1. YAZARLAR

  2. M. Şakirê Koçer

  3. Kör Savaşlara Doğru Açıdan Bakmak
M. Şakirê Koçer

M. Şakirê Koçer

Yazarın Tüm Yazıları >

Kör Savaşlara Doğru Açıdan Bakmak

A+A-

Bütün vatan toprakları,  milli çıkarlar ve devlet menfaatleri kıymet cihetinde öldürülen bir masumun bir damla kanı mesabesinde değildir. Onların bu kirli savaşlarda geride bıraktıkları; dedelerin, ninelerin, annelerin, babaların, eşlerin ve çocukların masum gözyaşı damlasına değmez.
 
Kaldı ki bu kirli, kanlı, irinli savaşlar; vatan toprakları, milli çıkarlar ve devlet menfaatleri içinde tutuşturulmuş değildir. Meseleye vakıf olanlar bu savaşların derin ve öncelikli gerekçelerinin farkındadırlar. Bu savaşların asıl muharrikleri yeryüzünü parselleyen eşkıyalardır. Çünkü Allah'a isyan eden her kim olursa olsun şaki'dir. Diğer bir tabirle hayduttur. Bu; BM, ABD, AB, NATO, Beş Daimi Güvenlik Konsey Üyeleri, G-8'ler,İKÖ ya da herhangi bir stratejik politik bileşken de olsa fark etmez. Dünyada, özellikle sathımızda vaki olan bu kirli savaşlar söz konusu bu haydutların ortak hesap ve kararlarından neşet ediyor. Uluslar arası toplumun kararları, koalisyon güçlerinin kararları vb.
 
Yerli ve küresel haydutlar bu kirli savaşları hak olsun, batıl olsun çeşitli değerlerle, kutsallarla maskeliyorlar. Vatan müdafaası, topraklarımızı düşmandan korumak, devletimizin bekası, bayrağın yere düşmemesi, gazilik, şehitlik dinden nefret ettikleri halde dinin toplumdaki etkisini de hesaba katarak dini de suistimal etme bunlardan sadece birkaçıdır. Tabi bu da yetmeyince halkın dünyacılık, menfaatçilik yanlarını da es geçmiyorlar. Rant, ihale, maaş ve gelip dayanan fırsatları da peşkeş çekiyorlar. Birden fazla vaatlerde bulunuyorlar, söz kesiyorlar, akt imzalıyorlar. Bu şekilde savaşları tutuşturuyorlar. Doğal olarak ben, sen, onlar kısacası herkes bu savaş alevi içinde yanıp tutuşuyor kül oluyor.
 
İnsanlığın trajedisi hayatın en belirgin özelliği haline geliyor ve insanlık top yekûn ifsat oluyor. Bu savaşların en büyük amacı siyah altın (petrol) ve üretilen silahların tüketilmesidir. Pentagon aç kalmamalı! Eşkıya'nın işi ne! Yol kesmek, adam öldürmek, gasp etmek değil midir? Aç mı kalsın! Bunca silahın üretilmesinin sebebi insan öldürmek değil de nedir? Niçin icat oldu bunca silahlar? Taş baltanın icadından tutun; akıllı füzelere ( akıllı füzelermiş ne akıllı ne akıllı)  sibernetik savaş malzemelerine kadar üretilen bu silahlar tek kelime ile söylemek gerekiyor ise 'insan öldürmek için icat oldu, yoksa insan neslinin bekası için değil' çünkü uzayın, gezegenimizi tehdit ettiği bunca bin yıllara rağmen hiç görülmemiştir. Bizimle savaşacaklarına dair herhangi bir emare de yoktur. Yani, bunca silah gezegeni, insan türünü korumak için icat edilmedi. Uzaylılara karşı bu kadar ordu, bu kadar asker konuşlandırılmadı, pozisyon almadı. Tam tersine gezegene karşı, insana karşı. Konfüçyüs diyor ki; 'insanları öldürmeyin, zaten ölecekler'  böyle bir mantığa karşı böyle bir sözün ne manaya geldiğini anlamak lazım. İlla insan öldürülecekse, insanı öldürmek için silah icat eden, silah ticaretini yapan, ordular konuşlandıranı öldürmek gerekmiyor mu? Bunlar yüz binlerce insanı öldürdüklerine ve öldüreceklerine göre ölümü hak etmiyorlar mı? Gülistan ifsat olacağına ayrık otları kırpmak gerekmiyor mu? Fillerin kavgasında çimenlerin itirazı gerekmiyor mu? Develerin kavgasında karıncaların isyanı gerekmiyor mu? Kedi köşeye sıkıştırılınca tırnak atar. Masum tırnakları ile savaşınca terörist mi olur? Dünyada en çok nefret etmemiz gerekeni tersinden düşünmemiz gerekmiyor mu? Kutsal metinleri ters okumak düpedüz sihirbazlıktır. Bugünkü değimlerle ajitasyondur, manipülasyondur, provokatörlüktür, hipnotizmadır. İlla da diktatörlerin hizmetinde çalışan ya da onların hizmetine denk düşen efallarde bulunan bir kâhin olmak gerekmez ki. Bu tür zihniyetler şefkati, merhameti, hoşgörüyü, diyaloğu ters sürüyorlar. Devletleşmiş, ordulaşmış, parayı-parsayı, petrolü ve bilimi kara ukdelerine geçirmiş insanlık katillerini meşru ilan edip; bedenleriyle, sapanlarıyla, sopalarıyla; namus, şeref, haysiyet müdafaası yapanları terörist ilan edenler ve terörist Müslüman olamaz diyen kendini bilmezler! Öncelikle bilmeniz gereken şey, birilerinin Müslüman olup olmamasına, sizin gibi ters yüz olmuş zihniyetler değil, şanı yüce Allah tanım getirmiştir.
 
