1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Kocaeli Başörtüsüne Özgürlük Feryadlarıyla Yankılandı (foto)
Kocaeli Başörtüsüne Özgürlük Feryadlarıyla Yankılandı (foto)

Kocaeli Başörtüsüne Özgürlük Feryadlarıyla Yankılandı (foto)

A+A-

 

 

Kocaeli İnanç Özgürlüğü Platformu “Başörtüsüne Özgürlük” Eyleminin 157. haftasını büyük bir yürüyüşle gerçekleştirdi. Yaklaşık 3000 kişinin katıldığı eylemde sık sık sloganlar atıldı, başörtü zulmünü protesto eden dövizler taşındı.

İzmit Merkez Bankasından güvercinlerin uçurulması ile başlayan  yürüyüş, İzmit Sabri Yalım Parkında son buldu. Şehir dışından da çok sayıda katılım olduğu eyleme,Türkiye’nin diğer kentlerinden gelen platformlar da destek oldu.

 

Eylemde Kocaeli İnanç Özgürlüğü Platformu adına basın açıklamasını MAZLUMDER Kocaeli Şube Başkanı Nigar Gümrükçüoğlu yaptı. MAZLUMDER Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun yaptığı selamlama konuşmasında geçen seneki başörtüsü eyleminde yapılan haksız müdahaleye de atıfta bulundu.

 

Bu sene de aynı prosedürün uygulanmasına karşın, geçen seneki müdahalenin keyfi bir uygulama olduğu dile getirildi. Ayrıca MAZLUMDER İstanbul Şubesi adına Ahmet Akın, Sakarya İnanç Özgürlüğü Platformu adına Kadrican Mendi, Akdeniz Dayanışma Platformu adına Alpaslan Aslan, Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu adına Ali Dalaz, Konya İnanç Özgürlüğü Platformu adına Musa Eryılmaz, Akyazı İnanç Özgürlüğü Platformu adına İrfan Alemdar, Van İnanç Özgürlüğü Platformu adına Kemal Çelen, birer selamlama konuşması yaptı. Canan Osman Aran’ın şiirleri ile renk katılan eylem, Grup Yürüyüş’ün ezgileriyle verdiği son buldu.

 

Yürüyüşte en önde“Başörtüsüne özgürlük” yazan beyaz pelerinli grup ve hemen arkalarında hukuku temsilen cübbe giyen eylemciler ve ellerinde “Yargı Darbelerine Son!” yazılı afişi görsel bir figür olarak sergiledi.

 

BASINA VE KAMUOYUNA

 

Haftayı ay, ayı, yıl yaparak Kocaeli den başlayan özgürlük mücadelesini büyüten, diri tutan ona hayat veren kardeşlerim! Tam 157 haftadır yağmur-çamur, kar, kış, güneş demeden Sabri yalım parkında bir direnişe damar olan kardeşlerim! Buradan tüm Türkiye’ye bir çığlık yükselten ve bu çığlığa Sakarya dan, Ankara’dan, Van’dan, Akyazı’dan, Antalya’dan, Konya’dan her hafta aynı gün aynı saatte, aynı şekilde yürek kabartan gönüldaşlarım, bugün için diğer illerden destek olamaya gelen İstanbul’dan, Bursa’dan gelen kardeşlerim, hepiniz hoş geldiniz!

 

4. yılımızda bizleri yalnız bırakmayan sizlere sizleri selamlayarak, teşekkür ediyorum.  Belki yüzlerce tarifi, nitelemesi olmakla beraber, nedir bu başörtüsü yasağı ve bu yasağı, zulmü ne kadar görebiliyoruz diye düşünüyorum. Meseleyi siyasi, sosyal ve ekonomik açıdan ele aldığımızda, her nereden bakarsak bakalım, ortaya dipsiz, manasız ve temelsiz bir yasak çıkmaktadır. Bu yasak sadece kendinden olan ve derdi sadece kendi ile olan bir yasak olarak kalsa belki mesele daha anlaşılır olacaktır. Fakat bu top yekun bir zihniyetin ürünüdür ve o zihniyet ne kadar çağ dışı ne kadar statükocu olursa olsun şişirilmiş kavramlar ile çok yaldızlı olarak sürekli önümüze sürülmektedir.  Bu zihniyet her an bir köşede karşımıza çıkmaktadır. Biz bu zihniyeti deşifre etmekten bıktık, ama onlar hala pişkince sırıtmaktalar bir yerlerden bizlere.

