1. YAZARLAR

  2. Mehmet Arı

  3. Kişilik Eğitimi Üzerine
Mehmet Arı

Mehmet Arı

Yazarın Tüm Yazıları >

Kişilik Eğitimi Üzerine

A+A-

         İslami hedefler ortaya koyan cemaatler,  kendilerini diğer cemaatlerden ayıran yapının kişilikli insan yetiştirmek olduğunu ifade eder. Her cemaat bu konuda kendini diğerlerinden üstün görür. Oysa tüm cemaatlerin halka dönük sohbet çalışmaları birbirlerine yakın bir şekilde yapılmaktadır. Tefsir, kuran ve hadis ortak paydasında yıllarca süren sohbetlerin, bilgi açısından farklılık arz etsede kişik konusunda farklılık oluşturması zor görünmektedir.  Aynı yöntemler kullanılarak yapılan sohbetlerin sonuçlarının birbirinden farklılık arzetmesi zor görünmektedir. Bazı cemaatler okumaya daha fazla değer verirken, diğer bir kısmı ise akademik kariyer peşinde olmaktadır.  Sonuç oarak cemaat sohbetleri bilgi odaklı olmaktadır. Haftada bir eğitim veren sohbetler kişilerden yapılması gerekenleri isterken, kişilerin neyi nasıl yapması gerektiği genel olarak kimse anlatılmaz.

     Bu durumu bir örnekle somutlaştıralım. Cemaatler üyelerinden zamanlarını boşa geçirmemelerini bunu değerlendirmelerini  ister. Biz buna yapılması gereken olarak ifade edebiliriz.  Soyut bir durumdur. Oysa cemaatlerin yapması gereken soyut hedefler yerine somut elle tutulabilir hedeflerdir. Çünkü boş zaman kavramı bunu değerlendirme yöntemi kişiden kişiye değişir. Önüne somut hedef konamayan birey yıllarını hedefini somutlaştırmaya uğraşırken zamanın geçtiğini farketmez. Boş zaman kavramını şu şekilde somutlaştırabiliriz. Eğer gününün bir saatini değerlendirise liseyi bitirebileceğini iki saatini değerlendirirse üniversiteyi kazanabileceğini meslek sahibi olabileceğini ifade edebiliriz.  Başka bir örnek şu hadiste bulunmaktadır. İki günü aynı olan ziyandadır. Aynı zamanda Allah rızası kavramı ve İslami hareket kavramı da soyut ifadelere örnek verilebilir. Bu kavramlar somutlaştırılmadığı sürece bireyin zihin dünyası berraklaşmayacak ve neyi nasıl yapacağını öğrenemeyecektir. Cemaatlerin kişilik eğitimi de bizim verdiğimiz örneğe benziyor. Tüm cemaatler kişilikli bireyden sözeder veya herkes öz eleştiri yapılması gerektiğini ifade eder. Öz eleştiri yapan cemaate ise rastlanmaz.  Bunlar soyut ifadelerdir. Somut kısmını ise kimse ortaya koymaya yanaşamz.

     Yıllar boyunca sohbetlere  katılan kişilerde değişen durum genelde kişinin namaz kılması, oruç tutması ve zekat vermesi oluyor. Ticaretinde hile olan, yalan söyleyen biri yıllar geçtikten sonra namazlı, oruçlu ticaretinde sağlam olmayan biri oluyor.  Bunu şuna dayandırabiliriz. Hepimizin bir karekter yapısı bulunmaktadır. Edindiğimiz her deneyim, bilgi birikimi bizim var olan karekterimezi daha da pekişmektedir. Kişinin ticretinde eksiklik varsa, hacca gidip döndüğünde bunu kendi usulsüzlüğüne alet etmektedir. Eğer birey ufku açık, karekterli bir yapıya sahip ise ufku daha fazla genişletmektedir. Lakin ufku açılmamış zihniyet olarak mutaassıb ise yaptığı her eylem, bilgi, gezi onun tassubunu arttımaktadır. İnsanların gittiği gezilerden daha da mutaassıb dönmesinin bir nedeni de budur. Her deneyim onun zeminini daha güçlendirmektedir.

     İslam dini ahlak dini olması hasebiyle islama girmiş kişlerde uzun yıllar boyunca ahlaki güzelleşme beklememiz olağandır.  Eğer islam toplumların ahlakını düzeltemeyecekse  onun gönderişinin de bir anlamı olmayacaktır. Genel  olarak müslüman olan bir toplum üstelik çoğuda dini cemaatlerin sohbetinde geçmiş bir toplum ahlaki kamilleşme neden yaşanmamaktadır.  Ahlaki olgunluğa ulaşamayan toplumlarda hedeflerinin olmaması doğaldır. Ahlaki olgunluk kişilik olarak ifade etmekteyiz. Olgunluğa erişemeyen bireyler pimi çekilmiş bir bomba gibidir. Davranışalrını önceden kestirmemiz çok zordur. Bir yola çıktığımızda bizi ayrı yolda bırakması, hatta hiyanet içinde bulunup canımıza kast etmesi olağan bir durumdur.  İlim sahibi olup ilmini satması, müslümanlara karşı müslüman olmayanlarla ittifak kurması olağan bir durumdur. Hz. Muhammedin emin sıfatının kazanmasının sırrı burada yatmaktadır. Eminlik sıfatı davranışlardaki netliği ifade etmektedir. Çünkü müslüman olsun, müşrik olsun hristiyan vs. Olaylar karşısındaki tavrını bilmekte idi.

