1. YAZARLAR

  2. Etyen Mahçupyan

  3. Kritik eşiğin sıkıntıları
Etyen Mahçupyan

Etyen Mahçupyan

Akşam Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kritik eşiğin sıkıntıları

A+A-

Gladyo benzeri örgütlenmelerin birçok ülkede irili ufaklı suç çetelerine dönüştüğünün ortaya çıkması, uluslararası siyasetin yeni bir dünya düzenine doğru dönüşümüyle paraleldir. Diğer bir deyişle Gladyo’dan kurtulabilmek, bu tür yapılanmaları anlamsız ve işlevsiz kılan bir konjonktürü gerektirir. Çünkü bu ağlar devletle o denli iç içe durumdadırlar ki, onlardan kurtulmanız bir anlamda devletin onları ‘kusmasını’ icap ettirir ve devletler de ancak bu ağları gelecekte taşımanın bedeli yeterince fazlalaştığı zaman onları ‘kusarlar’... Nitekim bu tür temizlik operasyonlarının çok zor geçilen bir eşiği mevcuttur. Yerleşik çeteler söz konusu eşiğin aşılmaması için ellerinden geleni yaparlar ve özellikle de sırtlarını yargıya dayamak isterler. Çünkü modern liberal demokrasilerdeki kuvvetler ayrılığı geleneği, yargının siyasetin önünde bir tampon olabilmesini mümkün kılmaktadır. Bu nedenle eğer yargı tarafından kollanabilen bir teşkilatlanma üretebilirseniz, temizliğe kalkacak muhtemel bir siyasi iradenin de önünü kesebilirsiniz...

Öte yandan yargı tam da bu nedenle temizliğin en önemli aktörüdür. Çünkü yargının bu adımı atması, çetelerin beklediği kollanma işlevinin de yapılamayacağını gösterir. Eğer siyasi irade de bu operasyonun ardında ödün vermeden ve yalpalamadan durabilirse, yolun sonuna gelinmiş demektir... Nitekim Batı ülkelerinde yaşanan Galdyo temizlikleri bu iki unsurun doğru konjonktürde biraraya gelmesi üzerine oturdu. Kritik eşiğin geçilmesine kadar fiziksel ve psikolojik birçok engellemeler yaşansa da, özellikle suç aletlerinin ve planlarının deşifre olmasıyla birlikte büyük bir toplumsal destek de yaratıldı. O noktadan sonra devlet kurumları içinde çetelerle bağı olan ya da onların siyasetine ideolojik destek veren iç grupların sesi kesildi.

Türkiye’de de benzer bir sürecin yaşanması beklenirdi... Ama öyle olmuyor. Kritik eşiğin geçilmesine karşın, yani suç alet ve planlarının apaçık olarak görünür hale gelmesine rağmen, devletin kurumları durulmuş değil. Şaşırtıcı olmayan bir biçimde bu kaynamanın en ilginç tezahürleri de bizzat yargıda yaşanıyor. Anlaşılan o ki, yargı hiyerarşisinin üst noktalarına doğru gittikçe, Ergenekon davasını yürüten savcı grubuna karşı bir rahatsızlık baş gösteriyor. Belki de bu bürokratik ağ içindeki insanların bir bölümü kendilerine geleneksel olarak ideolojik bir güç atfediyorlar ve yürümekte olan soruşturmanın bu gücü zayıflatacağını öngörüyorlar. Doğrusu eğer Ergenekon ağının ifade ettiği darbeci ve vesayetçi anlayışı benimseyen yargı mensuplarını dikkate alacaksak, bu tepkileri öngörmek mümkün. Ama asıl ilginç olan bu tür bir ilişkiyi akla getirmekten özellikle kaçınması beklenen yargı mensupları örgütlerinin de kendilerini siyasi malzeme yapmaktan çekinmemeleri.

Bu bağlamda bazı baro başkanlarının yanında, geçen hafta da Yargıçlar ve Savcılar Birliği’nin basın toplantısına tanık olduk. Yapılan açıklamanın önemli bir bölümü ‘gayrı meşru’ denebilecek bir siyasi analizi içermekteydi. Buna göre ‘yargı darbesi’ nitelemesine maruz bırakılarak yargının eli kolu bağlanmış ve ardından siyasi irade kendisine bağlı polis teşkilatının marifetiyle yargıçlığa soyunmuştu. Söz konusu ‘yargı darbesinin’ bir gerçeklik olduğunu bizzat içerden yaşayan insanların, halen savcılarca yürütülmekte olan Ergenekon dava sürecini hükümete yıkmaya çalışması herhalde kimse için inandırıcı olamaz. Nitekim böyle bir çıkışın kamuoyunda olumlu algılanma ihtimali yok. Hele öneri olarak Ergenekon soruşturmasını yürüten savcı grubunun genişletilerek sulandırılmasını talep etmek ise, bu grubun yüreğinden geçenleri açıkça ortaya koyuyor.

Herkes bu basın toplantısının eski Yargıtay Başsavcısı Kanadoğlu’nun zanlılar listesine girmesiyle bağlantılı olduğunu az çok fark etmekte. Anlaşılan YARSAP denen örgüt, Ergenekon sürecindeki kendi kritik eşiklerinin geçilmekte olduğunu hissediyor. Belki de darbeci ağla bazı üyeleri arasında ilişki kurulma ihtimaline karşı tedbir alıyor. Bu gövde gösterisi sayesinde kamuoyu önünde bir koruma elde edeceklerini, gelecekte yaşanabilecek ‘sıkıntıları’ ideolojik kılıf altında mahkûm etme fırsatı yaratabileceklerini sanıyor da olabilirler. Oysa kritik eşik çoktan geçildi... Şu andan sonra o eşiğin geçilmemesi için verilecek her uğraş, bunu yapanı kamuoyu nezdinde darbecilerin yanına yerleştirecektir.

Bu nedenle YARSAP gibi tüm yargıç ve savcıları zaten temsil etmeyen, dahası şu ana kadarki duruşu ve performansıyla ideolojik açıdan sayısız kez açık vermiş olan bir örgütün daha dikkatli olması beklenirdi. Aksi halde tarafsızlığı zaten kuşku altında olan bazı insan ve grupların bağımsızlık açısından da ‘sıkıntılı’ olduğu imajını taşımaya hazır

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.