1. YAZARLAR

  2. Ali BAYRAMOĞLU

  3. Kerinçsizgiller ve polis müdürleri...
Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Kerinçsizgiller ve polis müdürleri...

A+A-

Yedinci yılın içindeyiz Ortada hala bir şey yok.

Dava sıradan bir siyasi cinayet davası değil. Dava, devletin hem kurumsal hem zihinsel derinliklerine işaret eden bir dava. O derinliklere inen kapılar hala mühürlü.

Dava aynı zamanda toplumsal nitelikli, bir geçmişe, yitik bir belleğe, vicdana işaret ediyor. O kapılar ise sadece aralandı.

Hrant Dink davasına dün devam edildi.

Bir dönem, uzunca bir dönem Dink davasının derin devlet denilen aygıtı ortaya serecek neşter olacağını düşündük.

Olmadı...

Bunu ilk dile getiren Dink ailesi oldu.

Eylül ayında bir açıklama yaptılar.

'Dink ailesi olarak, bundan böyle, bizlerle alay eden devlet mekanizmalarının oyununa

alet olmayacak ve cinayet davasının yeniden görülmeye başlanan duruşmalarına katılmayacağız...' diyorlardı.

Ve itham ediyorlardı:

'Defalarca mahkemelere girdik çıktık. Üzerimize gülündü, hakaret edildi, 'Ya sev ya terket' denildi.

Siyasi iktidar ... cinayette rol alan veya katilleri yücelten devlet görevlilerini terfi ettirdi, emniyet müdürü, müsteşar, vali, ombudsman olarak atadı; bazılarını da kendi bünyesine katarak, milletvekili, bakan yaptı...

Muhalefet partileri ise kâh 301. maddeye ilişkin tutumlarıyla, kâh ülkedeki milliyetçi-ulusalcı dalgalanmaları körüklemeleriyle, kâh tetikçileri yetiştirdikleri ocaklarıyla, zaten cinayet ikliminin başaktörleriydi...'

Biz artık bu müsamerede yokuz...'

Müsamere kelimesinin altını çizin...

Siyasal hayatımızın kilit kelimelerindendir...

Fethiye Çetin, Hrant Dink'in avukatı, 'Utanç duyuyorum' adlı son kitabını hem vicdan borcuyla, hem umudu kaybetmemek için, hem umutlar kaybedilmesin diye yazdı.

Tehditten cinayete, soruşturmadan kovuşturmaya bir dönemi anlattı. Gözden kaçanlara işaret etti, Ergenekon dosyasından kanıtlar, sorular buldu...

Bunlardan birisini kitap yayınlandığı zaman da hatırlatmıştık.

Hrant Dink cinayetini soruşturan savcılar, İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne hitaben, 25 Ocak 2007 tarihinde şunu yazıyor: 'Güvenilir bir kaynaktan alınan bilgide; Yeni Hayat Dergisi Genel Yayın Yönetmeni olan şahsın bu olay ile ilgili ve şüpheliler ile irtibatlı olabileceği değerlendirildiğinden şahsa ait cep ve sabit telefonların tespiti ile geriye doğru görüşme detaylarının temini ve incelemenin yapılması (...)'

Yanıt yok...

Dosyada yok...

İzi Fethiye Çetin sürüyor.

Derginin 2007 yılındaki sahibi Hanifi Altaş olduğunu öğreniyor. Kim mi Altaş?

Hrant Dink'ın suçlandığı davanın müşteki avukatlarından, Ergenekon örgütü tarafından kurulduğu iddia edilen Ayasofya Derneği, Büyük Güç Birliği Derneği, Büyük Hukukçular Birliği, Türkiyem Topluluğu gibi dernek ve oluşumların hepsinde kurucu üye...

Başka bir nokta...

Dink'i ölüme götüren davanın açılmasına yol açan suç duyuruları adeta aynı imla hatalarıyla yazılmış tek tip dilekçelerdi. Ergenekon üyeliği mahkeme kararıyla sabit Sevgi Erenerol'un Türk Ortodoks Kilisesi suç duyurusu yapanlar arasındaydı.

Dilekçeci başka kim vardı dersiniz?

Dönemin İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürü...

Müdür Şişli Savcılığı'na Hrant Dink'in ilgili yazısı için 'tetkike değer, tetkik ve gereğini arzederim' şeklinde bir yazı gönderiyordu.

Görevleri arasında 'düşünceyi açıklama ve yayın ile sendikal ve siyasal hakların yasal çerçevede kullanılması için güvenlik tedbirleri almak' da bulunan müdür bu yetkiyi neden böyle kullanır?

Bu nasıl bir tedbirdir?

Bu yazı ve kişi soruşturma ve dava sırasında dikkate alınmış mıdır?

Maalesef hayır..

İşte böyle bir dava Dink davası...

Yüz kızartan bir dava...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.