     Geçen yazımızda kişilik oluşturmanın oruç, namaz gibi ibadetlerden daha ziyade bilinç ile ilgili bir durum olduğunu ifade etmiştik. Olgunlaşmanın hataları görmek ve farketmekle ilgili olduğunu, hataları görmeninde düşünme ve tespit ile ilgili olduğunu ifade etmiştik.  Kişilik geliştirmenin farklı yöntemleri olacaktır. Lakin temel esas hiç bir zaman unutulmamalıdır. Kişide sorgulama yöntemini oluşturmaktır. Bunun için modern eğitim ve klasik eğitim yöntemlerinden biri tercih edilebilir. Herkese bilinç kazandırmanın zorluğu da ortadadır. Bu durumda bilinçli kişi yerine ahlaki erdemleri insanlara kazandırma yoluna gidilebilir. Bu durumda ahlaki erdemler sık tekrarlarla kişilere nakşedilebilir. Bir şeyin kalıcı olabilmesi için bir kere okumak ve bir-iki tekrar etmekle elde edilecek bir durum değildir. Davranışlarda kalıcı bir durum isteniyorsa; eğitim yıllara yayılarak sık tekrarlar eşliğinide kazandırılabilir. Bu durumda sorgulayan bir birey ortaya çıkmayabilir; lakin davranışalrına baskı yaparak kişiyi daha erdemli davranmaya iten bir alt yapı oluşturulabilir. Nitekim Kuran-ı Kerimde ahiret, tevhid ve ahlaki durumlar sık sık tekrarlanmaktadır. Temel konularda kutsal kitabın bu kadar sık tekrara dayanmasının da bir hikmeti bu olsa gerekir diye üşünüyorum.

                Bilinçli bir kişiliğin temelinde yine ahlaki erdemler ve o erdemleri nasıl kullanması gerektiği yatmaktadır. Sadece erdemleri öğretmek soyut bir ifade olacağı için onları nasıl ve nerde kullanmasını öğretmek eğitimin temel hedefi olması gerekmektedir. Okutulacak derslerin konu konu işlenmesi, anlatma yöntemi ise eğitici tarafından anlatmak yerine dersin başlangıcında konu ile ilgili fikirler sorularak kişinin bilgi ve bilinç düzeyi öğrenilebilir. Bu durumda kişilerin hem kendilerini sorgulama ve eksikliklerini görmesi sağlanabilir. Aynı zamanda ders sonunda tekrar sorular sorularak sohbetten alınan verimi ölçeebiliriz. Bir başka yöntem ise konu antatımı sürecinde sorgulayıcı sorular sorarak kişide sorgulama meydana getirebiliriz.Bu durumu şu hadis üzerinde göstermeye çalışalım. Ben, ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim. Eğitim sistemimizde kişilerin düşünme yetisini geliştirmek üzere olduğundan kişilere bu hadis ile bir kaç soru sorarak sorgulamayı öğretebiliriz.  Peygamber, neden güzel ahlakı tamamlamak için gelmiştir. Güzel ahlakın peygamberin misyonundaki önemi, güzel ahlak sahibi olmanın toplum üzerindeki etkisi gibi sayısı çoğaltılabilecek sorular üretilebilir. Konu başlanmadan ortaya atılacak sorularla kişiler düşünmeyi uzun bir eğitimden sonra hayatının her alanına uygulamaya çalışacaktır.

   Ahlaki bir erdeme veya bir bilgiye gerçekten sahip olmak isteniyorsa kişinin kendi fikirleri ile kitaptaki fikirlerden veya öğrendiklerinden ortak bir ürünü ortaya çıkarması gerekmektedir. Nasıl ki bir çocuğun genleri hem anne hem babaya aitse ve çocuğun babası olma ünvanımızı o zaman kazanabiliyorsak, bizim olmasını istediğimiz bir fikir ve davranışa da aynı mumeleyi yapmalıyız. Sadece öğrenilen durum, karşıdakinin fikirlerinin bize yansımasıdır. Bunu bir bilgisayar da yapabilmektedir. Lakin bir bilginin ve davranışın bize ait olmasını istiyorsak, kendinizden ve ondan ortak bir ürün meydana getirmeniz gerekmektedir. Bunu yapmanın tek yolu öğrenilen üzerinde düşünerek bir şeyler üretmektir. Düşümnmeyi öğretemediğimiz bireyler istedikleri kadar yeni bir şeyler üretmeye çalışsa da üretmeyi bilmediğinden herhengi bir erdem ve fikir üretemeyecektir.  Sosyal yaşam sürekli bize karşı yeni sorunlarla karşımıza çıkmaktadır. Sosyal olaylara subduğumuz tepkiler anlık olacağı için kişilere üretim ve kişilik kazandırmakmecburidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.