1. YAZARLAR

  2. Ömer Faruk GERGERLİOĞLU

  3. Kanlı Bayram ve Oya Baydar'ın İslamofobi Soruları
Ömer Faruk GERGERLİOĞLU

Ömer Faruk GERGERLİOĞLU

T24
Yazarın Tüm Yazıları >

Kanlı Bayram ve Oya Baydar'ın İslamofobi Soruları

A+A-

     Bayrama yine kanlı girdik. Bayram namazları Irak ve Afganistan'da kana bulandı.

     2008 yılında Kurban bayramı esnasında Irak'a gitmiştim. Bizi misafir eden Irak'lılara “bayram namazına gidelim” dediğimde korkuyla yüzüme bakmışlardı. Bayram namazlarında intihar bombalı saldırıların sık olduğunu, gitmeye çekindiklerini söylemişlerdi. Israrımız üzerine camiye hep birlikte gittiğimizde haklı olduklarını anladım. Otomatik Silahlı görevlilerin  aramasından geçerek girdiğiniz camide namazı herkesin diken üstünde hutbeyi dinlediğini, namazı  kıldığını fark edebiliyordunuz. Türkiye'deki bayram namazları ile karşılaştırdığımda ne denli bir huzursuzluğun içinde olduklarını büyük bir üzüntüyle anlamıştım. Bu bayramda da 5 yıl öncesine gittim ve büyük bir hüzünle  bombalamalar sonrası Irak anılarım gözümün önünde  canlandı.

     T 24'te köşe arkadaşım Oya Baydar son yazısında islam dünyasının bu büyük problemi üzerinde duruyor ve  “vahşetlerini, cinayetlerini İslam ile aklarken İslam âlemi neden suskunluğa gömüldü ya da cılız eleştirilerle yetindi? Siyasî hesaplarla mı, korkudan mı, basiretsizlikten mi, yoksa Müslüman muktedirler İslamiyetin ruhundan koptukları için mi? Belki de hepsi birden ama hangi nedenle olursa olsun İslamofobinin yaygınlaşmasında, şiddetin artmasında, İslamiyetin hem ruh hem de imaj olarak yıpranmasında payları büyüktür. " diyor, haklı. Müslüman aydınların niye bu  yapılanmalara ve onların üstünden politika geliştiren T.C. hükümetine  karşı yeterli ses çıkarmadığını da  sormuş ardından .

     Şu anda sadece Ortadoğu'nun değil aslında tüm dünyanın en büyük sorusu müslümanlarla barış ve kardeşlik içinde nasıl yaşanması sorusudur. Dinin etkisinin çağımızda modern hayattan silineceğini düşünenler yanıldı. Hristiyanlık o kadar olmasa da İslam son yüzyılda halkları ve devletleri çok etkiledi ve etkilemeye devam ediyor. Bunun son örneğini marksist bir yapılanma anlayış ve geleneğini yıllardır devam ettiren PKK'nın lideri Öcalan'ın son sözlerinde görüyoruz. Diyarbakır'da demokratik islam kongresi toplanması çağrısı yapan Öcalan herkesin kurban bayramını kutluyor. İslam'ın ve müslümanların islamofobi gibi problemlerinin sadece onlarla sınırlı olmadığının önemli bir örneği olacak bu yaklaşım için aslında dinden uzak aydınların, kurumların çıkarması gereken ders karşı olsalar bile müslümanların problemlerinin kendilerinin de çözmesi gereken problemler olduğu gerçeğidir. 

     Baydar bu önemli soruyu sordu. Üzerinde düşünüp araştırma yapması gereken islami camianın da güçlü cevaplar vererek sorumluluğunu göstermesi gerekiyor.

     "Kitabında, “Kim bir insanı öldürürse......... o sanki bütün insanlığı öldürmüştür” yazan (Maide suresi, 32. ayet) bir dinden bunca vahşet, zulüm nasıl çıktı? " diye sormuş Baydar. Peygamberin ölümünden sonra milliyetçilik ve  gasıp iradelerin güçlenmesiyle ortaya çıkan huzursuzluk, 30 yılı geçmeden onbinlerce kişinin ölümüyle sonuçlanan savaşlara yol açıyordu. Haksızlık ve zalimlik yapanlar insanların tepesine çöreklenmiş ve buna karşı ses çıkarmak veya çıkarmamak seçeneği ortada duruyordu. Peygamberin sorunları her zaman kan dökmeden çözme yönündeki emirleri bu kızgınlık içinde çoğunlukla unutuldu. Muhalefetin sesini totaliter yöntemlerle çözmeye çalışan Emevi sultanları karşısında zamanla Sünni gelenek anarşi ortamının büyümesinden dolayı  “bir otorite varsa hataları olsa bile kan dökmeye neden olacak girişimlerden uzak durmanın daha doğru olduğu, maslahatın tercih edilmesi gerektiği”  görüşünü benimsedi. Ancak islam dünyasının başına gelen sömürü, aşağılanma sonrası islamcı hareketler bu geleneksel yaklaşımı İran devrimini de örnek göstererek şiddetle eleştirdiler. Şiddetin, hatta Filistin'de başlayan meşru gösterilen ve daha sonra tüm dünyaya yayılan intihar bombacılığının başlaması böyle oldu. Daha ilk başlarken benim de içinde bulunduğum müslüman insan hakları çevreleri intihar bombacılığının kesinlikle bir mazeretinin olamayacağını, böyle bir geleneği başlatmak için verilen fetvaların yanlış olduğunu söyledi. "Orası Filistin, orası için mazeret var ama diğerlerinde olmamalı" diyen islami çevreler  vahşet boyutuna ulaşmış son görüntülerden sonra sanırım coğrafi bakış açıları yerine ilkesel bakış açıları ile değerlendirme yapmaları gerektiğini şimdilerde anlamışlardır.

