1. YAZARLAR

  2. Kerem Anığı

  3. Kirleniyor İnsanlığımız..!
Kerem Anığı

Kerem Anığı

Yazarın Tüm Yazıları >

Kirleniyor İnsanlığımız..!

A+A-

     Günümüzde, suların kirliliğine arıtma sistemleriyle, havanın kirliliğine “dumansız hava sahası” sloganları, çevre kirliliğine karşı mühendislik çalışmaları ve çeşitli kampanyalar düzenleyerek önlemler alıyor, çözümler üretmeye çalışıyoruz. Peki, ya insanın ahlaki yozlaşmasına, kendine yabancılaşmasına adeta tarihe ve topluma savaş açmasına ne diyeceğiz? Ya da duygularımızın, algılarımızın, bakış açılarımızın, anlayışlarımızın kısacası insanlığımızın, insaf ve merhametimizin kirlenmesi/tükenmesi karşısında ne yapacağız? Ne yapıyoruz?  Her geçen gün daha çok çirkefleşen ve kendi ellerimizle adeta cehenneme çevirmeye çalıştığımız şu hayata dair acaba nasıl bir çözüm bulabiliriz diye bir derdimiz, endişemiz ya da gayretimiz olmayacak mı?

     Hâlbuki bu gün asıl büyük kirlenme/tehlike; yozlaşan insanlık, altüst edilen insani değerler ve sürekli örselenen insaflarda görünüyor. Zira yaşadığımız dönem, tüm anlam ve boyutlarıyla büyük bir kirliliğin, adeta karabasan gibi ve devasa bir etkiyle insanlığın üzerine çöktüğü, ufkunu kararttığı bir dönemdir. Çünkü "hava, su kirliliği", "çevre kirliliği", "ses kirliliği", "görüntü kirliliği"nin yanında belki de tüm bunlardan daha vahim olan “haya kirliği” sorunumuz da var. Maalesef insanlık ailesi olarak siyasetin, ticaretin, medyanın, kültür ve sanatın, daha önemlisi dostlukların, ilişkilerin, ahlâkın ve sokağın kirlendiği ve böylece neslimizin/geleceğimizin zihni bir kirlenmeye ve ahlaki bir dejenerasyona doğru savrulduğu bu sürecin faturasını birlikte ağır bedellerle ödüyoruz.

     Bu gün insanoğlu bir grup azgın azınlığın kendi menfaatleri ve stratejik kazanımları için çeşitli oyunlarla düzenledikleri büyük bir kafa karışıklığıyla, bilinç felci ve hafıza kirliliğiyle karşı karşıyadır. Bu yüzden maalesef günümüz dünyasında hayat hakkının, adaletin, eşit paylaşımın ve insanca yaşamın en çok ihlal ve ihmal edildiği bir dönem yaşanıyor. Öyle ki kimimiz bir diğerinin inanç, fikir ve düşünce hürriyetini kolayca yok sayabiliyor ve önyargılara feda edebiliyoruz. İnsanlara yaratılışta verilen fıtri birçok haklarını ya inkar ediyor, ya da onları bu haklarından vazgeçirmeye baskılıyoruz. Hiç kimsenin tercih yapma ve müdahale etme gücüne sahip olmadığı irsiyetlerden, cinsiyetlerden, kavmiyetlerden ve yaratılış gereği mensup olduğu birçok aidiyetlerden dolayı çoğumuz birbirimizi hırpalıyor, hor görüp aşağılıyor ve ötekileştiriyoruz.  Yeryüzünü imar ve inşa etme sorumluğunu yüklenmiş şerefli bir varlık olan ayrıca yaşadığı toplumda özne ve örnek olma potansiyeli ile donatılmış olan insanın; inancından, yaşamından, düşüncelerinden ve her türlü tercihlerinden dolayı bir birine reva gördüğü muameleler aslında ne kadar büyük bir kirletilmeyle karşı karşıya olduğumuzun da bir göstergesidir.

     O yüzden bu gün insanların birbirine, belki en çokta kendisine ihanet ettiği bir zaman ve zeminde adalete, merhamete ve zihinsel arınmaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Çünkü bir grup azınlığın çıkarları doğrultusunda yıllarca zihinlerimizde ve yüreklerimizde oluşturduğu kirlenme bizleri alevi-sünni, kürt-türk, sağcı-solcu, laik-dindar, ilerici-gerici… diye kategorize ederek birbirimize düşman hale getirdi. Halen bu argümanlarla kimimiz, kimimizle çatıştırılıp telafisi çok zor izler oluşturuluyor yüreklerimizde. Zihinlerimizde ve yüreklerimizde baş gösteren bu kirlenmenin ardından kimliklerimiz, aidiyetlerimiz ve her türlü değerlerimiz sözde halkı yönetmeye talip olanlar tarafından siyasetin, politik çıkarların ve ekonomik kaygıların malzemesi yapılmaya çalışılıyor.

