1. YAZARLAR

  2. Ali BAYRAMOĞLU

  3. Kırılamayan fasit daire…
Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Kırılamayan fasit daire…

A+A-

Yıllardır böyle süregidiyor. Türkiye bir krizden çıkıp, diğerinin kapısını çalıyor. Değişmeyen çatışma biçimi ya da zemini ortada:

Partiler arası kördöğüşü, yolsuzluk iddialarına sıkışan ve kurum olarak yıpranan siyaset, bu iddiaların bir tür iktidar mücadelesinin manivelası olması, aşırı bölünmüş ve taraflaşmış bir basın, bu yıprama ortamında meşruiyet olarak genişleyen askeri alan, ardından gelen "askeri sorti"ler, hepsinden önemlisi tüm bunların üzerindeki değişmeyen şemsiye:

Siyaset-devlet, daha doğrusu hükümet-ordu gerginlikleri…

Daha dün kapatma davasını aştığımızı, "Ergenekon soruşturması"yla normalleşme yolunda adımlar attığımızı söylüyorduk.

Soluk almaya fırsat bulamadık, hükümet ile Doğan Grubu arasındaki gerginlik patladı. Ve Türkiye alışık olduğu bir iktidar mücadelesi diline yola çıktı, yolsuzluk iddiaları, suçlamaları ve tartışmalarına kilitlendi.

Bu fasit daire neden kırılamıyor?

Sorun bir yönüyle yapısal…

Zira bu ülkede siyasi partiler arasındaki gerginlikler, yolsuzluk tartışmaları aslında başka ve asli bir gerginliğin türevleridir.

Bu, "devlet-siyaset gerginliği"dir…

Nitekim Türkiye'de siyaset, hizmet önerileri ya da ideolojiler arasındaki bir yarışma şeklinde karşımıza çıkmaz.

Asli çatışma, toplumsal değerlerin ve toplumsalı temsil eden bir tür "siyaset" ile işlevini toplumu ve siyaseti denetlemek olarak tanımlayan, bütünlük ve birlik fikrini bu denetimle özdeş tutan "devlet" arasında meydana gelir.

Siyasi yelpazede siyasi partiler ve eğilimler buna göre yer alır, kimisi siyaseti kimisi devleti temsil ederler.

Buna tipik örnek CHP'nin durumudur. CHP'nin, 1974-1978 arasındaki istisna dönem dışında, hemen her zaman devlet iktidarının siyasi türevi olmuştur.

Hürriyet Gazetesi'nin şair eskisi yazarı, mealen "toplum sağda duruyor, biz, CHP, vs onun sola gelmesini bekliyoruz" derken bu yapının "ahmaklaştıran zihni dokusu"nu da ortaya koyuyordu geçen gün bir yazısında…

Sanırız bu ahmaklaşma süreci halis sağcıların kendilerini solcu sanmalarına yol açıyor bu ülkede.

Böyle olunca solu, toplumu, adalet arayışını da muhafazar değerlerden yola çıkan partiler temsil ediyor…

Evet kemalist ideolojiye ve devlet temsilciliğine soyunanları bir kenara koyacak olursak, siyasi partiler arasındaki rekabet, Türkiye'de, devlet karşısında siyasi alanı, toplumsal olanı temsil edecek asli parti, en güçlü parti, dolayısıyla tek parti arayışı üzerine kuruludur.

Gerçekten de Türkiye'de uzun yıllardır devlet karşısında siyaset tek siyasi partiyle, tek eğilimle temsil edilmiştir.

DP, AP, Özal'ın ANAP'ı ve AK Parti temel olarak devlet-siyaset çatışmasında toplumsal değerlerin taşıyıcısı olmuşlardır, güçlerini temel olarak bu işlevlerinden elde etmişlerdir.

DP; AP; ANAP, AK Parti'nin dönemlerinin alternatifsiz siyasi partileri olmaları bu yüzdendir…

Bugün de AK Parti karşısında hiçbir rakibin olmaması, tüm beklentilerin ve çatışmaların AK Parti'ye yıkılması bu yüzdendir…

Bu yüzdendir ki bu diyar tek eğilim ruh halinden hiç bir zaman kurtulamamış, siyasette çoğulculuk fikrine mesafeli durmuştur.

O zaman sorun çift taraflı:

Devletten gelen, siyasi alanı boğan ağır baskı…

Bu baskıyı savuşturmak kendini biteviye yeniden üreten tekçi bir siyaset yapılanması…

Fasit dairenin nedeni işte burada yatmaktadır…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.