1. YAZARLAR

  2. Zeki Savaş

  3. Kasvet ve Cinayet
Zeki Savaş

Zeki Savaş

Yazarın Tüm Yazıları >

Kasvet ve Cinayet

A+A-

 

Filistinlilerin büyük dönüşü ile ilgili silahsız gösterilerine karşı işlenen cinayetlerden birindeki kasvet, İsrailoğullarının isyan ve azgınlıkla dolu mazilerini anımsatır nitelikteydi.

 

Sosyal medyada dolaşıma giren videoda görüldüğü kadarıyla Siyonist askerlerin döşediği tel örgülere doğru yaklaşan bir Filistinli genç, Siyonist keskin nişancı bir asker tarafından vuruluyor ve gencin düştüğünü gören Siyonist askerlerin sevinç çığlıkları işitiliyor, bir askerin, “ne güzel video oldu” dediği duyuluyor, öteki askerler de keskin nişancıyı taktir ediyor ve bütün bu olup bitenler sosyal medya üzerinden dünyaya servis ediliyor.

Yahudilerin cinayet işlemedeki katılıkları, kasvetleri ve taş kalpliliklerı ilk kez olmuyor. Bunların ataları da böyle taş kalpliydi; hatta taştan da öte. Bakara suresinde Yahudilerin Hz. Musa ve sonrasında işledikleri suçlar anlatılırkan, “sonra kalpleriniz yine katılaştı, taş gibi, hatta daha da katı oldu.”(Bakara:74) deniyor. Kalplerinin katılığı ‘kasvet’ kelimesiyle ifade ediliyor. Kalpleri sertleşiyor, katılaşıyor, rahmet ve yumuşaklıktan uzaklaşıyor, sonunda taştan öte bir nitelik kazanıyor. Zira ayetin devamında taşlarla ilgili çok düşündürücü bilgiler veriliyor: “Nitekim öyle taşlar var ki, altlarından ırmaklar akar. Yine öyle taşlar var ki, çatlarlar da bağırlarından su fışkırır. Yine öyle taşlar var ki, Allah korkusu ile dağlardan yuvarlanıp aşağı inerler”(Bakara:74)

Çoğumuz, nice su kaynaklarının kayaların arasından çıktığını görmüşüzdür. Sert dediğimiz taşın çatlayıp ortasından suların aktığını veya ağaçların bittiğini izlemişizdir. Kimi taşlar da Allah korkusundan yerinden yuvarlanır. Bu örnekler, Yahudilerin/Siyonistlerin kalplerinin katılıkta taşın çok ötesine geçtiğini sarahaten ifade ediyor.

Filistin topraklarını işgale başladıkları günden beri kasvet içinde cinayet işlemeye, Filistin topraklarında fesad çıkarılmaya, kan akıtmaya, zulüm etmeye, isyanda bulunmaya devam ediyorlar.

İsrailoğulları geçmişte de çok pervasız, haddi aşan, isyanda cüretkar bir kavimdi. İlahi kelamı dinledik ve itaat ettik demek yerine ‘dinledik ve isyan ettik’ diyecek kadar isyanda ileri giden bir kavimdi: “Hani sizden kesin bir söz almış ve Tur’u tepenize dikmiştik de, ‘size verdiğimize kuvvetle sarılın ve dinleyin’ demiştik. ‘Dinledik ve isyan ettik’ demişlerdi. Küfürleri yüzünden buzağı sevgisi kalplerine işlenmişti”(Bakara:93)

İşgalci rejimin savunma bakanı da bu cinayet üzerine o katil askerleri, ‘dünyanın en ahlaklı ordusunun fertleri’ olarak niteledi. Bu müfsid Siyonistlerin ataları da geçmişte böyle yalan iddialarda bulunmuştu da Allah onların yalancı olduklarını yüzlerine vurmuştu. Bu yalan iddialarından biri, ahiret nimetlerinin de sadece kendilerine mahsus olduğu idi. Bu yalan iddialarına karşı Allah u Tebareke ve Teala şöyle buyuruyor:

De ki: Eğer ahiret yurdu Allah katında başka insanlara değil de sadece size mahsus ise, doğru sözlü iseniz, o halde ölümü dilesenize! Bunu, önceden ellerinin takdim ettiklerinden dolayı asla dilemeyeceklerdir. Allah zalimleri iyi bilir.”(Bakara: 64-65)

Yalan, ifsad, zulüm, katl bu kavmin karakterinde var ve tarih boyunca bunu sürdürmüşlerdir. Peygamberleri de çok katlettiler. “O halde neden size bir peygamber nefsinizin hoşlanmadığı bir şey getirdiğinde, büyüklük taslayarak bir kısmını yalancı sayıp bir kısmını da öldürdünüz?”(Bakara:87) “Eğer iman etmiştiyseniz, o halde neden daha önce Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?”(Bakara:91)

Aktardığım bütün bu ayetler, İsrailoğulları ile ilgilidir. Allah’ın peygamberlerini yalanlayıp öldürmede de her zaman önde olmuş bir kavimdir bu İsrailoğulları. Siyonist Yahudiler de İsrailoğullarının bu müfsid karakterinin günümüzdeki taşıyıcılarıdır.

Hem geçmişteki İsrailoğullarının hem de şimdiki Siyonist yahudilerin diğer bir ortak özelliği de çok korkak olmalarıdır. Kendilerini güvende hissetiklerinde mazlumlara karşı acayip bir kasvet içine girerler ama er meydanında Müslüman savaşçılarla karşılaştıklarında ölüm korkusundan tir tir titrerler.

Müfsid bir kavim olduklarından ötürü defalarca tarih çinde büyük musibetlere düçar olup darmadağın olmuşlardır. Bu kez de Filistin’de işlemeye devam ettikleri cinayetler ve çıkardıkları fesad dolayısıyla büyük bir belaya maruz kalıp tekrar darmadağın olacaklardır. Müfsid bir kavim oldukları için güç ve devlete ulaşınca kasvet ve cinayette sınır tanımıyorlar ve işledikleri zulmün ahı onları çer çöp gibi yerküreye savuruyor. Bir kez daha savrulacaklardır.

Siyonist işgalci zalimlerin bu kadar pervasızca yer yüzünde fesad çıkarabilmelerine imkan tanıyan ana nedenlerden birinin, Müslümanların birbirini düşman belleyip birbirinin boğazına sarılması gerçeği olduğunu da unutmamalıyız. Düşman, onların bu bu gafletinden istifade ediyor ve elinin yetiştiği Müslümanlara karşı zalimane uygulamalarda bulunuyor.

Uyanmamız ve kendimize gelmemiz için Müslümanlara karşı gösterilen bunca kasvet ve cinayet yetmez mi?

 

                  

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.