1. YAZARLAR

  2. Cafer SOLGUN

  3. "Kırmızıçizgi" mi Dediniz?
Cafer SOLGUN

Cafer SOLGUN

Taraf Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

"Kırmızıçizgi" mi Dediniz?

A+A-

     Önceki yazıma devamla bugün görünürde çeşitlenen medyanın ihtiyaca binaen piyasaya sürülmüş ilginç karakterlerinden bahsedecektim. Bir gözü iktidara bakmaktan şaşı olmuş, çoğu “ihtiyaca binaen” köşelenmiş yazar ve yorumcular oluyor bunlar. Ancak gündem, bazılarının hâlâ dillerinin dönmediği Rojava’daki gelişmeler. “Çözüm süreci” ile de yakından ilgili bu gelişmelerin anlamı üzerinde durmak kaçınılmaz oldu. Hele ki bu tür “kritik” gelişmeleri iktidardan aldığı ışıkla paralel eveleyip gevelemenin “yorum” diye satıldığı yurdum medyasının içler acısı sefaleti gözler önündeyken...

     Esad’ın kendisine aylarla ömür biçenleri en çok şaşırttığı hamlesi, Rojava’dan çekilmesiydi. “Bu da ne demek?” demeye kalmadan PYD bölgedeki en örgütlü Kürt grubu olarak bölgeyi hızla denetimi altına aldı. Ama aradan geçen bir yıllık zamana karşın bizim Dışişleri’nin şaşkınlığında eksilen bir şey yok.

     Çünkü çoğu “ithal” militanlardan oluşan ciğer sökmekle ün yapmış El Nusra çetelerinin muhtemelen aldıkları talimat doğrultusunda PYD’nin etkinliğini sınırlamak amaçlı saldırıları, bir anda “yeni” bir duruma yol açtı: PYD, Türkiye ile sınır hattını tamamıyla denetimi altına aldı. TSK’nın tank, top ateşiyle devreye girmesi de sonucu değiştirmedi. Türk Dışişleri’nin “kırmızıçizgi” açıklaması, bu nedenle bir “şaşkınlık” açıklamasıdır.

     Bu, Türkiye’nin inkâr konseptiyle uyumlu eski ve iflas etmiş politikalarını akla getiren, anlamsız bir “çıkış” idi. 90’lı yıllar boyunca “Kuzey Irak” için “kırmızıçizgimizdir” çıkışları yapıldı. Şimdi “Kuzey Irak”, Kürdistan Federal Bölgesi ve bir zamanlar aşağılanan KDP ve lideri Barzanî de, Türkiye’nin iyi ilişkiler içinde olmaya özen gösterdiği önemli bir bölgesel aktör.

     Türkiye’nin Suriye üzerinden Ortadoğu’nun yeniden düzenlenmesinde ABD ve İngiltere’nin yanısıra “ağabey” olma planları çöktü. Rusya, İran ve Çin’in oluşturduğu odak karşısında ABD ve İngiltere’nin desteği de yetmedi. Çünkü Suriye’de Esad’dan sonrasını görmek konusunda bu güçler Türkiye kadar “rahat” değil. Hele ki Mısır’dan sonra...

     Ama bir kez Suriye karıştı... Ortaya çıkan kaotik tablonun Kürtler açısından yeni fırsat ve imkânlar doğuracağını görmeyenler için ancak “kör” denebilir. Kürtler'in bu imkânları değerlendiremeyeceklerini sanmak da öyle. Dışişleri bürokratları “bizim hayallerimiz vardı” diye içleniyorlar mıdır bilmem, bildiğim, o hayallerin gerçeklerin duvarına tosladığıdır...

     Esad’ın Kürtler'e “kıyak” olsun diye Rojava’dan çekilmediği malum. Esad bir gün Rojava üzerinde yeniden hâkim olacağını düşünüyorsa, O'na da geçmiş olsun. Suriye mezhep çatışmasına dönüşen bu kanlı kargaşadan ancak Suriye’yi oluşturan etnik ve dinî çeşitliliği kapsama ilkesiyle inşa edilecek bir Demokrasi ile kurtulabilir. Esad’ın ve muhalif güçlerin daha fazla kan dökülmeden bu noktaya gelmeleri için baskı yapmak, akan kanın acısını duyanların savunmaları gereken yegâne yoldur.

     Rojava, adı konulsun konulmasın, artık kimsenin görmezden gelemeyeceği bir realitedir. Dış müdahalelerle bu realiteyi tasfiye etmek olanağı olmadığı gibi, bu, sadece Kürtler'in içine girdiği yeni ve temel anlamı kader birliği olan süreci hızlandırır, kesinleştirir.

     Peki, bu “kırmızıçizgi” anlayışıyla bizim “çözüm süreci” nasıl bağdaştırılabilir? Yanıtı eveleyip gevelemeden verilmesi gereken asıl soru bu. Başkasını bilmem, benim yanıtım var. Gelecek yazıda...

cafersolgun@gmail.com

     TARAF

Önceki ve Sonraki Yazılar