1. YAZARLAR

  2. Zülfikar Furkan

  3. Kölelik Devri Bitti Mi
Zülfikar Furkan

Zülfikar Furkan

Yazarın Tüm Yazıları >

Kölelik Devri Bitti Mi

A+A-

 

Tüm insanlık olarak hepimiz, içerisinden geçtiğimiz bu kaotik ortamın sonunda bizleri nasıl bir dünyanın beklediğini büyük bir merak ve endişe içerisinde çaresizce izlemekteyiz. Tarihin akışını etkileyen süreçlerin, sosyal ve ekonomik gelişmeler üzerinden tamamlandığını tarih bizlere göstermiştir.

Bir çağ kapanıp, başka bir çağa girildiğinde de yaşam tarzlarındaki değişim ve dönüşümlerin belirginleştiğini söyleyebiliriz. Bu süreçler, “elektrik şalterinin açılıp kapanması gibi” bir anda yaşanmaz tabi. Toplumların bilgi birikimi, etkileşim becerileri, teknik/teknolojik seviyeleri ile de ilintilidir. Teknolojik gelişmeler hangi seviyeye ulaşırsa ulaşsın insanoğlunun hayatta kalabilmesini, kendi türleri ile güçlü bağlar kurabilmesini ve bu bağları geliştirebilmesini sağlayan en güçlü şey güven duygusudur. Güven genlerimize işlenmiş, içerisinde riskleri barındıran ve aynı zamanda geliştirilebilen bir süreçtir. Yüzyıllardır, insanlar güven duygusu üzerine inşa ettikleri ilişkiler sonucu yeryüzünün hakimi olmuş, tarih boyunca büyük imparatorluklar kurmuş, yeni kıtalar keşfetmişlerdir. Birbirine güvenen, aynı hedef için çalışan ve iş birliği yapan insanoğlu gezegenimizin ötesine gidebilecek yeni maceralara yelken açabilecek seviyeye ulaşmıştır. Ancak; tüm bu gelişmelerle paralel olarak dünyayı yöneten veya yönetmek isteyen gelişmiş ülkelerin birbiriyle mücadeleleri ve pastadan en büyük payı kapmak için başvurdukları inanılmaz entrikalar sonucu mükemmel bir şekilde tasarlanan gezegenimiz, canlı türler için yaşanmaz hale getirilmektedir.

Dünyada neden bu rekabetin olduğunu savaşların hangi amaçla çıkarıldığını ve gezegenimizin güzelliklerinin bir tarafa bırakılıp kötülüklerle dolu bir hale niçin getirildiğini herkes düşünmüştür; sebebini sorgulamıştır. Aslında cevap basittir. İnsan, gücü ele geçirip hükmetmek ister. Çünkü böylece daha fazlasına sahip olacaktır. Hâlbuki insanlığın bilgi ve gelişmişlik noktasında zirvede olduğu böyle bir çağda (bilgi toplumu) hükmetme ve sahip olma duygusu çok ilkel bir anlayış olarak görülmelidir. Elde edilen her bilgi, insani fayda için yoğunlukla kullanması gerekirken, son derece zeki şekilde belli zümreler tarafından insanları ekonomik, sosyal, siyasal ve sanal dünyalarda tutsak hale getirmek için kullanılıyor.

Bireylerin sorgulama becerileri de elinden alındığı için basit komutlar ile yönetilebilir hale geliyorlar ve bu kitleler giderek büyüyor. Günün yirmi dört saatinde değişik yollarla tepkisiz bireylerin zihinleri günden güne daha çok esaret altına alınmaktadır. Bu inanılmaz tahakküm sonucu yeryüzünde eşi benzeri olmayan müthiş bir efendi-köle ilişkisi ortaya çıkmaktadır. İdeal bir düzende hiçbir kişinin, diğer bir kişiye hükmetme, esir alma hakkı yoktur. Peki, bilgi toplumu olmak cehaleti azaltıyor mu yoksa arttırıyor mu ciddi bir tartışma konusu ancak gelinen şu noktada, insanların köleliği şekil olarak değişse de özünde değişmediğini anlıyoruz. Yaşanan gelişmeler ve ortaya çıkan durum, efendi-köle ilişkisinin bitmediğini sadece şekil değiştirdiğini bize göstermektedir.

Köleliğin tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. Köle, hürriyetine sahip olmayan, başkalarının hükmü altında bulunan ve para ile alınıp satılan kişilerdi. Çok eski tarihlerden beri savaşta esir düşenler, ağır suç işleyenler, borcunu ödeyemeyenler, korsanlar tarafından kaçırılanlar köle kabul edilir, köle pazarlarında satılırdı. Erkek kölelerin çocukları da köle olur. İlk kanunlar İngiltere’de ve ABD’de çıkarılmış, daha sonra diğer Avrupa devletleri onları izlemişti. Avrupa’da İngiltere’den sonra köleliği ilk kaldıran Osmanlı İmparatorluğu’dur. Osmanlı’da kölelik, Sultan Abdülmecid döneminde yasaklandı. Yasaklamalarla sadece prangalı kölelik kaldırıldı. Sanayi devrimlerinden sonra belki de, sahiplerinin büyük şirketler olduğu prangasız kölelik başladı. Günde 10-12 saat düşük ücretlerle çalışan, hemen hemen özel hayatları olmayan, ailelerine vakit ayıramayan, hayatının yarısından çoğunu çalışarak geçiren yarı modern kölelik dönemi birçok ülkede hala devam ediyor.

Teknoloji her zaman insanoğlunun gelişmesine büyük katkı sağlamıştır. Teknolojik gelişmeler insanların faydasına olacak şekilde yapılmalı ve günümüz problemlerine çözüm getirmesi gerekmektedir.

İnsanlık tarihi boyunca teknolojinin faydalarını görmüş olsak da, zararlarını da görmüş olduk. Yanlış kişi, kurum ya da devletlerin insan hayatını nasıl tehlikeye attığını defalarca yaşadık. Yeryüzünde köleliğin hiçbir çeşidinin olmadığı, bugünkü kurulu yeryüzü düzenine alternatif olarak tüm insanların eşit görüldüğü ve tüm insanlığa hiçbir ayırım yapılmadan hizmet ve adalet dağıtan bir yönetim anlayışının getirilerek sorunların çözülebileceğine inanmalıyız.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.