 

Bu zihniyet halkı umursamayan, halka rağmen halk için en iyisini düşündüğünü zanneden zihniyettir. Bu zihniyet yaşlıya, kadına, erkeğe tipine göre muamele yapan zihniyettir. Gerektiğinde adliyede cezalardan ceza beğendirten istemediği şeyleri engellemek için olmayan kanunu sırtına ters bir kazak gibi giyen ve ondan çıkardığı manayı okula başlamamış çocukların bile aklına vicdanına sığdıramayıp rezil olan zihniyettir. Yasa koyucu, en iyi yorumlayıcı ve uygulayıcılık da kendini ölçü gören zihniyettir. Bir an birisine garezlenip, Devlet benim diye gaza gelen, bu gaza gelme ile asıp kesen, yetkisi varsa cezalandıran aşağılayan, ordu niye kılıcını çekmiyor bunlara, gerekirse yeni bir ordu kuralım diyen zihniyettir. Eline cop geçti mi, annesini, kardeşini düşünmeden halka hesapsızca sallayan zihniyettir bu. Bu zihniyet etrafa kin ve nefret saçarak, halkı ayrıştıran, öteleyen, medya organlarında  naralar atan zihniyettir.

 

Bu örümcek artığı zihniyet her kurum, her devlet birimi, her köşe başında karşımıza çıkabilir. Özel olarak bu zihniyet deyince aklımıza gelen; çok bağırgan medya mensupları, çok kaygılı para babalarının TV. deki vitrinleri, kalemini para ile, hele bu günlerde dolar ve euro ile sarıp yazı yazanlar. Papatya alıp darbe yapsam yapmasam, yapsam yapmasam diye kopara kopara emekli olan amcalar. “Ayışığı”nda, “Sarıkız” arayan, Anayasa Mahkemesi’nde bir şey iptal ettirince, siz iptal ettirttiniz gibi “alçak gönüllü” sözler söylerken nasılda riyadan kabına sığmayan zatları özel olarak hatırlamak zahmetine de katlanıyoruz.

 

On yıllardır başında değirmen taşları çevirtilen bu halk, kimin elinin kimin cebinde olduğunu, kimin din düşmanlığı güttüğünü, kimin yasakla, kimlerin kirli oyunlarını örtmeye çalıştığını görüyor. İstismarcıları, dayatmacıları, faşistleri, darbecileri, çetecileri… Hukuku kendine göre eğip bükenleri, siyasi odakları, inancımızı pazarlık malzemesine dönüştürenleri…

 

Şimdi soruyorum silere velev ki Anayasa Mahkemesi başörtüsünü yasaklasa bu bizi bağlar mı? Velev ki inancımız Anayasal bir yasak hale getirilse bu bizim başörtüsünden vazgeçmemizi sağlar mı? Asla, bir elimize ayı bir elimize güneşi verseler inancımızdan, örtümüzden vazgeçmeyeceğiz. Halka tepeden dikte edilen ne kadar uygulama varsa onun altında adı bulunan CHP, tek parti dönemini hasretle beklese de, yasakçılar toplum mühendislerine yeni bir halk modeli çizdirse de, tüm kurum ve kuruşlar bu zulmü körüklese de bu halkı kukla gibi kullanıp, bu zulmü ilelebet sürdüremeyecekler. İki seçim dönemi halkın kendisine yetki verdiği AKP Hükümetine bu meydanlarda haksız ve hukusuz bulduğumuz her fiil ve uygulamada eleştiren bizler ona yapılan hukuksuzluğu da, yarın başka bir partiye yapılınca da karşı çıkacak olan bizler, tıpkı dün bir başkasına yapılana çıktığımız gibi, Hükümete, bu hukuksuzluğu yapanlarla hesaplaş diyoruz. Hak ve adalet üzere olmayan tüm kişi, kurum ve merciler kendi elleri ile kendi sonlarını hazırlarlar. Bizler ise mücadele büyütür ve haksızlıklara bent oluruz.

 

4 yıldır bu meydanlarda haksızlık kimden gelirse gelsin karşısında durduk, kime yapılırsa yapılsın yanında olduk. Bu eylemler bizim için okul oldu. 4 yıl oldu…Öğrendik ki direnmek ve diri olmak ancak çalışmakla ve anmakla, unutmamakla, unutturmamakla oluyor.

 

Öğrendik ki günlük politikalardan çok insanlığın 10-20 yıl sonrasına yatırım yaptığımızı gördük. Nasıl ki bu günkü tablo geçmişin tohumu ise, bizde tohum ekmeyi öğrendik. Unutturulmuş köklerimize döndük. Artık olayları okumayı öğrendik. Biz lafını etmeyi değil, işini yapmayı öğrendik.

 

Yine öğrendik ki içimizdeki kor ne kadar sıcaksa, o kadar aklımız diridir. Biz o kora Filistin’i Çeçenistan’ı, Irak’ı Mora’yı  Lübnan’ı bastırdık. Ve yandı içimiz… Aklımız diridir, yüreğimiz kabarık. Zalime çelik, mazluma kadifeyiz… Biz korkutulmaya kalktıkça, korkulanız. Ve kalacaktır sözlerimiz, fiillerimiz mazluma kucak açacak nesillerin ellerine ve şahit olsunlar ki bırakacağız onlara bu direniş geleneğini.

 

 

Nigar Gümrükçüoğlu

MAZLUMDER Kocaeli Şube Başkanı

 

 

 

 

 

 


Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.