1. YAZARLAR

  2. Zeki Savaş

  3. KOMŞUDAN HİSSE
Zeki Savaş

Zeki Savaş

Yazarın Tüm Yazıları >

KOMŞUDAN HİSSE

A+A-

Bu sebeple kendi somut önerilerimi sunmak yerine yanı başımızda/komşumuzda aynı soruna ilişkin bir çeyrek asrı aşkındır hayata aktarılan ve bizdeki durumdan oldukça farklı olan uygulamalardan örnekler aktararak 'kıssadan hisse'ye nazire babından 'komşudan' hisse çıkarmak yöntemini denemenin daha sağlıklı düşünmeye imkan sunabileceği inancındayım.

 

İran İslam Cumhuriyeti'nde vilayet sistemi yerine eyalet sistemi uygulanmaktadır. Her bir eyalet, birkaç vilayet büyüklüğünde sayılır. Eyaletler belirlenirken farklı ulusların yerleşim düzeni, ulaşım imkanları ve coğrafi koşulların gözetildiği görülmektedir. İran, Türkiye'ye oranla daha çok uluslu bir toplumdur. Tahran'dan batıya, Türkiye sınırlarına kadar olan bölgelerin tamamı Türk. Türklerin yaşadığı bölge beş eyaletten oluşuyor: Kazvin, Zencan, Doğu Azarbaycan, Batı Azarbaycan ve Erdebil. Batı Azarbaycan'ın merkezi Urmiye'dir ve bu eyaletin bir kısmı Kürd yerleşim bölgelerinden oluşur. Güneybatıda Kürdistan eyaleti vardır ki, tamamı Kürd yerleşim bölgelerinden oluşmaktadır ve merkezi Senendec'dir. Kürdlerin bir kısmı da Kirmanşah eyaletinde kalıyor. Güneyde Arapların ağırlıkta olduğu Huzistan eyaleti vardır. Batıda Beluçların yoğunluğu oluşturduğu Belucistan eyaleti yer almaktadır. Kuzeyde yaşayan Türkmenlerin çoğu da Gülistan eyaletinde bulunmaktadır. Güneybatıda Lorların yoğunlukta olduğu Loristan eyaleti vardır. İran, toplam 30 eyaletten oluşmaktadır. Daha önceleri 24 eyalet idi.

 

Kürd sorunu bütün yönleriyle Osmanlı ve Türkiye'yi ilgilendirdiği kadar İran'ı da ilgilendirmiş ve ilgilendirmektedir. İran, eyaletlerinden birini Kürdistan olarak belirlemiştir. Kürdistan'ın merkezi Senendec'e gidildiğinde, Kürdistan Valiliği, Kürdistan Belediye Başkanlığı, Kürdistan Ticaret, Emlak, Ziraat Bankaları gibi tüm devlet kurumlarının Kürdistan adıyla başladığı görülür. Kürdistan adının yasak olduğu bir ülkenin vatandaşı olarak hemen yanı başımızdaki tarihi komşumuzda böyle bir manzara ile karşılaşmak, ilk elde toplumsal bir soruna nasıl da farklı yaklaşılabildiğini gösteriyor. Halkın çoğunluğu yerel Kürd kıyafetleri ile dolaşıyor, öğrenciler yerel kıyafetleri ile okula gidiyor. Hatemi zamanında Kürdistan valisi de Kürd idi. Cuma hutbeleri Kürdçe okunuyor. Kürdçe radyo ve televizyon yayını yapılıyor ve Kürdçe basın faaliyetleri sürdürülüyor. Şahıs ve yerleşim yerleri kendi orijinal adlarını koruyor.

 

İran'daki Kürdlerin kahir çoğunluğu Sünni ve Şafii'dir.

 

Batı Azarbaycan'ın merkezi Urmiye'nin çoğunluğunu Türkler oluşturur. Ancak merkezde Kürdler de var ve çevre kırsalın önemli kısmı Kürdlerden oluşur. Şehirde herkes Türkçe konuşur. Urmiye'deki Kürdler de Türklerle Türkçe konuşur. Kürdler Türkçe bilir ama Kürdçe bilen Türk pek azdır. Urmiye'de Sünni Kürdlerin ayrı camisi var. Cuma namazı Şia'nın ayrı, Sünni Kürdlerin ayrı yerde kılınır. Sünni Kürdlerin camisinde hutbe Kürdçe, Türklerinkinde Türkçe okunur. Devlet dairelerinde ise hep Türkçe konuşulur ve devlet memurlarının kahir ekseriyeti de Türk'tür.

