Zeki SAVAŞ

Zeki SAVAŞ

Zeki SAVAŞ
Yazarın Tüm Yazıları >

Kara Leke

A+A-

Füze kalkanı projesi, Türkiye'de konunun önemine layık bir mahiyette tartışma ve değerlendirmeye tabi tutulamamışken arkasından gelen Wikileaks tartışmaları, böylesine önemli bir mevzuyu en azından bir süreliğine iyice gündemden düşürme tehlikesini beraberinde taşıyor.

Füze kalkanı projesi, Türkiye'yi bir yandan komşuları için öte yandan da      kutup olma ihtimalini taşıyan yeni oluşumlar için karşı bir tehdit unsuruna dönüştürme tehlikesini içinde barındırıyor.

Amerika ve Avrupa'nın öncü ülkeleri başta İslam dünyasının merkezi olan Ortadoğu'ya ve kenar bölgelerde yer alıp yükselmekte olan Rusya, Hindistan ve Çin gibi güçlere karşı NATO üzerinden  baskı oluşturmaya, düşman yaratmaya ve çatışma ortamını canlı tutmaya çalışıyor. Mezkur projeyle Türkiye bu meş'um stratejilerin uygulanmasında cephe ülke haline getiriliyor.

Füze sisteminin Türkiye'ye yerleştirilmesi, NATO'nun yeni dönemde savaş cephesi olarak Ortadoğu'yu seçtiği anlamına gelir. Ortadoğu demek, İslam dünyası demektir. İslam dünyasının hedef alındığı bir projede Türkiye nasıl cephede yer alabilir? Türkiye'nin itirazları sonucu projenin hedefleri içinde her hangi bir ülke veya bölge adının zikredilmemesi olumlu bir gelişme olarak algılanabilir ama bu durum, acı gerçeği değiştirmez. Sadece hedefin ismi ifade edilmemiştir ancak hedef bellidir. İslam dünyasında da en belirgin hedef İran'dır. Türkiye'nin kadim tarihi komşularından olan ve İslam dünyasının önemli merkezlerinden birini teşkil eden İran'ı birinci derecede hedef alan bu sistemin ülkemize yerleştirilmesi, Batı-İslam çatışmasında daha doğrusu Batının İslam dünyasına yapacağı bir saldırı ve bunun üzerine çıkacak bir çatışmada ülkemizin Batı cephesi için hatt-ı mukaddem haline getirilmesi demektir. Asırlarca İslam dünyasında merkezi ağırlığı taşımış bir ülkeyi şer cephesi olan Batının öncü kuvveti haline getirmek affedilemez bir yanlıştır, kara bir lekedir ve bu kara lekenin altına Ak Parti iktidarı imza atmıştır.

Ak Parti iktidarı bu sistemi İslam dünyasının aleyhine olacak bir mahiyette kullandırmayacağı konusunda kendisine güvenebilir. Bunu doğru kabul etsek bile, Ak Parti iktidarının geçici ama NATO şemsiyesi altında kurulan bu tür askeri tesis ve sistemlerin Amerika'nın nüfuzu altında kalıcı olduğu gerçeği, uzun süreli olacak bir tehlike ile karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir.

Eğer bu projeyle Siyonist rejimin koruma altına alınması gizlenen hedefler arasında ise ki, böyle bir amacın güdülmüş olması da kuvvetle muhtemeldir, o zaman içine çekilmek istendiğimiz tehlike çok daha vahimdir. Siyonist rejimin koruyucu kalkanı haline getiriliyoruz demektir. Füze kalkanı projesiyle Siyonist rejimin hedef alındığına inanan bir tek insan bulunamazken bu projeyle İsrail'in korunmak istendiğine inanmamak için inandırıcı gerekçe bulunamaz.

Böyle bir proje ile elbetteki tek bir ülke hedef alınmış değildir. İkinci hedef ülke, Suriye'dir. Birinci ve ikinci hedef ülkelerin Müslüman komşularımız olması, tarihi, kültürel ve dini bağlarımızın olduğu ülkeler olması meselenin ciddiyetini kaç kez arttırmaktadır.

Amerika önderliğindeki Batının bu tür hamleleri, Türkiye'yi Batı ile Doğu medeniyetleri arasında bir köprü rolünü üstlenmekten çıkarıp Batı medeniyetinin Doğu/İslam medeniyetine dönük barbarca saldırılarında ateş hattı haline getirir.

Türkiye, Amerika'nın İslam dünyasına saldırı düzenlediği bir güzergah mıdır? Türkiye, Batının emperyalist saldırılarda kullanacağı bir siper midir? Türkiye, Amerika emperyalizminin vurucu gücü olan NATO'nun saldırı üssü müdür? İkinci Körfez Savaşı olarak anılan Irak'ın işgalinde de Türkiye ana güzergahlardan biri olarak kullanılmak istenmiş ve her ne kadar bu istek Meclis tarafından reddedilmiş ise de Amerika üslerinden Irak'a sayısız saldırılar yapılmaya ve gerekli lojistik destekler verilmeye devam edilmiştir.

Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Amerikalı generallerin başkomutanlık yaptığı NATO'nun cephe planlayıcıları, yeni bir düşman inşa etmeye başladılar. Yeni dönemdeki yeni düşman İslam'dı. NATO'nun yeni vizyonu buna göre şekillendi. Türkiye'nin, bu yeni vizyonda rol almaktan kaçınması gerekirken füze kalkanı gibi bir projeye ev sahipliği yapması her yönüyle kabul edilemez bir çelişki, her yönüyle zillet yüklü bir kabuldür.

Asıl dikkat çekici olan, NATO'nun füze kalkanı projesini Türkiye'ye dayatmasındaki zamanlamadır. Türkiye Ak Parti iktidarı öncülüğünde bir yandan komşularla sıfır problem dış politikasını başarıyla uygularken, öte yandan eksen kayması bağlamındaki tartışmalara 'merkezimiz Ankara yönümüz 360 derece' derken ve bu politikayı da başarıyla uygularken, beri yandan İsrail'e 'One minute' deyip onu katil olarak niteleyip Siyonist rejimle ilişkileri minimum düzeye indirirken ve de Ortadoğu ve İslam dünyasında barışa, işbirliğine, sorun çözmeye yönelirken birden böyle bir teklif dayatmasına maruz kalması ve bu teklifi kabullenmesi bir tesadüf müdür yoksa uygulanan pozitif dış politikayı anlamsızlaştırmaya, frenlemeye dönük ve Türkiye'yi cezalandırmayı amaçlayan bilinçli bir siyaset midir? Bu varsayım doğruysa, Ak Parti iktidarı hangi koşullar ve hangi tehditler altında bunu kabul etmiştir? Eğer bir baskı ve tehdit varsa bunu başta kendi milletiyle paylaşıp destek araması gerekmez miydi? Sonra İslam dünyasından destek istemesi icap etmez miydi? Eğer bir baskı ve tehdit yoksa neden ve niçin başarıyla uyguladığı politikalarını tersine çevirebilecek bu teklifi kabul etti? İslam dünyasında gittikçe ağırlığı artan Recep Tayip Erdoğan, bu ağırlığını zedeleyecek ve hatta kendisinin değerini düşürecek böyle bir teklifi neden ve niçin kabullendi? Misyonuna ve vizyonuna ters düşen bu dayatmayı hangi delillere binaen benimsedi?

Bu ve benzeri sorulara ikna edici cevaplar verilmediği sürece bu tavizkar politikayı mahkum etmeye devam edeceğiz; doğru politikaları takdir etmeye devam ettiğimiz gibi.

fitrat.com

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.