1. YAZARLAR

  2. Abdülkadir Selvi

  3. Kılıçdaroğlu'na saldırının üstü örtülmemeli
Abdülkadir Selvi

Abdülkadir Selvi

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Kılıçdaroğlu'na saldırının üstü örtülmemeli

A+A-

Meclis'te önce iktidar kulisine girdim.

Tenhaydı.

Milletvekilleri, gazeteciler ve danışmanlar vardı.

Muhalefet kulisi belki farklıdır diye oraya yöneldim.

Muhalefet kulisinde de aynı manzaralar yaşanıyordu.

Döndüm, Kılıçdaroğlu'nun saldırıya uğradığı yeri kontrol ettim.

İn-cin top oynuyordu.

Oysa saldırı günü 12 bin ziyaretçi gelmiş Meclis'e.

Tenhalığın nedenini sonradan öğrendim.

Meclis Başkanı Cemil Çiçek, milletvekilleri dışında kimsenin kulislere alınmaması talimatını vermiş.

Bir de Meclis'e, milletvekilinin referansı olmadan kimsenin alınmamasını istemiş.

Bugün Meclis Başkanı'nın başkanlığında bir toplantı var.

Partiler, salı günü grup toplantılarına vatandaşların alınıp alınmamasını kararlaştıracaklar.

Ben vatandaşın siyasetle doğrudan temasının yararlı olduğuna inanan bir insanım.

Siyasi kültür bu şekilde oluşuyor.

Ama Allah aşkına grup toplantılarının yapıldığı salı günü Meclis panayır meydanına dönüyor.

Ayrıca MHP ile BDP aynı salonu kullanıyor.

Biri Türk milletçisi diğeri Kürt milliyetçisi iki parti.

AK Parti grubunun dağıldığı sırada CHP grubu yeni toplanıyor. AK Parti ve CHP seçmenlerinin birbirlerini ne kadar çok sevdikleri bilinen bir gerçek.

O nedenle yarın daha büyük sorunlar yaşanmaması için popülizme kaçmadan, ilkesel bir karar alınmalı.

Ayrıca, salı günkü grup toplantılarına ateşli seçmenlerin alınmaması demek Meclis'i halka kapatmak olmaz.

Çünkü bu ülke biraz farklı bir ülke.

Başka ülkelerde bunalıma girenler, sevgilisini rehin alıyor.

Ya da en fazla kendisine zarar veriyor.

Bizim memlekette ise bunalıma giren ya Papa'yı vuruyor ya da bir siyasetçiye kafa atıyor.

Sonuncusu Kemal Kılıçdaroğlu'nu yumrukladı.

Memleketin huyundan mıdır suyundan mıdır bilmem elin oğlu en fazla sevgilisini gözüne kestiriyor, bizimkiler ilk iş olarak bir siyasetçiyi gözüne kestiriyor.

Bekir Bozdağ'ı yumruklayan Hüseyin Satı, uzun süredir işsiz ve bunalımda olduğu gerekçe gösterilerek kurtarılmıştı.

Öyle CHP milletvekilleri adamı kendi araçlarında karakola götürmüş, nasıl ifade vereceğini öğretmişlerdi. Bir tek, Bekir Bozdağ'ı yumruklama festivali düzenlemedikleri kalmıştı.

Ahmet Türk'e kafa atan İsmail Çelik'in milliyetçilik duyguları ön plana çıkmıştı. Bu nasıl bir milliyetçilikse ön plana çıktığı anda kafa atıyor.

Bir de Taner Yıldız'ı yumruklayan vardı. Adı Şahin Şimşek'ti sanıyorum. Bakan Yıldız'ı, şehit cenazesine donuk donuk baktığı için yumrukladığını söylemişti ifadesinde.

Ogün Samast, Hrant Dink'i vurduktan sonra yakalandığında zamanın İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, 'Milliyetçi duygularla işlenmiş cinayet' dememiş miydi?

Yumruk atanları, kurşun sıkanları, planlayıp cinayet işleyenleri hep ya bunalımda diye koruduk, ya da milliyetçi duyguların kabarması olarak gösterdik.

Sağ-sol çatışmasının revaçta olduğu 70'lı yıllarda, 'Bana milliyetçiler cinayet işliyor dedirtemezsiniz' diyen bir Başbakanımız yok muydu?

Şimdi aynı tezgah Kılıçdaroğlu'nu yumruklayan Orhan Övet için işliyor.

Annesi, 'Benim bebemi affetsin' diye çağrı yapıyor Kemal Bey'e. Akıl hocaları iki gündür, 'Affet, kahraman olursun' diye telkinde bulunuyorlar Kılıçdaroğlu'na.

O kendisinin bileceği bir iş.

Ben bu yumrukların bunalımdan dolayı atıldığına, cinayetlerin milliyetçi duygularla işlendiğine inanmadım.

Ama bu tür gerekçelerle olayların üstünün örtüldüğünü çok gördüm.

Bu öylesine büyük bir şal oldu ki, saldırganların arkalarındaki azmettirenleri, suikastçıların örgütsel bağlantılarını örttü.

Ta ki yeni bir saldırıya, yeni bir suikast girişimine dek.

Ve aydınlatılmayan her olay, bir diğerini davet etti.

Kimseyi peşinen suçlamak istemiyorum ama Kılıçdaroğlu'na vurulan yumruğun arkasındaki ilişkiler ağını ortaya çıkaramazsak, yarın aynı yumruk bakmışız ki başkasının gözünde patlamış.

NOT:

Milliyet Gazetesi'nden Mehmet Tezkan şahsımla ilgili kendisine yakışan bir yazı yazmış. Ama ona cevap vermeyi ben kendime yakıştıramadım. Arşive girip kimlere methiye dizdiğine dair bir şecere çıkarmak bile içimden gelmedi. Sadece tanıklık olsun diye, Kılıçdaroğlu hakkında yazdığı, 'Gandi lakabı nasıl çıktı' başlıklı yazısından bir bölüm aktarmakla yetindim.

''Fizik yapısı Ecevit'e benziyor.. / Ama aynı zamanda Erdal İnönü'yü hatırlatıyor.. Duruşuyla, tebessümüyle, sakinliğiyle... İnönü'nün kısası.. Ama sakin sakin konuşurken öyle bir çıkış yapıyor ki, saçlarını boyatsa sanırsınız ki Ecevit geri geldi. / Bu yüzden tam karar veremedim.. / İkisine de benziyor.. / Hadi şöyle diyelim; Ecevit ile İnönü karışımı.. / Yoksa.. Gandi mi desek.. / Bilemiyorum'

Mehmet Tezkan, sahi Kılıçdaroğlu'nun burnu kime benziyordu?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.