 

Mehabad, batı Azarbaycan sınırları içinde olan küçük ama meşhur bir Kürd kasabasıdır. Yıllar önce Mehabad'a gitmiş, Muhammed Kazi'nin idam edildiği Meydan-ı Çarçıra'yı gezmiştim. Mehamabad'a damgasını vuran Kürd kimliğidir. Gördüğüm polislerin bir kısmı Kürd idi. Merkez Cami imamıyla ilginç bir görüşmem olmuştu. Kürdçe'deki lehçe farkından ötürü başka dillerden de destek almıştık. Kendisi biraz Türkçe de biliyordu. Kürdçe, Türkçe ve Arapça konuştuk ama tek kelime benimle Farsça konuşmamıştı. Neden ısrarla Farsça konuşmadığını sorduğumda, "Biz burada Farsça konuşmayız" dedi. Peki Kürdçe bilmeyen biri sizinle görüşmek isterse veya Fars yetkililer geldiğinde ne yapıyorsunuz diye sordum. Kürdçe bilmeyen kendisiyle tercüman getirir veya biz tercüman buluruz dedi. Bunu bir propaganda olarak mı söyledi yoksa gerçekten öyle mi davranıyorlardı bilmiyorum. Bildiğim ve gördüğüm, ikimiz de Farsça bildiğimiz halde benimle tek kelime Farsça konuşmadığıydı.

 

Doğu Azarbaycan'ın merkezi Tebriz'e gidildiğinde, Farsça tabelalar olmasa, İran'da olunduğu anlaşılmaz. İstisnasız herkes Türkçe konuşur. Devlet daireleri de öyle. Bütün memurlar Türk'tür. Cuma hutbesi orada da Türkçe okunur.

 

Türkler, diğer eyaletlerdeki Kürdler, Beluçlar ve Türkmenler gibi Sünni gruplara nisbetle Farslar ve devlet ile çok daha iyi bir bütünlük oluşturmuştur. Bunun nedeni, mezhep birliğidir. Çünkü Türkler de Şii'dir.

 

Adı geçen eyaletlerdeki devlet dairelerine müracaat eden insanlar eğer Farsça bilmiyorsa, hemen orada Türkçe veya Kürdçe bilen biri tarafından meramı tercüme edilir. Mütercim kullanılması çok sıradan ve doğal bir hal. Öyle siyasi yönü olan veya siyasi bir tavra dönüştürülmüş bir hadise değil.

 

Kürdistan ve Azarbaycan'da cari olan bu türden uygulamalar, Belucistan, Loristan, Huzistan ve Türkmenlerin bölgesi için de geçerlidir.

 

İran, Türkiye'ye oranla daha çok uluslu ve daha çok risk taşıyan bir ülke olmasına ve Amerika'nın açıkça İran'ı bölmek için her yıl önemli oranda bütçe ayırmasına rağmen, İran güvenlik kaygılarını bahane edip farklılıkları düşman konseptiyle tanımlayarak farklı ulusların özgürlüklerini sınırlandırmıyor. Eyalet sistemi İran'ın parçalanmasına, üniter yapısının bozulmasına yol açmadı, açmıyor. Tam aksine tanınan bu haklar, farklı ulus ve mezheplerin bir arada daha sağlıklı yaşamasına imkan sunuyor. Amerika otuz yıldır açıktan İran'ı bölmek ve farklı ulusları harekete geçirmek istemesine rağmen, İran eyalet sistemini uyguluyor ve ulusal hakları tanımada daha cesur davranıyor.

 

Batı Azarbaycan'da Farsça soru sorduğunda hemen yabancı gözüyle sana bakıldığını ve Fars olduğunun ya da en azından Türk olmadığının hemen farkına varıldığını hisseder ve yabancılık çekersin. Bu denli Türk damgasını taşıyan Tebriz ve halkı, devrim öncesinden bugüne kadar İran'ın bütünlüğünü ve İran İslam Cumhuriyeti Rejimini sonuna kadar desteklemiş ve destekliyor. “Azarbaycan halkı uyanıktır ve İnkılabı desteklemektedir” anlamına gelen “Azerbeycan uyağtır inkılaba dayağtır” sloganı, Doğu ve Batı Azerbaycan eyaletlerinin siyasal duruşlarını ifade eder. Bu ifade en belirgin, yaygın ve de sürekli dillendirilen  bir slogandır. Bu durum, bir ulusun kendi doğal haklarını kullanmasının mutlaka çatışmayı ve bölünmeyi gerektirmediğini, aksine farklılıklar içinde birlikteliğin sağlanabildiğini göstermektedir.

