1. YAZARLAR

  2. Mehmet ALTAN

  3. Kışkırtıcı ajanları telefonla mı çağırıyorlar?
Mehmet ALTAN

Mehmet ALTAN

Mehmet ALTAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Kışkırtıcı ajanları telefonla mı çağırıyorlar?

A+A-

Dün gene deli bir gündü... Başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere siyasal iktidarın sözcülerinin epeydir “üstünlerin hukuku değil, hukukun üstülüğü” vurgusu yapmalarına rağmen...

... “askerlerin hukukuna” çarpan Balyoz Davası, Türkiye’de “ikili zirveler” sayesinde hukuksal süreçlerin çıkmaza nasıl sürüklenebileceğini gösteren güzel bir örnek haline gelmekteydi...

Mahkemenin “yakalama emri” bir yanda, elini kolunu sallayarak dolaşan “darbe sanıkları” diğer yanda idi.

Partiler arasında polemik bir amorti vermiş, CHP darbe nedeni olarak kullanılan 35. Madde’de tadilat önerisini Meclis Başkanlığı’na iletmişti. Şimdi AK Parti’nin daha radikal ve acil bir adım atması beklenmekteydi.

Ama mesaimin en yoğun kısmını, derin devletin “iç savaş kıvılcımını” tutuşturmaya çalıştığı Hatay’ın Dörtyol İlçesi’ndeki durum aldı.

Konuyu dipli köşeli araştırmaya daldım.

***

Bu yılın hemen başında, bir kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan olayın ertesinde, olayın Türk-Kürt çatışmasıymış gibi gösterilmesinin çok anlamsız olduğunu vurgulayan Dörtyol Kaymakamı Hayri Sandıkçı’nın, ilçenin huzurunu kaçırmak isteyen provokatörlere kesinlikle fırsat vermeyeceklerini söyleyen bir mesajına rastladım.

4 Mayıs 2009 tarihinde ise Özerli Mahallesi’nde “mühimmat” bulunduğunu okudum. Tüm uğraşlarıma rağmen bulunan mühimmat ile ilgili soruşturmanın akıbetini öğrenemediğim gibi, mühimmatın kim ya da kimlere ait olduğuna dair bir bilgiye de erişemedim.

29 Mayıs’ta Antakya’ya bağlı Kisecik Köyü’ndeki bir maden ocağına roketatar ve uzun namlulu silahlarla yapılan saldırıda bir özel güvenlik görevlisinin yaşamını yitirip, ikisinin de yaralanması...

31 Mayıs’ta İskenderun İlçesi’nde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı İlboğa Kışlası İkmal Destek Komutanlığı’nda nöbet değişimi yapan askeri kamyonete yapılan ve altı erin şehit, yedisinin de yaralandığı roketli saldırı...

8 Haziran’da Serinyol İlçesi dağlık alanındaki maden ocağından kaçırılıp, akşam saatlerinde serbest bırakılan iki işçi...

Ve son olarak dört polisin şehit olması.

Hatay’ın, özellikle de Dörtyol’un, “toplumsal çatışma” çıkarmak isteyenler tarafından “pilot bölge” olarak seçildiği aşikâr.

***

Nitekim...

Dörtyol’un MHP’li Belediye Başkanı Fadıl Keskin Anadolu Ajansı muhabirine şunları söylüyor:

“70’li yıllardan beri buraya Güneydoğu’nun her köşesinden mevsimlik işçiler gelirdi. Çadırlarda kalırlardı. Sonraları şimdi Mezbahanelik denen bölgede ev yapmaya ve yerleşmeye başladılar. Yıllardır huzur içinde yaşıyorduk. Kız alıp kız verdik... Ancak son dönemde art arda şehit vermeye başladık. İnsanımızda haklı olarak bir hassasiyet oluştu. Son olayda o hainler dört polisimizi katletti. Halkımız demokratik tepkisini gösteriyordu. Fakat maalesef kontrolden çıktı.” 

Peki, nasıl çıktı?

“Emniyet yetkilileri, Dörtyol’da da İnegöl’de olduğu gibi birçok gencin telefon ve mesajlarla sokağa çağırıldığını söylüyor.” 

Önceki gece toplanan yaklaşık 200 kişinin içerisinde Osmaniye, Hatay merkez, Erzincan ile çevre kentlerden gelenlerin olduğu ve bu kişilerin Doğu ve Güneydoğulu vatandaşların yaşadığı Yeşil Mahallesi Mezbaha Mevkii’ni basacakları öğrenilmiş...

***

“Irkçı bir fısıltı gazetesi” çatışma eşiğine getirilmek istenen karşıtlığın en temel gıdası.

Ama bunca kolay “gaza gelmenin” ekonomik bir alt yapısı da gergefini epeydir örmekte.

Hatay’ın nüfusu 1 milyon 448 bin kişi, nüfusun dörtte birini Güneydoğu’dan son yıllarda daha da hızlanarak artan göç edenler oluşturmakta.

Ne var ki 2010 yılı itibariyle Hatay’da nüfusun ancak yüzde 46,6’sı çalışmakta...

Anlaşılan sokaktaki provakatif “ırkçı fısıltı radyosunun” en sıkı takipçisi de bu “hayata öfkeli” olanlar... Onlar sokaklardaki hareketlenmenin figüranlarını oluşturuyorlar.

***

Dörtyol’da “acaba çatışma çıkar mı” diye, ırkçı damarları kaşıyanlar var ya...

Onlara anlamlı yanıt veren ve buraların “çok kültürlü tarihsel yapısını” somutlaştıran bir de tarihsel bilgiye rastladım.

Ankara Anlaşması’nı takip eden günlerde buranın Ermeni halkı Dörtyol’u terk etmiş; tarihler göç edenlerin sayısını yedi bin civarında vermekte...

1926 yılından sonra Dörtyol’dan giden Ermenilerin yerine Yunanistan’dan, Girit’ten, Bulgaristan’dan, Arnavutluk’tan muhacir göçmenler buraya yerleştirilmiş.

***

Yıl 2010...

Henüz “insan”a ve onun ulus-devletlerdeki güvencesi olan “vatandaşlık” kavramına erişemedik...

Din, ırk, mezhep hala “insan” algısının önünde.

Derin devlet provokasyonu da, her türlü sosyo-ekonomik zaafı yanına almış kaşıyıp duruyor.

Amaç toplumsal çatışma çıksın ve askerileşelim.

Ve demokratikleşme de, Balyoz Davası gibi taca çıksın.

Çok uyanık olmanın zamanıdır...

Önceki ve Sonraki Yazılar