1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Kızları ve şehzadeleri öldürmek
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Kızları ve şehzadeleri öldürmek

A+A-

Cahiliye çağında kız çocukları istenmediği için diri diri toprağa gömülürdü.

 
 

Araplar namusa düşkün olduklarından yoksulluk sonucu veya savaşta esir düşmesi halinde kız çocuklarının namuslarının kirletilmesine tahammül etmezlerdi. Kur’an-ı Kerim, yoksulluk sebebiyle çocukların öldürülmesini (ve bu çerçevede mücbir sağlık sebebi yoksa istenmeyen gebelik adı altında kürtajı) yasakladı. Ancak kız çocuklarını istememelerinin sebebi bundan ibaret de değildi. Arapların iki geçim kaynağı vardı, biri ticaret, diğeri savaş ve baskınlarda elde edilen ganimet malları. Her iki etkinlikte de kadınların rolü yok gibiydi, bu yüzden erkek öndeydi. Erkek hem ailesine bakar, hem kabilesinin şeref ve onurunu üstlenirdi.

Rivayetlere göre Araplarda ya kızlar belli bir yaşa geldiğinde babaları tarafından badiyeye götürülüp kazılan çukura gömülürdü veya kız çocuğu doğuracağını anlayan anne, doğurduğu çocuğu önceden kazılan çukura atıp gömerdi. Bu trajik olay, bir hadiste şöyle anlatılmaktadır: “Bir adam Allah’ın Elçisi’ne geldi ve cahiliye döneminde şöyle yaptığını anlattı: Küçük bir kızım vardı, beni çok severdi. Çağırdığım zaman koşarak yanıma gelirdi. Bir gün yine onu çağırdım, koşa koşa yanıma geldi. Onu yanıma alarak yolda rastladığım bir kuyuya elinden tutarak attım. Kulaklarıma gelen son sözleri ‘Babacığım, babacığım!’ diyen çığlıkları idi. Bunları duyunca Allah’ın Elçisi’nin gözlerinden yaşlar aktı. Orada hazır bulunanlardan biri ‘Ey adam, sen Allah’ın Elçisi’ni üzdün’ dedi. Allah’ın Elçisi, ‘Ona engel olmayın. Neler hissettiğini anlatsın,’ dedi, olayı bir daha anlatmasını buyurdu. Adam olayı yeniden anlatınca Allah’ın Elçisi, sakalı ıslanıncaya kadar ağladı. Sonra ona cahiliye döneminde yaptığın için seni Allah affetti, kendi hayatına yeniden başla’ diye buyurdu.” (Daremi, Sünen, Bab: 1.)

Kur’an-ı Kerim, çarpıcı bir üslupla kıyamette, diri diri toprağa gömülen kızın hesabının sorulacağını belirtir: “Ve ‘diri diri toprağa gömülen kızcağıza’ sorulduğu zaman: “Hangi suçtan dolayı öldürüldü?”  (81/Tekvir, 8-9.) Anlamı şudur: Yüce Allah kız çocuklarının fuhşa sürüklenmesi, kadınların savaş esiri olması veya yoksul düşmesi ihtimalini onların öldürülmelerine sebep görmüyor, aksine bunun bir cinayet, ağır bir suç olduğunu bildiriyor. Kadın ve erkek arasındaki üstünlüğün de kriteri “ticaret ve savaş ganimeti” elde etmek değil, “takva”dır. Kız çocuklarına karşı söz konusu caniyane muameleler modern zamanlarda da devam etmektedir. 2011 yılında açıklanan verilere göre, istenmeyen kız çocuklarından kürtaj yoluyla öldürülenlerin sayısı 163 milyona baliğ olmuştu. Sayılan sebeplerle kız çocuklarının öldürülmeleri nasıl cinayet ise ileride devlete talip olur, iktidar kavgaları devletin bölünmesine sebep olur, diye çocuk yaştaki şehzadelerin öldürülmeleri de cinayettir. Muhtemel bir suçun cezası peşin verilmez. Bir şehzade potansiyel olarak hanedana ortaktır ama fiili olarak tahta geçip geçmeyeceği, buna istekli olup olmayacağı belli değildir. Tahakkuk etmemiş bir suçun cezası, suçun potansiyelini taşıyan kişiye, daha kundakta iken, hukuken mükellef bile değilken çocuğa ödetilemez. Şehzadeler arasında iktidar kavgaları yüzünden devletin bölünme tehlikesini bertaraf etmenin yolu birkaç kadından onlarca çocuk doğurup boğdurmak değildir. Bu tehlike, padişah bir hanımdan veya cariyeden bir erkek çocuk doğduğunda bir daha çocuk olmaması için şer’i tedbir alması yani gebeliği mesela azl yoluyla önlemesiydi. Devletin bekası için evlat veya kardeş katli, siyasi kültürümüze ‘devletin her türden hukuk dışı müdahalesi’ni makbul ve mümkün yol gösterilmesini sağlamıştır. Hâlâ bunun acısını çekiyoruz. Devletin bugün de süren hukuk dışı uygulamaları, süren töre ve namus cinayetleri Müslümanların tarihte Kur’an’a göre amel etmediklerini göstermektedir.

TEŞEKKÜR: Dört damarımın değişmesinin üzerinden 10 sene geçtikten sonra geçen hafta biri daha tıkandı. Başarılı bir müdahale ile açıldı, iki stent takıldı. İki değerli bilim adamı ve hekim Deniz Şener ve Suavi Tüfekçioğlu’na, diğer hekim ve personele, beni arayan ve dua eden dost, akraba, arkadaş ve okurlarıma, gönül dostlarına teşekkür ederim. Ölümümüz ve hayatımız âlemlerin Rabbi yüce Allah’ın elindedir. “Muhakkak ki Allah’a aitiz ve O’na döneceğiz.”


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.