 

İran'da Türkler ile Farsların oluşturduğu bütünlükte mezhebi birliğin önemli bir faktör olması gerçeği, Türkiye'deki Kürdler ve Türkler için de geçerlidir. Kürdlerin ve Türklerin Sünni olması, birlikte yaşam için büyük bir imkandır.

 

Cuma namazlarının Sünni ve Şia'ya göre ayrı ayrı kılınması, yerine göre hutbenin Türkçe, Kürdçe, Farsça, Arapça, Türkmence ve Belucça okunması İran'ın birlik ve beraberliğini bozmuyor, kargaşa ve kavgaya sebebiyet vermiyor.

 

İnsanların farklı kıyafetlerle gezmesi ülkeyi bölmüyor. Okullardan Meclis'e kadar dileyen kendi kıyafetini giyebiliyor, yasal bir engel yoktur. Örneğin Kürd milletvekilleri zaman zaman yerel kıyafetleriyle Meclis'e giderler.

 

Her bir kavmin çoğunlukta olduğu yerlerde devlet memurlarının o kavimden olması, bir ayrımcılığı doğurmadığı gibi aksine adaletin muktezasındandır.

 

En hassas bölgelerden biri olan Kürdistan'da sözü edilen hakların ve özgürlüklerin tanınması, görüldüğü gibi Kürd sorununu derinleştirmiyor. Aksine Türkiye'ye oranla çok daha barışçı ve özgürlükçü bir atmosfer oluşturuyor.

 

Sözü edilen uygulamaların ve özgürlüklerin ulusal sorunları tamamen çözdüğünü söylemek doğru olmayacak. Öncelikle her ulusa bir devlet fikrine inanan insanlar için sözü edilen özgürlükler fazla bir anlam ifade etmiyor. Bu türden düşünenler için İran dört-beş bağımsız devlete veya özerk yönetime ayrılmadıkça sorun çözülmemiş demektir. Böyle bir talebin uygulanabilirliği ekseriyet tarafından savunulmuyor. Çok az ve elit bir kesim böyle bir kanaate sahip.

 

Şimdi 25 yılı aşkındır tarihi komşumuzda ulusal haklara ilişkin böylesine farklı uygulamalar var ve bu uygulamalar komşumuzun bölünmesine değil, güçlenmesine vesile olurken komşumuzun bu durumundan kendimize göre bir hisse çıkaramaz mıyız?

 

Ben İran örneğinden söz etmeden Türkiye'de eyalet sistemine geçilmesini, Kürdistan'da hutbelerin Kürdçe okunmasını veya bir camide Türkçe diğerlerinde Kürdçe okunmasını, okullarda ve resmi dairelerde yerel kıyafetlerin serbest bırakılmasını, değiştirilen bölge isimlerinin orijinal haline döndürülmesini, Türkçe bilmeyenlere mütercim kullanma hakkının tanınmasını, memurların daha çok bölge halkından atanmasını, Kürdçe yayın faaliyetlerinin yapılmasını ve benzeri hakların tanınıp önemli bir toplumsal sorunumuzun bu yöntemle çözümlenmesini önersem, eminim çok farklı kesimlerden farklı tepkiler gelecek. Memleketin bölünmesi ve milletin parçalanması anlamına geldiğini söyleyenlerin yanında, olumlu bakanlar olacak. Öte taraftan bu tür hakların da çok az olduğunu savunanlar çıkacak.

 

İnsanlık alemi nasıl ki, birbirlerinin bilimsel alandaki deneyim ve tecrübelerine muhtaçtır ve birbirlerinin deneyimlerinden yararlanıyor ve birbirlerinin tecrübelerini alarak daha bir geliştiriyor ve ileri bir merhaleye taşıyorsa, siyasal ve kültürel alanlarda da aynı veya benzer bir yaklaşım gösterilebilir. İran örneğini dile getirmemin

Birinci nedeni budur.

İkincisi, sorun aynı sorundur.

Üçüncüsü, Türkiye ve İran iki tarihi komşudur.

 

Ne var ki, Türkiye'de Kürd ve benzeri toplumsal sorunların temelden çözümlenmesinin, komşumuzdakinden daha ileri ve örnek bir düzeyde çözüme kavuşturulmasının önündeki en büyük engel, bizdeki  devlet anlayışıdır.

Türkiye'deki devlet anlayışında iki temel problem var:

1-Millet devlet içindir, devlet millet için değil.

2-Millet, devleti belirlemez; devlet, milleti belirler.

 

Bu anlayış tersine çevrilemediği sürece temel sorunlar çözülemez. Devlet, millet için var olduğu zaman ve millet devleti belirlediği zaman sorunların çözümü kolaylaşır ve doğal seyri içinde en doğru çözümleri bulur.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.