     Oysa bir ırka, kültüre, mezhebe, meşrebe ait/sahip olmamız ötekine karşı bir üstünlük ve ya alçaklık alameti değil, “ …birbirinizi tanımanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık.” (Hucurat-13) ilahi hitabı gereği farklılıklarımız tanışmamız, kaynaşmamız en önemlisi de bizim gibi olmayanın hukukunu korumamız, onları eşdeğer görmemiz ve saygı duymamız amaçlıdır. O halde farklılıklarımız asla günümüzde şahit olduğumuz haksızlıklara kayıtsız olmamız, yapılan zulümler karşısında sessiz kalmamız ve ya kendimizden olmayanları aşağı görmemiz, yok saymamız anlamına gelmez. Aksine her birimize; insana, hayata ve tarihe karşı sorumlu bireyler olma, hayatta olup biten olumlu ve ya olumsuz her durum karşısında adil ve ahlaki bir tavır geliştirme, doğru bir duruş sergileme sorumluluğunu yükler.

     Ancak bu gün görünen tablo, yaşadığımız gayri insani olaylar umutlarımızı tüketiyor, sanki yaşama dair temiz olan her şeyimizi bir, bir kaybediyoruz. Çünkü ne yazık ki, sorunlarımızı çözebilmek için öfke, şiddet ve silahın doğru bir seçenek olamayacağını düşünen, dillendiren erdemli bir toplum olamadık ve oluşturamadık hala. Toplum olarak insafı, merhameti, adaleti, kardeşliği öncelemediğimiz ve farklılıklarımız olsa da birlikte, beraber yaşamaya gayret etmediğimiz için kirleniyoruz. O kadar çok kirleniyoruz ki, utanmadan, sıkılmadan yaşanılan acıları, yıkılan ocakları ve ölen canları dahi araçsallaştırabiliyoruz. O yüzden ellerimiz, dillerimiz, yüreklerimiz ve niyetlerimiz kirli… Her şeyimizle kirleniyoruz. Her yön(l)ümüz sağcımız, solcumuz, dindarımız, dinsizimiz, milliyetçimiz, muhafazakarımız, liberalimiz ve demokratımız kirli… Hasılı taraflı-tarafsız hepimiz hızla kirleniyoruz. Çünkü her birimiz kendimize öteki/rakip olarak gördüğümüze çamur/iftira atıp, tahkir ve tahrik ederek kirli göstermenin, böylece temiz kalabilmenin ve kendimizi temize çıkarabilmenin basit/kirli hesaplarını yapıyoruz.

     Halbuki baştan ayağa kirleniyoruz, kirli düşünüyor, kirli konuşuyor, kirli hesaplar yapıyor ve çirkin olana yöneliyor/yönlendiriyoruz. Böylece, yaşadığımız hayatı ve savunduğumuz dünyayı bir lâğım çukuruna dönüştürüyoruz. Öyle ki bu ortamda aramızda en temiz kalanımız, belki de en az kirlenmiş olanımızdır. Zira içimizde masumiyete dair tüm duygular kirleniyor; sevgiler, dostluklar, arkadaşlıklar kirleniyor. Düşüncelerimiz, düşlerimiz, paylaşımlarımız, dayanışmalarımız kirleniyor. Sözümüz/özümüz/yüzümüz kirleniyor,  şimdilerde insan birbirine güven veremiyor, insan geleceğine güvenemiyor. İnsan umut duyamıyor, umut veremiyor ve hayata umutla bakamıyor. İnsan mutluluğu bulamıyor dostluklar, kardeşlikler ve insani erdemler çıkarcılıkla kirletiliyor. Ve çıkarcılığı hayatlarının merkezine yerleştirenlerinin kendinden başkasını düşünme başkasının acısını hissetme ve kederine göz yaşı dökme gibi bir fedakarlığı göstermesi oldukça zor görünüyor.

     Gelinen noktada şunu söyleyebiliriz ki, tüm bunların yanında medyamız, gazetelerimiz, dergilerimiz kirleniyor/kirletiyor. Televizyonlarda sorumsuzca yapılan programlar her gün zehir akıtıyor evlerimizin içine. Ve bunca çarpıklığın içinde toplumumuz zihinsel bir altüst oluşu yaşıyor. Eğlence mekânlarında kirleniyor ahlaki bilinci gençliğimizin. İdeolojik tartışmalar ve karşıtlıklar arasına duygusal kopmalara uğruyor toplumsal birlikteliğimiz. Köprü altlarını, metruk binaları ve sanal alemleri mekân tutan çocuklarımız bir yandan uyuşturucu maddelerin öte yandan bilgisizliğin, ilgisizliğin ve şefkatsizliğin pençesinde kıvranıyor. Evet, kirleniyor insanlığımız. Maalesef zihinlerde, yüreklerde ve bilinçlerde oluşan ve giderek toplumsal bir ruh haline dönüşen bu kirlenme hali eğer doğru bir teşhis ve yerinde bir tedaviye tabi tutulmazsa, korkarım ki birçoğumuzun bu topraklarda erdemli insan ve merhamet sahibi topluma dair güzel umutları tükenebilir.  

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum