1. YAZARLAR

  2. Oral Çalışlar

  3. Kılıçdaroğlu CHP'ye egemen olunca...
Oral Çalışlar

Oral Çalışlar

Radikal
Yazarın Tüm Yazıları >

Kılıçdaroğlu CHP'ye egemen olunca...

A+A-

Kılıçdaroğlu, yerel seçimlerin ardından partiye yeni bir düzen veriyor. Hâkimiyetini bir anlamda pekiştiriyor. Bunu, bir örgütsel özeleştiri diye de okumak mümkün.

Kılıçdaroğlu, son yaptığı değişikliklerle CHP yönetimine daha fazla egemen olacağı mesajını verdi. Gürsel Tekin’in 'güçlü genel sekreter' adaylığıyla da birleşen bu hamleyi, nasıl okumamız gerekiyor? 

Kılıçdaroğlu’nun, değişiklik mesajını, bir çıkış noktası alabiliriz. Bir yönüyle önemli sayılabilecek bu çıkış noktası, “Peki kime ve hangi siyasete dayanacak?” sorusunu da beraberinde getiriyor. 

Değişikliklerde; örgütsel deneyime sahip, Tekin Bingöl ve Gürsel Tekin gibi isimler dikkat çekiyor. İnsan hakları konusundaki duyarlılığıyla tanınan Veli Ağbaba’nın da sorumlu bir göreve gelmesi dikkat çekici. 

Son değişikliklerin yerel seçim sonuçları nedeniyle gerçekleştirildiği söyleniyor. CHP’nin yönetimde bulunduğu birçok belediyenin başarısız olduğunu düşünen partililer, bu değişikliği yeni bir umut olarak da karşılayabilirler. Sonuç olarak Kılıçdaroğlu, yerel seçimlerin ardından partiye yeni bir düzen veriyor. Hâkimiyetini bir anlamda pekiştiriyor. Bunu, bir örgütsel özeleştiri diye de okumak mümkün. 

Siyaset ne olacak? 

Bununla birlikte; yönetimde kalan isimlere baktığımızda, parti içindeki geleneksel ideolojik dengelerin hâlâ, önemli bir ölçüde, yerli yerinde durduğunu görebiliyoruz. 

CHP’nin özelliklerinden birisi -bunu bir avantaj olarak da görebiliriz, dezavantaj da- birbirine benzemesi zor olan, birbiriyle uzlaşması zor olanları bir arada barındırması. 

Örneğin, Kemal Kılıçdaroğlu Dersimlidir. Tarihimizin en büyük ve en acımasız katliamlarından birisinin mağduru bir halkın çocuğudur. Aynı partinin her gün ekranlarda izlediğimiz Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç, “Dersim katliamı CHP’nin bir ayıbıdır” dediği için Hüseyin Aygün’ün partiyle ilişkisinin kesilmesini isteyen 11 kişilik bildirinin öncüsüdür. 

Kürtlerin hakkını hukukunu savunan eski Diyarbakır Barosu Başkanı, Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, 'çözüm süreci'ni ihanet gibi algılayan birçok isimle birlikte parti yönetiminde bulunmaktadır. Bu zıt kutupların varlığı, partinin belli temel siyasetleri belirlemesinde de sorun yaratıyor. Bir dinamizm sağlamaktan ziyade, partiyi açmazlar içine sokuyor. Birbirine bu kadar benzemez eğilimlerin bir aradalığı, daha ne kadar sürdürülebilir? 

Başbakan, son olarak 1915’te katledilen Ermenilerin yakınlarının acısını paylaştığını açıkladı. CHP’nin bu konuda söyleyeceği söz yok mu? Dersim katliamı, bir medeniyet projesi midir, bir toplu imha mıdır? CHP içinde bu konuda bir ortak tutum var mıdır? 

Cemaatle ilişkiler 

Örneğin, hükümet-cemaat çatışması, önemli bir meseleydi. CHP buna nasıl yaklaştı? 17 Aralık operasyonunda ortaya çıkan 'yolsuzluk dosyaları'nı; operasyonun bütün siyasi hedef ve amacından soyutlayarak, yalnızca bir seçim malzemesi olarak gördükleri bir gerçek. 

Eskiden en çok kendilerinin dile getirdiği ve son dönemde ortaya dökülen yargıdaki, emniyetteki 'paralel yapı'ya, bir demokrasi meselesi olarak bakmadılar, yalnızca kısa vadeli olarak hükümeti yıpratma hedefine kilitlendiler. 

Seçimlerdeki başarısızlıklar, yerel hizmetlerin eksikliği bağlamında da ele alınabilir. Ancak siyaset alanındaki yapısal ve zihniyet engelleri daha önemli bir rol oynadı. Örneğin, Kılıçdaroğlu ve ekibinin, 17 Aralık’ı, değerlendirme biçimini ele alalım. “25 Mart’ta cemaatin açıklayacağı tapelerle bu hükümet düşecek, Başbakan kaçacak” diyen bir CHP Genel Başkan Yardımcısı çıktı karşımıza. Kılıçdaroğlu; yasadışı dinlemeleri, Meclis grubunda, canlı yayından, tüm toplumla paylaştı. Pekiyi CHP’nin kitlelere sunduğu gelecek projesi bunun bir adım ötesine geçebildi mi? 

Koca bir ana muhalefet partisi, kendisini gönüllü olarak paralel ses kayıtlarının gündemine hapsetti. Kasetlerin hükümeti yıkabileceği hayalini, partiye egemen kıldı. Tabii şu da konunun bir diğer temel boyutu: Hükümet böyle bir plan ile yıkılmış olsa, acaba Türkiye nasıl bir noktaya sürüklenecekti? 

Muhalefet partisinde bu konular üzerinde ne kadar düşünülüyor? 

Cemaat-CHP ilişkisi, ne kadar masaya yatırılıyor? 

Kürtlerin yaşadığı bölgelerden hiç oy alınmaması, bir sorun olarak görülüyor mu? AB konusunda, yeni demokratikleşme adımları atılması gerekiyor. CHP, bunun neresinde? 

CHP’nin yönetim kademesinde yapılan değişikliklerden; bu tür sorulara, yeni cevaplar doğabilir mi? Bir umut oluşabilir mi?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.