1. YAZARLAR

  2. Atilla YAYLA

  3. Kömürün karası ve enerjisi
Atilla YAYLA

Atilla YAYLA

yeniyüzyıl
Yazarın Tüm Yazıları >

Kömürün karası ve enerjisi

A+A-

Kömür insanın muhtaç olduğu bir madde. Bir enerji kaynağı. Tarımdan sanayiye kadar birçok alanda kullanılıyor. Bu yüzden, insanlık keşfettiği günden beridir doğadan kömür elde etmeye çalışıyor. Bazı yerlerde kömür hemen dünya yüzeyinde ve bulunup çıkartılması kolay. Bazı yerlerde ise derinlerde gömülü. Kömür rezervinin satıhtaki bölümleri tükendikçe insanlar daha derinlerdeki rezervlere ulaşmaya çabalamakta. Bugün tüm insanlık yerin yüzlerce metre altındaki kömür yataklarıyla meşgul oluyoruz.

Kömürün insanlar için sağladığı faydalara bir istihdam kapısı olmasının da eklenmesi gerekir. Kömür madenlerinde çok sayıda insan çalışıyor. Teknoloji geliştikçe insan gücüne olan ihtiyaç azalıyor ama her halükârda insan emeğine ihtiyaç var. Kömür madenleri bulunduğu yerde ekonomik hayatı neredeyse tek başına belirliyor. Hem en büyük istihdam kapısı oluyor hem de işçiler yaşamak için yaptıkları harcamalarla ekonominin diğer çarklarının dönmesine katkı sağlıyor. Ne zaman madenlerin kapatılması gündeme getirilse hem işçiler hem de genel olarak bölge halkı şiddetle itiraz ediyor. Kömür madenine işçi alınacağı ilân edilince binlerce kişi başvuruyor.

Kömür madenciliği hakikaten çok zor ve riskli bir iş. Çalışma yeri daha çok yerin altı. Madencilik tarihi boyunca en büyük kazalar kömür ocaklarında meydana gelmiş. Bazı kazalar toplu ölümlere sebep oluyor ve büyük acı ve infial yaratıyor. Ancak, büyük kazalar dışında da kazalar var. Dünyada hemen her gün maden kazaları vuku buluyor. Bunların çoğu, tahribat az ve ölen insan sayısı düşük olduğu için, fazla dikkat çekmiyor. Ancak, kazalar devamlı insanın hayatında.

İnsanlık kömürden vazgeçebilir mi? Bu mümkün. Ancak, kömürden vazgeçmek enerjiden vazgeçilebileceği anlamına gelmiyor. Enerjiye mahkûmuz. Kömürden vazgeçilmesinin yaratacağı enerji boşluğunu, eğer enerji tüketim miktarımız değişmeyecekse, telafi etmek zorundayız. Daha az enerji kullanalım retoriğinin çoğu palavra. Enerji ısınma, yiyecek ve dayanıklı tüketim malları üretme, ulaşım gibi pek çok alanda lazım. Ayrıca, tıbbî cihazların çalışması, iletişim araçlarının etkin şekilde kullanılması da enerjiyle bağlantılı. Daha kısa yoldan ifade etmek gerekirse, her şey enerjiye bağlı. Dolayısıyla, insanların hayvanlar gibi bir hayat yaşamasını hayal etmeyen hiç kimse, enerjiyi hayatımızdan tamamen çıkartmamız gerektiğini ileri süremez. İşin ironik tarafı, muhtemeledir ki, bu tür önerilerde ve çağrılarda bulunanların çoğu en fazla enerji tüketenler arasında yer almakta.

