1. HABERLER

  2. MAKALELER

  3. Kıblesi İmralı Olana Oy Verilmez!
Kıblesi İmralı Olana Oy Verilmez!

Kıblesi İmralı Olana Oy Verilmez!

A+A-

Kürdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesi’nin kısa tarihi incelendiğinde görülecektir ki, ulusal temelde örgütlenememe ve bunun bir sonucu olarak da toplumun farklı kesimleri arasında oluşturulamayan sinerji, ne acıdır ki Kürd bünyesinde sürekliliğini hep korumuştur. Keza, ülkemizi parçalayıp aralarında bölüşen devletlerin iç dinamiklerimizi parçalayıp gütmeye yönelik ortak çabaları sonucu egemen kılınan ideolojik-politik ve ahlaki yozlaşma, ne yazık ki Kemalist Sisteme karşı olan Kürd aktörlerini de, PKK ve onun bir sürümü olan DTP gibi taşeron oluşumların Kürdlere kurtarıcı gibi sunulmasını kanıksayan bir konuma indirgemiştir.

Bünyemizde oluşturdukları bu ideolojik, politik, örgütsel ve ahlaki dejenerasyon, Kuzey Kürdistan Ulusal Demokratik Muhalefeti’nin toparlanması açısından mutlaka aşması gereken bir olgu olarak gündemdeki yerini hâlâ korumaktadır. Bu durumun bir sonucu olarak da ulusal güçlerin örgütsüzlüğünü-silikliğini-pısırıklığını fırsat bilen PKK ve türevleri, Kürd ve Kürdistan gibi değerlerin içini boşaltarak, halkımızı siyasi olarak aldatmakta ve efendileri olan militarist egemen elite katkı sunmanın yanı sıra, Kemalist Sisteme entegre olmayı da halkımıza ısrarla dayatmaktadır. Bunu görmemek için kör, görüp de karşı durmamak için de, tüm insani değerlerden yoksun olmak gerekir.

Türkiye’nin demokratik değişim ve dönüşümünde iddia sahibi olan herkesin, Kürd’lerin, meşruiyeti tartışmasız olan ulusal ve demokratik haklarını hiçbir yasal kısıtlamayla sınırlamadan her platformda savunması, faşizmi sürekli kılmaya çalışan ve birbirlerini besleyen resmi ideolojilerin (Kemalizm-Apoizm) siyaset üzerindeki vesayetlerini sorgulaması ve sorunlu (!) halklar arasında demokratik uzlaşı ve hakça paylaşımı temel alan bir perspektifin egemen kılınması için yürütülen mücadeleye katkı sunması kaçınılmaz bir görevdir. Ne yasal kısıtlamalar, ne reel politik koşullar ne de olanaksızlık gibi gerekçeler bu gerçeği değiştirebilir.

Dolayısıyla, DTP’nin miladı dolmuş çağdışı Kemalizm ve onun bir türevi olan Apoizme yaslanarak beslenmesi-politika yapması, Kürd halkının ulusal demokratik hak ve istemleriyle bağdaşmaz. Aksine, bugüne dek yaptığı gibi, ulusal değerlerimizi dejenere ederek, Kürd'leri Kemalist Sisteme entegre etmede fonksiyonel olur. Keza, Türkiye ve Ortadoğu’da Kürd'leri çok yakından ilgilendiren gelişmeleri görmemezlikten gelen DTP, İmralı yönlendirmesi ile özellikle de Genelkurmayın gereksinim duyduğu zamanlarda toplumsal gerginlik yaratmak için, kitleleri sadece ama sadece İmralı’daki zat için sokaklara sürüyor. Ve bunu devletin açık yüzü olan Ergenekon gibi çetelerin açığa çıkmış olmasından dolayı sıkışan Genelkurmay’ın elini güçlendirmek adına yapıyor. Kürd'ler bunu dahi göremeyecek kadar da mı hafıza kaybına uğratıldı yoksa?

Oysa Ortadoğu’da demokratik değişim ve dönüşümün dinamik gücü olan Kürd’lerin, sömürgecilerin değirmenine su taşımadan, kendi ülkelerinde iktidar olmayı temel alan ulusal projelere gereksinimi vardır. Kürd'lerin legal alanlarda, yani Kürdistan’da seçimle belirlenen kamu kuruluşları ve sivil toplum örgütlerinde egemenliği amaç edinerek çalışma alanlarını açması, dolayısıyla Kürdistan’da iktidar olması, Kemalist Rejim’in Kürd halkını inkâr ve asimilasyon politikalarını etkisiz kılacağı gibi, uluslararası toplum nezdinde de hatırı sayılır, saygın bir konuma gelecek ve Kürd politik aksiyonları arasında empati ve sinerjinin oluşmasına da zemin oluşturabilecektir.

Ancak, yukarıda kısaca değindiğim ve Kürd’lerin lehine olabilecek gelişmeleri, Kıblesi İmralı olan DTP’den beklemek, bağışlayın (!) ama ahmakça bir tutum olur.

Çünkü İmralı politikası Kürd’lerin temel ulusal haklarının elde edilmesinin değil, ne idüğü belirsiz “Demokratik Cumhuriyet” stratejisi ile Kürd’leri Türkiye’ye entegre etme projesi ve siyasetidir. DTP içinde yurtseverliklerinden kuşku duyulmayacak adaylar ve üyeler olmasına rağmen, bu siyasi felsefe eksenine oturtulmuş tek tek bireylerin bu felsefenin dışında hareket edebilmeleri olanaksızdır. Yani, DTP parti olarak İmralı konseptinin yörüngesinde hareket ettiği sürece ve içindeki bireyler ne kadar yurtsever olurlarsa olsunlar(?), İmralı konseptine katkı sunmaktan başka şansları yoktur. Bu sistemin hâlâ kirletemediği unsurlar da, DTP’ye verilecek her Oy’un-desteğin Kürd’lerin Kemalizm ve Türkiyeliliğe entegrasyonuna katkı sunmak olduğunu bilmelidirler. 

Dolaysıyla, PKK Projesinin Kürd Ulusal Demokratik Mücadelesi’ni özünden koparma adına politik güçlerin destabilize edilmesi, ekonomik ve toplumsal alt yapısı kurulmuş siyasi bir oluşumun bloke edilmesi, Kürd'leri Türkiye Cumhuriyeti’ne entegre etmenin bir aracı olarak devletin lojistik ve psikolojik katkılarıyla güçlendirilmiş ve Kürd ulusal dinamikleri üzerine oturtulmuş bir KÜRDKIRAN hareketi olduğu İmralı süreciyle daha da bir netlik kazanmış olmasına rağmen, kendilerini aydın-yurtsever olarak sıfatlandıranların hâlâ iradesi İmralı olan DTP’ye Oy avcılığı yapma gibi bir lüksleri olamaz-olmamalıdır!

Kısacacı; Kürd’lerin ulusal ve demokratik mücadelesinin; bir ulus, kimlik, ülke ve iktidar mücadelesi olduğundan kuşku duymayan her birey, siyasal kurum, kuruluş, çevre ve parti bu entegrasyon projesinin Kürdistan’da egemenliğini genişletmemesi, yani, DTP’nin İmralı eksenli politikasının başarılı olmaması için alternatif adaylara destek vermelidir. Keza, oylarımız İmralı stratejisine değil, tam tersine; Kürd’lerin varlık, kurtuluş ve egemenlik perspektifini temel almanın yanı sıra, Avrupa Birliği Projesi ile barışık olan adaylara gitmelidir.

Süleyman AKKOYUN/Nasname

suleymanakkoyun@hotmail.com

22 Şubat 2009

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.