1. YAZARLAR

  2. M.Yasin Haskanlı

  3. Kulp Kararı Yeni Türkiye’nin Eski Geleneği
M.Yasin Haskanlı

M.Yasin Haskanlı

Yazarın Tüm Yazıları >

Kulp Kararı Yeni Türkiye’nin Eski Geleneği

A+A-

 

1990’lı yılların sıradanlaşan trajik olayları henüz hafızamızda tazeliğini korurken adalet için zayıf da olsa taşıdığımız toplumsal umutlar birer birer yitiriliyor.

 

Yakın geçmişimizde yaşadığımız ve devlet aygıtının belirgin bir şekilde rol aldığı karanlık ve kirli savaş senaryolarının bir şekilde deşilmesi, üzerine gidilmesi geç de olsa adaleten ve siyaseten bir karşılığının oluşması, elebaşlarının bu meselede bedel ödemeye mahkûm edilmesi beklentisi vardı. Maalesef Kulp davası kararıyla sona eren bir beklenti oldu.

8/25 Ekim 1993 tarihleri arasında Diyarbakır’ın Kulp ilçesine bağlı köylerde gözaltına alınan 11 kişinin, gözaltına alındıktan sonra kaybettirilmesi ve bu olayın 2018 yılında zaman aşımı/inandırıcı delillerin bulunmaması gerekçesi ile sonlandırılması, hukuk ve adaletin dönemsel sloganlardan ibaret olduğunun bir göstergesidir. 90’ların dayattığı atmosferden kurtulmaya şiddetle ihtiyaç duyulurken bu karanlık dönemi aklamaya yönelik kararların birer birer çıkması acı verici gelişmelerdir.

Adalet, hak, hukuk kavramlarıyla umut tacirliği mi yapılıyor? Yoksa güçleri mi yetmiyor? İşlerine mi gelmiyor? Ya da buna izin vermeyen birileri mi var? Galiba tüm bu soruların cevabı evettir. Bu sonuca son birkaç yılda art arda yaşanan değişimin kodlarıyla ulaşıyoruz. Konjonktürel meselelere verilen tepkileri tevil edebiliriz belki, ancak önemli bazı konular tevile ihtiyaç duymaz.

Masum olsun ya da olmasın insanların yargılanmadan kendilerini savunma imkânı bulamadan yok edilmesi kabul edilemez. Bu tür fiiller, insanlığa karşı işlenmiş suçlar kategorisindedir. Bu yargılama sürecinin, ‘insanlığa karşı işlenmiş suça’ karşı sessiz ve aklamacı bir noktaya evrilmesi, olaya nokta koymak anlamını taşır.

Seçim meydanları, yıllarca eski Türkiye eleştirileriyle inledi. Her fırsatta bu mazinin kirliliği ve ülkeye kaybettirdiği zaman ve imkândan bahsedildi. Ancak seçim meydanlarının o gönüllere su serpen sloganları, bugün suçluların inandırıcı delil yetersizliğinden beraat etmeleri ile sonuçlandı.

Sormak lazım: Kendini savunma ve ispat imkânından yoksun 11 kişinin gözaltına alındıktan sonra bir daha evlerine barklarına dönememelerinden daha inandırıcı nasıl bir delil olabilir? Bölgede yaşayan ve bölgeyi izleyen milyonların yüzlerindeki acı her bir hukuksuz olayın delilidir.

Gözaltına alındıktan sonra hangi hukuki süreç ile karşılaştıklarını hepimiz biliyoruz: ‘Yargısız infaz’. Bu yargısız infaz olayı ne kadar kötü ve insanlığa karşı işlenmiş ise bu olaya insani bir ciddiyetle yaklaşılmaması da o kadar kötüdür. Ciddi devlet olma iddiası, kendi vatandaşına karşı yapılan bu suçlara ilişkin kendi mazisi ile hiçbir maslahat ve çekince olmadan yüzleşmeyi gerektirir.

Küresel ölçekte yaşananlar elbette önemli gelişmelerdir. Ancak dünyada sancılı bir sürecin yaşanıyor olması kendi yaralarımızı sarmamıza engel değildir. Tam aksine böylesi sancılı süreçlerde içerde toplumsal mutabakatlar ve kabuller daha güçlenmemizi sağlar.

Kendi içimizde yaşattığımız acılar bizi birçok başarısızlığa uğratır.

Acılarımızın mazide kalması umudu ile…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum