkları tekliflerde şu vurgular öne çıktı:

Sonuç Bölümünün Birlikte Özeti:

* Platformun oluşumu öncesinde itikadında, kültüründe, ahlakında Kur'an'ın bağlayıcılığını önemseyen kanaat ve cemaat önderleri bir araya gelerek platformun ilkeleri, çerçevesi üzerine istişare etmeli ve bu belgeye dönüştürülerek deklare edilmelidir; peşi sıra daha üst ve geniş katılımlı istişari organizasyonlarla çekirdek kadronun oluşturacağı bu temel çerçeve tartışmaya açılmalıdır.

* Platform aceleye getirilmemeli; üst düzey istişari koordinasyon ve geniş katılımlı müzakereler yapıldıktan sonra öncelikler tespit edilmeli; platform gruplar üstü bir çehrede olmalı ve kitleye yayılmada tedrici bir süreç izlenmelidir.

* Platform oluşumu ve çerçevesinin belirlenmesi için gerekli irtibat ve temasların en kısa sürede başlatılması gerekir.

* Platform ittifakın değil, vahdetin ürünü olmalı; bizi vahdete götürmelidir.

* Farklılıklar değil, mutabakatlardan hareket edilmeli ve bunları önceleyen bir perspektif oturtulmalıdır.

* Platform birikimimizde hâkim olan dağınıklık, ve savrukluğu asgariye indireceği, birliktelik ahlakını derinleştireceği, pratik/dinamik bir fıkhın oluşmasına zemin hazırlayacağı ve faaliyetlerimizi denetleyip disiplinize edeceği bilinciyle oluşturulmalıdır.

* Platform salt iktidar odaklı, sonuç almaya kilitlenmiş dünyevi karakterde değil, öncelikle ibadî bir perspektifle oluşturulmalıdır.

* Kur'an talebeleri halktan ve fiili imtihan zemininden uzak seralarda değil, halk arasında ve mücadele zemininde eğitilmelidir. Kur'an Nesli anlayışına, birikimine ve mücadelesine sahip olan insanların "Azim bir ahlak üzerinde" olmaları gerekir. Hele insanların fıtratlarından yabancılaştırıldıkları bugünkü teknolojik ifsad çağında birikimi, olgunluğu, saygısı, adabı, eminliği, ahde vefası, adanmışlığı, tevazusu ile örnekleşmeyen söylem ve tutumlar bu dairenin dışında tutulmamalıdır.

* Mevzi çalışmaları önceleyen, sahip olduğu kazanımları korumaya çalışan irili ufaklı oluşumlar da istişari sürece katılmalı; ilk etapta en azından kitlelere dönük akidevi ve usulî eksende panel, seminer, sempozyum vb. gibi faaliyetler tertiplenmeli, var olanlar geliştirilmeli ve bu çerçevede sağlanacak kolektif açılımlar metne dönüştürülmelidir.

* İdeal planda kuşatıcı bir istişari organizasyonun şartları yeterince oluşmamışsa da reel düzeyde oluşturulacak dar ve sınırlı platform bunun şartlarını oluşturma çabasında olmalı ve bağlayıcı bir manifestonun oluşumu sürecini hazırlamalıdır.

* Aşırı idealize edilmiş, mükemmeliyetçi yaklaşımlardan uzak durmalı ve yaşanan hayat/vakıa içerisinde platform projelendirilmelidir.

* Platformun kimlerden oluşacağı ve hangi öbekleri bünyesine alacağı netleştirilerek kurumsal mutabakata varmalı; bu mutabakatın zemini Kur'anî sabiteler ve mütevatir sünnet olmalı, içtihadi farklılıklara ise müsamaha gösterilmelidir.

* Muharref geleneği, tarihsel birikimi ve modernist sapmayı vahyi ölçülerce birlikte analiz edip aykırılıklarının neler olduğu konusunda mutabakata varılmalı ve yine bunları da metin haline getirerek deklare etmelidir.

* Gruplar arası diyalogları arttırmalı ve sürekli kılmalıdır; çeşitli periyotlarda grup öncüleri arasında irtibat sağlanmalı ve görüş alış verişinde bulunulmalı; en azından ortak gündemler ve sorunlar konusunda kamuoyuna ortak mesajlar verilmelidir.

* Ve yine böyle bir platform kurulmadan ve kitlelere yönelik açılımlarda bulunmadan once, Müslüman kamuoyunda öncü olarak algılanan şahıslar arasındaçeşitli periyotlarda birliktelik sağlanarak yurdun çeşitli bölgelerindeki öbeklere dönük kaynaştırıcı, motive edici, istişari ziyaretler koordine edilmelidir.

Haşem Ay / HAKSÖZ-HABER

Fotoğraflar: Hüseyin Koytak - Afgani Türkmen

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.