1. YAZARLAR

  2. Sedat Doğan

  3. Kobanî İzlenimleri - I
Sedat Doğan

Sedat Doğan

Hekib - Heybe
Yazarın Tüm Yazıları >

Kobanî İzlenimleri - I

A+A-

Kurban Bayramı 1. gün.

Arefe günü programımızın ana taslağı belli oldu. Ama henüz kesin bir netliğe kavuşturmamıştık.

Bayram sabahı öğlen sularına kadar çocuklara şeker dağıttıktan sonra kurbanlık ayarlamaya çıktım. Toplam bir saat içinde kurbanı aldık, kestik, bölüşümünü sağladık. Rabbim kabul eder inşallah. Yarısını eve ve misafirlere bıraktık. Geri kalan yarısını da Kobani sınırındaki kardeşlerimize götürmek üzere yola çıktık.

Sevgili dava arkadaşım, gönüldaşım Yusuf Ziya Döger hocamın kaptanlığındaki kamyonetle Kobani yolunu tuttuk. Saat 2,30 civarı yola düştük. Saat 17.52 de Suruc’a giriş yaptık. Heybetli siyah elbiseleriyle ilçe girişini tutan özel harekatçılar resmi polislerin güvenliğini mi sağlıyorlar yoksa ilçeye giriş yapacak olanlara gözdağı mı veriyor, doğrusu anlayamadık.

Suruca ilk defa gidiyorum.

Kobani ve sınırında din ve devlet adına iş tutan canavarlar insanlığı öldürüyorlar.

Dün gece Kobani sınırında idik. Kimse insanlığı ahmak yerine koyacak bir ahlaksızlık sergilemesin. Kobani sınırında insanlık can çekişiyor.

Biz hayatın içinden kareleri paylaştık. Bu kareler yalan söylemediğine göre, birileri insanlığın gözünün içine baka baka çok pis bir şekilde yalan söylüyor.

Azadî Hareketi ve Öze Dönüş Hareketi’ne mensup bir avuç gönüllü insan olarak bayramımızın ilk gününü Kobani-Suruç sınırının sıfır noktasında, IŞİD barbarlığından kaçan mazlum halkımızın arasında geçirdik.

IŞİD’in savaş vahşetinden kaçanların çoğu köylere, akrabalarının yanına sığınmışlar.

Gece geç saatlere kadar o köyleri tek tek gezdik. Elimizdeki çam sakızı çoban armağanlarını, yüreklerimizdeki sevgiyi onlarla paylaştık.

Elektrik, su, ısınma, barınma, yıkanma gibi temel ihtiyaçlar yok. İnsanlar yatak niyetine çul ve palaslarını toz toprak içinde yere sermiş, geceyi açık arazide geçiriyorlar. . Medyada anlatılan o şişirilmiş devlet sahipliği ve kucak açmışlığı kocaman boş bir yalan.

Gün boyunca otobandan Suruc’a girişe yasak konulmuştu. Eğer gönüllü halkın yardımları olmazsa orada çok feci şeyler yaşanacak...

Öze Dönüş'lü Urfalı kardeşlerimizden Rabbim razı olsun, çok güzel organize olmuşlar. Hem olayın başlangıcından beri bu yardımın içindeler hem de oralı olmanın avantajıyla araziyi çok iyi tanıyorlar. . Bize rehberlik etiler. O mazlumlar için önceden çadırlar kurmuşlar . Gönüllü birkaç güzel yürekle mazlumlara çok güzel bir hizmet sunuyorlar.

O mazlumlara daha yakın olmak için geceyi orada geçirdik. Bu gün de onlarlayız. Daha sonra detaylı fotoğraf ve yazılarımızı dostlarımızla paylaşacağız inşallah..

Bütün halkımıza, ben insanım, hele, ben dindarım, müslümanım diyerek insanlara sanal bir din satarak, Allah rızası için mazluma bir dirhemlik el uzatmayan; şeytana, IŞİD canavarlarına, onların destekçilerine bir çakıl taşı bile atmadan işleri güçleri mazlum insanlara, mağdurlara çatarak, iftira atarak onları kafir ve cehennemlik ilan edenlere; ben devrimciyim, eşitlikçiyim, ben ekolojik çevreciyim, ben "türkiyelileşerek güzelleşeceğim" deyip insanlara sanal bir devrim ve insanlık ütopyası satanlara açık çağrımızdır:

Buyrun, hiç zaman kaybetmeden Kobani sınırına gelin, IŞİD canavarlığından kaçan o mazlum Kürdlerin halini, burada yaşanan insanlık dramını, her şeyi gözlerinizle görün. İnanın eğer yüreğinizdeki o temiz insanlık damarı hala ölmemişse, bütün ezberleriniz patır kütür yıkılacak. Pek çok şeyinizi değiştireceksiniz. Kiminiz toz bile kondurmadığınız o kutsal devletinize demediğinizi bırakmayacaksınız.
Kiminiz gerçeklerden uzak romantik devrimlerinize, kiminiz bu zulüm ve sefaletin kaynağı benim dinim ise ben bu dine isyan ediyorum diyeceksiniz. Çünkü bu zulmü üretenler İslam’ın adını kirleterek, ben Müslümanım diyen canavarlar;  çünkü o haliyle Kobani’den getirilen 92 yaşında, sırtı iki büklüm, gözleri bile görmeyen bir nene bizlere şöyle sesleniyordu: Kobani düşüp IŞİD buraya gelecekse bunca yıldır kıldığım namaz, tuttuğum oruç boşa gitmiş... demektir. Allah’a yalvarıyorum,IŞİD’in yapacağı namussuzlukları görmeyeyim de, tez elden canımı alsın... Ölüm benim için daha şerefli olacak… Söyleyin çocuklarım, Kobani düşmedi değil mi?...”

Kobani sınırında insanlık can çekişiyor.Kürdler devletsizliğin ceza ve ceremesini bir kez daha en ağır bir şekilde çekiyorlar...Ya Rabbim, bu mübarek Kurban sabahında abdestli bir yürekle Sana yalvarıyorum; Sen bu mazlum halkı merhametinle bu perişanlıktan kurtar. Onları yer ve yurtlarından süren, onları insanlık onurunu inciten bu sefalete mahkum edenleri ve bu zulmün gizli-açık destekçilerini o kahhar gücünle kahr u perişan eyle. Biz acizlerin amellerini kabul eyle ya Rabb...


haberdiyarbakir


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.