1. YAZARLAR

  2. Mustafa Akyol

  3. Kaybolmuş aklımızı ihya etmenin zamanıdır
Mustafa Akyol

Mustafa Akyol

ankarareview
Yazarın Tüm Yazıları >

Kaybolmuş aklımızı ihya etmenin zamanıdır

A+A-

Kaybolmuş aklımızı ihya etmenin zamanıdır

Son 1-2 yıldır Türkiye’nin başında büyük bir felaket var.

İktidarın giderek otoriterleşmesi midir dersiniz bu?

Yahut iktidar-cemaat kavgası mı? Yoksa “paralel devlet” ve diğer “darbeciler” mi?

Ya da muhalefetteki hırçın sesler mi?

Belki de hepsi… Ama bence bütün bunları sarıp-kuşatan ve daha da derinleştiren bir fecaat var ortada:

Biz, bir toplum olarak, aklımızı kaybettik. İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, gerçeği propagandadan ayırmaya yaraması gereken aklımızı…

Nasıl mı?

Açın “gazeteleri” veya “haber kanalları”nı, bir bakın. İstisnalar bir yana, birbiriyle taban tabana zıt iki evren çıkacak karşınıza:

Bir, her konuda ve her şartta iktidarı hep haklı bulanlar, hararetle destekleyenler.

İki, her konuda ve her şartta iktidarı hep haksız bulanlar, hararetle tel’in edenler.

Bu iki evrende de hepimizin tanıdığı isimler var. Ne yazdıklarını okumanıza, ne söylediklerinizi dinlemenize aslında pek gerek yok. Çünkü şu iki peşin hükümden birinin dipnotlarını düşüyor olacaklar sadece:

Bu şanlı iktidar, sadece Türkiye’yi değil tüm İslam alemini kurtarmaya soyunmuştur. Ama türlü türlü hainler, satılmışlar, basiretsizler tarafından haksızca hedef alınmaktadır. Siz onun yanında durun ey ehli vatan!

Bu rezil iktidar, sadece Türkiye’yi değil tüm bölgeyi batırmaktadır. Ama türlü türlü hainler, satılmışlar, basiretsizler tarafından şerefsizce övülmektedir. Siz onun karşısında durun ey ehli vatan!

Gündemdeki konunun ne olduğu fark etmez. Bu iki zıt koronun vereceği hüküm bellidir:

Mesela Şüleyman Şah Türbesi’nin tahliyesi, birincisine göre mutlaka büyük “zafer”dir; ikincisine göre büyük “hezimet.”

Hükümet birincisine göre erdem ve ahlak abidesidir; ikincisine göre ise hırsızlık ve yolsuzluk.

Memleket birincisine göre “dünyanın en özgür ülkesi”dir; ikincisine göre en koyu diktatörlük.

Bu iki zıt kutup birbirinden haliyle nefret eder. Ama bu ak-kara ikilemine boğulmayıp “gri” alanda kalanlardan da nefret eder.

Oysa sevgili dostlar, muhterem vatandaşlar…

O “gri alan” bize çok lazım.

Bu cinnet halinin daha da derinleşmemesi, çatışmaya ve savaşa dönüşmemesi için lazım.

Ve o gri kalanda kalmak, iki tarafın öfkeli seslerinin ithamlarının aksine, “omurgasızlık”, “ortayolculuk,” “oportünizm” değil.

Aksine, şu devirdeki en zor iş; çünkü sizi çılgınca destekleyecek ateşli korolar toplamıyor arkanıza. Hazır bir propaganda makinesi, konforlu bir mecra sunmuyor.

Ve şu devirdeki en erdemli iş o gri alanda kalmak aslında. Çünkü olaylara “tarafgirlik” ve “faydacılık” zehrine kapılmadan bakmayı, “ilkeli” olmayı, doğruya doğru, yanlışa yanlış bakmayı gerektiriyor.

İşte, kaybolmuş aklımızı ihya etmenin yolu da, gri, objektif, ilkeli zeminlerin artmasından geçiyor.

Böyle bir misyona soyunduğunu anladığım Ankara Review’e başarılar diliyorum.

Ve size “mutlaka takip edin” ediyorum.

Belki her gün “hislerinize tercüman” olacak bir site değil bu.

Ama ufkunuzu açmaya ve aklımıza mukayyet olmaya yarayacak bir site…


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.