1. HABERLER

  2. MAARİF

  3. Kıyamet Depremleri / Maarif
Kıyamet Depremleri / Maarif

Kıyamet Depremleri / Maarif

A+A-

 

 

Kıyamet çok şiddetli sarsıntılarla gerçekleşecek. Kıyamet günü eşiğinde çok sarsıcı olaylar vuku bulacak ve bu olaylardan bazılarına Kur’an-ı Kerim’de değinilmiştir. Bu olaylardan biri, tüm âlemi sarsacak olan depremler ve şiddetli sarsıntılardır. Hac suresinin 1. ve 2. ayetinde mealen şöyle buyruluyor:

 

“Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kıyamet sarsıntısı gerçekten büyük bir olaydır.

Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirdiği çocuğu unutacak, her gebe kadın karnındaki çocuğu düşürecektir. Ve insanları sarhoş olmadıkları halde sarhoş gibi göreceksin; çünkü Allah’ın azabı (kıyametin dehşeti) çok çetindir!”

Âlemdeki tüm varlıkların mevcut düzenini alt üst edecek olan bu büyük deprem ve sarsıntı, Kur’an-ı Kerim’in diğer bazı ayetlerinde de zikredilmiştir. Örneğin vakıa suresinin 4 ve 5. ayetinde şöyle buyruluyor mealen:

“Yeryüzü şiddetli bir sarsıntıyla sarsılınca ve dağlar, paramparça olunca.”

Bu anlam yine Müzzemmil suresinin 14. ayetinde şöyle beyan buyrulmuştur:

“O gün, şiddetli bir sarsıntıyla yeryüzü ve dağlar sarsılır ve hepsi de esintiyle tozan kum yığınlarına döner.”

Kıyamette Dağların Durumu

Bellidir ki, böyle bir deprem yeryüzünün düzenini alt üst edecek ve ilk etapta dünyanın çivileri mesabesindeki dağları darmadağın ederek yok olmasına

sebep olacaktır. Dünyayı saracak olan şiddetli depremler, dağların yerinden oynamalarına ve dağılmalarına yol açacak şekilde dağları da şiddetle sarsacaktır. Hakka suresinin 14. ayetinde şöyle buyruluyor:

“Ve yeryüzü ve dağlar, bir kerecik birbirlerine çarpıp dağılınca.”

Yine Tur Suresinin 10. ayetinde mealen buyruluyor:

“Ve dağlar, yerlerinden oynayıp yürür.”

Müzzemmil 14. ayet:

“…ve dağlar sarsılır ve hepsi de esintiyle tozan kum yığınlarına döner.”

Vakıa 5 ve 6. ayetler:

“Ve dağlar, paramparça olunca. Dağılmış zerre zerre toz haline gelince.”

Karia 5. ayet:

“Ve dağlar, atılmış renkli pamuklara döner.”

Nebe 20. ayet:

“ve dağlar yürütülmüş, serâba dönmüştür.”

Taha 106. ayet:

“Yeryüzünü dümdüz bir hâle getirir.”

Kıyamette Denizlerin Durumu

Kıyamet eşiğinde tüm denizler ve okyanuslar bütün enginliğine ve genişliğine rağmen kabararak coşacak. Kur’an-ı Kerim bu hususta İnfitar suresinin 3. ayetinde mealen şöyle buyuruyor:

“Denizler kaynayıp fışkırtıldığı zaman,”

Yine Tekvir Suresinin 6. ayetinde mealen şöyle buyruluyor:

“Ve denizler, coşup kabarınca.”

Tüm bu ayetler kıyamet günü vuku bulacak olayların, tasavvurun çok ötesinde olacağını gösteriyor.

Güneş, Ay ve Yıldızların Sönmesi

Kıyametin yaklaştığını gösteren alametlerden bir başkası da Kıyamet esnasında güneş, ay ve yıldızların artık aydınlığını kaybetmesi ve karanlığa boğulmasıdır. Kur’an-ı Kerim Tekvir Suresinin 1 ve 2. ayetlerinde mealen şöyle buyuruyor:

“Güneş dürülüp karardığında, yıldızlar dökülüp söndüğünde;”

Yıldızların karanlığa bürünmesi ve sönmesi gerçekte onların yok olması anlamındadır.

Yine Mürselat Suresinin 8. ayetinde mealen şöyle buyruluyor:

“Yıldızların ışıkları sönünce.”

