1. YAZARLAR

  2. Fehim IŞIK

  3.  Kazanım
Fehim IŞIK

Fehim IŞIK

Fehim IŞIK
Yazarın Tüm Yazıları >

 Kazanım

A+A-

 

Suriye Kürdistan’ı bölgesinde denetimin Yüksek Kürt Konseyi’nin eline geçmesinden sonra geçtiğimiz pazar günü bölgede yüz binlerin katıldığı gösteriler yapıldı. Qamışlo’da gösteri sonrası eve dönen küçük bir gruba BAAS’çıların saldırdığı ve göstericilerden bazılarının yaralandığı belirtilse de gösterilerde esas olarak herhangi bir çatışma, şiddet, olumsuzluk yaşanmadı.

Suriye Kürdistan’ı bölgesinde bunca büyük bir Kürt kitlesinin aynı anda ve organize bir katılımla kentlerde gösteri düzenlemesi, ilk kez Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nde göndere çekilen Kürdistan bayrağı altında ortak sloganlarla bir araya gelmesi bir ilktir.

Amudê, Efrin, Qamışlo ve diğer kentlerde gösterilere katılanların sayıları yüz binlerle ifade ediliyordu.

Oysa daha iki ay önce Kürtler Suriye Kürdistanı’nda sadece grupsal temelli gösteriler düzenliyorlardı ve ne yazık ki bazen gösterileri düzenleyen farklı Kürt grupları arasında çatışmalar da yaşanıyordu. “Hewler Antlaşması” imzalanmadan önce Efrin’de gösteriler sonrası çıkan uzlaşmazlık nedeniyle Kürt grupları arasında sonu ölümle biten çatışmalar da yaşanmıştı.

Kürt siyasal partilerinin, PYD ve ENKS sorumlularının Hewler’de “ciddi anlamda” bir araya gelmesi, Efrin’de yaşanan çatışma sonrasına rastlar.
Gidişat iyi değildi ve Kürtlerin bir araya gelmekten, birlikte çözüm üretmekten başka çareleri kalmamıştı.

Kürt grupları arasındaki görüşmeler, Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesut Barzani’nin de devreye girmesiyle Suriye Kürtlerinin tarihi antlaşmasını doğurdu.

Hiç kuşku yok Suriye Kürdistanı’nda yönetimlerin ele geçirilmesini, yüz binlerin birlikte hareket etmesini sağlayan yegane motivasyon, Hewler’de oluşturulan birliktir.

Irak Kürdistanı bölgesinde de Kürtler en ciddi kazanımlarını birlikte hareket ettikleri dönemlerde yakalamıştır. Halepçe Katliamı sonrasında oluşturulan “Kürdistan Cephesi”, esas olarak da Irak Kürdistanı’ndaki iki başat gücün, PDK ve YNK’nin birliğini koruması, kazanımların pekişmesini sağlamıştır.

Kazanımların ciddi risklerle karşı karşıya olduğu, gerilediği, bölge devletlerinin oyunlarıyla yok edilmeye çalışıldığı dönemler ise Kürdistan’daki güçlerin çatışmalı olduğu dönemlerdir.

Birliğin yarattığı motivasyon, sağladığı moral güç bu kadar net iken mücadelenin on yıllardır kesintisiz devam ettiği Kuzey’deki güçlere de seslenmenin tam zamanıdır.

Kürt halkı içinde en ağır bedeli ödeyenler Güneylilerdir. Enfal’de, Halepçe’de, diğer katliamlarda, işkencelerde yaşamını yitiren 182 bin Güneyli Kürt vardır.

Kuzey Kürtlerinin kayıplarının da Güney’den aşağı kalır yanı yoktur. Kuzeyli Kürtler de ulusal özgürlük mücadelesinde çok ağır bedeller ödemiştir; ödemeye devam ediyor...

Bu bedellerin kazanıma dönüşmesi, sadece savaşı kesintisiz olarak sürdürmekle mümkün değil. 28 yıldır süren savaş, çatışma ve şiddet ortamı Kürt ulusal hareketinin geri dönüşsüz bir noktaya gelmesini sağlamış olsa bile halen Kürtlerin Kuzey’de kendilerini yönetme olanağı yakalamalarını sağlamamıştır.

Çok etkin bir örgütsel güce sahip olabilirsiniz, ancak bu gücünüz arkanızda moral desteğiniz olacak inançlı bir kitleye, kitleyi en geniş kesimiyle mücadeleye katacak bir birlik hareketine hitap etmiyorsa, sonuca ulaşmanız zor olabilir.

Türkiye’de Kürt hareketinin birlik girişimleri konusunda attıkları adımları tek tek sıralamaya gerek yok. Kürt hareketinin Kuzey’de yeniden şekillenmeye başladığı 1960’lardan günümüze, iyi veya kötü, Kürtler bir araya gelmek, birlik hareketleri oluşturmak için çaba harcadılar, harcıyorlar... Ama bu konuda hakkını vermek gerekir ki en geniş katılımlı girişim, 17-18 Eylül 2011 tarihlerinde Diyarbakır’da düzenlenen Türkiye’de Kürdistan Konferansı’dır.

Türkiye’de Kürdistan Konferansı’na Kürtlerin yanı sıra Ermeniler, Ezidiler, Süryaniler, Araplar, Mihelmiler ile birlikte Kürdistan’daki diğer ulusal ve inançsal gruplarda katılmıştı. Bu Kürdistan tarihinde bir ilkti ve üzerinde uzlaşılan bir sonuç bildirisi de yayınlanmıştı.

Bu toplantıyı takiben 9 Mart günü Diyarbakır’da 51 Kürt’ün katıldığı Ortak Akılla Kolektif Birlik toplantısı yapıldı. Bu toplantı da Türkiye’de Kürdistan Konferansı’nı tamamlayan, eşit, yaklaşık Kürtlerin tüm kesimlerini kapsayan bir girişimdi.

Her iki toplantıda da, “en geniş kesimin” kabul ettiği birer sonuç bildirgesi yayınlandı.

Ne yazık ki bu toplantılar, konferanslar, girişimler sonuçlarıyla birlikte orta yerde, sahipsiz kaldılar.

Oluşan komisyonlar toplantılar sonrasında sorumluluklarını yerine getir(e)mediler.

Devamlılığın sağlanması için yapılan ikili girişimlerden de şimdiye kadar alınmış bir sonuç yok.

Birliğin, bir arada olmanın nelere kadir olduğunu anlamak için Kürt tarihine bir kez daha göz atmakta yarar var.

Bu yönüyle Kuzeyli Kürtlerin siyasal önderlerine, aydınlarına, yazarlarına; özellikle de Türkiye’de Kürdistan Konferansı ile Ortak Akılla Kolektif Birlik toplantılarını düzenleyenlere, bu toplantılarda oluşturulan komisyonlara ciddi görev ve sorumluluklar düşmektedir.

Her birimiz tarih karşısında sorumluyuz...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.