1. YAZARLAR

  2. Ali BAYRAMOĞLU

  3. Kanun gücünü siyasi amaçlar için kullananlar...
Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Kanun gücünü siyasi amaçlar için kullananlar...

A+A-

Gündeme, dün, önemli bir haber düştü.

Savaş, şiddet, vahşet görüntülerinin gölgelediği bir haber...

Şöyle:

'Adalet Bakanlığı, 28 Şubat sürecinde Genelkurmay Başkanlığı'nın karargahtaki Çakmak salonunda hakim ve savcılara verdiği brifinglerin ardından alınan idari ve adli yargı kararlarını incelemeye aldı. Bakanlık, kasıtlı hüküm veren hakim ve savcılar hakkında soruşturma başlatacak...'

Önemlidir...

Hem fiili hem sembolik anlamda...

1997 bir kabus yılıydı.

28 Şubat günü, MGK toplantısında asker, hükümete İslami olan ve alana yönelik cadı avı kararlarını dayatmıştı. Erbakan hükümeti bu kararların uygulanmasını askıya alıp, doğal olarak ayak sürümeye başlayınca, asker bu kez doğrudan tehdit ve valilikler, rektörlükler, yargı birimleriyle doğrudan temas kurma sayfasını açmıştı.

Tank yürütmeler, küfürler, askeri açıklamalar, vs...

1997 Mayıs'ı bu çerçevede Genelkurmay Başkanlığı'nda Harekat Dairesi Başkanı Çetin Doğan'ın orkestra şefliğinde verilen brifinglere de tanık olmuştu.

Bu birifinglerde asker yargıcı, hakimi, gazeteciyi karşısına alıyor, ülkeye nasıl şerri düzen geleceğini, meşru hükümetin bu istikamette nasıl sinsice çalıştığını anlatıyordu.

Herkesin sorumluluk almasını istiyordu. Daha doğrusu savcıları, hakimleri, rektörleri, gazetecileri kendi çizdiği plan çerçevesinde hareket etmeye çağırıyordu.

Ve her brifingte İç Hizmetler Kanunu'nun kimi maddeleri sayılarak, özellikle İslami kesimin pompalı tüfeklerle silahlandığı balonu şişirilerek, 'siviller verilen görevi yapmazsa, askerin silah kullanacağı' ifade ediliyordu.

1997 sadece bir kabus değil aynı zamanda bir utanç yılıydı.

Bu brifingler, katılmaya çağrılanlar tarafından bir görev olarak addediliyor. Yargıcı, savcısı brifing sonunda askeri avuçları çatlarcasına alkışlıyordu. Ve bunun görüntüleri gazetelerin manşetlerini süslüyordu.

İlk basın brifingine kendi gazetem adına bir kaza sonucu katılan, yaşananları doğrudan gözleyen biri olarak söylüyorum bunu.

3 Mayıs 1997 tarihinde Yeni Yüzyıl Gazetesi'nde çıkan, 'Basın Tarihinde Kara Sayfa: Brifing Yorumları' başlığı taşıyan, Dinç Bilgin'in öfkesini kabartan yazıya şu notu düşmüştüm:

'Son Genelkurmay brifingi üzerine yapılan yorumların çoğunluğu tarihe, Türk basını ve Türk aydını adına bir yüz karası olarak geçecektir...'

Öyledir ve öyle oldu.

Peki sonra?

Sonrası yok...

Ne bu durum, ne üniversite rektörlerinin inanılmaz uygulamaları, ne EMASYA fişleri yeterince tartışılmadı. Sorumlular yeterince teşhir edilmedi.

Demokrasi, asker, sivil sorumluluk yeterince etik, ahlaki yaptırıma tabi tutulmadı.

Hakimler ve savcılar açısından özel bir parantez açmak elbet gereklidir.

Askerden aldıkları talimatı kararlarına yansıtanlar teşhir edilmedikçe, sorgulanmadıkça, Türkiye 28 Şubat meselesini ve buna ilişkin zihniyeti hiçbir zaman aşamaz.

Sorun sadece asker değildir.

Aynı zamanda askercil faaliyetlerdir...

Hukuk dışına çıkan, kanun gücünü siyasi amaçlar için kullananlardır.

Yargı açısından bu tür faaliyetleri açığa çıkaracak bir adım, önümüzdeki dönem için, hatta sürmekte olan, bu kez askeri karşısına alan kimi davalar açısından da bir emsal oluşturacaktır.

Yenişafak

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.