Vatandaş olarak Soma ölçeğinde bir kaza hepimizin ilgisini çeker ve hepimizin kaza hakkında bir şeyler söyleme hakkı var. Lâkin, genel ve soyut spekülasyonlar, acıma ve merhamet şovları meseleyi kavramaya ve anlamlı ve yararlı şekilde analiz etmeye yetmez. Ciddî teknik bilgi, uzmanlık ve tecrübe de gerekli. Kömür nedir, kömür madeni nedir, madenlerde kaç tür tünel vardır ve bunlar nasıl açılır, kullanılır? Madenlerdeki muhtemel tehlikeler nelerdir, dünyadaki en iyi tedbirler nelerdir? Bunları kaç kişi biliyor? Biraz uzmanlığa saygı göstermeliyiz. Soğukkanlı ve sabırlı olup sağlam bilgiler elde etmeye ve onlara dayanan analizler yapmaya çalışmalıyız.

Diğer taraftan, kömür üretmek ve tüketmek genel ekonominin bir parçasıdır. Ekonomik hayat hangi kurallara bağlıysa kömür madenciliği de aynı kurallara tabidir. Dolayısıyla, kömür madenciliğinin teknik yanı yanında ekonomik yanı da vardır. İnsan hayatı ve kâr karşılaştırmaları yanlıştır. Her firma gibi kömür işletmeleri de maliyeti düşürmeye çalışmak zorundadır. Bunun sebebi, piyasa şartlarıdır. Kömürü müstakbel tüketiciye ödemeyi isteyeceği bir fiyattan ulaştıramazsanız ürününüz elde kalır. Bu durumda ne maaş ödeyebilirsiniz ne de firmayı ayakta tutabilirsiniz. Bazı aklı evveller 'piyasayı dışarda bırakalım', 'piyasaya esir olmayalım' gibi saçma sapan şeyler söyleyebilirler. Ama bu imkânsızdır; piyasa şartlarını yaratan birilerinin kaprisi değil insanî hayatın ve dünyanın doğasıdır. Bunlar değişmedikçe piyasa şartları hükmünü icra edecektir. Kısaca açıklayayım: Kanunla maden işletmelerine piyasa şartlarında karşılanamayacak şartlar koyarsanız, tüm müteşebbisler maden işletmeciliğinden vazgeçer. Sonuç işsizlik, enerjisizlik ve enerjisizliğin dalga dalga yaratacağı şeyler olur. Bu durumda madenleri devlet işletebilir. Ama o da işgücü ve sermaye kullanacaktır ve ürünlerin yine müşterisinin olması lâzımdır. Madenleri devletin işletmesi kazaları da önlemez. Tam da tersine, en büyük maden kazaları devletin madenler üzerinde tekel olduğu ve bizzat işletmecilik yaptığı yerlerde vuku buldu. Niye böyle olduğu gayet açık. Bu sistemler kapalı. Bilgi ve haber akışı devlet kontrolünde. İdare şeffaf değil ve kamuoyu baskısına açık olmaktan uzak. Toplum fakir ve maden güvenliği için kullanılabilecek kaynaklar çok sınırlı.

Ne olacak? Kesin bir tahminde bulunmak zor. Türkiye çok kısa vadede kömürden vazgeçemez. Bu yüzden, kömür madenciliği devam edecektir. Ülke zenginleştikçe ve teknik eğitim seviyesi yükseldikçe kazalar azalacaktır ama boyutları küçülse de asla sona ermeyecektir. Gelişen teknoloji robotları devreye sokarsa yeraltında duyulan insan gücü ihtiyacı azalabilir. Kömürden tamamen vazgeçilirse doğan enerji açığını kapatmak için nükleer enerji başta olmak üzere diğer enerji türlerine yönelmek gerekecektir. Ancak, tuhaf şekilde, kömür madenciliğine karşı çıkanların bazıları başta nükleer olanı olmak üzere diğer enerji türlerine de (mesela petrole) karşı.

Hisler, heyecanlar, öfke ve tepkiler dünyanın temel niteliklerini ve insan hayatının tabiatını değiştirmiyor. Biraz sağduyu, biraz akıl lütfen!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.