1. YAZARLAR

  2. Murat BELGE

  3. Kışkırtan
Murat BELGE

Murat BELGE

Taraf Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kışkırtan

A+A-

Dünkü (Cumartesi) Taraf’ın ilk sayfasında manşet: “Başbakan kışkırtıyor”! Evet, doğru. Gözümüzün önünde cereyan eden olay, aynen bu.


Aynı gazetede bunun kadar büyük puntolu olmasa da, bunun üstünde yer alan bir manşet daha (“sekiz sütuna” dediklerinden): “Babalar provokasyonu bozuyor”. Kim bozuyor, nasıl bozuyor? Okuyoruz ki öldürülen iki genç insandan birinin babası öbür gencin babasına telefon etmiş, baş sağlığı dilemiş; kendi oğullarının sırtından siyasî nefret üretilmesi tuzağına düşmemek konusunda, aralarında anlaşmaya varmışlar.


Gene dünkü Taraf’ta, bu sefer baş sayfanın daha aşağısında, bir haber, bir başlık daha dikkat çekiyor: “Yalvarmış ama durduramamış” deniyor. Kim yalvarmış, neyi durduramamış? Muammer Güler’in fotoğrafı; “Başbakan’a yalvardım, yakardım,” diyor; Gezi olayları sırasında, İçişleri Bakanı olan Muammer Güler: “Nuh diyor, peygamber demiyor.”


Bu iki haberin arasında yer alıyor “Başbakan kışkırtıyor” manşeti ve bu iki haberin arasında Başbakan’ın nasıl bir iş yaptığı daha da çarpıcı biçimde belirginleşiyor.


İki kayıp gencin babaları birbirlerine telefon eder, baş sağlığı diler, birkaç gazete bunu manşete taşıyabilir. Ama bir günlük iş bu. Yarın da yığınla gürültü patırtı arasında unutulur gider. Ama Başbakan, başbakan... O her gün dolaşıp sesinin son avazında bağırmaya devam ediyor, edecek. Toplumu geriyor, gerecek. Düşmanlık tohumları ekiyor, ekecek.


“Taban” dediğimiz bir düzeyi var ya, toplumun... Oradan dünyaya bakıldığında, birbirine çok benzeyen insanlar görürsünüz. Her yerde, üç aşağı beş yukarı, bu durum böyledir. Kadıköy- Kartal tren hattında iki kişi çıkmış, bir süre ortalığı terörize etmiş. Bunlar “tek bayrak, tek millet” yollu bağırıyorlarmış. Ölen ikinci genci vuranlar ise ellerinde silâh, ateş ede ede yürüyorlarmış. Burak Can’ı vurup öldürmüşler. Onların da DHKP-C’li olduğunu o örgüt adına birileri ilân etmiş. Bana göre bunun hepsi aynı insan malzemesinden çıkıyor. Türkiye toplumunda “taban” dendiğinde “şiddet” ön planda yer alıyor, çünkü şiddeti mahkûm eden bir felsefe, bir etik yok. Burada şiddeti alıkoyan en güçlü etken, “Ya karşı taraf benden daha dişli çıkarsa” korkusu. Ama bunun da yeterince güçlü olmadığını yetmişlerin ikinci yarısı boyunca yaşayarak öğrenmiştik.


Onun için, Başbakan’ın öldürülenlerden birinin bilyeleriyle uğraşırken öbürünün “vatan sağolsun” dediğini söylemesi, hele hele “yavrumuzu” “Kılıçdaroğlu’nun illegal cellâtları”nın öldürdüğünü iddia etmesi, olgusal bakımdan yanlış olduğu kadar, etik açısından da yanlış. Aslında olmayan bir ayrımı Başbakan bizzat kendi eliyle yaratmaya çalışıyor. Ve gene aslında olmayan ittifaklar, “cephe”ler kurarak bir kan davasının tohumlarını ekiyor.


Başbakan’ın “doğru konuşmak”la ilişkisini, “camide içki içtiler” ve “bacımıza ...” söylemlerinden biliyoruz. Taifesini çileden çıkarmak için birilerinin camide içki içmesinin bir faydası olacaksa, içmiş içmemiş önemli değil, Başbakan içiriyor. “Dağ sana gelmiyorsa sen dağa git,” denmiştir. Ama varolan koşullarda dağa gitmek zor olabilir. O zaman , “Dağ bana geldi,” dersin; hele gözlerini aça aça, bağıra bağıra söylersen, daha da inandırıcı olursun.


Niye yapıyor Başbakan bunları? Herhalde “rasyonel” bir açıklaması var. Olsa gerek. Belli ki bu gerginliğin kendi geleceğine yararı olacağına inanıyor; yaratılan ve üstüne benzin dökülen bir gerginliğin ne gibi denetlenemez sonuçlara yol açabileceğini ise, umursamıyor.


Dolayısıyla, bir mantığa göre belirlenmiş bir hedefe götürecek yol olarak seçtiği bu yolun kendisinin “rasyonel” olduğunu düşünmüyorum. Hedef seçim kazanmak olabilir elbette. Ve bu gerilim, seçimi kazandırabilir de. Seçimi kazanırken nelerin kaybedildiği belli ki Başbakan’ın umurunda değil. Başka kimse de düşünmüyor mu işin bu kısmını?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.