Yıldızların ışığının sönmesi ve onların yok olması Kur’an-ı Kerim’de diğer bazı ayetlerde de zikredilmiştir. Örneğin Kıyamet Suresi 7 ila 10. ayetlerde mealen şöyle okuyoruz:

“Ve şaşırıp gözler dikilince. Ve ay tutulunca. Ve güneşle ay birleştirilince. O gün insan, kaçacak yer neresi diyecektir.”

Bu ayetler semadaki düzenin alt üst olacağını ve yıldızların yok olacağını ifade etmektedir. Nitekim saman yollarında en ufak bir düzensizlik ve yıldızların çarpışması tüm sistemin düzenini alt üst eder ve Kur’anı Kerim’in tabiriyle nihayet onlar dağılır ve dökülürler.

Göklerin Yarılması

Kıyamet günü arifesinde vuku bulacak olaylardan bir başkası da göklerin yarılması ve tüm düzenin alt üst olmasıdır. Kur’an-ı Kerim bazen göklerin bozulmasından, göklerin yarılması şeklinde söz etmekte, bazen yine yarılmak

anlamında olan “infitar” kavramını kullanmakta ve bazen de daha farklı tabirler kullanmaktadır. Nitekim İnfitar Suresinin 1. ayetinde mealen şöyle buyruluyor:

“Gök yarılıp çatlayınca.”

Yine Hakka Suresinin 16. ayetinde mealen şöyle buyruluyor:

“Gök de yarılmış ve artık o gün o da çökmeye yüz tutmuştur.”

Furkan Suresi 25. ayette de şöyle buyruluyor:

“Ve o gün, gök yarılıp beyaz bir bulutla örtülecek ve melekler, boyuna indirilecek.”

Kısacası gezegenler ve samanyolları dünyanın sonunda ardarda patlamalarla yarılacak, dağılacak ve yok olacaklar.

Bazen bu anlam yine yarılmak anlamında olan “fatere” tabiriyle de ifade ediliyor. İnfitar Suresinin 1. ayeti

“Gök yarılıp çatlayınca.”

Yine Müzzemmil Suresinin 18. ayetinde şöyle buyruluyor:

“Göklerin paramparça olacağı”

Yine Kur’an’da başka tabirlere de rastlıyoruz bu hususta. Mesela Tekvir Suresi 11. ayette mealen şöyle okuyoruz:

“Gökyüzü (yerinden) sıyrılıp koparıldığı zaman,”

Kur’an’da muhtelif ve farklı tabirlerin kullanılması belki de daha başka önemli diğer bir takım olayların vuku bulacağının belirtilmesi içindir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de bir yerde “ferec” kavramı, “fatara” kavramı anlamında kullanılmıştır. Mürselat Suresi 9. ayetti şöyle buyruluyor:

“Ve gök yarılınca.”

Diğer bir takım ayetlerde de yarılma ve patlama olma anlamında değil, bilakis onun gereği paramparça olma ve dağılma anlamındadır. Örneğin Tur Suresi 9. ayette şöyle buyruluyor:

“O gün gök şiddetle sallanıp çalkalanır.”

Kuşkusuz bu şiddetli sallanmanın gereği dağılma ve parçalanmadır. Yine Mearic Suresinin 8. ayetinde şöyle buyruluyor:

“Dağlar da atılmış renk renk yün gibi dağılır.”

Veya Enbiya Suresi 104. ayette şöyle okuyoruz:

“Biz o gün göğü, kitap sahîfelerini dürüp büker gibi dürüp bükeceğiz; önce nasıl yaratmaya başladıysak tekrar yaratacağız, bu, vaadimizdir bizim ve gerçekten de yapacağız bunu, gücümüz yeter yapmaya.”

Bu ayetten de anlaşıldığı gibi dünyanın sonunda yaratılış bir kitap sayfası gibi dürülecek ve yaratılıştan önceki konumuna tekrar geri dönecek, yeniden eski düzen harabeleri üzerinde yeni bir düzen inşa edilecek ve kıyamet başlayacaktır.

Kısacası sonunda bu âlem de çok şiddetli sarsıntılar ve büyük olaylar sonucu dağılacak ve yok olacaktır ve yeryüzü de dağları ve denizleriyle birlikte bu şiddetle sarsıntı ve patlamalarla darmadağın olacak ve buhar kütlesine dönüşecektir. Tüm değişimler ise (Sur’un üflenmesiyle) semavi bir kükreyiş ve feryatla başlayacak ve mevcut düzenin alt üst olması, dağılmasıyla da son bulacaktır.

♦  Ufkumuz maarif grubu tarafından tedvin edilmiştir.

 

                 

 

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.