1. YAZARLAR

  2. Ali BAYRAMOĞLU

  3. Kanuni ve Erdoğan..
Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Kanuni ve Erdoğan..

A+A-

Tayyip Erdoğan'ın 'Muhteşem Süleyman' dizisine atfen, 'Bizim öyle bir ecdadımız yok, ilgilileri uyardık, yargının da gerekli kararı vermesini bekliyoruz…' sözleri tartışılıyor.

Tartışılıyor, zira vatandaş Tayyip Erdoğan'ın değil, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın sözleri bunlar…

Soru pek çok…

Hafiflerinden başlayalım:

Tarihi konu alan sinema filmlerinin, televizyon dizilerinin karşı karşıya kaldıkları eleştiriler doğal mıdır? Tarihi merkez alan bu ürünlerde 'kurmaca'nın bir sınırı var mıdır?

Devam edelim:

Neden, kendi tarihleriyle 'oynayan', tarihlerini 'yorumlayan' ve eleştiren sinema ve edebiyat gelenekleri daha çok özgürlüklerin hakim olduğu, sosyal dokusu daha bütünleşmiş topraklar da yeşerir? Ve tarihi ürünlere yönelik eleştiriler politik olmaktan çok etik ve artistik olur?

Ve ağır soruyu soralım:

Siyasi iktidarın bu tartışma alanına girmesi, popüler ürünlere yönelik siyasi eleştiriye soyunması, bunu yaparken yargıyı göreve davet edecek kadar ileri gitmesi doğal mıdır?

Siyasi iktidarın televizyon dizileri, sinema filmleri, sanat eserleri hakkında kişisel görüşü aşan, resmi hüvviyet taşıyan, siyasi iktidarın resmi imajı, tarih algısı üzerinden kültürel ve sanatsal üretim ve tüketimi tanzim etmeye çalışması demokratik ülkelerde, bu ifade bile fazla, otoriter ve ideolojik devlet aygıtı üzerine oturmayan diyarlarda kabul edilir bir iş değildir.

Siyaset karşısında toplumsal ve kültürel alanın özerk olması, çağdaş toplumlarda özgürlük fikrinin temellerinden birisini oluşturur. Bunu, iktidar karşısında tarih, toplum ve siyaset algısının özerk olması takip eder. Böyle durumlarda tarih, toplum, siyaset algısının çoğulluğu önemli, bu algının 'sivilleşmesi' ise hayatidir.

II. Abdülhamit'in ulu bir hakan ve büyük bir devlet adamı mı yoksa eli kanlı, baskıcı bir padişah mı olduğuna veya karma özelliklerine dair kararı kim verecektir?

Bir merci padişanların insani yönlerinin mahrem, her hücresinin siyasi olduğu hükümüne varabilir mi?

Kim yapacaktır bunu?

Devlet ve siyasi iktidar mı?

Bu durumda ders kitaplarına yansıyan resmileşmiş tarihin, sanat, kültür, iletişim gibi alan ve araçlara da aynı yöntemlerde, yasak, kural, denetim üzerinden yansıması kaçınılmaz olur.

Şimdi sormak gerekir, başbakanın çıkışı ve sözleri bundan başka neye gönderme yapar?

Toplumlar ve topluluklar gelecekten korktukları, şimdi zamanı yönetmekte ya da taşımakta zorlandıkları anlarda geçmişle varoluş ilişkisi kurar. Siyasetçiler ve siyaset ise kendisine kurucu ve mutlak güç atfettiği oranda tarihi, toplumu, zihinleri şekillendirmeye çalışır.

Gelelim diğerlerine oranla hafif görünen

sorulara..

Evet, sinema, dizi, roman gibi türler tarih alanında kurmaca da yaparlar, gerçekleri zorlarlar.

Bu elbette, eleştirilir.

Bugün televizyon, büyük kitleler için tarih öğrenilen ayrıcalıklı araç haline gelmişse, tarihi gerçekler konusunda titizlik etik bir mesele olur.

Nitekim oluyor da…

Sadece Türkiye'de de değil.. Eylül başında Bosna Dnevni Avaz gazetesinde diziyle ilgili yaptığı haberde tarihçi ve uzman görüşlerine yer vererek, 'saraydaki kadınların 19. Yüzyıl Fransa sarayı giyisilerine büründürüldüğünü, Kanuni'nin padişah olduğunda 41 yaşında değil, 26 yaşında olduğu, dizinin tarihi olayları hatalı bir şekilde gösterdiği' söylüyor ve tarihi konuları anlatan filmlerin doğruluktan sapmamaları gerektiğini hatırlatıyordu.

Eleştiri doğal ve gereklidir..

Ancak doğru yöntemlerle, doğru yerlerde ve doğru kişilerce yapıldığı sürece.. Kültürel ve sanatsal alanların özerklikleri ihlal edilmediği sürece.. Yasak, siyasi dayatma içermediği ve baskı duygusu taşımadığı sürece..

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.