Bir bilgenin güzel bir sözünü okumuştum. Şöyle diyordu: ' yalanın en büyüğü yarısı hakikat olandır'. Bu sözü okuduğum zaman aklıma dini, şeriatı, cihadı, ters süren (hoca efendi)ler,  ilahiyatçı ve akademisyenler geldi. Çok net anlaşılan tablolardan biri de şudur. Küresel çıkar şebekeleri dünyayı, Ortadoğu devletleri ile birlikte Türkiyeyi'de bu tür zihniyetlerle konumlandırmış bulunmakta. Cumhurbaşkanından çöpçüsüne kadar bütün memurin bunların kılavuzluğunda yol almakta. ' Kılavuzu karga olanın.' olmaz mı? Sünni diye isimlendirilen havzadan zaten ümit kesmiş idik. Ama başta İran olmak üzere şia havzası da din devriminden ödün verip dünyacıların ardına düştü. Dinin, şeriatın ve cihadın mana ve pratiklerini sulandırdı. Kabahatler mazeretlerden kat kat arttı. Oysaki büyük mütefekkir Seyyid Kutub dini ve dine dayandırılacak olan devrimin nihai tanımını yapan bir manifesto bize emanet edip, şahadete rücu etmişti. Yoldaki İşaretler'de; -din şeriat ve cihad işaretlerini belirleyen bu müstesna kitapta-dini statükonun takviyesinde kullanmak, şeriatı Protestanlaştırılmış dini telakinin ritüellerine indirgemek, cihadı devletlerin hudut bekçiliğinde devreye sokmak gibi bir şey yazılmamıştır. Son zamanlarda birçok İslami hareket, terörizm töhmetinden sıyrılmak için, hegemonik cahil dünyanın ağzına göre konuşmaya başladılar. Onların kriterlerine sığındılar.
 
Şunu çok iyi bilmek gerekir ki Müslüman hiçbir zaman haydutların parsellemiş olduğu dünyada parsel devletlerin hudut bekçiliğini yapmaz. Müslümanın savaşı sadece ve sadece hakkı ve hayrı müdafaadır. Hak ve adalet bekçiliğidir. Eğer hak, hayır ve adalet tutkusu Müslümanları terörist töhmetine mahkûm kılacaksa varsın kılsın! Eğer bu kutsal tutku cehaletin kutsanan heykelleri olan bu devletler koleksiyonunda, hayatı bize yasak kılacaksa varsın kılsın! Yasa da, kural da, kaide de şanı yüce Allah'ındır. Şu haydut, müstemleke, müstebit devletlerin değil. Bunlar Seyyid Kutup'un deyimi ile yetki hırsızlarıdır. Müslümanların hatası yok mudur? Vardır; ama dinleri olan aziz İslam'ın hatasına inanan ancak kâfirlerdir.
 
Bundan ötürü Müslümanların vatan, bayrak, hudut, petrol, silah sektörleri, Türk, Kürt, Arap, Acem, Sünni, Şii, demokrasi, diktatörlük, savaşlarından istihaze etmeleri lazım. Müminin, mahrumun, mazlumun ve masumun taraftarı olmalıdırlar. Bu, kanlarını akıtmak pahasına da olsa. Müslümanlar bu kaos ortamında, kör savaşlarda Kur-an'a hicret edip Seyyid Kutub gibi Kur-an öğrencilerini es geçmemelidirler. Konumumuz şahin olmamız gerektiriyorsa şahin olmamız lazım; güvercin olmamızı gerektiriyorsa güvercin olmamız lazım. Ama şer-i kıstaslardan yola koyularak.
 
Mesele böyle düşünüldükten sonra ben Türk, Kürt, Arap, Acem, Sünni, Şii, Batılı, Doğulu olmuşum fark etmez.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.