1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Kendi Başına
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Kendi Başına

A+A-

     Daha önce bu köşede işaret ettiğimiz üzere teorik olarak Türkiye’nin bölge politikası üç ana eksen üzerinden yürüyebilir: “Kendi başına”; “Batı ile beraber”; “bölge ülkeleriyle beraber.” Ben ilk iki seçeneğin bizlerin olduğu kadar bölge halklarının da yararına ve hayrına olmadığını düşünenlerdenim. Gerekçelerimi şöyle sıralayabiliyorum:

 

     1) Bölge yeniden şekillenecekse, geçen yüzyılın tanımlamaları değişecektir. Yani 20. yüzyılın ilk ve ikinci yarısında Batı’nın çıkar hesaplarına ve öngörülerine göre yapılan bilumum sosyo-politik entiteler (varlıklar) temel bir değişime uğramaktadırlar. Dolayısıyla adına “Türkiye” dediğimiz coğrafi-politik varlık hem içeriden hem dışarıdan gelen baskılar sonucu temel bir değişime uğramaktadır. Türkiye, Batı’nın projesiydi, Batı’nın İslam dünyasına empoze ettiği, Osmanlı’nın yerine ikame edip diğer tabii parçalardan kopardığı bir siyasi coğrafyadır. Mustafa Kemal ve arkadaşları fizik varlık tümden yok olmasın diye kabul etmek zorunda kaldılar. Türkiye’nin siyasi sınırları misak-ı milli ile sınırlıdır, ama beşeri coğrafyası batıya, güneye ve kuzeye uzanabilmektedir. Osmanlı perspektifinden baktığımızda bu böyledir, ama “Türkiye”yi merkez aldığımızda karşımıza parçalardan bir parça çıkar ve her bir parça tıpkı Türkiye gibi uydurulmuş siyasi bir entitedir, sun’i coğrafi sınırlarla çevrilidir, her biri toplumsal ve tarihsel tabii tezahürleri olmayan politik yapılar tarafından sıkı markaj biçimde denetlenmektedirler. Bu açıdan Mısır ile Suriye, Suudi Arabistan ile Türkiye, Ürdün ile Irak arasında mahiyet farkı yoktur.

     2) Eğer 20. yüzyılın ilk çeyreğinden başlamak üzere son üç çeyreğe kadar siyasi-coğrafi entiteler a) Batı’nın çıkar hesaplarına ve öngörülerine göre kurulduysa, b) Her bir parça “ulus devlet” olarak teşekkül ettiyse etnik yapısı, mezhep karakteri veya coğrafi büyüklüğü önemli olmaksızın Ortadoğu ülkelerinin her biri diğerine benzemektedir. Zayıf etkileri hesaba katmayacak olursak ne devasa coğrafi büyüklüğüne rağmen Suudi Arabistan ilk İslam devletinin, ne Suriye Emevilerin, ne Irak Abbasilerin, ne Türkiye Osmanlı’nın devlet geleneğini devam ettiriyorlar. Hepsi birer ulus devlettirler, kurucu ideolojilerini modern devlet felsefelerine göre şekillendirmişlerdir, kurumlarını modern devlete göre dizayn etmişlerdir. Bu manada monarşiler-krallıklar ile cumhuriyetler, demokratik parlamenter rejim ile otokrat rejimler arasında sadece form farkı söz konusudur. c) Her biri birer ulus devlet olarak kurulan söz konusu sun’i coğrafi siyasi parçaların sakinleri birbirlerinin üzerine üstünlük kurmaya çalıştıklarında tabii ki kendilerine özgü birtakım gerekçeler-argümanlar icad etmeye çalışacaklardır. Söz konusu tüm gerekçe ve argümanlar hakikatte dünya sisteminin birer uydusu olan ulus devletlerin bölge üzerinde tahakküm ve hegemonya kurma arzularının rasyonalizasyonundan öte değerleri yoktur. Bir bölge ülkesinin başkaları üzerinde üstünlük kurmaya çalışırken kullandığı refleksler, özünde ulusal çıkar temeline dayanır ve bu da uluslararası güvenlik sisteminin esasını teşkil eden rekabet ve çatışmanın motorudur.

     3) Tablo böyle iken Türkiye’nin Ortadoğu’ya açılırken Mehmet Kamış’ın “göstere göstere” dediği (18 Mayıs, Zaman) dış politika takip etmeye yönelmesine, bölge ülkeleri de her biri ulusal çıkarlarını temel alan ulus devletler olarak onlar da Türkiye’ye “göstere göstere” cevap vermek isteyeceklerdir ve veriyorlar da. Teorik olarak başta zikrettiğimiz “kendi başına” ve üstelik “göstere göstere” bölge politikası takip etmek bizi çatışmalara sürüklemektedir; bölge ülkeleri ve küresel güçler ellerinden geldiğince Türkiye’ye engel olmak isteyeceklerdir, Türkiye de onlara. O halde bu ilk seçeneği “yok hükmünde” saymak lazım. 

a.bulac@zaman.com.tr

     ZAMAN

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.