     Toplumlarda medeni değerler, sosyo kültürel olarak yükseldikçe sorunları şiddet yerine anlaşma ile  çözme oranı yükselir. Bunun dinle bir alakası yoktur. Hangi dinin olduğu bölge olursa olsun feodal ilişkileri aşamamış topluluklarda şiddetin ön plana geçmesi kaçınılmazdır. Ancak “kıtal,cihat” gibi kavramların olduğu bir dini yorumlarken sömürü karşısındaki öfkeli genç insanların dinden güç bularak gayriinsani şiddet gösterileri yapma problemi üzerinde durulması gerekir .Bu gözden kaçırtılamayacak bir derin sorun olduğunu herkese kısa sürede gösterir zaten. Bu fetvaları veren din adamlarının din anlayışlarını en baştan gözden geçirmeleri yapılacak ilk iştir. Dini referans alarak yapılan mücadele, savaş en incelikli konudur. Öfkelerin, katliamlarla büyüyen kin ve nefretin doğru bir zeminde yürümesi çok zordur bu velev ki dini fetvalarla olsun. Savaş zamanlarında verilen dini fetvaların doğru olmayacağının sürekli akılda tutulması gerekir. Belli bir zaman ve mekanda verilen fetvanın tekrar insani ve İslami değerlerle test edilmesi gerekir.  Ancak genellikle öfkeyle ayağa kalkmış genç insanların din adamlarını bu yönde zorladığını da biliyoruz.

     11 Eylül olduğunda islami camianın büyük bir kısmı bunun bir komplo olduğuna inandı. Hatta bu saldırı sonrası Amerika'nın dev kulelerinin yıkılışını mutlulukla izleyerek gizli bir gurur duyanlar da oldu. Amerika bir komplo ile İslam ülkelerine saldırı için bahane yaratmıştı onlara göre. Bu at gözlüğü takma hastalığı daha sonrasında İslam dünyasına çok ağır bir fatura olarak çıktı. Amerika'nın İslam ülkelerine yaptığı saldırıdan Müslümanlar dini, dünyevi, irfani anlamda bir fayda çıkaramadı. Amerika girdiği ülkeleri perişan ettiği gibi müslümanlar arası mezhebi, ırki çatışmalar sonrası intihar saldırıları daha da meşrulaştı.

     İslam dünyasının uğradığı büyük köleleştirmelere reaksiyon olarakbazı müslümanlar gayriinsani ve gayriislami şiddet hareketlerine yeterli tepki göstermedi. İslamofobi arttıkça İslam dünyasına yapılan çifte standartlara duyarsızlaşan ve hatta bunu destekleyen batı, uyguladığı politikalarla şiddetin artmasına yol açtı, şiddet arttıkça da İslamofobi arttı. Birbirini besleyen bir körlük ortamında birbirini tanımaya ve anlamaya çalışan entellektüel kişi ve kurumlar çok büyük zorluklar yaşadı.

     Müslüman kardeşlerin kurucusu darüttakrib çalışmaları şimdilerde tamamen unutulmuş durumda. Benna 1930'lu yıllarda uzlaşmacı yaratılışı, anlayışı ve yaklaşımının doğal sonucu olarak mezhepleri birbirine yakınlaştırma kurumu kurarak çalışmalar yapmıştı. Şimdi değil yakınlaşmayı  “diğerlerinin  mescitlerini imha etmeyi nasıl başarırız”ı  düşünen islami topluluklar nasıl bir gerileme yaşadıklarını düşünmeliler. Benna’nın yaklaşımları gerçekleştirilebilse ardından batı dünyasının insanlarıyla da çok önemli sempati köprüleri kurulabilecekti.

     Türkiye'nin el Kaide, El Nusra gibi gruplara yardım ettiği iddia ediliyor. Türkiye bazı gruplara yakın olduğunu gizlemese bile El Kaideci kimi gruplara şiddetle uzak olduğunu iddia ediyor. Bu tartışma belki istihbari çalışmalarla kesinleştirilebilir ama bilinmesi gereken imajı bozulmuş yapılarla beraber hareket etmenin hem siyasete hem de islam dinine zararı büyüktür. Bu eleştiri, taraftarlık psikolojisi içinde kulaklara değmiyor bile ama çıkarsal değil ilkesel yaklaşılması gerektiğini hep hatırlatacağız.

     Müslüman aydınlar genel olarak uyarılarını belki yetersiz de olsa yapmıştır ama sorun daha da büyüktür. Sadece Suriye, Rojava denklemi karşısında pozisyon belirlemeden önce daha kapsamlı dev bir sorun karşısındayız. Bunun için düşünmek, yazmak, sorgulamak, sempozyumlar düzenlemek gerekiyor. Bunun çağrısını  Oya Baydar'ın yapması güzeldir  ama  bu,  müslüman aydınları mahcup etmesi gereken bir durumdur. Yerimiz sığmadı haftaya devam ederiz inşaallah.

     GENİŞ UFUK

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.