1. YAZARLAR

  2. Yaşar ÖZKAN

  3. KARANLIKTA BEŞER VE AYDINLANMADA İNSAN OLMAK
Yaşar ÖZKAN

Yaşar ÖZKAN

Yazarın Tüm Yazıları >

KARANLIKTA BEŞER VE AYDINLANMADA İNSAN OLMAK

A+A-


Alexsis Carel, tarih boyunca insanın sürekli bir merak içinde olduğunu ve kendisini ve evrenin hakikatini aramaya çabaladığını söyler. Ancak kendi içsel hakikatinden daha çok evrenin ve dış dünya hakikatine yönelmiştir. İnsanın kendini keşfetme yolculuğu hep nakıs kalmıştır, der kısaca.

Gerçekten insanlık tarihi bize şunu göstermiştir; kendisini yeterince tanımadığı ve tanımlamadığı zaman daha çok beşer yönü ağır basar ve egoları ön planda olur.  Böyle olduğunda genelde orta çağını yaşar insanların çoğu. Ali Şeriatide İnsanın Dört Zindanı adlı eserinde, insanın benlik esaretinde olduğunu, buradan çıkmanın çok zor olduğunu, bundan kurtulmanın büyük bir çaba gerektirdiğini yazar.

Aslında insan doğarken yanında karanlık ve aydınlık güç potansiyelini de taşır. Duyuları, sezgisi ve aklı ile kompleks bir varlıktır. Kendisini  anlamaktan çok varoluşu anlamaya çalışır. Başlangıçta duyular hükmeder ve somut düşünür, akıl ise gelişmemiş, olgunlaşmamıstır.  Bu yüzden büluğ ve olgun çağ ayırımını yaparız.

İnsan geliştikçe aklı da gelişiyor. Ama dedik ya  kompleks  ve karmaşık bir varlık. Kendisi bile kendisine akıl sır erdiremiyor, o yüzden çevresinde olup bitenler karşısında şaşırıp kalıyor. Ali Şeriati'nin dediği gibi insanı "şevkat dinlendiriyor, masal sakinleştiriyor,  okşamak mest ediyor, kucak uyutuyor, sevgi, uysallaştırıyor, aşk teslim alıyor, iman tatmin ediyor, şiir yumuşatıyor, hatırlamak ısıtıyor, hayal neşe veriyor, ümit bağlatıyor, arzu coşturuyor."

İnsanın aklı ile varlığı anlaması için sorduğu soruların yanında bir de ruh tarafını anlamaya ve açıklamaya çabalamıştır. Yüzyıllar içinde cevap bulduğu sorular olduğu gibi, cevaplandıramadığı sorular da olmuştur. Bu böyle de sürüp gidecektir. Ancak ruh konusu çoğunlukla bir muammadır. Ya verili bilgilerle yetinilmiştir ya da  onun hakkında tüm tartışmalar spekülasyona maruz kalmıştır. 


Chandel'in deyimiyle "Muhtaç olduğu halde aşka sahip olmayan gönül, insanı sürekli o kaybolan değerinin ardında heraretli bir şekilde o tarafa bu tarafa sürüklüyor. Tanrı, özgürlük, sanat ve dost istek çölünde onun yolunu bekliyorlar. O boş olan testisini hangi çeşmeden dolduracak diye bakıyorlar."


Doğa biliminde araştırma yaparken sonucu üç aşağı, beş yukarı kestirebilirsiniz, ancak sosyal bilimlerde bunu kestiremeyebilirsiniz , orda insan vardır artık. Çünkü insanın  ne zaman, nasıl davranış sergileyeceği tam belli değildir, değişkendir.Aynı ortamı sağladığınız da bile bazen duyuları ile, bazen aklı ile hareket eder. O yüzden sonucu kestirilemez.

Maddi ve manevi güçlerle donatılmış insan, dış dünyasındaki obje ve nesneleri tanımak, anlamak ve anlamdırmak istiyorsa önce kendini tanımalı, sonra evrene anlam yüklemeli. Boşuna denmemiştir o söz: "Kendini  bilen Rabbini bilir."

Rabbim bizi de kendimize iyi tanıtıp Rabbini tanıma yolunda gayretimizi ve sevgimizi artırsın.

                        

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.